TürkiyeEditörün SeçtikleriManşetYerel

Ilısu Barajı sessiz sedasız bir insanlık mirasını daha yuttu

Haber: Ahmet Sümbül

Ilısu Barajı’nın suları altında kalan 12 bin yıllık antik Hasankeyf‘in ardından, Diyarbakır’ın Bismil ilçesi’nde bulunan ve insanlığın ilk yerleşik hayata geçtiği yer olarak bilinen Kortik Tepe de sessiz sedasız sulara gömüldü.  

Yakın Doğu‘nun en eski yerleşim yeri olarak kabul edilen Körtik Tepe kazı çalışmalarına başkanlık eden Dicle Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Vecihi Özkaya, alanın dünyada biricik olduğunu ve buradan çıkarılan eserlerin 20-30 müzede sergilenen eserlerden daha fazla olduğunu belirtti: “Burası Göbeklitepe’den de eski.  Biz tanıtımını yapamadığımız için Körtik Tepe arka planda kaldı. Kurtarabildiğimizi kurtardık, ancak çoğu eser şimdi sular altında.”

Bismil’in Pınarbaşı mezrası yakınlarında, Batman Çayı ile Dicle Nehri’nin birleştiği noktada yer alan Körtik Tepe’nin tarihi, kazılardan elde edilen bilgilere göre, 12 bin 500 yıl öncesine dayanıyor. Orta Doğu‘nun en önemli yerleşim merkezlerinden biri olduğu tespit edilen tepe, insanlığın tarımsal hayattan önce yerleşik düzene geçiş dönemine ait birçok bulguyu barındırıyordu.

18 yıldır sürdürülen kazı çalışmalarında, insanlık tarihinin dönüm noktalarından birine işaret eden önemli kalıntılar bulundu.  Şimdiye dek bilinenin aksine, Yukarı Dicle Vadisi’nin bu bölgesinde söz konusu dönemde kültürel ve ticari ilişkilerin varlığını ortaya koyan arkeolojik bulgular, Akeramik Neolitik dönem yerleşimlerden beklenenin çok ötesinde gelişkin bir özellik taşıdığını göstermişti.  Kazılarda çıkarılan eserlerin, Mezopotamya ve Yakın doğu arkeolojisinde önemli bir konuma sahip olduğunu gösterdiği tepe; yerleşim ve barınma kaygısını aşmış insanlığın tarıma geçiş dönemine ışık tutuyordu.

Körtik Tepe’de yapılan kazılarda bulunanlar arasında; taş kaplar, taş boncuklar, taş ve kemik aletlerin yanı sıra çakmaktaşı, obsidyenden üretilmiş çeşitli aletler, avcılık aletleri de bulunuyor. Ayrıca 500 civarı insan iskeletine de rastlanan tepede saptanan belirgin kerpiç katmanların yanı sıra ortaya çıkarılan gömütlerle bağlantılı yuvarlak tasarlı taş dokular, yakın çevrede yaygın ve döneme özgü mimari yapılanmanın varlığını da ortaya çıkardı. Taş döşeli dairesel planlı ve taban altı gömülü konutlar da Körtik Tepe’nin insanlar tarafından sürekli bir yerleşim için kullanıldığını gösteriyor. Baraj suları altında kalmaktan kurtarılabilenn eserler, Diyarbakır Müzesi’nde sergileniyor.

Göbekli Tepe’den 1000 yıl daha eski

Urfa kent merkezinin yaklaşık 22 kilometre kuzeydoğusundaki Örencik köyü yakınlarında ortaya çıkarılan Göbekli Tepe’de yapılan kazılarda buranın tarihinin 11 bin 600 yıl öncesine dayandığı tespit edildi ve 2018 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası listesine alındı. Körtik Tepe ise Göbekli Tepe’den 1000 yıl daha eski bir tarihe sahip olmasına karşın, adı pek duyulmadan ve ulaşılabilecek çok sayıda bulgu ve eserle birlikte tarihe karışmış oldu.

18 yıl boyuncu Körtik Tepe’de yapılan kazıları yöneten Prof. Dr. Vecihi Özkaya, Ilusu Barajı sonrasında Körtik Tepe’nin sular altında kalınacağının bilindiğini, bu yüzden de ellerinden geldiğince  hızlı bir çalışma yürütüp kurtarabildiklerini kurtardıklarını anlattı.  

“Körtik Tepe, dünya insanlık tarihinde bir ilktir” diyen Prof. Dr. Özkaya şunları söyledi:

 “Bugüne kadar o dönemde insanların av peşinde yiyecek topladığı biliniyordu. Yerleşik düzen söz konusu değildi. Ancak Körtik Tepe’de yerleşik düzeninin bütün gereklerini yerine getiren, tarım öncesi bir topluluktan bahsediyoruz.  Tarımın keşfiyle insanların yiyecek aramaktan vazgeçip gıda üretimine başladığı, bunun da yerleşimi zorunlu kıldığı gibi bir kural vardır. Çok genel geçer olan bu kural, Körtik Tepe ile geçerliliğini kaybetmiştir. Burası, bilinenlerin yeniden ele alınmasını zorunlu kılmıştır. Çünkü Körtik Tepe’de hem avcılık ve toplayıcılık yapan hem de yerleşik düzende yaşayan bir topluluk vardı”

‘Dünyanın hiçbir müzesinde bu değerde eser yok’           

Yapılan kazılarda 30 bine yakın eseri ortaya çıkardıklarını belirten Prof. Dr. Özkaya, dünyanın hiçbir müzesinde bu değerde eserlerin bulunmadığını ve evrensel bir değerin şimdi yok olduğunu söyledi:

“UNESCO Kültür Mirası Listesi’ne alınan Göbeklitepe, Körtik Tepe’nin masasına çorba olarak gelmeye utanırdı. Ama ne yazık ki buranın tanıtımını yeterince yapamadık. Bilim insanları olarak ‘en fazla ne kurtarabiliriz’ telaşı içindeydik. Ancak dünyada ikinci bir Körtik Tepe yok. İnsanlığın bu en kritik noktasına ait çok önemli bir alan, bir insanlık mirası olarak gözümüzün önünde yok oldu. ”

Arkeolojik çalışmalarda 12.500 önceki insanın yediği, içtiği, hastalığı, dini inancı, geleneği ve günlük yaşamını gün yüzüne çıkarmaya çalıştıklarını kaydeden Prof. Dr. Özkaya, bundan sonra çıkarabildikleri eserlerin arşivlenmesi ve dijital ortamda yayınlanması için çalıştıklarını söyledi.

Özkaya, çok iyi şartlarda kurtardıkları yaklaşık 30 bin eserden 10-15 bin kadarının teşhire değer eserler olduğunu belirterek, “Kazılar devam etseydi daha çok eser beklenebilirdi. Burası gelecek nesillere anlatmak ve gösterilmek isteniyorsa, Körtik Tepe adıyla müze kurulabilir” ifadelerini kullandı.

Kategori: Türkiye