ManşetTarım-GıdaTürkiye

CHP’den Tarım Kalkınma Zirvesi-2: Küçük üretici doğduğu yerde doymalı

Haber: Dilan KARACAN

*

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’li belediyeler ve çok sayıda kooperatifin katıldığı üç günlük CHP Tarımsal Kalkınma Zirvesi dün sonlandı. Katılımın oldukça yüksek olduğu zirvenin ikinci gününde İstanbul büyükşehir belediyesi başkanı Ekrem İmamoğlu ve İzmir büyükşehir belediyesi başkanı Tunç Soyer, diğer belediye temsilciliklerini ve kooperatifleri gezerek fikir alışverişinde bulundu.

‘Kuraklıkla ve yoksullukla mücadele’

Yeşil Gazete‘ye konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tunç Soyer oluşturmak istedikleri tarım politikasının iki temel aks üzerinde şekillendiğini belirtti:

“Bunlar, kuraklıkla mücadele ve yoksullukla mücadele. Bu ikisinin buluştuğu nokta ise küçük üreticiyi desteklemekten geçiyor. Küçük üreticinin doğduğu yerde doymasını sağlayabilirsek hem kuraklıkla hem de yoksullukla mücadele etmeye başlamış oluyoruz.”

En önemli sorunun planlama yoksunluğu olduğunu söyleyen Soyer, “Kimse ne üreteceğini, ne kadar üreteceğini, nereye satacağını, kaçtan satacağını, sattığında maliyetini karşılayıp karşılayamayacağını ve kısacası hiçbir şey bilmiyor” dedi. Türkiye tarımının ikinci sorunu olarak tarım ekonomisinin yalnızca büyük şirketleri korumaya yönelik düzenlemeler ve uygulamalar gerçekleştirmesini gösteren İzmir Belediye Başkanı, “Bu iki yanlıştan uzaklaşmak, küçük üreticiyi desteklemek, kuraklık ve yoksullukla mücadele etmek bizim politikamızın iskeletini oluştuyor” diye konuştu.

‘Doğayla, birbirimizle ve geçmişimizle uyumlu tarım politikası’

Yenilenebilir ve sürdürülebilir uygulamalara da değinen Soyer doğayla, birbirimizle ve geçmişimizle uyumlu hareket edildiği sürece başarıya ulaşılabileceğini kaydetti: “Bu üç esastan biri zarar görürse, yani doğaya zarar veren, birbirimize zarar verdiğimiz veya geçmişimizle uyumsuz uygulamalar söz konusu olursa, hiçbir açıdan sürdürülebilir bir ortam yaratamayız.”

Gemlik Belediyesi Başkanı Mehmet Uğur Sertaslan ise ülkenin tarımsal durumunu “Berbat” olarak tanımladı. “Girdi maliyetlerinin kontrol edilemediği ve sürekli arttığı, çiftçinin ithalat lobilerine teslim edildiği bir dönem yaşıyoruz” diye konuşan Sertaslan, sonuç olarak 35 milyon hektarlık tarım arazisinin terk edildiğine ve artık tarım yapılmadığına dikkat çekti:

“Köylünün köyünde ekip biçmek yerine şehirde yoksul şekilde kentleşmeye çalışması ve kent yoksulluğunu körüklemesi gibi sosyoekonomik bir eğilim yaratıldı.”

‘Marketlere sopa gösteren anlayışla tarım politikası olmaz’  

Türkiye’nin tarımda  kendine yetebilen bir ülkeden tarım ve gıda alanında ithalatçı bir ülkeye evrildiğini kaydeden Sertaslan “Bütün bunlar hükümetlerin düzeltebileceği durumlar fakat bizler de yerel yönetimler olarak birçok şey yapabiliriz. Bu sebepten dolayı üretici-belediye kavramı ile çiftçiliğin içindeyiz” dedi.

Sertaslan, AKP Hükümeti‘nin tarım ve gıda politikaları için “daha kötüsü olamaz” ifadelerini kullandı. Bütün dünyada hükümetlerin ilk önce ülkenin gıda politikası ile ilgilenip çiftçisini desteklediğini, ithal ürüne gümrük vergileri koymak gibi uygulamalar yaptığını; Türkiye’de ise devlet eli ile ithalatın önünün açıldığını vurgulayan Sertaslan “Son derece kötü günler yaşıyoruz. Üretici çok olumsuz etkileniyor ve nihayetinde tüketici de etkileniyor. Marketlere sopa gösteren bir anlayışla tarım politikası olmaz. Çiftçinin üretimi desteklenmediği sürece durum böyle devam edecek” diye konuştu.

Kategori: Manşet