COP27İklim ve EnerjiManşet

[COP27] Enerji Günü’nde uzmanlar uyardı: Hedef hala 1,5 derece!

0

Bilim bize iklim değişikliğinin en kötü etkilerinden kaçınmak için fosil yakıtların yerin altında kalması gerektiğini söylese de, petrol, gaz ve kömür projelerinin rahatsız edici yükselişi, dün COP27’de ‘Enerji Günü’ temasıyla düzenlenen tartışmalarının merkezindeki en kritik konuydu.

Birçok uzman, küresel ısınmayı sanayi seviyelerine göre 1,5 derecede tutma hedefinin tehlikede olabileceğinden korkuyor.

Küresel sera gazı emisyonlarının üçte ikisinden fazlasından sorumlu olan enerji sektörü, esas olarak fosil yakıtlardan güç alıyor. Bu, dünyanın çoğuna elektrik ve ulaşım getirirken, savunmasız topluluklar ve ekosistemler için ise derin bir acı ve kayıp yaratıyor.

Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı’na (IRENA) göre, şu anda küresel elektrik üretiminin yalnızca yüzde 29’u yenilenebilir kaynaklardan geliyor ve karbon emisyonları artış eğilimini sürdürüyor.

BM Çevre Programı (UNEP) başkanı Inger Andersen, konuştuğu etkinlikte şöyle dedi:

“Daha derinlere bile inemedik. Ve açıkçası, Glasgow’dan bu yana geçen bir yıl, iklimin ertelendiği bir yıl oldu. 2030’a kadar emisyonları yüzde 30 ila 45 oranında azaltmamız gerekiyor ancak COP26’dan bu yana ancak yüzde bir azalttık. Öyleyse, gidecek çok yolumuz var.”

Andersen, şu anda sanayi öncesi dönemden 1,1 derece daha sıcak bir dünyada yaşadığımızı ve şimdiden fırtınalar, kuraklıklar, seller ve mahsul kıtlıklarında artış gördüğümüzü belirtti:

“Mevcut politikalar bizi 2,8 derecelik bir dünyaya götürüyor… Emisyon azaltımı ve yükü kimin taşıdığı hakkında konuşmamız önemli. Bu hafta toplanacak olan G20, tüm emisyonların yüzde 75’inden ortak sorumluluğa sahip.”

Andersen bu ekonomilerden iklim finansmanına ve iklim adaletine yatırım yapmalarını da istedi.

1,5 derece hedefini canlı tutun

BM İklim Değişikliği (UNFCCC) İcra Sekreteri Simon Stiell de küresel ısınmayı 1,5 dereceye düşürmenin önemini vurguladı ve bunun Paris Anlaşması tarafından belirlenen bir hedef olduğunu ancak aynı zamanda sağlam bir şekilde bilime ve somut verilere dayandığını söyledi:

“1,5’in üzerindeki herhangi bir artış sağlık, geçim kaynakları, gıda güvenliği, su temini, insan güvenliği ve ekonomik büyüme risklerini artırıyor. Birçoğu için bu zaten yaşanan bir cehennem… 1,5 derecenin üzerindeki her bir derece, bu gezegende insan yaşamını giderek daha fazla tehlikeye atıyor”.

Stiell, ülkeleri Glasgow İklim Paktı’ndaki 1,5’i göz önünde bulundurma taahhütlerini yerine getirme çabalarında “titiz” olmaya; hafifletme, uyum sağlama, kayıp ve hasar finansmanı ve hesap verebilirlik konularında hızlı eylem sağlamak için Şarm El-Şeyh’teki “bölünmeyi aşmaya” ve ilerlemek için “önemli pozisyonlar” almaya çağırdı.

BM iklim şefi, Güney Afrika‘nın kömürden yeşil enerjiye geçmek için milyonlarca dolarlık bir plan başlattığını olumlu bir şekilde belirterek, bunu fosil yakıtlardan uzaklaşmaya yönelik küresel baskıda önemli bir an olarak nitelendirdi:

“G20 bakanları bu hafta Bali’de bir araya geldiğinde bu alanda daha fazla iddia duyacağımızı tahmin ediyoruz. Bu nedenle, COP27’de ilerleme kaydediyoruz, ancak daha fazla ve daha hızlı hareket etmek, emisyonları azaltmak için COP’un ötesinde bir eylem anlamına da geliyor” dedi.

Bali’deki G20’de, ABD ve Japonya liderliğindeki bir ülkeler koalisyonu, Endonezya’nın kömüre olan bağımlılığını keskin bir şekilde azaltmak ve Güneydoğu Asya ulusunu yenilenebilir enerjiye geçirmek için 20 milyar dolar yatırım yapacaklarını duyurdu.

Şu anda Endonezya, dünyanın en büyük kömür tüketicilerinden biri ve dünyanın en büyük beşinci sera gazı yayıcısı.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, G20 zirvesinin açılış gününde, gelişmekte olan ekonomilerin yenilenebilir enerji kaynaklarına geçişini hızlandırmak için mali ve teknik yardım sağlarken, gelişmiş ekonomilerin artan küresel sıcaklıkları 1,5 santigrat derece ile sınırlamak için ek çaba sarf ettiği bir “İklim Dayanışma Paktı” önermişti.

“G20 liderleri İklim Dayanışma Paktı’nı yapabilir veya bozabilir. G20’nin eylemi ya da eylemsizliği, insanlık ailemizin her bir üyesinin sağlıklı bir gezegende sürdürülebilir ve barış içinde yaşama şansı olup olmadığını belirleyecek.”

Araçlar hazır, sadece onları kullanmamız gerekiyor

BM Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) üyesi bilim insanı Jim Skea‘ya göre, son yıllarda maliyetlerin düşmesi ve konuşlandırmanın artmasıyla dünya yenilenebilir enerji açısından büyük gelişmeler gördü.

“Dünyadaki emisyonların yarısı artık iklim mevzuatı kapsamında. Dünyadaki emisyonların beşte biri karbon fiyatları tarafından karşılanıyor. Yani, insanlar henüz tüm araçları tam olarak kullanmasa da ancak tezgahın üzerinde duruyorlar. Ve eğer insanlar bunu yapacak kadar iradeye sahipse, büyük şeyler olabilir.”

“2050 yılına kadar gaz kullanımının yüzde 45 daha düşük olduğunu görmemiz gerekiyor. Bu, yılda yüzde 2’lik bir azalma anlamına geliyor. Ve açıkçası, mevcut gaz sahaları bundan daha hızlı tükenecek” diyen Skea dünyanın tüm fosil yakıtlardan “çıkması” gerektiğini, ancak bunun farklı hızlarda olduğunu açıklığa kavuşturdu.

Ukrayna krizi, fosil yakıtlara dayalı enerji sisteminin sonunun geldiğini belgeledi

Bu arada, IRENA Genel Direktörü Francesco La Camera, enerji sistemlerinin geleceğinin büyük ölçüde yenilenebilir kaynaklara dayanacağını ve yeşil hidrojen ve biyokütlenin sürdürülebilir kullanımı ile tamamlanacağını açıkladı:

“Bugün enerji sisteminde üçte birden daha az yenilenebilir, üçte iki fosil yakıtımız var. 2050’de, yenilenebilir ve temiz enerjinin enerjinin üçte ikisinden fazlasını oluşturacağı bambaşka bir durumla karşı karşıya kalacağız… Her şey değişiyor.

Yenilenebilir enerji kaynaklarının, fosil yakıt sektöründeki eşit yatırımın sağlayabileceğinden üç kat daha fazla istihdam yaratabileceğini ve ülkelerin GSYİH’sına daha fazla katkıda bulunabileceğini de sözlerine ekleyen Camera: “Ukrayna krizi, fosil yakıtlara dayalı enerji sisteminin sonunun geldiğini belgeledi. Hükümetler aniden, ülkenin yüzde 80’ini fosil yakıtlara bağımlı hale getiremeyeceğimizi keşfettiler ve artık herkes daha bağımsız olabilecek bir sisteme geçmek istiyor” dedi.

“Ancak geçiş devam etse de Paris Anlaşması’nın hedeflerine ulaşmak için gereken hız ve ölçekte gerçekleşmiyor.”

 

Kategori: COP27

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.