Doğa MücadelesiManşetTürkiye

TEMA’dan Dünya Ormancılık Günü ve Dünya Su Günü açıklaması: Hayat Çizgimiz Orman ve Su

TEMA Vakfı, her yıl mart ayının son haftasında kutlanan Dünya Ormancılık Günü ve Orman Haftası‘yla birlikte Dünya Su Günü dolayısıyla bir açıklama yaptı.

TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, ormanların korunmasının ve tahrip edilen orman alanlarının yeniden ormanlaştırılmasının gelecekte karşılaşılacak salgın risklerini azaltabileceğini kaydetti.

‘Dakikada 20 futbol sahası büyüklüğünde orman tahrip ediliyor’

Ataç, salgın hastalıkların yaklaşık yüzde 50’sinin önce orman tahribatı olmak üzere, arazi örtüsü değişiminden kaynaklandığını dile getirdi:

Geçmiş yıllara göre dünyada orman tahribatı azalmakla birlikte ne yazık ki hala alarm seviyesinde yüksek. Dünya Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre son 5 yılda dakikada yaklaşık 20 futbol sahası büyüklüğünde orman alanı tahrip ediliyor.”

TEMA Vakfı, insanların maruz kaldıkları salgın hastalıkların yüzde 75’inin hayvanlardan insanlara geçen hastalıkları olduğunu ve bu tür hastalıkların 1940 yılından beri de arttığını kaydederken, Deniz Ataç da, son 20 yılda SARS, Kuş gribi, Ebola gibi çok sayıda salgına neden olan yeni virüslerle karşılaşıldığını kaydetti.

Ataç, orman tahribatı olan bölgelerde yaşayan insanların, sivrisinek ısırığına maruz kalma oranının, tahrip edilmemiş bölgelerde yaşayan insanlardan 278 kat fazla olduğunun açıklandığını belirtti.

‘Türkiye, su stresi yaşayan bir ülke’

Deniz Ataç, ülkelerin yeterli suya sahip olup olmadığının değerlendirilmesinde kullanılan Falkenmark göstergesine de değindi ve Türkiye’nin su stresi yaşayan bir ülke olduğuna dikkat çekti:

Bu göstergeye göre, yıllık kişi başına yararlanılabilir su miktarı 1.700 m3’ten fazla olanlar su stresi olmayan, 1.000-1.700 m3 arasında olanlar su stresi çeken, 500-1.000 m3 arasında olanlar su kıtlığı olan, 500 m3‘ten az olan ülkeler ise kesin su kıtlığı çeken ülkeler sınıfında yer almaktadır.

Türkiye, 2020 yılı kişi başına düşen su miktarı yaklaşık 1.350 m3 oranı ile su stresi çeken ülke konumundadır. Ancak su havzaları arasında, mevcut nüfus ve yararlanılabilir su miktarı bakımlarından büyük farklılıklar vardır.

Örneğin nüfusun en yoğun olduğu Marmara Havzası, kişi başına düşen su miktarının 1.000 m3’ün altında olması sebebiyle su kıtlığı görülen bir havzadır. Suyun miktarı kadar kimyasal ve ekolojik durumu da önemli bir konudur. Su Yönetimi Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanmış olan 8 Nehir Havza Yönetim Planı’na göre bu havzalarda izleme yapılan bine yakın yer altı ve yer üstü sularının yüzde 83’ünde su varlıklarının kimyasal, ekolojik ve miktar açısından iyi durumda olmadığı görülmektedir.”

Su Kanunu Tasarısı

TEMA Vakfı tarafından hazırlanan Su Kanunu Tasarısı‘na da değinen TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, tasarıdan şöyle bahsetti:

Vakfımızın Su Kanunu Tasarısı çalışması; su varlığının korunmasında hukuksal, yönetimsel ve etik yeni ilke ve kurallar getirmektedir. Hazırlanan su kanunu tasarısı ile yaşamın sürdürülebilmesinin temelini oluşturan su varlığının havza yaklaşımı çerçevesinde, toplumun yeterli miktarda ve uygun kalitede suya erişim hakkı ile ekosistemin su hakkını sağlayacak, ekonomik ihtiyaçlarla ulusal güvenlik gereksinimlerini karşılayabilecek şekilde yönetilmesi amaçlanmaktadır.

Bunun gerçekleşmesi için Kanun tasarısında belirlenen ilkelerle çizilen çerçeve kapsamında su varlığının daha verimli kullanımı sağlanacaktır.”