Ekonomiİklim KriziManşet

İstanbul’daki şirketlerin yüzde 40’ı ‘yeşil dönüşüm’ü hiç duymamış: ‘Çevre sorunu yok’ diyen şirketler var

0

İstanbul Ticaret Odası Stratejik Araştırmalar Merkezi (İTOSAM)  “İstanbul’da Reel Sektörün Yeşil Dönüşümü: Mevcut Durum ve Beklentiler” başlıklı ilk araştırma raporunu yayımladı.

İstanbul’un 39 ilçesinin tamamından toplam 2 bin 4 şirketle yapılan çalışmaya göre şirketlerin yalnızca yüzde 58,5’i “yeşil dönüşüm” kavramını daha önce duydu. 

Şirketlerin yaklaşık yüzde 81’i, kamunun sunduğu yeşil dönüşüm teşviklerinden haberdar değil ve bilgi edinme ihtiyacı da hissetmiyor.

Rapora göre şirketlerin yalnızca yüzde 15,4’ü Paris İklim Anlaşması’na dair gelişmeleri şirket düzeyinde takip ettiklerini belirtiyor. Avrupa Yeşil Mutabakatı’na dair gelişmeleri takip eden şirketlerin oranı ise yüzde 10,3.

Şirketlerin yüzde 53,4’ü, yeşil dönüşüm sürecini yönetmekte finansal açıdan yeterli olduklarını düşünmüyor, yüzde 25’inin buna dair bir fikri yok.

Şirketlerin sadece yüzde 9,3’ü, ürettikleri ürün veya hizmetlerin karbon ayak izini biliyor. Su ayak izi içinse bu oran yüzde 8,5.

Şirketlerin yüzde 74,3’ünün iklim değişikliği denince akıllarına sıcaklık artışı/küresel ısınma geliyor. Onu sırasıyla kuraklık, aşırı hava olayları ve enerji kesintisi/krizi takip ediyor.

Şirketlere göre, iklim değişikliğine bağlı unsurlardan ekonomik faaliyetlerini en fazla tehdit eden ‘enerji kesintisidir/ krizi’.

Şirketlere son beş yılda uzun ömürlü ve çevre dostu aydınlatma sistemleri kullanmak, makine ve ekipmanları çevre dostu olanlarla değiştirmek, atıkları geri dönüştürmek, su tasarrufuna yönelik teknoloji ve ekipman kullanmak,
zararlı kimyasal ve malzemeleri çevreye zarar vermeyecek şekilde bertaraf etmek, çevresel sosyal sorumluluk projelerinde yer almak gibi 14 temel çevre dostu faaliyetlerin hangilerini gerçekleştrdiği soruldu.

Buna göre şirketlerin en az gerçekleştirdiği çevre dostu faaliyet ise yenilenebilir kaynaklarla enerji üretimi oldu (yüzde 10,8).

Şirketlerin yalnızca yüzde 44’ü atıklarını geri dönüştürdüğünü belirtirken, yalnızca yüzde 43’ü çevreci ve geri dönüştürülebilir mazlemeler kullanıyor.

Çevresel sosyal sorumluluk projelerinde yer alan şirketlerin oranı ise 17,3.

Sektör bazında bakıldığında en çok çevre dostu faaliyeti gıda imalatında çalışan şirketler yaparken, en az çevre dostu faaliyet yürütenler madencilik şirketleri.

Maliyet en önemli faktör

Çevre dostu yatırımlara ilişkin aldıkları kararlarda şirketleri yönlendiren ve motive eden en önemli faktör ise maliyetler.

Çevre dostu yatırım kararı alan şirketlerin, yatırım yaparken hangi faktörleri dikkate aldığı sorulduğunda maliyetleri azaltmak ve satışları arttırmak iki en önemli motivasyon olarak ortaya çıkıyor. ‘Sürdürülebilir kalkınma için çevresel fayda sağlamak’ motivasyonu, 7 cevap arasında beşinci sırada yer alıyor.

Çevre dostu faaliyet yürüten şirketlerin yüzde 35,4’ü, bu faaliyetlerin, toplam maliyetlerini azalttığını düşünüyor.

Şirketlerin yüzde 32,4’ü, çevre dostu faaliyet yürütmedikleri taktirde herhangi bir sorunla karşılaşmayacağını düşünüyor.

Hiç çevre dostu faaliyet yürütmeyen şirketlerin yüzde 13,3’ü, bu tip yatırımların gereksiz olduğunu düşünüyor ve yüzde 80’i üç yıl içinde böyle bir yatırım planlamıyor.

Yine yüzde 13, çevresel sorunlar olduğunu da düşünmüyor.

Bilgilendirme ve teşvik ülkemizde yeşil dönüşümün kaderiniz belirleyecek

İTO Başkanı Şekib Avdagiç, raporun açıklandığı toplantıda, şu değerlendiremyi yaptı:

“Şirketlerin birçoğu çevre dostu faaliyetler yürütme eğiliminde olsalar da bunu kurumsallaştırma ve sürdürülebilir kılma noktasında kat etmeleri gereken oldukça mesafe mevcut. Bu nedenle yeşil dönüşüme dair yasal altyapıdaki mevcut eksikliklerin giderilmesi gerekiyor. Kamu, reel sektör ve sivil toplum kuruluşları arasındaki iletişim ve etkileşimin artmasına ihtiyaç var. Tüketim kalıp ve tercihlerinin değişmesi hayati öneme sahip. Elbette bilgilendirme çalışmaları ile teşvikler ülkemizde yeşil dönüşümün kaderini çizecek temel unsurlar.”

Yeşil dönüşüm nedir?

Yeşil dönüşüm; çevresel riskleri ve ekolojik tehditleri azaltarak sürdürülebilir kalkınmayı hedefleyen bir süreç olarak tanımlanır.

Şirketler açısından ele alındığında; su, enerji ve diğer kaynakların israfının önüne geçilmesi, atık yönetimi, yeşil enerjiye geçiş, karbon salınımının azaltılması, ürün ve hizmetlerin daha çevre dostu olacak şekilde hazırlanması gibi faaliyetleri kapsar.

Kategori: Ekonomi

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.