ManşetDoğa MücadelesiEnerji

Gaziemir’deki radyoaktif atıklarla ilgili arazi sahiplerinin açtığı davada bilirkişi raporu açıklandı

İzmir’in Gaziemir ilçesindeki, yıllar önce kapatılmasına rağmen toprağa gömülen radyoaktif maddeler nedeniyle halk arasında İzmir’in Çernobil’i olarak bilinen ve Pınar Demircan tarafından da gündeme getirilen eski kurşun fabrikası hakkında inceleme yapan bilirkişi, raporunu tamamladı.

Bölgedeki arazi sahipleri tarafından Aslan Avcı Döküm Sanayi Ticaret A.Ş.’ye açılan davada, arazi sahipleri şirketi radyoaktif madde ile topraklarını ve yeraltı sularını zehirlemek ile suçluyordu.

İzmir 7’inci Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından görülen davada, mahkeme bilirkişi raporuna başvurulmasını hükmetmişti.

‘Etkileri gelecekte de devam edecek’

Kimya Mühendisi Abdullah Kaymaz tarafından hazırlanan bilirkişi raporu ağır kimyasal ve radyoaktif kirleticilerin bölgede hala yer aldığına ve bu maddelerin doğayı ve insan sağlığını olumsuz etkilediğine işaret ediyor.

Radyoaktif kirliliğin söz konusu olmasından dolayı mutasyona uğrayarak  gelecekte de bu etkilerin devam edeceğinin vurgulandığı rapor iş güvenliği ve çevre ihlallerinin yapıldığının altını çiziyor.

‘Yönetmeliklere aykırı davrandı’

Şirketin faaliyetlerine başladığı tarihten sonlandığı tarihe kadar geçen sürede İş Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü’nün 6, 61 ve 83’üncü maddelerinde açıklanan önlemleri almadığı belirtilen raporda yükümlülüklerin de yerine getirilmediği belirtiliyor.

Raporda şirketin ayrıca, 2872 sayılı Çevre Kanunu Kirletme Yasağı ve Atık Yönetimi Yönetmeliği’ne aykırı davranarak yükümlülüklerini yerine getirmediği, çevre mevzuatında öngörülen tedbirleri almadığı ve yeraltı sularını ve bahsi geçen arazideki toprağı kirlettiği aktarılıyor.

Şirketin, bunlara ek olarak iyonlaştırıcı radyasyon ışınlamalarına karşı kişilerin ve çevrenin radyasyon güvenliğini sağlamak amacıyla çıkarılmış olan Radyasyon Güvenliği Yönetmeliği’ne ve Radyoaktif Maddenin Güvenli Taşınması Yönetmeliği’ne aykırı davrandığından bahsediliyor.

Raporda yapılan incelemeler sonucunda toprakta ve suda radyoaktif ve tehlikeli kimyasal maddelerden oluşan kirliliğin gerçekleştiği ancak ölçümlerin yetkili kurum ve kurumlarca 2020 yılı itibariyle yeniden yapılması gerektiği belirtiliyor.

Ne olmuştu?

Emrez Mahallesi’nde, 1940 yılında faaliyete başlayan Aslan Avcı Döküm Sanayi Ticaret A.Ş.’ye ait olan 70 dönümlük arazide semt sakinlerinin ihbarı üzerine Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) tarafından 2007 yılında yapılan araştırma sonucunda 100 bin ton radyoaktif atık gömülü olduğu rapor edilmişti.

İnceleme sonucunda yurtdışında getirilen nükleer çubukların (Europium 152) kurşun ve gümüş geri dönüştürüldüğü sonrasında da denetimsiz olarak araziye gömüldüğü anlaşılmıştı.. Ağır metal atıkların da tespit edildiği bölgedeki radyasyon miktarının ise normal değerin 219 katı  ölçülmüştü.

Yedi yıl sonra başlayan çalışma yarıda bırakıldı

Olayın ortaya çıkmasından yedi yıl sonra ise sahanın temizlenmesi ve rehabilitasyonu için çalışmalar başlamış ancak denetimsizlik ve ihmal burada da devam etmişti.

Nükleer atık bertaraf işi ÇED raporu olmaksızın hiç bir uzmanlığı bulunmayan Turanlar A.Ş isimli şirkete devredilmiş, şirket ise bir yıl sonra ödenek almamasını gerekçe göstererek çalışmayı durdurmuştu.

Tarihin en yüksek çevre cezası

2014 yılında mahalle sakinlerinin şikayeti üzerine şirket hakkında dava açılmış, Davacı vekili Arif Ali Cangı tarafından yürütülen adli süreç 5,7 milyon TL ile şirketin Türkiye tarihinin en yüksek çevre cezasına çarptırılmasına imkan vermişti.

Fabrika sahipleri cezaya itiraz ederek, nükleer temizliği de derme çatma yöntemlerle yapma girişiminde bulunmuş Anayasa Mahkemesi ise cezanın yerinde olduğunu belirterek para cezasını onamıştı.  Ancak, ortaya çıktığı 13 yıl öncesinden bu yana atıklar hala mahalle sakinleri için tehdit oluşturmaya devam ediyor.

Demircan: NDK göreve çağrılmalı

Konuya ilişkin gazetemizin nükleer editörü Pınar Demircan’ın  yorumu ise Nükleer Düzenleme Kurumu ‘nun göreve çağrılması gerektiği yönünde oldu.

2017 yılının Aralık ayında KHK ile kurulan Nükleer Düzenleme Kurumu (NDK)’nın sorumlulukları arasında nükleer tesis güvenliğinden tutun da radyoaktif atıkların yönetiminden radyasyon güvenliğine kadar insan ve çevrenin haklarını ilgilendiren bir çok konu olduğuna işaret eden Demircan, nükleer süreçlerle ilgili radyasyon güvenliği ve toplumsal sağlık konularında tek yetki sahibinin  NDK olduğunun altını çizdi.

‘Türkiye hala iki nükleer projede ısrar ediyor’

Gaziemir’deki nükleer atık sorununu çözmemiş TC’nin nükleer güç sahibi olmak adına Akkuyu‘da inşaat sürecinde, Sinop‘ta ise ÇED sürecinde olan iki projeyle ısrar ettiğini hatırlatan Demircan, Sinop Nükleer Santrali‘nin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onaylanan ÇED raporunda Nihai Atık Bertaraf Tesisi kurmak gibi bir planın da yer aldığına dikkat çekti. Demircan şu ifadelere yer verdi:

Şüphesiz Gaziemir’deki nükleer atık sorunu  olmasa dahi nükleer santral projeleri karşı çıkılmayı hak etse de Gaziemir gibi on yıllarca süren , çözümsüz bırakılan, insanların ve çevrenin mağduriyeti yaşanırken eğer bugün engellemeyi başaramazsak Gaziemir benzeri çok ciddi radyoaktif sorunlarımızın olacağına kesin gözüyle bakabiliriz.

Bunca yıl TAEK’i göreve çağırdık hiç bir sorumluluk alınmadı şimdi de TAEK’i de içine alarak kurulan Nükleer Düzenleme Kurumu’nun yurttaşların  mağduriyetlerini gidermesini ve radyoaktif kirliliğin bertarafını sağlamasını bekliyoruz.

 

 

 

 

Kategori: Manşet