EnerjiManşet

Bu doğru, rüzgar türbinleri devasa ucubeler gibi. Yine de onları sevmeyi öğrendim

Rampion - Photograph: Mike Hewitt/Getty Images

Alice O’Keeffe tarafından The Guardian’da yayınlanan yazıyı Yeşil Gazete yazarı Ali Serdar Gültekin‘in çevirisiyle paylaşıyoruz.

***

Geçen birkaç ay boyunca, Brighton kumsalının denizinden bir canavar gibi çıkan Rampion Rüzgar Çiftliği karmaşık hislerle izledim. Çok hızlı oldu. Yazın başında bir sabah önceden düz olan ufukta küçük gri direkler belirdi. Sadece haftalar sonra, alışıldık deniz görüntüsünü derhal yeni ve endüstriyel hale getiren ilk türbinler ayaktaydı. Ondan sonra birbiri ardında yenileri ortaya çıktı. Kıyıdan 8 mil uzakta olmalarına rağmen kumsaldaki manzaraya şimdiden hakim durumdalar ve optik bir yanılsama yaratıyorlar. Bazı havalarda yakın görünüyorlar, diğerlerinde çok uzak. Havanın açık olduğu bazı günlerde açıklanamayacak şekilde manzaradan kayboluyorlardı.

Rampion – Photograph: Mike Hewitt/Getty Images

Bunun, bölgenin manzarasını sonsuza kadar değiştiren kayda değer bir gelişme olduğu gerçeğinin üstesinden gelmek mümkün değil. Rampion, Birleşik Krallıktaki en büyük rüzgar tarlası. Bölgede 116 adet türbin bulunuyor. Her biri 80 metre yükseklik, 200 ton ağırlık ve 55 metre kanat açıklığında. Yatırımcı E.On bu yıl bitmeden çiftliğin elektrik üretmeye başlayacağını öngörüyor (Proje, nükleer güç santrallerinin inşaatlarını etkileyen gecikmeler göz önünde bulundurulursa kayda değer şekilde takviminin önünde gidiyor).

Proje tamamlandığı ve çalışmaya başladığında 347,000 eve enerji sağlıyor olacak. Bu sayı Sussex’teki evlerin neredeyse yarısı. Açık şekilde, iklim krizinin şu noktasında bu çeşit projelere karşı çıkmak bana dokunmayan yılan bin yaşasıncılığın en beter hali olabilir. Yine de kabul etmek zorundayım ki bir kısmım, bu rüzgar tarlasının harikulade işini bakmak zorunda olmadığım bir yerde yapmasını istiyor.

Tüm yaz boyu, mahallemdeki birçok sokağın sonundan el eden muhteşem, kesintisiz ufuklara yas tuttum. Britanya boyunca neden birçok topluluğun rüzgar çiftliklerine karşı çıktıklarını tamamen anlıyorum. Bu sadece ev fiyatlarıyla alakalı değil (fakat kabul edelim çoğunlukla işin içinde ev fiyatları var). Çevremizdeki manzara kişisel hissediliyor, onun üzerimizde büyük bir etkisi var. Londra’daki yaşamın baskısı çok fazla geldiğinde düz ufuk beni Brighton’a çeken şeylerden biriydi. Buraya taşındığımızda henüz iki bebeğim olmuştu. Para ve barınma kaygıları bizi bir kemer gibi sıkmıştı. Bazı günler, başkentteki son aylarda zor nefes aldığımı hissediyordum. Buraya taşındığımız gün kumsalda oturdum ve ufku izledim. Şansıma inanamadım. Ağustos ayıydı ve deniz ile gökyüzü parlak maviydi. Uzaklara kadar görebildiğim her yer su ve gökyüzüydü. Neredeyse kalp atışlarımın yavaşladığını ve ciğerlerimin havayla dolduğunu hissediyordum. Sakinlik ve özgürlük hissini yaratmak için deniz manzarasından daha iyi bir şey olamaz. Ve bir türbin duvarına bakmak kesinlikle aynı şey değil. ‘Denizi çitle çevirdiler’ bizim Facebook yerel grubumuzdaki çok sinirli yorumlardan biri.

Halbuki zaman geçince hiç beklenmedik bir şey oldu. Rüzgar çiftliğine sadece alışmadım, onun tutkunu haline geldim. Rampion yükselen bir dev olabilir ama olumlu bir tanesi. Trump’ın Paris antlaşmasını yırtıp attığı ve Bonn’daki iklim müzakerelerini tıkadığı bir sırada bir ilerlemenin, gerçi çok yavaş bir ilerlemenin gerçekleştirildiği, çözüm üreten insanların oralarda bir yerlerde olduklarını anımsatıcısı. Dahası, Rampion gibi kıyıdan açıktaki yatırımların Birleşik Krallığın yeşil geleceğinde önemli bir yer tutacağını gösteren açık işaretler. “Hükümet kıyıdan açıktaki rüzgar çiftliklerinin ciddi bir dirençle karşılaştıklarını anladı. Bu sebeple Rampion gibi projelere, en maliyet etkin çözüm olmadıkları zamanlarda bile cömert destekler sağlıyor” diyor Sussex Üniversitesi’nden Dr. Florian Kern. Kıyıdan açıkta rüzgar yatırımları artık yeni gaz santrallerinden ucuz. Nükleer santrallerden açık ara ucuz. Ucuz olması, yıllarca yenilenebilirlerin gelişmesini engelleyen fiyat engelini efektif bir şekilde ortadan kaldırıyor.

Caroline Lucas

Türbinlere baktığım zaman onları birere abide olarak taktir ediyorum. Brighton için bu türbinler, çirkin, müsrif i360 ‘turist atraksiyonundan’ daha uygun ve bir umut ışığı. Yeşil yerel milletvekili Caroline Lucas’tan gördüğü destekten çok yarar sağlayan yatırımın ölçeği göz önüne alındığında direncin bu denli düşük olması kayda değer. Beklenildiği gibi en fazla muhalefet, Brighton dışındaki muhafazakâr eğilimli bölgelerden, kabloların döşendiği Güney Downs’dan geldi (ilk çıkış düşmanca bir kısa filmle, pop star eşi Adele ile birlikte Doğu Grinstead’de yaşayan Simon Konecki’den)

Parlak bir gelecek için kendi payına düşeni çoğunlukla, coşkuyla yapmaya istekli bir kenti parçası olmaktan mutluluk ve gurur duyuyorum. İşin aslında bu dev kanatların dönmeye başladığı günü sabırsızlıkla bekliyorum.

 

Makalenin İngilizce orijinali 

Makale:  Alice O’Keeffe

Yeşil Gazete için çeviren: Ali Serdar Gültekin

 

(Yeşil Gazete, The Guardian)

Kategori: Enerji