DoğaEditörün SeçtikleriManşetYerel

Dersim’deki orman yangınları, endemik bitki ve hayvanları da yok ediyor

Haber: Havva Cuştan

*

Dersim’de 9 Mayıs’ta başlayan orman yangınları, ilk günlerdeki hızını kesse de halen ara ara ediyor. Ne söndürülen ne de söndürülmesine izin verilen yangınlarla ilgili yetkililerin tavrı ise şaşırtıcı: Yangın yok!

90’lı yıllarda hız kazanan köy boşaltma sürecinden bu yana neredeyse kesintisiz devam eden orman yangınları, doğal nedenler ve piknik, anız yakma gibi insani faaliyetler dışında zaman zaman PKK’liler zaman zaman da militanların sığınak bulmamaması için devlet tarafından bilinçli olarak çıkarılıyor ya da askeri operasyonlar sırasında yeşil örtü yanıyor.

1996 yılında hazırlanan TBMM Göç Raporu’na göre bu süre zarfında yangınlar yüzünden 45.000 insan yerini yurdunu terk etmek zorunda kaldı. Dersim Araştırma Merkezi’nin (DAM) 2019 yılında açıkladığı raporda ise, 2017 yılında 14 Temmuz’da başlayan yangınların 17 Eylül’e kadar sürdüğü, 2018 yılında ise 26 Temmuz’da başlayan orman yangınlarının 30 Eylül’e kadar sürdüğüne dikkat çekiliyor. DAM’ın açıkladığı rapora göre bu yangınların büyük kısmı askeri operasyonlar, atılan havan topları yüzünden gerçekleşti.

Son olarak Hozat ilçesinin Amutka mevkiinde 9 Mayıs günü başlatılan askeri operasyon ve bombalamaların ardından, ormanlık bölgede çıkan yangınla ilgili konuşan yöre halkı, söndürülmesi için yapılan tüm çağrılara rağmen herhangi bir müdahalede bulunulmadığını, kendilerinin de “pandemi” ve “operasyonların sürdüğü” gerekçesiyle söndürme çalışması yapmalarının engellendiğini anlattı.

Dersim Valiliği ise Orman Genel Müdürlüğü’nü referans göstererek bölgede bir yangın olmadığını açıkladı.

Orman Genel Müdürlüğü, yangın haberleri üzerine resmi sosyal medya hesabından şunlar demişti:

“Tunceli’de orman yangını haberleri asılsızdır. Sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlar terörle mücadeleyi gölgeleme/yavaşlatma amacı taşımaktadır. Halkımızı terör gruplarının algı çalışmalarına karşı dikkatli olmaya davet ediyoruz.”

Resmi olarak kabul edilmeyen yangınlar bir yana, kabul edilenlerin ise neden çıktığına ilişkin açıklama yapılmıyor.

Yangınları, yöre halkına ve doğasına verdiği zararı Dersim Araştırma Merkezi (DAM) Başkanı Selman Yeşilgöz ve Munzur Çevre Derneği Başkanı Ali Ekber Barmağıç ile konuştuk.

‘İktidarlar değişse de orman yakma politikası değişmiyor’

DAM Başkanı Yeşilgöz,  yangınların en büyük sebebinin devletin “güvenlik” politikaları olduğu kanısında: “Bölgede yaşanan sorunların bu güvenlik politikaları ile çözülmeyeceği aşikardır. 1990’larda başlatılan köy ve orman yakmalar sonucu o yıllarda 480 köyün yaklaşık 300 köyü boşaltıldı.  O dönemde amaç,  yöreyi insansızlaştırmaktı. 1990’lardan sonra ise en yoğun biçimde 2017-2018 yılında ormanlarımız yakıldı. Bu politika iktidarlar değişse de değişmeyen bir politika olarak devam ediyor. “

‘Yangınlar endemik bitkileri de yok ediyor’

Dersim coğrafyasının endemik bitki ve hayvan türleri ile çok çeşitlilik gösteren bir skalası olduğuna dikkat çeken Yeşilgöz, şunları söyledi:

“Böyle bir coğrafyanın yakılması ormanların içindeki karıncadan ayıya birçok hayvan türününde yok olması, yakılması demektir. Ve aynı zamanda orada bulunan endemik bitkilerinin de yok edilmesi demektir. Geçen hafta bölgede tespit edilen ender bulunan Wagner Kaya Engereği yılanları yok oluyor. Bunu Milli Parklar Müdürlüğü yetkilileri de ifade ediyor. Yani yangınlar, nesli tükenme tehlikesi altında olan bu canlıların yok olması anlamına geliyor. Bu gerek iç hukuka gerek Avrupa Birliği hukukuna aykırı bir durum. Güvenlik politikaları çözüm değil, çözümsüzlük getiriyor. Buradaki endemik bitkiler, yabanıl hayat güvence altına alınması gerekiyor. Bu politikaların önüne geçebilmenin yolu da sivil toplum örgütlerinin, siyasi partilerin, çevre örgütlerinin ortak mücadelesiyle gerçekleşecek.”

‘Yangını söndürmek isteyen halk engelleniyor’

Yeşil Munzur Çevre Derneği Başkanı Barmağıç ise Dersim bölgesinde son beş yılda yangınların süreklilik kazandığına dikkat çekti. Devletin tedbir almak bir yana yangını söndürmek isteyen bölge halkını da engellediğini kaydeden Barmagıç şöyle konuştu:

“Bu yangınlar Munzur bölgesinin doğal yapısını bozuyor. Biz, doğal mirasımızın gelecek kuşaklara da kalmasını istiyoruz. 12 Mayıs’ta son yangın için ‘Dersim yanıyor ses ol’ kampanyamıza birçok insan destek verdi. Bu dayanışmanın çoğaltmasını istiyoruz. Devlet orman yangınlarını yasadışı terör örgütleri tarafından çıkarıldığını iddia ediyor. Ama bu yangınlar askeri operasyonların yapıldığı yerlerde çıkıyor. Esasında bu ormanların yanması bahsi geçen örgütler bakımından aleyhe olan bir şey, çünkü; ormanların yokluğu gizlenmelerini önler. Orman Bakanlığı ya da Orman Genel Müdürlüğü gibi ormanı korumakla görevli kurumlarda  yangınlar çıktığında herhangi bir söndürme faaliyetinde bulunmuyor.”

‘Pandemi doğasını korumak isteyenlere var doğayı talan edenlere yok’

Pandemi bahane edilerek halkın yangınları söndürmesine engellemeye çalışanların doğayı talan eden şirketlere pandemi yasaklarını uygulamadıklarına dikkat çeken Barmağıç, sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Sadece bu şirketler değil, AKP kongreleri kitlesel şekilde yapılıyor, taraftarların sokağa çıkmasına izin veriliyor ama doğasını korumak isteyen halka izin verilmiyor. Burada sermaye lehine bir tercih söz konusu. Sadece bu yangınlar değil, ranta açılan araziler, barajlar ve HES’ler doğayı bir bütünüyle katlediyor. Yaşam savunucularının amasız fakatsız bütünüyle bir araya gelmesi şart.”

 

 

Kategori: Doğa