Köşe Yazıları

Eyvah! Yeni bir demokrasi paketi geliyor

Son günlerde gitgide daha net görüyoruz ki üzerimize doğru bir tren geliyor! Demokrasi treni bu. Demokrasi treni tam üstümüze doğru geliyor. Kimilerini çoktan altına aldı bile…

Demokrasi treninini hatırladınız mı? Hani şu istenilen durakta inilen demokrasi trenini? Belli bir yere kadar gayet güzel gidilen, belli bir yerden sonra artık yarar değil zarar getiren treni? Tahmin edebileceğimiz gibi tren şu anda tam dolu değil. Birileri çoktan trenden inmiş durumda. Aynen söyledikleri gibi, istenilen durak geldiğinde birileri indi. Trenin adı demokrasi kaldı, görevi muhalifleri altına almak oldu. Başka trenler de benzer işlevleri görüyor. Avrupa Birliği’nin getirdiği özgürlükler gibi, siyasetin üzerindeki vesayet gibi ya da kuvvetler ayrılığını besleyen bağımsız yargı gibi. Yandaş yargı istemeyenler şimdi blok listelerle yargıyı yönetiyor, müzakerelere başladık diye gündüz vakti havai fişek atılan Avrupa Birliği’ne kötü esprilerden sorumlu bakanlar atanıyor. O trenlerde de istenilen duraktan çoktan inildi çünkü…

İçi boş demokrasi trenimize dönelim. Nasıl bir şekilde üzerimize geldiğini görüyoruz, yaşıyoruz. İstanbul’da Odatv duruşmalarında gazeteciler yargılanırken, Diyarbakır’da KCK duruşmalarında seçilmiş siyasetçiler yargılanıyor. Haftanın hangi günü, kime baskın yapılacağı belli değil. İşin ilginç yanı, baskın yapılan kişilerin de nelerden suçlanacağı, hangi torbaya atılacağı belli değil. Evden çıkan ve tamamen yasal olan kitapların adlarına göre KCK’lı da olabilirsiniz, Ergenekon’a da üye olabilirsiniz, herhangi bir sol örgüte de… Ya da tarihi sol örgütlerin isimlerinin birleşmesinden oluşan bir “yokörgüt”te de kendinizi bulabilirsiniz. Deliller bir şekilde bulunur zaten. Sonra da devreye başka kurumlar girer, sizin kardeşinizin 30 yıl önceki kocası üzerinden tüm örgütleri birleştiriverir. 2011’de Türkiye’de demokrasi böyle bir şey! İsteyen, istediğini her şeyle suçlayabiliyor.

Eksiği çok fazla vardır bu örneklerin ama fazlası yoktur. İşte böyle bir ortamda Başbakan yardımcısı Beşir Atalay çıktı ve yeni bir demokrasi paketi üzerinde çalıştıklarını açıkladı. Korkmak için bir neden! Bu kadar demokrasi bile cezaevlerini doldurmaya, insanlara “gık” dendiğince gaz atıp, “guk” dendiğinde cop vurmaya yetiyor. Her paket açıldığında şiddet arttı, baskı arttı çünkü.

Bizim demokrasi paketlerimiz öyle her demokrasiye benzemiyor çünkü. Mısır’a gelen demokrasiyle, Rusya’da yaşanan demokrasiler arası bir konumdayız. Bu yüzden de “demokrasi paketinin içerisinden, insanların yaşadıkları yöreye yapılacak bir yatırım hakkında söz söyleme hakları çıkar mı? Yoksa bu paketten de mi HES’lere direnenlerin payına polis, jandarma, asker, gaz ve cop mu düşecek?” diye sormak aslında bomboş bir hayalin göstergesi. “Demokrasi, halkın kendi hayatı üzerinde söz söylemesini bile teminat altına alamıyorsa nasıl bir demokrasiden bahsedebiliriz?” sorusunu sormak ise tehlikeli sularda yüzmeye denk geliyor. Başka bir örnekle de test etmek isteyebiliriz bu paketi! 21 Aralık’ta bir grev oldu! Özellikle sağlık çalışanlarının yoğun katılımı demokrasi paketini masanın altında bekletenleri çok rahatsız etti. Sağlık Bakanı, greve katılmayanlara teşekkür etti! Hangi demokraside ve o demokrasilerin hangi paketlerinde vardır greve katılmayıp, hakkını arayan meslektaşlarını sabote edenlere teşekkür eden bir bakan? Tabii ki bizim “paketli demokrasimizde!” Grev gibi çalışanların doğal bir hakkı çıkar mı bu paketten? Bu demokrasi paketinin içinden arkadaşlarına destek olsun diye saçlarını kestiren ve bu olaydan sonra tutuklanan öğrencilerin hakları çıkacak mı? Füze kalkanına karşı çıktığı için polisiyle, zabıtasıyla dayak yiyenlerin hakları çıkacak mı?

Ben size tahminimi söyleyeyim. Çıkmayacak. Demokrasiden ne anlaşıldığını, ülkenin batısında muhalifler, doğusunda muhalifler yargılanırken İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin çok net açıkladı:

“Bakan Şahin, bir terörle mücadele bir de mücadele edenle mücadele eden bir yapının bulunduğunu kaydetti. Şahin, birilerinin saptırarak, kendine göre gerekçeler uydurarak, makulleştirerek teröre destek verdiğini belirti:

“Neyiyle veriyor, belki resim yaparak tuvale yansıtıyor. Şiir yazarak şiirine yansıtıyor, günlük makale, fıkra yazarak oralarda bir şeyler yazıp çiziyor. Hızını alamıyor terörle mücadelede görev almış askeri, polisi doğrudan çalışmasına, sanatına konu yaparak demoralize etmeye çalışıyor. Terörle mücadele edenle bir şekilde mücadele ediliyor, uğraşılıyor. (…) Yani demokrasinin bütün nimetlerinden yararlanarak terör her yere bir şekilde ayrık otu gibi uzanmış vaziyette. Yerine göre sadece şarkı söylüyor ama üç şarkının arasında bir tane de seyirciye bir şeyler söylerken arada bir güzel cümle sarfediveriyor. Ne alırsan al, ne anlarsan anla. Sanat icra ediliyor sahnede. Ne yapacaksın, sanata karşı değiliz ama işte bunları bir cerrah hassasiyetiyle ayırt etmek durumundayız, bunları hepimiz bilmek durumundayız. Terör, terörle mücadele, bir de mücadele edenle mücadele eden bir yapı var. O psikolojik harekatın farkındayız.”

İşte hükümetimizin demokrasi anlayışı bu. Sorgusuz sualsiz bir itaat, farklı fikirlerin gideceği yerin belli olması. Bir cerrah titizliğinde muhaliflerinden ayrılmış bir toplumda yaşanacak demokrasi. Kısaca aynı treni gibi, kendisinin de içi boş bir demokrasi.

Yeşil Gazete yazıları ve diğer yazılar için: http://www.urbarli.net

Dünya

Avrupa’da ulaşım sektöründe grev dalgası

Avrupa’nın bazı ülkelerinde ulaşım sektöründeki grevler, Noel öncesi günlük yaşamı olumsuz yönde etkilemeye devam ediyor.

Fransa’da hava limanlarında kalkış öncesi yolcularınkontrolünden sorumlu güvenlik çalışanlarının başlattığı grev, Noel tatiline çıkan on binlerce yolcuya sıkıntılı anlar yaşatıyor.

Fransa Başbakanı François Fillon, ‘‘hava trafiğinin aksamasına izin vermeyeceklerini ve bunun için polisi devreye sokacaklarını’‘ açıkladı.

Portekiz’de perşembe günü başlayan tren yolu çalışanların grevi, işçi sendikası ve işveren temsilcileri arasında anlaşma sağlanamaması halinde pazar günü sona erecek. Belçika’da da tren yolu çalışanları bir günlük greve gitti.

İngiltere’de yüksek mahkeme, 26 Aralık’taki resmi tatil gününde metro çalışanlarının greve gitmesini engellemek için işverinin yaptığı başvuruyu reddetti.

Metro çalışanları, geçen yıl yine aynı tarihte greve gitmişti.

Kategori: Dünya

EmekManşet

Greve katılım yüksekti

Türkiye’de, başta sağlık çalışanları olmak üzere, bazı kamu çalışanlarının katıldığı bir günlük grev kapsamında birçok şehirde etkinlikler düzenlendi.

Greve çıkan çalışanların hedefinde öncelikli olarak, 2 Kasım tarihinde çıkarılan 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) vardı.

Sabah 7:30’da İstanbul’daki Cerrahpaşa ve Çapa Tıp Fakültesi’nde grev çadırları kuran sağlık çalışanları, hastane bahçesinde ve polikliniklerde grev gerekçelerini anlatan bildirileri hastalara ve diğer çalışanlara dağıttılar.

İstanbul’un iki yakasında grevdeki çalışanların katıldığı yürüyüşler yapıldı, eylemlerin merkezi Beyazıt Meydanı oldu.

Bağımız İletişim Ağı (Bianet)’in haberine göre kortejler halinde Beyazıt’a yürüyen yaklaşık 25 bin kişi, öğle saatlerinde Beyazıt Meydanı’nda toplandı.

Meydandaki mitingde konuşan Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Yönetim Kurulu üyesi Osman Öztürk, hükümetin başlattığı sağlık reformu çerçevesinde hem doktorların hem de hastaların mağdur edildiğini söyledi.

Öztürk “AKP 663 nolu KHK’yi gece yarısı, meslek örgütleri, sendikalar, muhalefet, kendi milletvekillerine bile sormadan çıkarttı. Bu KHK ile 1 Ocak’ta yeşil kartlar kaldırılacak. Neredeyse herkes sağlık primi ödeyecek. İlaç başına katkı payı ödenecek” dedi.

Greve destek veren Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Genel Sekreteri İsmail Hakkı Tombul ise kamu çalışanlarına grev hakkı verilmemesine rağmen bugün hizmetten gelen güçlerini kullanarak grev yaptıklarını söyledi.

Ankara’daki mitinge BDP’li vekillerden destek

BDP milletvekilleri Gülten Kışanak ve Sırrı Süreyya Önder’in de destek verdiği Ankara, Ziya Gökalp Caddesi’nde yapılan mitingde de “hükümetin sağlık alanını ticarete açmasına” tepki gösterildi.

Mitingde yapılan konuşmalarda ayrıca Ankara, Diyarbakır ve İzmir’de greve katılımın yüzde yüz olduğu belirtildi.

NTV’nin haberine göre İzmir’deki greve katılım oldukça genişti, gösterilerin merkezi ise Konak Meydanı oldu.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun (KESK) düzenlediği grev kapsamında devlet hastanelerinde acil servisler dışındaki birimlerde hizmet verilmedi.

KESK’e bağlı bazı iş kollarında çalışanlar da grev sebebiyle görevlerini bir günlüğüne yapmadılar.

Greve çıkan çalışanlar, 2 Kasım tarihinde çıkarılan 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin geri çekilmesini talep ettiler.

Türk Tabipleri Birliği söz konusu kararnameyle “üniversite hastanelerine Sağlık Bakanlığı tarafından el konulması, yurt dışından hekim ve hemşire ithalatının önünün açılması ve ilaçta reklamın serbest bırakılması” gibi uygulamaların yolunun açıldığını savunuyor.

Hükümet ise KHK’nin sağlık alanındaki bazı aksaklıkları düzelteceği görüşünde.

Kategori: Emek

Dünya

Kazakistan’da polis grevci işçilere saldırdı: 11 ölü

Kazakistan’ın batısında çatışmalar yayılıyor.

Polisin bir demiryolunu tıkayan göstericilere ateş açması sonucunda 1 kişi öldü, 11 kişi yaralandı.

Şetpe köyündeki göstericilerin çoğu polisin uyarısı ardından dağıldı ancak 50 kişilik bir grup protestoları sürdürerek, bir lokomotifi ateşe verdi.

Savcılar saldırıya uğrayan polisin ateş açmak zorunda kaldığını ileri sürüyor.

Protestocuların, yakınlardaki Canaçzen kentinde grev yapan petrol işçilerin destek gösterisi yaptıkları söyleniyor.

Ülkede cuma petrol işçileriyle güvenlik güçleri arasında yaşanan çatışmalar ardından olağanüstü hal ilan edildi.

Grev ve protestoların yasaklandığı ülkede, gece sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

20 gün süreyle de hareket sınırlaması uygulanacak.

Ülkenin batısındaki Canaözen kentinde protesto eylemine girişen grevci petrol işçileriyle hükümet güçleri arasında çıkan çatışmalarda en az 11 kişinin öldüğü bildiriliyor.

Yaralananlar arasında polislerin de bulunduğu kaydedildi.

Kimi görgü tanıkları polisin kent merkezindeki meydanda gösteri yapan binlerce petrol işçisinin üzerine ateş açtığını belirtiyor.

Bölgeden alınan haberlerde çatışmalarda onlarca kişinin yaralandığı da kaydedilmekte.

Meydandaki yerel hükümet binasının, bir otelin ve devlet petrol işletmesi binasının ateşe verildiği belirtildi.

Kazakistan özel birlikleri bölgeye konuşlandırıldı.

Yüzlerce petrol işçisi daha iyi ücret talebiyle, altı ayı aşkın süredir Canaözen kentinin ana meydanını işgal ediyordu.

Ancak yetkililer, grevci işçilerin eyleminin yasadışı olduğunu savunuyor.

Almatı’daki BBC muhabiri Reyhan Demytrie, bu sabahın erken saatlerinde polisin meydanı boşaltmak için harekete geçtiğini ama grevci işçilerin polise hücum ettiğini bildirdi.

Canaözen kentindeki çatışmalar Kazakistan’ın Sovyetler Birliği’nden bağımsızlığını kazanmasının 20. yıldönümüne rastlıyor.

Kazakistan başsavcısı Asat Daulbeyev, kitlesel gösteriler ardından bir ceza soruşturması açıldığını açıkladı.

Başsavcı göstericilere karşı silah kullanıldığı haberleriniyse yalanladı.

Daulbeyev, “Ülkenin bağımsızlığını kazanmasının 20. yıldönümünü kutlamak için ana meydanda toplanan siviller, bir grup holiganın saldırısına uğradı. Olaylar sırasında bazı göçebe çadırları ve Bağımsızlık Günü için kurulan sahne tahrip oldu.” dedi.

Kategori: Dünya

EmekManşet

21 Aralık’ta grev hayatı durduruyor

21 Aralık’ta KESK, tüm iş kollarıyla birlikte greve gidiyor. Böylece çalışanlar grev hakkı, insanca yaşam ve emekçilerin söz ve karar hakkı için AKP iktidarını uyaracak. KESK’le birlikte, TTB ve sağlık emekçilerinin birlikte gerçekleştireceği greve başka kesimler de destek veriyor.

KESK’in açıklaması şöyle:

Grev hakkımızın yasal teminat altına alındığı bir Toplu Sözleşme düzeni için,

Kamu hizmetlerinin ticarileştirilmesine son verilmesi için,

“KHK Demokrasi ”sine son verilmesi için,

Her türlü güvencesiz çalıştırmaya son verilerek tüm çalışanlara kadrolu iş güvencesi sağlanması için,

Tüm çalışanlara insan onuruna yakışır bir ücret ve sağlıklı çalışma koşullarının sağlanması, çalışma yaşamının demokratikleştirilmesi için,

Emekçilere dayatılan angarya ve zorunlu fazla mesaiye son verilmesi için,

Temel ücretlerin artırılarak, eşit işe eşit ücretin gerçekten hayata geçirilmesi için,

Ek ödemelerin tüm emekçiler için eşitlenerek emekliliğe yansıtılması için,

Net asgari ücretin açlık sınırı olan 1.000 TL’ye çıkarılarak tüm ücret ve maaşlarda bu tutarın vergi kesintisi dışında bırakılması için,

Hukuksuz, haksız ve mesnetsiz biçimde yapılan gözaltı ve tutuklamalara son verilmesi, tutukluların serbest bırakılması için,

Üyelerinin hak ve çıkarlarını korumakla görevli her sendikanın, konfederasyonun yapması gereken, uluslararası sözleşme ve anlaşmaların yanı sıra Anayasanın bize tanıdığı hakkımızı kullanarak 21 Aralık’ta, en uzun gecede, en kısa günde, karanlığın en koyu,  ışığın en az olduğu günde aydınlığı arttırmak için Grev yapacağız.

Kategori: Emek

DünyaManşet

İngiltere’de sokaklar bir günlüğüne “kamusal alan”

İngiltere 1979’dan beri görülmemiş çapta bir grev yaşadı. Yaklaşık 2 milyon kamu çalışanı iş bırakırken pek çok şehirde sokak gösterileri düzenlendi.

Greve 30 sendika destek verdi. Sendikaların başlıca itirazı emeklilik yasasına getirilen değişikliklere. Hükümet, kamuda 65 olan emeklililk yaşını 67’ye çekmek, primleri arttırmak, buna karşılık ödemeleriyse kısmak istiyor. Gerekçe olarak da artan ortalama ömür sebebiyle sosyal güvenlik sisteminin gelir-gider dengesinin bozulması gösteriliyor.

Göstericilerse yükün kendi sırtlarına bırakıldığı ve paylaşılmadığı görüşünde:

“Burada bir öfke var çünkü bu tedbirler hep bize. Parlamenterlerin de biz de emekliliklerimizden kesintiye gidiyoruz deyip ellerini ceplerine attığını görmüyorum”

Sınır güvenlik memurlarının da greve destek vermesi nedeniyle, ülkenin hava ulaşımında aksama bekleniyordu fakat büyük gecikmeler yaşanmadı.

Başbakanlık tarafından grevle hiçbir şey ele edilemeyeceği şeklinde açıklama yapılırken, sendikalar da sorumsuz davranmakla itham edildi. Grevin İngiliz ekonomisine faturasının yaklaşık 500 milyon sterlin olması bekleniyor.

(en)

Kategori: Dünya

DünyaManşet

İngiltere’de tarihi kamu çalışanları grevi

İngiltere’de kamu çalışanlarının bağlı olduğu sendikalar emeklilik haklarını savunmak amacıyla geniş katılımlı greve çıkıyorlar.

Greve ülke genelinde yaklaşık iki milyon çalışanın katılması beklenirken, bu katılım 1920lerden bu yana ülkede düzenlenen büyük grevlerden birinin yaşanacağı anlamına geliyor.

Kamu çalışanları grevi kapsamında ülkedeki okullar, hastaneler, limanlar ve devlet kurumlarındaki hizmetler ciddi kesintiye uğrayacak.

Greve giden öğretmenler sebebiyle İngiltere’deki okulların yüzde doksanının kapalı olması bekleniyor.

Öte yandan İngiltere genelinde binden fazla gösteri ve yürüyüş çağrısı yapıldı.

Hükümet kanadından yapılan açıklamada “grevle hiçbir şey elde edilmeyecektir” denilirken sendikalar üyelerinin emeklilik haklarını savunmak amacında olduklarını söylüyorlar.

Muhalefetteki İşçi Partisi ise grevi desteklemese de kamu çalışanlarının taleplerini anlayışla karşıladığını bildirdi.

“Hükümetten çalışanlara bir darbe daha”

Bu arada maliye bakanı George Osborne tarafından dün açıklanan kamu çalışanlarını etkileyecek yeni düzenlemeler greve giden sendikalar tarafından sert bir şekilde eleştirildi.

Çalışanların maaşlarının iki sene boyunca yüzde 1’den fazla artmayacak olması ve emeklilik yaşının 66’dan 67’ye çıkarılacak olması, sendikalar tarafından “hükümetin yeni bir darbesi” olarak değerlendirildi.

Grev kararı alan sendikalar hükümetin gündeme getirdiği emeklilik reformuyla kamu çalışanlarından daha fazla katkıda bulup daha uzun süre çalışmalarının talep edildiğini ancak karşılığında daha az emeklilik maaşı alacaklarını söylüyor.

Hükümet ise kamu çalışanlarının emeklilik koşullarının özel sektör çalışanlarına göre avantajlı olan durumunun emeklilik reform sonrasında da süreceğini savunuyor.

İki taraf arasındaki müzakereler ise sürüyor.

(BBC)

 

Kategori: Dünya

Dünya

Portekiz genel greve gitti

Portekiz‘de geçen Haziran ayındaki genel seçimler sonrası iktidara gelen sağ görüşlü hükümetin kemer sıkma politikalarına karşı 24 saatliğine greve gidiliyor.

Greve dün gece ilk başlayanlar Lizbon metrosu çalışanları oldu.

Öğretmenlerden hastane çalışanlarına ve havaalanı görevlilerine dek çeşitli sektörlerden yüz binlerce çalışanın greve destek vermesi bekleniyor.

Grev için uzlaşan ülkenin en büyük iki sendikası, toplam bir milyondan fazla kişiyi temsil ediyor.

Bu eylem 1970’lerde demokrasiye geçen ülkenin tarihindeki sadece üçüncü genel grev.

Grev nedeniyle özellikle toplu taşımada ciddi sorunlar yaşanması bekleniyor.

Ülke genelindeki havaalanlarında, uçuşların iptal ediliyor.

Portekiz hükümeti, AB ve IMF’ye vaat ettiği şekilde, kamu açığını kapatabilmek için 2012 yılı bütçesinde ciddi kesintiler öngörüyor.

Emeklilere ve memurlara prim ödemeleri kaldırılıyor, vergiler yükseliyor ve devlet yatırımlarıyla sosyal harcamalarda kesintiler yapılıyor.

Yeni bütçenin gelecek hafta meclisteki görüşmelerde kabul edilmesi bekleniyor.

Sıkı tasarruf önlemleri ve bütçe açığını düşürmesi karşılığında Portekiz için 78 milyar euroluk kurtarma paketi hazırlanmıştı.

Portekiz, Euro bölgesinde Yunanistan ve İrlanda’dan sonra uluslararası yardım alan üçüncü ülke olmuştu.

Avrupa Komisyonu, Avrupa Merkez Bankası ve IMF’den yetkililerin oluşturduğu troyka, kurtarma paketinin sıradaki diliminin serbest bırakılıp bırakılmamasına gelecek ay ortasında karar verecek.

(BBC)

Kategori: Dünya

Emek

Bugün Tıp fakültelerinde grev var!

İstanbul Üniversitesi öğretim üyeleri, uzman ve asistan hekimleri, öğrencileri ve sağlık çalışanları, uyarı amacıyla, bugün “Tıp eğitimi ve sağlıktaki yıkıma karşı g(ö)rev”de olacak
Çapa ve Cerrahpaşa hastanelerinde yapılacak olan grevde acil hastalar dışında hizmet sunulmayacak.

Saat 09.00’da İstanbul Tıp ve Cerrahpaşa Tıp Fakültelerinde kurulan G(ö)rev çadırının önünde toplanacak olan sağlık emekçileri halka bildiri dağıtacaklar. Saat 10.00’da İstanbul Tıp ve Cerrahpaşa Tıp Fakültelerinden yürüyüşe başlayan sağlık emekçileri 10.30’da Fındıkzade’de bir araya gelerek toplu olarak İstanbul Tıp Fakültesine yürüyecek ve saat 12.00’de İstanbul Tıp Fakültesinde G(ö)rev çadırının önünde basın açıklaması yapacaklar.

Kategori: Emek

Emek

Demiryolu işçileri iş bırakıyor

Birleşik Taşımacılık Sendikası (BTS), demiryolu işçilerinin 18 Kasım tarihinde 1 günlük iş bırakma eylemi yapacaklarını duyurdu.

Birleşik Taşımacılık Sendikası  (BTS ) Genel Merkezi, Yüksek Planlama Kurulu’nun (YPK) ek ödemelerde ücret grupları ve ücretlerle ilgili kararına tepki göstermek için Demiryolları Genel Müdürlüğü’nün önünde basın açıklaması yaptı. “Eşit işe eşit ücret istiyoruz”, “Ek ödeme adaletsizliğine hayır” ve “Ücrette adalet istiyoruz” dövizlerinin taşındığı açıklamaya, demiryollarında çalışan işçi dernekleri de destek verdi.

“Geliyor, geliyor genel grev geliyor”, “Savaşa değil emekçiye bütçe”, “Söz, yetki, karar çalışanlara” ve “AKP sağlığa zararlıdır” sloganlarını atan işçiler adına BTS Genel Başkanı Yavuz Demirkol açıklama yaptı.

Tüm girişimlerinin sonuçsuz kaldığını belirten Demirkol, “18 Kasım Cuma günü çalışanlarımız viziteye çıkıp bir günlük iş bırakma eylemi yapacak” dedi.

‘AKP SESİMİZİ DUYMUYOR’

Yüksek Planlama Kurulu kararının demiryolları işçileri açısından gerek ödemelerde gerekse de ücret grupları ve ücretler ile ilgili ücret adaletsizliğini giderecek tarzda çıkmadığını söyleyen Demirkol, şunları söyledi: “AKP Hükümeti sesimizi duymak istemiyor. Bizler YPK kararından rahatsızlığımızı dile getirdik. Kuruluşumuzda bozulan bu ücret adaletsizliğini ortadan kaldırmak amacıyla yeni bir YPK kararına ihtiyaç bulunmaktadır.”

DEMİRYOLLARI ÖZELEŞTİRİLİYOR MU?

TCDD’nin kendi yetkisine verilen yüzde 5’lik dilimin tamamını kullanması gerektiğine değinen Demirkol, “YPK’nın kararı sağlığımızı bozdu. Bu yüzden Cuma günü viziteye çıkıp iş bırakacağız” dedi. Demirkol, son olarak AKP’nin meclisi baypas ederek Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının teşkilat ve görevleri hakkında çıkardığı Kanun Hükmünde Kararnamenin (KHK) demiryollarının özelleştirilmesinin önünü açtığını söyledi.

(Ajanslar)

Kategori: Emek

Dünya

Yunanistan’da hayat 48 saat duracak

Kemer sıkma önlemlerine isyan eden sendikalar, 48 saatlik genel grev kararı aldı. Memurlar, doktorlar, avukatlar ve hava trafik kontrolörlerinin iş bırakmasıyla Yunanistan’da hayat iki gün boyunca duracak.

Avrupa’da sendikaların en güçlü olduğu ülkelerden biri olan Yunanistan, aslında bu tür grevlere alışık. Son 30 yılda, ülkede 5 binin üzerinde grev yapıldı. Ancak ülke derin bir ekonomik krizden geçerken, sendikaların sık sık iş bırakma eylemlerine başvurması, çözüm önerilerine karşı çıkması, tartışmaları da beraberinde getiriyor. Sendikalar gerçekten de tüm çalışanları temsil ediyor mu? İşçilerin talepleri ne ölçüde dile getiriliyor? Yönetimler ne kadar şeffaf?

Daha az katılımcı

Yunanistan’da krizin faturasının halka kesildiğini söyleyen çalışanlar, hükümete öfkeli. Çeşitli protestolarla seslerini duyurmaya çalışan işçi ve memurlar, sendikaların eylem çağrılarına ise artık daha mesafeli yaklaşıyor. Eylemlerin giderek daha az sayıda katılımcı toplaması dikkat çekiyor.

Çalışma yaşamı konusunda uzman olan Profesör Yannis Kouzis, sendika yöneticilerini sert bir dille eleştiriyor. Kouzis, ülkede sendikaların son 20 yıldır kan kaybettiğini söylüyor: “Özellikle çalışan genç kesimi örgütlü olarak harekete geçmek konusunda etkilemek artık kolay değil. Sendikaların üye sayısı 80’lı yılların sonundan beri değişmedi. Üstelik sigortalı çalışanların sayısı artmasına rağmen. Tabii, Yunan işletmelerin yüzde 99,5’inin, yirmiden az çalışanı olduğunu da göz önünde bulundurmak gerekir. Bu tür küçük işletmelerde sendikal hareketleri gerçekleştirmek çok güç.“

İş güvencesi azalıyor

Pek çok uzmana göre Yunanistan iş piyasası da Avrupa’daki eğilime ayak uyduruyor. İş yaşamında esnek çalışma koşulları yaygınlık kazanıyor. İş güvencesi yerini yarı-zamanlı ya da serbest çalışmaya bırakıyor. Bu da sendikaların gücünü kırıyor. Bu alanda birbaşka önemli sorun da, işçi temsilcisinin siyasi partilerle olan bağı. Hükümet partisine yakın olan sendika liderlerinin milletvekili ya da bakan olmaları, Yunanistan’da hiç de ender rastlanan bir durum değil.

Profesör Yannis Kouzis, “Güven vermeyen bir sendika hareketi, karşıtlarının eline koz verir. Sendikalar inisiyatifi elinde tutmalı, dışarıdan müdaheleyi engellemeli ve siyasi partilere karşı bağımsızlığını korumak için  mücadele etmeli. Tabii bu o kadar da kolay değil” şeklinde konuşuyor.

Asgarî hizmet zorunluluğu

Yunan sendika yöneticileri, üye sayılarını arttırmakta güçlük çekse de grev yapma konusunda üstün bir performansa sahip. Yunanistan’da 1979’dan bu yana 5 bin 300’den fazla grev yapıldı. Bunların yüzde 90’ı kamu alanında gerçekleşti. En azından bin 300 iş gününde çalışılmadı.

Profesör Kouzis, giderek daha fazla Yunan vatandaşının, ülkenin içine düştüğü krizde, sendikaların ve çalışma yaşamındaki uzlaşmazlıkların da rolü olduğunu düşündüğünü söylüyor.

Grevlerde, asgarî hizmet sunulması zorunluluğu bulunuyor. Ancak genelde bu dikkate alınmıyor. Yannis Kouzis, “ Mevcut yasalar, devletin vatandaşın temel ihtiyaçlarını karşıladığı alanlarda, ancak çalışanların yerlerine bir sorumlu bırakmaları koşuluyla greve izin veriyor. Bu yapılmadığı takdirde iş yasaları ihlal edilmiş olur. Ayrıca temel ihtiyaçların karşılanmasını engelleyerek kamuoyunu da karşınıza almamanız gerekyor. Özellikle de kamuoyu zaten kazanılamıyorsa” diyor.

(DW)

Kategori: Dünya

DünyaManşet

Bugün Fransa’da grev günü

Fransa‘da hükümetin ”kemer sıkma politikalarını” protesto eden işçiler bugün bir günlük greve gidiyor. Ülkenin beş büyük işçi konfederasyonu ortak yaptıkları açıklamada, greve destek vereceklerini duyurdu.  Grev dışında başta başkent Paris olmak üzere ülke genelinde kent ve kasabalarda 200’e yakın gösteri yürüyüşü düzenlenecek. Özellikle ulaşım sektöründe çalışanların greve katılımıyla, ülke genelinde demiryolu ve toplu taşımacılık hizmetlerinin önemli ölçüde aksaması bekleniyor. Yine elektrik ve gaz idaresi çalışanlarının da greve yoğun bir şekilde katılacağı tahmin ediliyor. Hükümet, giderek artan bütçe açığını düşürmek için vergileri artırırken, kamu personeli sayasını düşürmeyi planlıyor.

Kategori: Dünya

Dünya

Yunanistan’da 24 saatlik grev

Yunan Hükümeti’nin, 30 bin kamu çalışanının 2011 yılında kızağa alınmasını da öngören yeni kemer sıkma önlemlerini protesto eden kamu ve özel sektör çalışanlarının 24 saatlik genel greve gitme kararı aldıkları bildirildi.

Yunan özel ”Vima” Radyosu’na açıklamada bulunan Yunanistan Kamu Çalışanları Konfederasyonu (ADEDY) Başkan Yardımcısı İlias Vrettakos, ”2011 içinde 30 bin çalışanın kızağa alınması ve bazılarının da işten çıkartılmasını öngören düzenlemelere, yarın devlet dairelerinde işgaller, çarşamba gününden itibaren ise genel grevlere gidilmesiyle yanıt verileceğini” söyledi.

Diğer yandan, Yunan Medyası, ADEDY’nin yanı sıra Yunanistan İşçi Sendikaları Federasyonu’nun (GSEE) da önümüzdeki çarşamba 24 saatlik genel greve gidilmesi çağrısında bulunduğunu, başkent Atina merkezindeki Klathmonos Meydanı’nda da, her iki sendikanın katılımıyla, saat 11.00’da bir protesto gösterisi düzenlemesinin planlandığını duyurdu.

Sendikaların, 19 Ekim’de de ülke genelinde greve gitmelerinin beklendiği belirtildi.

(Ajanslar)

Kategori: Dünya

Dünya

Şili’de öğrenci ve öğretmenler sokakta!

Şili’de iki yüz bine yakın öğrenci ve öğretmen başkent Santiago’da gösteri düzenledi. Ülkede kapsamlı eğitim reformu talep edilen yürüyüşe katılımın, 1990’da diktatörlüğün sona ermesinden bu yana ulaşılan en yüksek rakam olduğu tahmin ediliyor.

Şili’de öğretmen ve öğrenciler askeri diktatörlüğün yıkılışından bu yana yapılan en büyük gösteriye imza attı. Yürüyüşü düzenleyen organizasyon komitesinden yapılan açıklamada, gösteriye yüz seksen bin kişinin üzerinde katılım olduğu belirtildi.

Yürüyüşün sonlarına doğru polisle bir grup gösterici arasında ufak çapta çatışma yaşandı. Şili’de dört ay önce başlayan öğrenci eylemlerine, eğitim sisteminin adaletsizliğine ve eğitime yetersiz kaynak ayrılmasında karşı duyulan tepkiler yol açmıştı. Gösteriler sırasında 16 yaşındaki Manuel Gutierrez Reinoso polis kurşunuyla hayatını kaybetmişti.

BÜYÜK UÇURUM

Şili’deki eğitim sistemine dair eleştirilerin başında özel okullar ile devlet okulları arasındaki uçurum geliyor. Öğrenci hareketi tarafından talep edilen, kaynak azlığı sebebiyle eğitim kalitesi düşük olan kamu üniversiteleriyle, yalnızca zenginlerin gidebildiği özel üniversiteler arasındaki farkın ortadan kalkması. Öğretmen ve öğrencilerin talepleri devletin eğitim alanının kontrolünü eline alması ve eğitime ayrılan bütçenin artırılması. Göstericiler ayrıca, yoksul öğrencilere kredi yerine burs sağlanması ve eğitim alanında kar amaçlayan kurumlara izin verilmemesini talep ediyorlar.

4 AYDIR SÜRÜYOR

Dört aydır artarak devam eden öğrenci gösterilerinin ardından devlet başkanı Sebastian Pinera, eğitim reformu sözü vermiş ve eğitim alanına 4 milyar dolarlık ek kaynak ayrılacağını açıklamıştı. Ancak Pinera, eğitim alanının tümüyle devlet kontrolüne alınmasını ve ücretsiz eğitim taleplerini sert bir şekilde reddediyor.

Reform sözü veren Başkan Piniera, öğrenci gösterilerinin ortaya çıktığı dönemde “herkes ücretsiz eğitim ve sağlık hizmeti istiyor ama birilerinin onlara hiçbir şeyin bedava olmadığını, birilerinin bunların bedelini ödediğini anlatması lazım” demişti.

HEDEF HÜKÜMET DEĞİL NEO-LİBERAL MODEL

Öğrenci hareketi ise devlet başkanının söz verdiği reformların yeterli olmayacağını, 1973 ile 1990 arasında yaşanan askeri yönetim sırasında kurulmuş eğitim sistemini düzeltemeyeceğini savunuyorlar. Öğrenci hareketinin liderlerinden Camila Vallejo, insanların eğitim alanında yaşanan krizin diktatörlük döneminde yerleştirilen modelin krizi olduğunu anladıklarını söylüyor.

Vallejo bu sebeple, sürdürdükleri hareketin şu anki hükümete karşı bir tepki değil neo-liberal modele bir itiraz olduğunu belirtiyor.

(Ajanslar)

Kategori: Dünya

Dünya

Madrid’de öğretmenler meydanlarda

İspanya‘nın başkenti Madrid‘de binlerce öğretmen bölge yönetiminin gündeme getirdiği yeni tasarruf önlemlerine karşı grevdeler.

Dün başlayan grevin ikinci gününde yaklaşık üç yüz okulda dersliklerin boş kaldığı bildirildi.

Grevi düzenleyen CCOO Sendikası’ndan yapılan açıklamada dün olduğu gibi bugün de öğretmenlerin greve katılımın bir hayli yüksek olduğu ifade edildi.

Reuters haber ajansı öğrencilerin büyük kısmının da greve destek verdiklerini belirtiyor.

Tasarruf önlemleri kapsamında Madrid bölgesel yönetimi tarafından gündeme getirilen yeni uygulamaya göre şimdiye dek haftalık on sekiz saat ders yükü olan öğretmenlere yirmi saat derse girmeleri zorunluluğu getiriliyor.

Bu değişiklikle hedeflenen üç bin öğretmenin işten çıkarılarak tasarruf sağlanması.

CCOO Sendikası iki gündür süren grevin yarın da devam edeceğini belirtti.

Çelişkili katılım oranları

Yeni düzenlenmeyi gündeme getiren Madrid özerk bölgesel yönetiminin eğitim komisyonu, sendikaların aksine greve katılımın düşük olduğunu belirtti.

Sendikalar dünkü katılım oranını yüzde seksen olarak açıklarken, Eğitim Komisyonu öğretmenlerin yüzde 43’ünün sabahki derslere, yüzde 29’unun ise öğleden sonraki derslere girmediklerini, ve eğitim-öğretimde ciddi aksamalar yaşanmadığını belirtti.

Grevin ilk gününde Mardid sokaklarında büyük kalabalıklar toplantı. CCOO sendikası grubun 90.000 kişi olduğunu söylerken, polis yürüyüşe 20.000 kişinin, eğitim komisyonu ise 5.000 kişinin katıldığını iddia etti.

Sendikalar tarafından yapılan çağrılar Madrid dışından da yankı buldu ve Castilla La Mancha, Endülüs, Cantabria, Castilla Leon ve Aragon bölgelerinde de öğretmenler Madrid grevine destek verdiler.

Genel seçimler yaklaşıyor

Madrid bölgesel yönetiminin başkanı, muhalefetteki Halk Partisi’den Esperanza Aguirre, grevi iktidardaki Sosyalist Parti’nin ve ülkede “öfkeliler” olarak tanınan muhalefet hareketinin desteklediğini belirtti.

Kasım ayında genel seçimlerin yapılacağı İspanya’da kamuoyu yoklamaları muhalefetteki Halk Partisi’nin iktidardaki Sosyalist Parti’den önde gittiğini gösteriyor.

Öte yandan seçimlere katılmayı reddeden “öfkeliler” hareketinin geniş bir destek sağlamış olduğu biliniyor. (BBC)

Kategori: Dünya

Dünya

İtalya’da 100 kentte grev

Onbinlerce kişinin katıldığı ülke çapındaki grevde ekonomik manevraya karşı çıkan vatandaşlar “hükümeti işten çıkaralım” mesajı veriyor. Büyük şehirlerde toplu taşıma araçları, trenler, uçaklar ve metro hizmet vermedi.

Berlusconi hükümetinin ekonomik kriz karşısında hazırladığı ekonomik manevra paketini protesto eden İtalyanlar ülke çapında greve gitti. 100 şehirde on binlerce vatandaşın katıldığı grev nedeniyle başkent Roma ve Milano gibi büyük kentlerde ulaşım güçlükle sağlandı..

İtalya’daki işçi federasyonu sendikalarından Cgil’in girişimiyle gerçekleşen grev nedeniyle 100 şehirde toplu taşıma araçları 8 saat hizmet vermezken, trenler ve uçaklar çalışmıyor. Grev nedeniyle çok sayıda kamu çalışanı da iş bıraktı. Roma’daki gösterilere aralarında Alman ve Japon turistlerin de destek vermesi dikkat çekti.

Cgil sendikası genel sekreteri Susanna Camusso, 6 eylül grevine on binlerce çalışanın katıldığına vurgu yaparak, Csil ve Uil gibi öteki sendikaların greve karşı çıkmalarını eleştirdi. Berlusconi hükümetinin hayata geçirmek üzere olduğu ekonomik manevra paketinin dar ve orta gelirli vatandaşların geleceğini kararttığına vurgu yapan Camusso, bu grevin İtalya ve İtalyanların geleceği açısından yaşamsal bir öneme sahip olduğuna dikkat çekti.

Milano’da bu sabah Cordusio meydanında toplanan protestocular Unicredit bankasının şubesini yumurta yağmuruna tuttu. Ekonominin başkenti İtalya’da dün de toplanan gençler ve sosyal merkezlere devam eden solcu gençler Milano Borsası önünde “ya Borsa ya yaşam” diye bağırarak tepkilerini dile getirdi.

Berlusconi hükümetinin ekonomiden sorumlu bakanı Giulio Tremonti’nin mimarı olduğu ekonomik manevra paketi özellikle emekliliği düzenleyen yasalarda çalışanların aleyhine ortaya konan yeni maddelerle tartışma konusu olmuştu.

(Yeşil Gazete, soL)

Kategori: Dünya