ManşetDoğa MücadelesiEditörün SeçtikleriYerel

Çağlayan Vadisi sakinleri: Suyun ticarileşmesine karşıyız

Rize iline bağlı Fındıklı ilçesinde bulunan Doğal SİT alanı Çağlayan Vadisi‘nin suları endüstriyel balıkçılığın tahribatını yaşıyor.

Bu zamana kadar Hidroelektrik Santraller (HES) ve maden ocaklarına karşı korunmayı başaran vadide, balıkçılık sebebiyle sular hem denetimsiz kullanılıyor hem de kirletiliyor. Üstelik suları temin edebilmek için özel arazilere hukuksuz bir şekilde giriliyor.

Vadi, hiçbir tahribata uğramadı

Çağlayan Vadisi sakini ve Çağlayan Dereleri inisiyatifi sözcüsü Mete Hacaloğlu, bölgenin güzelliğini şöyle anlatıyor:

Tüm Karadeniz hattı boyunca HES’lere karşı 15 yıldır çok aktif, halkın katılımıyla yürüyen bir mücadele süreci vardı ve HES’ler burada yapılmadı. Dolayısıyla Çağlayan ve Arılı Vadileri bu anlamda hiçbir tahribata uğramamış, yaban alanlarıyla, yaylalarıyla, küçük ölçekli aile tarım işletmeciliğiyle ve yöresel mimarisiyle aslında çok ciddi doğal ve kültürel miras.

Fotoğraf: Fındıklı Yaşam Savunucuları

Bunun yanında bölge halkı küçük ölçekli aile tarım işletmeciliği ve ekolojik turizme dayalı aile pansiyonculuğuyla hem doğalarını ve sularını koruyorlar hem de kimseye muhtaç olmadan sürdürülen bir ekonomi yaratıyorlar.

Fakat, büyük bir firma bölgede üretime girip balık çiftliği kuruyor. Şu anda da vadide ikinci bir çiftlik yapımı söz konusu.

‘Keyfiyet içinde bütün su kullanılıyor’

Çağlayan Vadisi sakini Hacaloğlu, firmanın bölgeye yaptığı tahribatı “Suyu en fazla üçte iki oranında kullanabilirler. Fakat tamamen keyfiyet içerisinde bütün suyu kullanma söz konusu. Bunun yanında kullanılan su kirletilmiş olarak tekrar dere yatağına veriliyor” sözleriyle anlatıyor.

Bu suyu kullanabilmek için de köylülerin arazilerine hukuksuz bir şekilde giriliyor. Bunun yanında endemik balık türü olan ‘deniz alası‘ ve suda yaşayan diğer canlılar için dere yatağında yeterli miktarda su bırakılmaması da bu canlıları olumsuz etkiliyor.

Dava süreçleri başladı

Hacaloğlu, hem bireysel davaların hem de çevre dava süreçlerinin başladığını “Bireysel arazi tecavüzlerine karşı bireysel davalar var. Çevre mücadele dava sürecimiz başladı. O devam ediyor. Şu anda da kamu kurumlarına yönelik bir dava hazırlanıyor” sözleriyle anlatıyor. 

16 Kasım Pazartesi günü de mahkeme tarafından atanan bilirkişi heyeti alanda incelemelerde bulundu. Bölge sakinleri heyeti ellerinde “Çağlayan Deresi ağlayan dere olmasın”, “Dere bizim evimiz” yazılı pankartlarla karşıladı.

‘Su sadece insanlara ait değil’

Çağlayan Vadisi sakini Hacaloğlu, suyun sadece insanlara değil tüm canlılara ait olduğunu hatırlatarak suyun kullanımının ticarileşmesine karşı olduklarını söylüyor:

Suyun kullanımının ticarileşmesine karşıyız. Su sadece bize değil orada yaşayan bütün canlılara ait. Dolayısıyla suyun kullanımı açısından büyük bir sıkıntı söz konusu. Aynı zamanda bu haliyle kullandıkları suyun çok ciddi bir şekilde kirlenmesine sebep oluyorlar.

O dereler doğrudan Kaçgar Dağları‘ndan gelen suyla besleniyor. Biz yakın zamana kadar o derede çok rahat yüzüyorduk. Hatta suyu içebiliyorduk. Şu an bırakın girmeyi yanına yaklaşılmıyor kokudan. Bir arıtma düzeneğinin kurulması gerekiyor. Havuzlarını doldurmak için sınır neyse o kadar kullanmaları lazım.

 

Kategori: Manşet