TürkiyeEğitimManşet

Boğaziçi Dayanışması: Arkadaşlarımız serbest bırakılsın

Boğaziçi Dayanışması, Melih Bulu’nun rektör olarak atanmasına yönelik protestolar kapsamında düzenlenen sergide yer alan bir resimde Kabe görseli ve LGBTİ+ bayrakları kullanılması üzerine beş öğrencinin gözaltına alınmasına ilişkin bir açıklama yayınladı.

Gözaltına alınan öğrenciler İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş tarafından hedef gösterilmiş ve iki öğrenci hakkında ise ev hapsi kararı, iki öğrenci hakkında ise ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme veya aşağılama’ suçlamasıyla tutuklama kararı verilmişti.

Rektör Bulu ise öğrenciler hakkında okul içerisinde soruşturma başlatıldığını ifade ederek “Bir grup kendini bilmez tarafından İslamiyet’in kutsallarına saldırı hiçbir şekilde kabul edilebilir değildir. Bunun Boğaziçi değerlerinde asla yeri yoktur. Bu şuursuz saldırıdan sorumlu olanlar hakkında kapsamlı soruşturma başlatılmıştır” dedi.

Tutuklanan öğrenci: Bundan sonrası sizde

Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde tutuklama kararı çıkarılan öğrencilerden biri “Moralimiz çok kötü değil. İtirazlar edilecek. Bizim için çok endişelenmeyin. Bizi destekleyin. Bundan sonrası sizde” ifadelerini kullanmıştı.

‘LGBTİ+ bayrakları suç teşkil ediyormuş gibi toplandı’

Bu çağrıya yanıt veren Boğaziçi Dayanışması ise “Bundan Sonrası Bizde” etiketiyle yaptığı açıklamada “29 Ocak günü okulumuzda düzenlenen ve direnişimizin bir parçası olan sergi etkinliği sonrasında beş öğrenci arkadaşımız özel güvenlikler ve sivil polisler tarafından afişe edilerek gözaltına alındı” denildi.

Kulüp odalarının kimseye haber verilmeden basılarak arandığını belirten Dayanışma, “Sergilenen eserler, LGBTİ+ bayrakları ve pankartlar suç teşkil ediyormuş gibi toplandı” dedi.

‘Melih Bulu’nun görevde kalması en büyük saldırı’

Açıklamada “Arkadaşlarımız hükümet yetkilileri ve hükümet yanlısı medya tarafından açıkça hedef gösterilirken, kayyum Melih Bulu’nun sosyal medyada başlatılan linç kampanyasına katılarak attığı tweet ve rektörlük tarafından açılan soruşturma gösteriyor ki Melih Bulu’nun atandığı görevde kalması üniversitenin özgürlüğüne şu ana kadar yapılan en büyük saldırıdır” ifadeleri yer aldı.

Melih Bulu’nun onu atayan iktidarın sesinden fazlası olmadığını bu hareketiyle bir kez daha gösterdiği söylenen açıklamada “Bu saldırılar içişleri Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu (YÖK), Diyanet İşleri Başkanlığı, İstanbul Valiliği ve kayyum Melih Bulu’nun sanatçı arkadaşlarımızı ye LGBTİ+’ları bedef göstermesiyle bizzat ve açıkça devlet otoriteleri tarafından işlenen bir nefret suçu boyutuna ulaşmıştır” denildi. Bileşenin talepleri ise şu şekilde sıralandı:

  • Tutuklanan arkadaşlarımız derhal serbest bırakılsın, ev hapsi uygulaması kaldırılsın!
  • Polis, kampüsü ve çevresini bir an önce terk etsin!
  • Kayyum Melih Bulu ve tüm kayyımlar derhal istifa etsin.
  • Rektörlük seçimleri, üniversitelerin tüm bileşenlerinin katılımıyla demokratik bir biçimde yapılsın!
  • LGBTİ+’lara yönelik nefret söylemi suç kapsamına alınsın.

Güney Kapı’ya eylem çağrısı

Bu açıklamaya ek olarak, Boğaziçi Dayanışması tarafından 1 Şubat Pazartesi günü saat 17.00’da Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüs kapısına eylem çağrısında bulunuldu.

Çağrıda “Üniversite dayanışmalarını, gençlik örgütlerini, kadın örgütlerini, LGBTİ+ örgütlerini ve tüm lubunyaları, siyasi örgütleri, meslek odalarını, sendikaları, demokratik kitle örgütlerini, hocalarımızı, okulun tüm emekçilerini ve mezunlarını hep birlikte omu omuza durmaya çağırıyoruz” ifadeleri kullanıldı.

‘İfade özgürlüğüne karşı çıkılıyor’

Boğaziçi Direnişi ise tutuklama kararına karşı bir video yayınladı. Her cümlenin farklı öğrenciler tarafından seslendirildiği videoda tutuklama gerekçesi gösterilen resmin sergideki diğer eserler gibi anonim olarak gönderildiğini söylendi.

Konuşmalarda, “Barışçıl protestolarımızın amacı en başından beri akademiye dayatılan kısıtlayıcı ve antidemokratik atamalara karşı çıkmaktır. Ve amacımız kesinlikle toplumun değerlerine saygısızlık etmek değildir. Sergi üzerinden dile getirilen hassasiyetlerin farkındayız. Her sanat eseri eleştiriye açıktır ancak bir sanat eserini yargılanması en basit tabiriyle ifade özgürlüğüne karşı çıkmaktır” ifadeleri yer aldı.

Kategori: Türkiye