Hafta SonuManşet

Görme(me) Biçimleri*

0

Seslerle görmek, kokuyla duymak ve bastonsuz yürümeyi öğrenmek.

Filmi izlediğim MUBI platformundaki bir izleyici, Polonyalı yönetmen Andrzej Jakimowski’nin, 2012 yapımı filmi “Imagine”i bu şekilde tanımlamış.

23

Filmin Tükçe adı bile aslında gerçek dünyanın engellilere bakışını net bir şekilde özetliyor, “Hayallerin Ötesinde“. Oysaki film, isminde yazanı sunuyor izleyiciye, “Hayal et”.

Portekiz’deyiz. Bir görme engelliler okulunda. İngiltere’den yeni bir hoca gelir okula, Ian. 30’lu yaşlarındadır Ian, görme engelli olmasına rağmen baston kullanmadan yürümekte; seslerden, kokulardan, titreşimlerden faydalanarak göremediği dünyayı beyninde tasarlayarak gören biri gibi yaşamını idame ettirmektedir.

Okula da bu yeni yöntemini diğer öğrencilere aktarmak üzere gelir. Önce kör olduğuna inanmaz öğrenciler. Akılları almaz bu durumu, “Bir görmeyen, bastonsuz nasıl yürüyebilir ki?

Derslerin birinde bu soruyu yöneltirler Ian’a, “Evet” der Ian, “Bir kör bastonsuz yürüyebilir, ayaklarında bir problem olmadığı sürece

Okulda odasına kapanan Ian yaşlarında bir karakter daha vardır. İnsanların kendisini hor görmesine, hayata her adım attığında “yardım edelim” zorlamasına maruz bırakmasına isyan ederek bastonunu kırıp atan, sokakla da iletişimini kesen Ian yaşlarındaki Alman Eva.

26

Ruhban okulundaki odaları da bitişiktir Ian ile Eva’nın. Eva’nın tek sosyal aktivitesi el yordamı ile penceresinin pervazına konan kuşlara yem vermektir. Eva’nın münzevi haline dair bilgileri de edinen Ian, derslerine devam ederken bir yandan da Eva’yı içine hapsolduğu kabuktan kurtarma planlarına girişir. Bükerek elde ettiği bir tel yardımı ile kendi pencere pervazında kuş adımları seslerini taklit eder, hemen peşine pencere dışına doğru silktiği örtü ile kuşların uçuş sesini betimler.

Ian’ın okulun bahçesinde verdiği derslerden okul idaresi rahatsızlık duymaktadır. Tüm öğrencileri yanına toplar Ian, “Evet, ne görüyorsunuz?” diye başlar her ders. Çocuklar seslerden ördükleri kurgu ile o an okul bahçesinde yaşananları betimler.

24

Ayak sesleri çok önemlidir seslerden örülen dünyada. Topuklu ayakkabı giyer Ian ve ayaklarını yere vura vura yürür her defasında. Sesin yarattığı titreşim önünde ne olduğuna dair fikir verir ona. Elini şıklatır, dilini damağına vurarak sesler çıkarır. Ses, onun gözü olur ve bu keşfini diğer görme engellilere öğretmek amacı ile yaşar.

Önünde engeller vardır ama. Kendi öğrencileri, Okul idaresi, Ian’ın her defasında önüne yeni setler çeken okul müdürü. Önce ona inanan ama sonra yanlış anlamalar ile Ian’ın karşısında yer alan Eva.

Görmek nedir?

Yönetmen Andrzej Jakimowski, filmi dar çerçevelerde çekmiş. İzleyici olarak bizler de tüm cepheyi görmüyoruz. Bu, izleyici için görmeyenler dünyasına yakın olmayı sağlıyor. Bahçedeki derslerde sadece Ian ve öğrencileri görüyoruz. Seslerden kurmaya çalışıyoruz biz de göremediğimiz dünyayı. Bir şıpıdık terlik sesi, kadın mı bu kişi, ne yapıyor peki, bir tabak vuruldu yere, demin cinsiyetini tahmin etmeye çalıştığımız kişi okulun kedisini süt içmeye çağırıyor. Başka bir gün biz duyduğumuz sesi öğrenciler ile birlikte çözmeye çalışırken, “Gülleri buduyor bahçıvan” diye açıklıyor Ian. Çocuklar gül tarhına gidiyor ancak ellerinin yüzlerinin çizilmesi haricinde bir şey elde edemiyorlar. Kamera bir yana kayınca bahçıvanın okulun duvarındaki asmada bulunan gülleri budadığını görüyoruz.

25

“Imagine”i izleyin derim. Çok ama çok güzel bir film. İzleyene yaşattığı keşif duygusu ise muazzam. Filme dair çok detay verdiğim zannında iseniz yanılıyorsunuz. Filmin içeriğine dair çok temel detayları aktarmadım bilerek, izlerken keyfine varabilesiniz diye.

Imagıne’i MUBI kanalı ile ilk izlediğimde aklımda hep, “Bir kör ve seslerle dünyayı görme hikayesi. Bu olsa olsa çok hayalperest bir kurgudur” düşüncesi vardı. Ama hayat bize sürekli oyunlar oynar. Filmi izledikten birkaç gün sonra Açık Radyo’nun Açık Gazete programında her Salı “Açık Bilinç” isimli köşesi olan Güven Güzeldere, seslerle görmek üzerine çalışmalar yapan bir bilim insanından ve bu çalışmaların bilim dünyasında yaratttığı heyecan dalgasından bahsediyordu.

2829

Ian’ın, kendisine en başından beri hiç inanmayan en muhalif öğrencisi Cerano’nun, “Ama bir gemiyi nasıl duyabilirim?” sorusuna verdiği yanıtta olduğu gibi, “Evet duyabilirsin. Seninle konuştuğunu hayal et. Önce hayal et, o zaman konuşur. Sen de duyarsın”

 

Imagıne
Yönetmen: Andrzej Jakimowski
Polonya 2012

* Filmi MUBI‘de seyrettim. MUBI Türkiye vizyonuna 25 Aralık’ta giren filmin bugün son günü

* Başlığı John Berger abimizin efsane kitabı, “Görme Biçimleri“ndan uyarladım

 

Kategori: Hafta Sonu

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.