Editörün SeçtikleriEkolojiManşetVideoYerel

Geliyê Godernê Şelalesi kuraklık, baraj ve kirlilik tehdidi altında

Haber: Metin YOKSU

*

Diyarbakır‘ın Kulp, Silvan, Lice ve Hazro sınırları içinde yapımı devam eden ve büyük çoğunluğu bitmiş olan Silvan Barajı sebebiyle Süryani, Ermeni ve Kürt‘lere ait tarihi alanlar ile doğa harikaları sular altında kalacak.

Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamında 2009 yılında planlanmış olan Silvan Barajı’nın yapımına 2010 yılında başlanmıştı. Yapımının tamamlanması ile sular altında kalacak doğa harikalarının biri de Diyarbakır’daki Geliyê Godernê Şelalesi.

Kirlilik seviyesi artıyor

Diyarbakır, Batman ve Siirt’ten sıklıkla ziyaretçinin uğradığı doğa harikası bugünlerde baraj tehdidinin yanı sıra insanların ardında bıraktığı artıklar sebebiyle de kirlenmeye başladı.

Şelalenin bulunduğu vadi 1990’lı yıllarda çatışmaların yoğun olarak yaşandığı yer olurken özellikle 2013 yıllarının ardından yurttaşların gezme amaçlı keşfettiği bölgeler arasına girdi.

Çatışmalı sürecin bölgede azalması ile birlikte özellikle hafta sonları piknikçi akınına uğrayan şelale doğa fotoğrafçıları ve gezi gruplarının da ilgi odağı haline geldi.

Mağara dönemlerine ait tarihi alanlar

Vadi boyunca Süryani, Ermeni ve Kürt’lere ait tarihsel alanlar bulunurken özellikle de şelalenin bulunduğu alandaysa mağara dönemlerine ait tarihi alanlar bulunuyor.

Vadinin bulunduğu yerde II. Abdulhamit döneminde inşa edilen ve mimarisi Diyarbakır ve Batman’ı bir birine bağlayan Malabadi Köprüsü‘ne benzeyen Taş Köprü de bulunuyor. Sarım Çayı üzerinde kurulu bulunan ve sudan yüksekliği tahmini on metreyi bulan köprü üstünden dahi sudaki berraklıktan dolayı suyun dibinde yüzen balıklar çıplak gözle görülebiliyor.

Kuraklık nedeniyle suyu az

Taş Köprü’den kuzeye doğru yaklaşık 3 kilometrelik yolun en az 2 kilometresi yayan olarak ve kimi zaman balıklar ile birlikte yürüyerek şelaleye ulaşabiliyorsunuz.

Sudan yürümek istemeyenler için ise yukarıdan patika yollar bulunuyor. Şelaleye vardığınız da yaklaşık 10 metre yükseklikten gürül gürül akan buz gibi suyun kayalara vuran sesini duyuyorsunuz.

Bu yıl kuraklıktan dolayı su az olsa da şelalede aşağıya doğru sarkan sarkıklar, suyun biriktiği minik havuzlar size Denizli‘de bulunan Pamukkale Travertenleri’ni anımsatıyor.

Özellikle su kimi yerlerde yosun tutmuş kayalardan köpük şeklinde akışı görenleri büyülüyor.

Güneşin yavaş yavaş dağların ardına düşmesi ile birlikte ise vadiye düşen kızıllık ile birlikte şelanin kimi yerlerine düşen ışık hüzmeleri küçük küçük gökkuşağı yaratması görsel şöleni de beraberinde getiriyor.

Günün her saatinde ayrı bir güzelliği bulunan vadide gün batımının başlaması ile dağların silueti suyun berraklığına yansıması görenleri kendine hayran bırakıyor.

İnsan tehlikesi ile karşı karşıya

Tüm bu doğal güzellik ise bugünlerde insan tehlikesi ile karşı karşıya… Yaz boyunca Diyarbakır, Batman ve Siirt’te şehrin gürültüsünden kaçanlar buralara pikniğe gelirken bırakılan çöpler de çoğalmaya başladı.

Söndürülmeden bırakılan ateşler ormanı tehdit ederken, bırakılan çöpler ise doğayı tehdit ediyor.

Özellikle baraj nedeni ile doğası tehdit altında bulunan şelalenin temizlenmemesi durumunda ise bölgedeki doğal yaşamı tehdit edilmeye devam edecek.

Gürül gürül akan suyun içinde balıklar ile birlikte suda hareket eden atık bir market poşetinin üzerinde yazılı olan “Doğayı seviyorum” yazısı insanın doğayı ne kadar sevdiğine kanıt niteliğinde adeta!