İstanbul SözleşmesiKadınManşet

İstanbul Sözleşmesi davası: Burada köle mi yoksa yurttaş mı olduğumuza karar vereceksiniz

0

Eşitlik İçin Kadın Platformu’nun (EŞİK) çağrısıyla İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının iptali için yaklaşık 200 davanın 16’sının üçüncü duruşması görüldü. Savcı, mütalaasını açıklayarak, “Anayasa Mahkemesi, Anayasa’ya aykırılığı incelesin. Heyet aksi kanaatte ise Cumhurbaşkanlığı kararı iptal edilsin” dedi.

Bugün yurdun dört bir yanından kadın, erkek şiddetine kurban giden kadınların yakınları, kadın ve LGBTİ+ hak savunucuları, avukatlar ve siyasi parti temsilcileri Danıştay’daki üçüncü duruşmaya katılmak için Ankara’ya geldi.

Sabah 9.00’da Ankara’da Danıştay önünde yapılan basın açıklamasının ardından duruşma başladı. Sözleşme’nin feshine dair kararın iptali için açılan davaların üçüncü duruşması öncesi yapılan basın açıklamasında yine “İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmeyeceğiz” vurgusu yapıldı.

Duruşmaya Türkiye Gazeteciler Sendikası Kadın Komisyonu, CHP Kadın Kolları, İyi Partili Kadınlar, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, EŞİK, İlerici kadınlar, Kadın Meclisleri, Türkiye İşçi Partili Kadınlar, Mersin Kadın Platformu ve birçok barodan avukat katılım sağladı.

Duruşmada barolardan, derneklerden ve siyasi partilerden avukat, sözcü ve milletvekilleri söz alarak Sözleşme’nin savunmasını yapmaya devam ediyorlar. 

İlgili haber: İstanbul Sözleşmesi’ni savunmak için binlerce kadın ikinci defa Ankara’da

TGS: Hiçbirimizin can güvenliğinin olmadığı hissi ağır geliyor

Davacılardan biri olan Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Kadın ve LGBTİ+ Komisyonu’ndan Avukat Ülkü Şahin duruşmada “Bu salonda 500 kadın daha olabilirdi, bu ülkede cinskırım var. TGS 70 yıldır olduğu gibi kamunun yararını gözeterek bu davayı açmıştır. Gazeteciler kadın cinayeti ve LGBTİ+ cinayet haberleri yapmak istemiyor. Bir gazeteci, ‘Her gün 3-4 kadın cinayeti haberi düşüyor ajanslara. Psikolojim kaldırmıyor. Kabuslar görmeye başladım. Hiçbirimizin can güvenliğinin olmadığı hissi ağır geliyor’ diye tazminatını dahi almadan 15 yıldır çalıştığı gazeteden ayrılmak zorunda kaldı. Böyle bir sözleşmede yüksek kamu yararı olduğuna kuşku yoktur. Ancak sözleşmeden çıkılmasında kamu yararı var mıdır? Sözleşmeyi feshetmek anayasaya aykırıdır. Kadın gazeteciler ve LGBTİ+lar cinayet haberlerinden bıktı” dedi. 

‘Aklımızla dalga geçiyorlar’

Avukat Selin Nakıpoğlu ise üç celsedir adalet arayışı ve eşitlik talebiyle salonu doldurduklarını belirterek hemen herkesin İstanbul Sözleşmesi’nden imza çekilmesi kararının anayasaya aykırı olduğunu söylediğini belirtti. 

İlgili haber: İstanbul Sözleşmesi davası: Savcı fesih kararının iptali talebini yineledi

Nakıpoğlu, “Karşı taraf hiçbir platformda karşımızda çıkma cesareti gösteremedi. Ancak bizi çok iyi takip ettiklerini biliyoruz. ‘Sözleşme işe yaramıyordu, sözleşme olduğunda dahi cinayetler yaşanıyordu’ diyorlar. Yanlış. Sözleşme hiçbir zaman uygulanmadı ki. Aklımızla dalga geçiyorlar. Kadın hakları evrenseldir. Kadınlar 6284 sayılı kanundan yararlanmıyorlar. Kadınlara bütüncül destek sunulamıyor” dedi. 

Avukat Hülya Gülbahar da fesihin asla kabul edilmeyeceğini belirterek kararı“Bu tarihin akışını Türkiye açısından da dünya açısından da tersine çevirme girişimidir” şeklinde tanımladı. Gülbahar, “Acılarımızın ve tecrübelerimizin küçümsenmesine tahammülümüz yok. Biz dünyanın her yerinde mücadele ediyoruz. Bir gecede bir insanın ‘Ben inanmıyorum, ben istemiyorum’ demesini kabul etmiyoruz. Çok taraflı bir sözleşmenin tek taraflı feshedilmesi komik kaçıyor. Yüksek mahkemedeyiz yüzlerinize bakınca ne kadar zor durumda olduğunuzu görüyorum. Bu çıkış işlemi doğrudan anayasaya aykırıdır” şeklinde konuştu.

‘O bize sürtük diyor ama’

Türkiye İşçi Partisi (TİP) adına konuşan partinin İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil, “’Bir yüzükle yola çıktım ben’ diyen ve bugün karun kadar zengin olan Erdoğan hala siyasal İslamcı olduğunu bir grup yobaza ispatlamak için bir gecede bu sözleşmeden çıktı” dedi. 

Kadıgil’in sözlerinin üzerine Mahkeme Başkanı’ndan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın şahsına yönelik hakaretamiz ifadeleri kullanmaması üzerine uyarı geldi. Kadıgil’in uyarıya yanıtı ise salonda alkışlarla karşılandı:

“O bize sürtük diyor ama”

‘Biz tebaa değiliz, kul değiliz, eşit yurttaşlarız’

İlerici Kadınlar Derneği’nden (İKD) Umut Kurum ise “Biz laik bir ülkedeysek tebaa değiliz, kul değiliz, eşit yurttaşlarız. Burada kul mu, köle mi yoksa yurttaş mı olduğumuza karar vereceksiniz” dedi. İKD Avukatı Fulya Durak ise Sözleşme’yi şu sözlerle savundu:

“Biz Sözleşme’nin gereklerini yerine getirmekte hala çok gerilerdeyiz. Türkiye’nin görevi  İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmek değildir. Bu çekilme kararı en başta Anayasa’mızla çelişmektedir.”

‘Yaşam hakkımıza yönelik bir saldırı’

Avukat Candan Dumrul da “Kadınlar sadece bir uluslararası sözleşmeden çıkıldığı için muhalefet etmiyor. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilinmesi bizzat yaşam hakkımıza yönelik bir saldırı” diyerek kararı eleştirdi.

Siyasette çözülemeyen bir konunun yargı eliyle çözülmeye çalışıldığını ifade eden Dumrul, “Temel insan haklarına ilişkin bir konuda, bir gecede İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması kadınlara ‘sürtük’ denilmesi cüretini getirdi” dedi ve ekledi:

“İstanbul Sözleşmesi kadınların Magna Carta‘sıdır. Kadınların yaşam hakkına müdahale anlamına gelen bu çekilme kararı, çocukların istismarına kadınların öldürülmesine yol açıyor ve kamu yararına aykırıdır. İstanbul Sözleşmesi’ni alacağız, uygulatacağız”

Öldürülen kadınların isimleri salonda okundu

Manisa Barosu’ndan Avukat Ebru Kara, 2022’nin ilk altı ayında erkek şiddetine maruz kaldığı için hayatını kaybeden kadınların isimlerini duruşmada okudu. Kara, 168 kadını anarak tek tek isimlerini okudu. Anmanın ardından salondan alkış sesleri ve sloganlar yükseldi, saygı duruşunda bulunuldu.

Manisa Barosu’ndan Avukat Beril Aras  daO kadar ciddi ve önemli bir konu ki kadına şiddet meselasi gerekirse yüzlerce kez tekrar edeceğiz. Çünkü bazı kesimlerce önemsenmiyor, üstü örtülmek isteniyor, kapalı kapılar ardında kalsın isteniyor” şeklinde savunma yaptı. 

Mersin Barosu Avukatı Fatma Demircioğlu, Arzu Günay ve Hatice Us da İstanbul Sözleşmesi’nin eşit ve özgüce yaşam hakkına dair en önemki düzenleme olduğunu belirterek “Vereceğiniz karar kadınların, çocukların LGBTİ+’ların en büyük yaşam güvencesi olacak” denildi. 

Savcı, mütalaasını açıklayarak, “Anayasa Mahkemesi, Anayasa’ya aykırılığı incelesin. Heyet aksi kanaatte ise Cumhurbaşkanlığı kararı iptal edilsin” dedi. Davaların dördüncü duruşması 23 Haziran’da görülecek.

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.