Hafta SonuManşet

“Chavez devletin petrol şirketini kendi kumbarası gibi kullandı”

National Post’ta Peter Foster imzasıyla yayımlanan yazıyı, Yeşil Gazete gönüllü çevirmenlerinden Filiz İnceoğlu Öztürk‘ün çevirisiyle sunuyoruz.

***

Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez, halkını siyasi baskı ve ekonomik güçlüğe maruz bırakan diğer tüm Latin Amerikalı liderlerle –Juan Peron’dan Fidel Castro’ya kadar- düşündürücü bir biçimde benzerlik gösteriyordu.

Önceki başarısız darbe girişiminden sonra 1999 senesinde iktidara gelen eski paraşütçü Chavez sosyalizme gönül vermiş ve eski Devlet Başkanı Castro’yu örnek almıştı. Onu diğerlerinden farklı yapan şey, fazlasıyla kendisine özgün “karizması” ve narsistik özellikleri değildi –Alo Presidente (Merhaba Sayın Başkan) isimli programı sunmuş ve orada şarkı söyleyip dans etmişti-, her zamanki garip prensipleri de değildi. Onu farklı kılan, sosyalist “devrimini” muntazam bir petrol geliriyle beslemesi; ancak bunun gelişimini yavaşlatıp, ilerleyişini sekteye uğratmasıydı. Venezuela “petrol lanetinin” başlıca örneği olmuştu.

Chavez’in öldüğü dönem, Venezuela yaklaşık 300 milyar varil petrolle Suudi Arabistan ve Kanada’yı da geride bırakarak diğer tüm ülkelerden daha fazla resmi petrol rezervine sahip olmuştu. Chavez, kendi popülist, refah yıkan politikasını maddi açıdan desteklemek için Venezuela’nın günde yaklaşık 3 milyon varil üretmesini sağlayan bu bereketli petrol kaynağını kullandı. Venezuela’nın milli petrolüne (PDVSA) şahsi kumbara muamelesi yaptı.

PDVSA’nın yağmalanması şirketi çaresizce nakit sıkıntısına sürükledi; ancak yabancı petrol devleri, Chavez’in çoğunlukla kötü muamele etmesine rağmen arka kapıdan içeri sızdılar.

 

Fotoğrafta, Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez (solda), geçirdiği ameliyattan sonra 13 Ağustos 2006’da Havana’daki bir hastanenin yatağında iyileşmeye çalışan Küba lideri Fidel Castro ile birlikte görülüyor. Venezuela Devlet Başkanı Yardımcısı Nicolas Maduro, Devlet Başkanı Hugo Chavez’in uzun süredir kanserle olan mücadelesinden sonra 5 Mart 2013’de Caracas’ta vefat ettiğini duyurdu.

Chavez’in yerel politikaları –genelde sosyalizmi alet edip el koyma, para basma, fiyat kontrolleri ve ticaret ile serveti karalama- sürekli bir enflasyona ve dükkan raflarının boşalmasına neden oldu; ancak o bunlar karşısında “yağmacı oligarşileri” ve “emperyalist soyguncuları” suçladı.

Geleceği belirsiz Venezuela halkı için net olmayan bir kazanç ise, petrol ve benzinin Uluslararası Enerji Ajansı’na göre yıllık 27 milyar dolar civarında teşvik görmesiydi. Bu durum Venezuela’yı, İran, Suudi Arabistan, Rusya, Hindistan ve Çin’den sonra 6. sıraya yerleştirdi ve iklim endüstrisi ile sürdürülebilir gelişme destekçileri açısından teoride kötü bir imaj kazandırdı. Buna karşın, eleştirileri susturulabilir nitelikteydi; çünkü Chavez’in Yanki, kapitalist ve serbest piyasa karşıtı “değerlerini” paylaşıyorlardı. Esasında, Chavez Perulu yazar Alvaro Vargas Llosa’nın “ahmaklar” diye bahsettiği Batılılardan bolca övgü alıyordu.

Bu kişiler arasında, solcu dilbilimci Noam Chomsky (Chavez onu favori yazarlarından biri ilan etmişti) ve Nobel ödüllü ekonomist ve aynı zamanda Görünmez El’in öncülerinden Joseph Stiglitz de vardı. Kanada’da, Chavez destekçileri içinde, diktatörü “ilham verici” bulan sosyalist eleştirmen Naomi Klein ve Linda McQuaig de yer alıyordu.

Chavez, dış ülkelerle ilişkilerinde çalkantılar yaratma kabiliyetiyle daha fazla hayranlık topluyordu. Kendisini her zaman, İspanya’ya karşı verilen bağımsızlık mücadelesinde önemli bir rol oynayan veGüney Amerika’yı birleştirme hayalleri kurmuş olan on dokuzuncu yüzyılın Venezuelalı asker ve politikacısı Simon Bolivar’ın reenkarnasyonu olarak görüyordu. Halbuki Bolivar, Güney Amerika’nın, hayranlık duyduğu Kuzey komşusundan “daha katı” bir yönetim şekline ihtiyacı olabileceğini düşünürken, kendisi klasik bir liberaldi. Chavez’in olmakla asla suçlanamayacağı bir şeydi bu. Kübalı doktorlar ve pek bilinmeyen güvenlik ekipmanlarının yardımına karşılık Küba’ya gönderdiği petrol, Komünist adası Gulag’ın varlığını sürdürmesini sağlamıştı. Chavez’in 2011 yazında ölümcül hastalığa yakalanışıyla, tedavi için Küba’ya uçması ve sonrasında bir daha iyileşme gösteremediği bir başka ameliyat için Aralık 2011’de yine oraya dönmesi anlaşılır bir durumdu.

Castro’nun aksine Chavez Venezuela’da demokrasiyi tam anlamıyla parçalama konusunda başarılı olmamıştı. 2002’de başarısız bir darbe ile karşı karşıya kaldı, 2004’te

Fotoğrafta, 5 Temmuz 1975’te Carakas’taki askeri akademiden Teğmen olarak mezun olmadan hemen önce Venezuela Başkanı Hugo Chavez (sağda) görülüyor. Venezuela Devlet Başkanı Yardımcısı Nicolas Maduro, Devlet Başkanı Hugo Chavez’in uzun süredir kanserle olan mücadelesinden sonra 5 Mart 2013’de Caracas’ta vefat ettiğini duyurdu.

referandumla geri geldi, 2006’da yeniden seçildi ve bunun üzerine, anayasayı süresiz olarak iktidarda kalmasına olanak sağlayacak şekilde değiştirmeye çalıştı. Bu konuda başarısız oldu ama 2009’da yetki sınırlamasının kaldırılmasını başardı. Ekim 2012’de başka bir altı yıllık dönem kazandı. Yine tipik sosyalist liderler gibi, o zamana kadar ya bağımsız medyayı kapamış ya da hapis cezası tehditleriyle bağımsız medyadan geri kalanları susturmanın yollarını aramıştı. Ayrıca, Küba’nın işgüzar Devrimi Savunma Komiteleri’ni taklit ederek halkı dizginleme konusunda silahlı milislerden yardım alınmasını teşvik etmişti. Buna rağmen, 2012 yılında Miranda eyaletinin eski başkanı olan rakibi Henrique Capriles Radonski oyların %44’ünü aldı. Chavez destekçilerinin aynı zamanda oyların denetlenmesinden sorumlu olmasına rağmen, bu hiç kötü bir sonuç sayılmazdı.

Chavez’in hastalığının, 10 Ocak’taki kendi göreve başlama törenini kaçırmasına neden oluşu sağlık sorunlarının ciddiyetini ortaya koydu ve anayasal krizi tehdit etti. Doğal olarak yönetim şekli, onun varlığının teknik bir ayrıntıdan ibaret olduğunu ve göreve başlama töreninin ertelenebileceğini gösteriyordu. Önemli olan, onun sosyalist devriminin –ve rejiminin gücünün- sürekliliğiydi.

Şimdi gündemdeki konu ise, yerine kimin ve nasıl bir yönetimin geçeceği ile birlikte, yeni seçimlerin barışçıl bir geçiş sağlayıp sağlayamayacağı. Hastalığı süresince, Chavez başkan yardımcısı Nicolas Maduro’yu halefi olarak tercih ettiğini dile getirmişti ama muhalefet Chavez’in böyle bir hakkının olmadığını ileri sürmüştü.

Ve şimdi ülke, Venezuelalı Bolivar yüzünden olası bir döviz krizi ve devalüasyonun beklediği bir başka seçimle karşı karşıya gelmek üzere. Sosyalist rejimlerin bir diğer ortak özelliğini yansıtarak, Venezuelalı Bolivar’ın resmi döviz kuru şimdilerde kara borsadakinin –reel döviz kurunun- dört katı oranına çıkmış bulunmakta.

Chavez’in halefi olacak kişi, özellikle Küba’ya yapılan karşılıksız petrol akışını –günde 100,000 varil civarında olduğu bildiriliyor- durdurarak ani bir ekonomik yükselme sağlayabilir. Esasında bu, 2012 seçimlerinde Capriles tarafından vaat edilmişti. O nedenle, Chavez’in ölümünün Caracas’tan çok Havana’da daha derin bir yasa neden olacağı tahmin ediliyor.

 

Yeşil Gazete için çeviren: Filiz İnceoğlu Öztürk

Yazının özgün hali (ingilizce) için tıklayınız.

(Nationalpost, Yeşil Gazete)

 

Kategori: Hafta Sonu