İklim ve EnerjiManşetTürkiyeUncategorized

Ankara’nın meraları nükleer çöplüğe dönüştürülmek isteniyor

0

Mersin‘de inşaatı süren Akkuyu Nükleer Güç Santrali‘ne ait radyoaktif atıkların Ankara Avdanlı’ya taşınmasına ve yerleşim yerlerinde kurulacak bir yerleşkede depolanmasına karar verildi. 

Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu Başkanlığı (TENMAK) ve Ankara Valiliği arasında 7 Temmuz 2022 tarihinden itibaren yapılan yazışmalara göre, Ankara Polatlı sınırları içindeki Avdanlı Mahallesi’nde kurulacak nükleer atık depolama tesisi için 4 milyon metrekarelik mera alanında tahsis amacı değişikliği talep edildi.

TENMAK’ın Temmuz 2022 tarihli yazısı üzerine Ankara Valiliği il Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından Polatlı İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’ne atfen düzenlenen raporda yer alan bilgilere göre; Avdanlı Mahallesi’nde bulunan yuvarlak sayıyla 1 milyon 500 bin metrekare yüzölçümlü mera vasıflı alan ile yine yuvarlak sayıyla 2 milyon 500 bin metrekare yüzölçümlü Ağnam Yeri (koyun yeri) vasıflı toplamda 4 milyon metrekarelik alan için “Radyoaktif Atık Yönetimi Merkezi, Radyoaktif Atık Bertaraf ve Depolama Yerleşkesi” olarak kullanılmak amacıyla 4342 Sayılı Mera Kanununa dayandırılarak “tahsis amacı değişikliği” talep ediliyor.

11 Kasım’da iddiaların Meclis araştırmasına açılmasına ilişkin partisinden 19 milletvekiliyle birlikte önerge veren İYİ Parti Ankara Milletvekili İbrahim Halil Oral, belgeleri 16 Kasım’da Enerji Bakanlığı’nın bütçe toplantısında da gündeme getirmişti.

Oral’ın paylaştığı belgede, nükleer atık ve depolama yerleşkesinin kurulmak istenen noktanın, çiftçi yerleşim ve üretim alanları olan Aşağı Yatak mevkiine 2-2,5 km, Gümüşkaya Mahallesine 3 km, Kocahacılı Mahallesine 2-2,5 km ve Sakarya Irmağı’na 3 km uzaklıkta olduğu bilgisi yer alıyor:

Bütçe komisyonunda konuşan Oral, “Akkuyu Santraline neredeyse 500 km ötedeki bu alana, güneyden kuzeye pek çok şehri kat eden bir yoldan, radyoaktif atık taşınması son derece sakıncalıdır. Atıkların bu kadar uzun bir nakil mesafesinde kazaya uğrama ihtimali yüksektir. Ayrıca olası bir kaza, kaçak ve radyoaktif etkileşimde çevresi tamamen tarım, hayvancılık ve yerleşim arazisi olan bu bölgede bir felaket yaşanması olasıdır” ifadelerini kullandı.

“Polatlı halkı adına bu işin takipçisi olacağız diyen Oral, Bakan’a da şu soruları sormuştu: “Akkuyu Santralinden çıkacak radyoaktif atıklar nereye depolanacaktır? Depolanması planlanan yerler arasında Polatlı’nın Avdanlı mahallesi var mıdır? Bahsettiğim riskler ve sorunlar hakkında bakanlığın bir risk ve etki analizi yapılmış mıdır? Polatlı halkı adına bu işin takipçisi olacağız.”

Bölgede yaşayanların gözden çıkarılmış olduğunu gösteriyor

Yeşil Gazete yazarı ve nükleersiz.org Koordinatörü Pınar Demircan, Mera Kanunu‘nda 2008 yılından itibaren yapılan değişikliklerle neredeyse bütün bakanlıkların ilgili bölgedeki Valilik aracılığıyla meraların tahsis amacını değiştirmesinin mümkün hale geldiğini hatırlatıyor:

“Özellikle Türkiye’deki başkanlık sisteminin kolaylaştırıcılığında enerjiye , kültür endüstrisine, madenciliğe, sanayiye kamu yatırımlarına tarım ve hayvancılık faaliyetleri karşısında öncelik tanınıyor ki bu durum bölge insanlarının topraksızlaştırıldığını, kırı terk etmeye zorlandığını ve aynı zamanda bölgede yaşayanların gözden çıkarılmış olduğunu göstermekte.

Üstelik bu kez söz konusu olan tesiri yüzlerce belki de on binlerce, hatta radyoaktif atık yarılanma ömrüne göre milyonlarca yıl söz konusu olan radyoaktif atıklar.”

ÇED yapılmasının bile kabul edilemeyeceği kadar hassas bir durum varken ÇED’in yapılması bile söz konusu değil.

Radyoaktif atıklara bağlı olarak gıda zincirine tesir eden bir kontaminasyon halinde ise dağıtımı ülke genelinde yapılan ürünler aslında hepimiz için risk ve güvensizlik teşkil edecek.

Bölgede depremler meydana geliyor

IAEA küresel standartlarına göre nükleer atık alanı olarak belirlenen yerlerin jeolojik olarak stabil durum arz etmesi nedeniyle seçildiği düşünülen bu bölgede 2-4 büyüklüğünde depremler meydana geldiğinin altını çizen Demircan şu soruyu da ekliyor:

“Tabii bu durum, bir de tersinden düşünürsek halihazırda inşasına devam edilen Akkuyu NGS’nin bulunduğu Büyükeceli yöresinin ve bölgenin depremsellik bakımından uygun olmadığının kabul edildiği anlamına geliyorsa aynı durum nükleer tesis için deprem riskinin varlığının kabul edilmesi anlamına gelmiyor mu?”

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.