COP27İklim KriziManşetTürkiye

[COP27 Liderler Zirvesi-7] Türkiye güncellenmiş Ulusal Katkı Beyanı’nı açıkladı: Emisyon azaltım hedefi yüzde 41 oldu

0
Kurum bugün COP27'de ulusal katkı beyanını açıkladı.

İkinci haftanın başında devam eden COP27 Üst Düzey Liderler Zirvesi’nde bugün konuşma yapan Türkiye Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, merakla beklenen güncellenmiş Ulusal Katkı Beyanı‘nı açıkladı.

2030 yılı için yüzde 21 olarak açıklanan hedefi yüzde 41’e yükselttiklerini açıklayan Murat Kurum Türkiye’nin 2038′i de emisyon pik yılı olarak belirlediğini duyurdu.

Yüzde 41 emisyon azaltım hedefi 2030 yılına kadar yaklaşık 500 milyon ton sera gazı azaltımı anlamına geliyor.

Bakan Kurum, yeni belgenin tüm kurumlar ve özel sektörl istişare edilerek bilimsel verilerle hazırlandığını söyledi ve ekonomi genelinde yedi emisyon azaltım sektörünü ve uyum bileşenini içerdiğini belirtti.

Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefiyle yeşil dönüşümde yeni bir dönem başlattığını söyleyen Kurum, konuşmasında İklim Değişikliği Kanunu taslağından ve yerli otomobil TOGG’dan da bahsederek “çevre insan ve doğayı merkeze alan Türkiye Yüzyılı’nın amacının hiç kimseyi geride bırakmamak olduğunu” söyledi:

“Paris Anlaşmasını uygulamak artık bir tercih değil tüm ülkeler için zaruriyettir. Bu anlamda hepimiz etkin politikalar üreterek ülkelerimizdeki yeşil dönüşümü başarıyla gerçekleştirmek zorundayız.”

Neler vardı, neler bekleniyordu?

Türkiye, 30 Eylül 2015’de Niyet Edilen Ulusal Katkı (NEUK) raporunu göndermişti. Bu rapora göre, 2030’da standart işleyişin (Sİ) yüzde 21’e kadar altında bir sera gazı düşürme hedefi (arazi kullanımı, arazi kullanımı değişikliği ve ormancılık (AKAKDO) bulunuyordu.

Tüm ekonomiyi hedef alan azaltma planları dahilinde, Türkiye’nin NEUK verileri, standart işleyişe göre 2030’da 255 MtCO2e’ye kadar düşüş hedefliyordu.

Climate Action Tracker,  (İklim Eylem Takipçisi) Türkiye’nin hedefini “yetersiz” olarak değerlendirmişti ve şu yorumları yapmıştı:

“Türkiye’nin taahhütü, 2°C’lik bir yayılma yoluna ulaşmak için gereken “adil” yöntem değerlendirmeleriyle uyuşmuyor. Bunun anlamı, ısınmayı 2°C’nin altıyla sınırlama konusunda istikrarlı olmayacağıdır: şŞyet tüm ülkeler bu düzeyde bir girişimde bulunsaydı, küresel ısınma 21. yüzyılda muhtemelen 3-4°C artmış olurdu. Isınmayı 2°C’nin altında tutma konusunda geçerli bir katkıda bulunmak için Türkiye’nin 2020 sonrası hedefini ikiye, hatta üçe katlaması gerekir.”

COP27 öncesinde iklim aktivisti gruplar, Türkiye’nin sunmaya söz verdiği güncellenmiş Ulusal Katkı Beyanı’nı ve 2053 net-sıfır kararına uygun olarak mutlak azaltım hedefiyle hazırlaması gerektiğinin altını çiziyordu.

En büyük ortak talep Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefine ulaşabilmesi için 2030’da (2020 seviyesine oranla) en az yüzde 35 mutlak emisyon azaltımı hedeflemesiydi. Buda Türkiye’nin emisyonlarını 2020 yılındaki 523,9 MtCO2e (milyon ton karbondioksit eşdeğeri) seviyesinden 340 MtCO2e’ye indirmesi anlamına geliyor.

İklim Değişikliği Politika ve Araştırma Derneği (IDPAD) Yönetim Kurulu Üyesi Gülşah Deniz Atalar şöyle demişti:

“Türkiye dahil tüm ülkelerin, net sıfır hedefine ulaşabilmek için hedeflerini iyileştirmeleri, daha iddalı hale getirmeleri gerekiyor. Türkiye yüzde 35 azaltım gibi gerçekçi bir mutlak azaltım hedefi vererek önemli bir adım atacaktır.”

Son IPCC raporuna göre, iklim değişikliğinin en şiddetli etkilerini önlemek için emisyonların 2025 yılına kadar zirve yapması, yani bu tarihten itibaren düşüşe geçmesi gerekiyor. 2030’a kadar küresel emisyonlar azalmaya başlaması küresel ısınmanın 2 dereceden fazla yükselmesini önlemek için yeterli değil.

Türkiye, daha önce hiç emisyon pik yılı belirlememişti. Emisyonların zirve yapacağı yılı açıklamak, o yıldan itibaren emisyonların azalacağına dair bir beyan vermek anlamına geleceği için, daha önce azaltıma dair net sözler vermeyen Türkiye için önem arz ediyor.

Ulusal Katkı Beyanı (NDC) nedir?

Paris Anlaşması‘nın ve uzun vadeli iklim hedeflerine ulaşılmasının merkezinde yer alan Ulusal Katkı Beyanları (NDC’ler), her ülkenin kendi koşullarına göre ve gönüllü olarak belirlediği ulusal emisyonları azaltma ve iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlama çabalarını somutlaştıran bildirimlerdir.

Paris Anlaşması’nın 4’üncü Maddesi, taraf her ülkeden 2020 sonrası iklim eylemlerini özetlemesini ve NDC’ler olarak iletmesini talep ediyor.

Paris Anlaşmasının 193 Tarafını temsil eden ve 2019 yılı için tahmin edilen toplam küresel emisyonların yüzde 94,9’unu oluşturan 52,6 gigaton CO2 eşdeğeri emisyonu kapsayan mevcut 166 NDC var.

Ekim 2021’den bu yana 24’ü COP26’dan sonra olmak üzere toplam 39 taraf ülke, yeni veya güncellenmiş NDC beyanında bulundu.

Türkiye, 2015’te BM Sekretaryası’na sunduğu Ulusal Katkı Beyanı çerçevesinde emisyon artışını 2030 itibarıyla yüzde 21 azaltma taahhüdünde bulunmuştu.

Ne olmuştu?

İskoçya’nın Glasgow kentinde geçen yıl gerçekleştirilen COP26 öncesinde BM 76. Genel Kurulu’nda Türkiye’nin Paris Anlaşması’na taraf olacağını, hemen akabinde de ülkenin 2053 net sıfır emisyon ve yeşil kalkınma hedeflerini açıklamıştı.

Anlaşma, 6 Ekim 2021’de TBMM’de onaylandı. 7 Ekim 2021’de Resmi Gazete’de yayımlanan Türkiye’nin Paris Anlaşması’na ilişkin onayı 11 Ekim 2021’de BM Sekreteryası’na bildirildi.

Türkiye’nin yeni yol haritasını belirlemede itici güç olan bu hedefler doğrultusunda sürdürülebilir kalkınmayı, yeşil ekonomiyi ve yeşil teknolojileri destekleyen stratejik bir planlama sürecine girildi.

Çalışmalar kapsamında 29 Ekim 2021’de “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı”nın adı “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı” olarak değiştirildi ve bakanlık bünyesinde İklim Değişikliği Başkanlığı kuruldu. İklim Değişikliği ve Uyum Koordinasyon Kurulu da yeniden yapılandırıldı.

İPM: Türkiye, Ulusal Katkı Beyanı’nda bu kez iddialı olmalı ve 2030 için mutlak azaltım sözü vermeli

İstanbul Politikalar Merkezi (İPM), Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) ve İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) ortak deklarasyonunda Türkiye’nin en geç 2035’e kadar kömürden çıkması taleplerini hatırlatarak, net-sıfır hedefiyle uyumlu politikaların faydalarına dikkat çekmişti.

Yakın zamanda yayımlanan Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) çalışmasına göre Türkiye’de enerji verimliliği, elektrik şebekesi, rüzgâr ve güneş enerjisi alanında ilave yatırımların 2030’a kadar GSYH’da yıllık 8 milyar dolar ek katkı ve 300 bin ilave istihdam yaratma potansiyeli var.

Kategori: COP27

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.