İklim KriziManşetTürkiye

İklim uzmanları uyarıyor: Yabancı yeni yatırımcılar için karbon vergisi muafiyeti revize edilmeli

Paris Anlaşması‘na taraf olan Türkiye’de, iklim krizinin en büyük müsebbibi olan sera gazı emisyonunun yüzde 72’sini kömürlü termik santrallerle elektrik üretimi yapan enerji sektörü oluşturuyor.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2021 yılında yayımladığı son sera gazı emisyonu envanterine göre, Türkiye’de 2019 yılında toplam salım miktarı 506,1 milyon ton CO2 olarak gerçekleşti. Bunun yüzde 72’si ise enerji sektöründen kaynaklanıyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2021 yılında düzenlenen G20 zirvesinde 2053 yılına kadar sıfır emisyon hedeflendiğini açıklamış, ardından Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmasında Paris Anlaşması’nın ilk imzacılarından birinin Türkiye olduğunu belirterek Meclis’in onayına sunulacağını belirtmişti. Anlaşma, Meclis onayından geçerek yasalaşmıştı.

Yabancı yatırımcıya yeni santral için vergi muafiyeti

Ancak Türkiye’nin mevcut kömür politikaları hala revize edilmemiş durumda. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı‘nın resmi web sitesinde yer alan yabancı yatırımcılar için hazırlanan rehberde, Türkiye’de yapılacak yeni kömür termik santralleri için vergi muafiyeti sağlanacağı yer alıyor. Emisyondan kaynaklanan bir vergi maliyet olması halinde ise, bunu devletin karşılayacağı taahhüt ediliyor.

Yeşil Gazete‘ye konuşan Avrupa İklim Eylem Ağı Türkiye İklim ve Enerji Politikaları Koordinatörü Özlem Katısöz, bu politikanın sürdürülmesiyle 2053 sıfır emisyon hedefine ulaşılmasının mümkün olmadığını söylüyor:

“Rehber uluslararası yatırımcıya yönelik hazırlanmış. Özetle Türkiye’de karbon emisyonu gibi bir vergi bedeli olmadığını ve olmayacağını, olursa da devlet tarafından karşılanacağını belirtiliyor. 2020 başı gibi hazırlanmış bir rehber. Paris Anlaşması’ndan önce hazırlanmış olması dikkate alınmayacağı anlamına gelmiyor. Şu an online olan ve Türkiye’de yatırım yapmak isteyen yabancı bir yatırımcının erişip referans olarak kullanacağı bir belge bu. Bu vatandaşından vergisinden karşılanacak demektir.

Türkiye, eğer sıfır emisyon hedefi belirlediyse bunu bir an önce hayata geçirmesi, yeni kömür termik santralleri yapmaması ve var olan kömür termik santrallerini kapatmak için tarih belirlemesi gerekiyor. Bunları yapması gerekirken yabancı yatırımcının olası karbon maliyetini karşılayacağını vaat etmesi 2053 hedefine, taraf olduğu Paris Anlaşması’na tamamen aykırı. Bu maliyet vatandaşların vergisinden karşılanacak.”

Enerji Atlası verilerine göre, Türkiye’de 51 tane kömür termik santral bulunuyor. Yapılması planlanan Kömür ve Linyit Yakıtlı Termik Santraller‘in sayısı ise 13.

TEİAŞ Yük Tevzi Bilgi Sistemi’nin 2021 Eylül sonu verilerinde Türkiye’deki kömürlü termik santraller toplamda 20.331 MW kurulu güce sahip olduğu belirtiliyor. Kömürlü termik santrallerinin Türkiye’nin elektrik üretimindeki payı TEİAŞ’ın üretim verilerine göre 2020 yılında yüzde 35 seviyesinde.

Geçen hafta başlayan İklim Şurası’nda konuşan Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi (İPM) İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü Dr. Ümit Şahin, Türkiye’nin 2022’ye “iklim politikalarını bütünüyle değiştirme” iddiasıyla girdiğini söylemiş; ilk adım olarak yeni kömürlü termik santral lisanslarının tamamının iptal edildiğinin açıklanması gerektiğine dikkat çekmişti.

Şahin en önemli adımın da yenilenecek ulusal katkı beyanıyla kömürden tamamen çıkış tarihinin de açıklanması olacağını belirtmişti: “Bizim çalışmalarımız bu tarihin en geç 2035 olması gerektiğini ortaya koyuyor ancak bu tarih gelmeden zaten mevcut santrallerin önemli bir kısmının kapatılması gerekiyor. Türkiye’nin uzun vadeli bir kömürden çıkış tarihi belirleyip bu tarihe kadar bütün kömürlü santralleri tam kapasite çalıştırmayı düşünmesi yapacağı en büyük hata olur.”

Sınırda karbon uygulamasını da etkileyebilir

Karbon vergisi sadece Türkiye içini değil, imza atılan bağlayıcı anlaşmalar sayesinde Türkiye’nin ülkeler arası emisyon ticaretini de ilgilendiriyor.

Avrupa Birliği’nin (AB) “2050’de Karbon Nötr İlk Kıta” olma hedefiyle hazırladığı Sınırda Karbon Uygulaması, 14 Temmuz’da onaylandı ve karbon emisyonunun düşürülmesi yönünde önemli bir vergi regülasyonu hayata geçirilmiş oldu. 2023’te başlatılacak sistemde, 2026’dan itibaren AB’ye ihraç edilen ürünler için üretim sürecinde salınan sera gazı tonu başına vergi alınacak. Yeni sistemde önceki uygulamalardan (örneğin Emisyon Ticaret Sistemi, ETS) farklı olarak, şirketler, üretim koşullarından ziyade ihraç ettikleri ürünler üzerinden vergilenecekler.

Hesaplamalar, karbon fiyatının 30€/ton olduğu senaryolarda, Türkiye’nin AB’ye yıllık 1,074 Milyar € ödemesi gerekeceğini gösteriyor. 50€/ton olması durumunda tahmin edilen rakam 1,777 Milyar €.

İlk bakışta Türkiye’deki sektörleri olumsuz etkileyecek gibi duran bu regülasyon sadece AB’ye ihracatta bulunacak tüm ülkeler için geçerli olacak. Dolayısıyla Türkiye’nin aleyhine olacak gibi duran düzenleme, uzun vadede doğru yeşil yatırımların yapılması ile ticarette rakiplerine karşı avantaja dönüşebilir.

İklim Şurası gelecek ay sonuç bildirgesini açıklayacak

Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadele projeksiyonu için atılan ilk adımlardan biri, kamu kurumları, yerel yönetimler, uzmanlar, iş dünyası, uluslararası kuruluşlar, özel sektör ve STK’lerden 500’den fazla konuşmacının katkı sağladığı toplantılarla başlayan İklim Şurası olmuştu.

Emisyon azaltımı, iklim değişikliğine uyum, adil dönüşüm, emisyon ticareti gibi konularda uzman ve paydaşları bir araya getiren şuranın, Türkiye’nin ulusal katkı beyanının katılımcı ve kapsayıcı olması için önemli bir araç olacağı ifade ediliyor. Şura gelecek ay, sonuç bildirgesini yayımlayacak.

Ayrıca hazırlıkları devam eden İklim Kanunu‘nun bu yıl tamamlanması ve  Türkiye’nin Mısır’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği 27. Taraflar Konferansı’nda (COP27) güncellenmiş ulusal katkı beyanını sunacağı tahmin ediliyor.

 

Kategori: İklim Krizi