İklim KriziManşet

Irak hem kuraklık hem de Dicle ile Fırat’ın kuruması ihtimali ile karşı karşıya

The Independent’da Patrick Cockburn imzasıyla yayınlanan haberi Yeşil Gazete yazarlarından Ali Serdar Gültekin’in çevirisi ile paylaşıyoruz

***

Diyala nehrinde yüzerken akıntının gücüyle sürüklenen bir arkadaşımı kurtarmıştım,” diyor Bağdatlı bir ressam ve galeri sahibi Kasım Sabti.

“Bu 50 yıl önceydi,” diye ekliyor. “Yakın zamanda Diyala’ya gittim ve suyu o kadar sığdı ki bir adam köpeğiyle beraber yürüyerek içinden geçebilirdi.”

Irak’taki nehirler, hepsinden önemlisi de Dicle ve Fırat nehirleri kuruyorlar. Ülke gittikçe daha çorak hale geliyor ve çölleşme kısıtlı tarım arazilerini yiyip bitiriyor.

Türkiye, Suriye ve İran’da 1970’lerden beri inşa edilen barajlar Irak’a ulaşan suyun akışını yarı yarıya azalttı ve durum daha da kötüye gidiyor.

Su Kaynakları bakanı Hasan el Cenabi, The Independent’a “1 Temmuz’da Türkiye, Dicle üzerindeki Ilısu Barajını doldurmaya başladı ve bu ülkemize gelen akışlarda yüzde elli azalmaya sebep oldu,” diye konuştu.

Söylediği üzere Irak’a Fırat nehrinden eskiden 30 milyar metreküp su gelirdi fakat şimdi “16 milyar metreküp gelirse seviniyoruz.”
Irak 40 yıldır süren savaşların ve OHALlerin yaralarını sararken, insanların bel bağladığı iki büyük nehrinde hızla azalan su seviyelerinden ötürü varlığı tehdit altına giriyor.

Bu nehirlerin kıyılarında 8,000 yıl önce ilk şehirleri inşa ettiler ve Gılgamış ve Kitabı Mukaddes’teki taşkın hikayelerinin ilk anlatıldığı bu yerlerde.

O taşkınlar artık geçmişteki bir şey. Sonuncusu 1988 yılında gerçekleşti. Her yıl Irak’ın komşularının aldığı su miktarı artıyor.

Binlerce yıl boyunca medeniyetleri yaşatmış nehirler dizginlenmiş durumda. (Getty/iStock)

Bu gidişat 1970’li yıllarda Türkiye ve Suriye’nin hidroelektrik güç ve devasa sulama projeleri için Fırat Nehri üzerinde barajlar inşa etmesiyle başladı. Bu, daha sonradan Irak’ın suyunun kesilmesini sağladı.

Ana kollarına İran tarafından barajlar inşa edilmekte olan Dicle’de de benzeri yaşandı.

Iraklıların protestoları etkili olmadı çünkü Saddam Hüseyin ve Bağdat hükümetindeki ardılları savaş ve zamanında daha önemli olan diğer krizlerle çok meşgullerdi.

Artık, bu miktarlarda su kaybının Irak üzerindeki yıkıcı etkilerini tersine çevirmek için çok geç.

“Bu yaz çok zor olacak” diyor bir su kaynakları mühendisi ve 2003 yılından sonra güney Irak’taki sulak alanların onarılmasından sorumlu Hasan el Cenabi.

Karun ve Kark gibi İran’dan Irak’a akan bazı küçük nehirler, İranlılar onların yönlerini değiştirdiği için tamamen yok oldular. Söylediğine göre “Karkheh’ten yılda 5 milyar metreküp su alıyorduk fakat şimdi hiçbir şey almıyoruz.”

Irak bir zamanlar gıda konusunda kendine yeterken şimdi ihtiyacının yüzde yetmişini ithal ediyor. Yerel yetiştirilmiş karpuz ve domatesler yol kenarlarında ya da marketlerde satılık fakat Iraklıların yediklerinin çoğu İran ya da Türkiye’den geliyor ya da hükumet tarafından küresel pazardan satın alınıyor.

Sulamada kullanılan sudan tasarruf için çeltik ve buğday ekimini kısıtlaması konusunda Türkiye Irak hükumetine baskı uyguluyor.
İnsan kaynaklı bu kuraklık Irak çiftçilerini vuran sadece son darbe.

Irak Hava Kuvvetlerinde geri iade edilmiş bir albay olan Imad Naja, 15 yıl önce ilk defa buğday ve diğer ekinlerden yetiştirdiği, aynı zamanda arıcılık ve balık çiftçiliği yaptığı Bağdat’ın kuzeyinde Taji’deki aile çiftliğini miras almış. Yarım ton bal üretiyormuş ve evinin yanına bir süs balık havuzu açmış.

Bağdat’ta Dicle nehri (Getty/iStock)

“Çok mutsuz hissediyorum. Çiftliğime çok emek harcadım ve şimdiki haline bakın,” diyor. Açıkladığına göre arazisinin dörtte üçünü artık sulayamadığı için işleyemiyor. Arazinin kalanında hayvan yemi olarak kara yonca yetiştiriyor fakat arı kovanları bahçenin bir köşesine terk edilmiş halde duruyor ve havuzda artık balık yok.

Diyor ki “Kendi açtığımız bir kuyudan bir miktar su alıyorum ama su tuzlu.”

Cambaz yeli çit arkasına inşa ettiği futbol sahasını kiralayarak tarımdan kazandığından daha çok para kazanıyor.

Irak, Dicle ve Fırat’tan su taşımak için geçen yüzyıl boyunca inşa edilmiş karmaşık bir su kanalı ağına sahip.

Bu kanallardan birisi olan Imad Naja’nın evinin arkasından geçen 43 numaralı kanal bir günkü ziyareti sırasında Dicle’den gelmiş çamurlu su ile doluymuş. Naja’nın söylediğine göre bu iyi görünüyor olabilir fakat gün aşırı sadece iki gün yetecek kadar su alabildiğinden bu miktar arazisini işlemek için yeterli değil.

Söylediğine göre “14 günün yedisinde su alabilirsem idare edebilirim fakat daha azıyla değil.”

Irak’taki diğer her şey gibi güvenlik ya da onun eksikliği Taji çevresindeki köylerde ana rol oynuyor. Burası Sünni bir bölge ve El Kaide’nin daha sonrasında da İŞİD’in Irak’taki kalesi olagelmiş. El Kaide’ye karşı ABD ile müttefik paramiliter bir Sünni hareket olan Al Sahwah’ın yerel liderlerinden biriydi Naja yıllar önce. İŞİD Musul’u 2014’te ele geçirdikten sonra güneye yöneldiğinde yolculuğu tehlikeli hale getiren kontrol noktalarıyla birlikte Taji için epey savaş verildi.

Naja kendi güvenliği konusunda epey rahat görünüyor fakat karısını ve beş çocuğunu Erbil’ göndermiş. Sadece güvenlikleri için değil aynı zamanda yerelde bulunmayan iyi okullara gidebilmeleri için.

Sorun şu ki Taji ve Erbil arası eskiden arabayla iki saatlik yolken şimdi Irak hükümeti ve Kürt güçlerinin çatışmaları sebebiyle ana yolun kapalı olmasından ötürü daha uzun bir yoldan gidilmesi gerekiyor ve bu yolculuk 6 saat sürüyor. Buna rağmen balık havuzunu yeniden doldurmayı planlıyor.

Irak’ın kronik su kıtlığı konusunda Irak tarafından bir şeyler yapılabilir mi? Hükumetin, daha önce Irak’a akmakta olan sudan daha fazla payı Türkiye ve İran’dan almak için yeterli siyasi gücü bulunmuyor. Hasan el Cenabi, gelecek yıl içinde Irak’ta suyun başarılı bir şekilde nasıl yönetilebileceği üzerine bir rapor gösteriyor. Oldukça kalın bir yayın fakat bunun, su krizi hakkında 35 kilo ağırlığındaki çalışmanın sadece giriş kısmı olduğunu söylüyor. Bu, Irak’ın su sorununun nasıl hafifletilebileceğini açıklıyor fakat 184 milyar Amerikan doları maliyetle ki hükumetin elinde böyle bir para yok.

Iraklılar azalan su kaynaklarının ülkelerinin görüntüsünü değiştirdiğinin farkındalar. Kasım Sabti, Iraklı ressamların nehirler, göller, sulak alanlar, palmiye ağaçları, ekinler ve bitkileri içeren 90 manzara resminden oluşan bir sergiyi Bağdat’ta açtı. “Fırat ve Dicle kurumadan bu yerlerin hatıralarını koruma altına almalıyız,” diye açıklıyor. “Bunların bazıları gelecek yıl, hiç su olmadığı için yok olabilir.”

 

Makalenin İngilizce orijinali

Haber: Patrick Cockburn

Yeşil Gazete için çeviren: Ali Serdar Gültekin

 

(Yeşil Gazete, The Independent)

Kategori: İklim Krizi