İklim KriziManşet

Bakan Kurum Karadeniz İklim Eylem Planı’nı açıkladı

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, öncelikli olarak Karadeniz Bölgesi’ndeki altı ili kapsayan, 15 maddelik ‘İklim Değişikliği Eylem Planı’nı açıkladı. Eylem planının, Türkiye’nin tamamı için de uygulanacağını söyleyen Kurum, Paris İklim Anlaşması’na taraf olmak için müzakerelerin sürdüğünü söyledi.

Trabzon’da, düzenlenen  ‘Karadeniz Bölgesi İklim Değişikliği Eylem Planı Toplantısı’nda konuşan Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, iklim değişikliğinin son yıllarda uluslararası gündemi meşgul eden en önemli konulardan biri haline geldiğini söyledi. Dünya liderlerinin bir araya geldiği, G20 ve G7 zirvelerinde ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu gibi toplantılarda terör, göç ve iklim değişikliğinin öne çıkan başlıca konular olduğunu belirten Kurum, şöyle konuştu:

“Önleyici tedbirler almak ve aynı zamanda uyum sağlamak için ülkeler birbirine yardımcı olmak zorunda. Çünkü iklim değişikliği maalesef sınır tanımıyor. İklim değişikliği ve dünyada etkilerine bakacak olursak, sanayi devriminden bu yana dünyanın ortalama sıcaklığı 1,1 derece arttı. Eğer tedbir alınmazsa bu yüzyılın sonunda ortalama sıcaklıklar yaklaşık 4- 6 derece artacak. Deniz suyu seviyesi 19 santim yükseldi. 2100 yılında denizlerimizde su seviyesinin 5 metre yükselmesi bekleniyor. Bu kötü senaryo gerçekleşirse birçok adanın sular altında kalması, pek çok yerel kültürün yok olması ve buna bağlı olarak iklim göçü meydana gelmesi öngörülüyor. Yani dünyada yaşayan insan nüfusunun 3’te 1’i küresel ısınmadan etkilenecek gibi gözüküyor. Önümüzdeki 100 yılın sonunda tarım için uygun alanların miktarı azalacak, kıtlık ve kuraklık baş gösterecek. Sel, fırtına, tayfun gibi doğal afetlerin sayısı, şiddeti ve yeri de artacak. Tatlı su kaynaklarıyla ilgili sıkıntılar meydana gelecek. Sadece insanlar için değil,  tüm canlılar için dünya, yaşanması zor bir yer olacak. Yine dünyamızda birçok canlı türünün yok olacağına, ekosistemin bozulacağına dair öngörüler bulunuyor.”

‘2100 yılı uzak gelmesin’

İklimi değiştirenin, insanın kendisi olduğunu vurgulayan Kurum şu ifadeleri kullandı: “Şehirlerimizde nüfus yoğunluğunun artması, trafik sorunu, aşırı tüketim gibi faktörlerle iklim değişikliğine sebep olduk. İklim değişikliğinin etkilerini önleyecek olan da yine bizleriz. Sadece devletlerin, ilgili kuruluşların değil tüm bireylerin çevre için duyarlı olması gerekiyor. 2100 yılı bize uzak gelmesin. Çocuklarımıza, gelecek kuşaklara yaşanabilir bir dünya bırakmak hepimizin görevi. Ani bastıran sağanaklarda metrekare başına düşen yağış miktarı, altyapısı düzgün olan ülkelerde de sel felaketlerine yol açıyor. Örneğin; Avrupa’da Berlin’de, Roma’da ayrıca Madrid ve Münih gibi şehirlerde aşırı yağışlar hayatı felç ediyor. Caddelerde insanlar yüzüyor, köprüler yıkılıyor, araçlar sürükleniyor. Daha 2 gün önce Washington’u sel aldı. Dolayısıyla iklim değişikliği yeni bir parametre olduğu için altyapınız ne kadar düzgün olursa olsun bu etkileri yaşıyorsunuz” diye konuştu.

‘Türkiye ciddi tehdit altında’

Türkiye’nin, iklim değişikliğinden en çok etkilenecek bölgeler arasındaki Akdeniz Havzası’nda yer aldığını  hatırlatan Kurum, Türkiye’nin tehditi altında bulunduğu riskleri de anlattı:

“Son yıllarda bu iklim değişikliğinin olumsuz sonuçlarını hep birlikte yaşamaya başladık. Kıyılarımızdaki ölçümler, deniz seviyesinin yıllık 6 mm civarında yükseldiğini gösteriyor. Deniz suyu sıcaklığımız da arttı, bu artışa bağlı olarak şiddetli ve sık yağışlar meydana geldi. İnsanlar için önemli oksijen kaynaklarından olan deniz çayırları yok oluyor. Akdeniz çölleşiyor. Bu süreçte, Tropikal canlı türleri Kızıldeniz üzerinden kıyılarımıza geliyor.

Daha önce ülkemizin sahillerinde bulunmayan, görselde de görmüş olduğumuz balon balığı, aslan balığı gibi istilacı tür balıklara rastlar olduk. Bu tür balıklar, denizlerimizdeki balık çeşitliliğini de tehdit etmeye başladı. Yine ülkemizin akciğerleri olan ormanlarımızda küresel ısınmaya bağlı olarak yangın riski artıyor. İklim değişikliği ekonomiye de zarar veriyor ve tedarik zincirini bozuyor. Akdeniz normalde kapalı havza olduğu için, hortum ihtimali düşüktür. Ama son dönemde ne yazık ki sıkça hortumlara şahit oluyoruz. Aynı zamanda şiddetli dolu yağışını da yaşıyoruz.

Antalya’da ceviz büyüklüğünde dolu yağdı. Sel suları, seraları yerle bir etti. Tüm bunlar yüzünden mahsullerimiz zarar görüyor, bu da fiyatlara yansıyor. Geçen Ağustos ayında hepimizin bildiği gibi İstanbul´da meydana gelen dolu yağışı; arabalarda, evlerde, iş yerlerinde, yollarda çok ciddi hasara yol açtı. Sadece 15 dakikalık dolu yağışı 3 milyar liralık zarara neden oldu. Bu maliyetle 12 bin konut inşa edebilir, hastaneler ve okullar yapabilir, istihdam sahaları oluşturabilirdik.”

‘Türkiye’nin her bölgesini etkileyecek’

İklim değişikliğinin herkesi ve her yeri etkileyeceğini belirten Kurum, “İç Anadolu bölgemizde 2100 yılına kadar gereken önlemler alınmazsa kuraklık artacak ve tarım ürünü çeşitliliği azalacaktır. Konya Karapınarlıyım. Dünyanın nazar boncuğu olarak adlandırılan Meke Gölü Karapınar’da. Bakanlık olarak ülkemizin diğer doğal güzellikleri gibi burayı da koruma altına aldık. Bu göl kuruma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Bölgede obruklar meydana geliyor ve çökmeler yaşanıyor. Konya gibi tarımın başkenti bir ilimizde seller yaşanmaya başladı. Bunun tabi ki başka etmenleri de var ama en belirgin nedeni iklim değişikliği. En bereketli ovalarımız, ülkemizin gıda deposu bölgelerimiz küresel ısınmanın tehdidi altında” dedi.

‘Paris anlaşması için müzakereler sürüyor’

Bakanlık olarak iklim değişikliğine karşı mücadele yürüttüklerini dile getiren Bakan Kurum, geçtiğimiz haftalarda Japonya’da düzenlenen G20 Zirvesi’nde, üye ülkelere iklim değişikliğiyle ilgili uluslararası kamuoyuna çağrıda bulunduklarını anlattı. Türkiye’nin 2004’de Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne ve 2009 yılında Kyoto Protokolü’ne taraf olduğunu hatırlatan Kurum, “2016’da da Paris Anlaşması’nı imzaladık. Paris Anlaşması’na taraf olmamıza yönelik müzakerelerimizi de sürdürüyoruz. 2030 yılında, sera gazı emisyonlarında yüzde 21’e kadar artıştan azaltım hedefimiz bulunuyor. Bunun için de projeler gerçekleştiriyoruz” diye konuştu.

Sıfır Atık Projesi

Bakan Kurum, başta ‘Sıfır Atık’ projesi olmak üzere deniz çöpleriyle mücadele için başlattıkları ‘Sıfır Atık Mavi Hareketi’, bisiklet yolları, millet bahçeleri gibi çevreci hareketlerle iklim değişikliğinin etkilerini azaltmaya çalıştıklarına dikkat çekti; plastik poşetleri ücretli hale getirmelerinin ardından, plastik poşet kullanımında yüzde 78 azalma görüldüğünü kaydetti

‘Yedi bölgede iklim eylem planı hazırlanacak’

İklim değişikliğinin aynı zamanda kalkınma meselesi olduğunu da vurgulayan Bakan Kurum, 11’inci Kalkınma Planı’nda iklim değişikliği ile ilgili mücadeleye yer verildiğini hatırlatarak, bakanlığının Türkiye’nin yedi bölgesinde ayrı ayrı İklim Değişikliği Eylem Planı hazırlayacağını bildirdi. Önceliğin deniz suyu sıcaklığının son 40 yılın en yüksek seviyesinde gözlenmesi; buna bağlı olarak yağışların artması, bölgenin engebeli yapısı nedeniyle afet riskinin artması, can ve mal kaybı yaşanmasından dolayı Karadeniz’e verildiğini açıklayan Kurum, “Bu noktada en son Trabzon’da yaşadığımız sel felaketinden sonra bölgede çok hızlı bir şekilde, derelerin ve o dere yataklarında bulunan binaların taşınması sürecini başlattık” dedi.

Altı il için 15 maddelik eylem planı hazır

Rize, Trabzon, Ordu, Samsun, Giresun ve Artvin’i kapsayan 15 maddelik ‘Karadeniz Bölgesi İklim Değişikliği Eylem Planı’ hazırladıklarını açıklayan Bakan Kurum, dere yataklarında yer alan binaların tespit çalışmaların başlandığını, bunlar için kamulaştırma ve taşıma sürecinin planlanacağını anlattı. Kurum, dere yatağında bulunan ve iklim değişikliği nedeniyle risk altında olan, acil ve öncelikli taşınması gereken 1950 adet bina tespit ettiklerini, buralarda yaşayan 2000 aileyi, kentsel dönüşüm kapsamında yapacakları konutlara taşıyacaklarını söyledi. Bakan, riskli bölgelerdeki kamu binalarının da taşınacağını; bu bölgelerde bundan böyle inşaat faaliyetlerine izin verilmeyeceğini kaydetti.

Karadeniz sahil yoluna su hattı ve tünel

Köy yollarındaki köprü, viyadük gibi yapıların onarımını yapacakları, alternatif yol güzergahlarını hayata geçireceklerini belirten Bakan kurum, Karadeniz Sahil Yolu’nun belli noktalarında da ani oluşan taşkınların denize iletilmesini sağlayan su hatları ve tüneller oluşturulacağını bildirdi. .

Kurum, doğal afetriski taşıyan alanlarda erken uyarı sisteminin de kurulacağını söyledi. Toplantıya Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un yanı sıra Trabzon, Rize, Samsun, Giresun, Ordu, Artvin’in vali ve belediye başkanları ile kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri katıldı.

Kategori: İklim Krizi