ManşetTürkiye

Sivil Toplum ÇED sürecinde kapı dışarı

0

Akkuyu’da yapılması planlanan nükleer santral için yapılan ÇED toplantısından nükleer karşıtı Sivil Toplum örgütü temsilcileri dışarı atıldı.

Ankara’da yapılan toplantıda üstlenici şirketin yaptığı sunumda nükleer tekonolojilerde en büyük belirsizlik taşıyan noktalardan atıklar meselesine hiç değinilmezken tesislerin nasıl söküleceği sorusunun cevabı 40 sene sonrasına bırakılmış.

Şirketin sunumundan sonra söz alan STK temsilcilerinin soruları üzerine atıkların Boğazlardan geçirilmesinin planlandığı öğrenildi.

 STK temsilcilerinin sorularının şirketin canını sıkacağı anlaşıldığı anda STK temsilciler salon dışına çıkarıldı. ÇED toplantısını takip eden Greenpeace, TEMA, Mersin NKP, Nükleere Karşı Hekimler ve Ekoloji Kolektifi temsilcileri sürecin dışına çıkarılmalarını protesto ettiler.

 Toplantıya katılan Greenpeace Akdeniz İklim ve Enerji Kampanyası Sorumlusu Pınar Aksoğan, yakıt havuzları ve atık sorunu ile kullanılmış atıkların Boğazlar’dan transferiyle ilgili sorduğu sorulara yanıt alamadığını bildirdi.

Aksoğan, “Rosatom firmasının sunduğu ÇED raporu eksiklerle dolu. Herhangi bir kaza durumunda sorumluluğu kimin alacağı, atık sorunu, santralin dünyada hiç denenmemiş olması bu eksiklerden sadece birkaçı. Bugüne dek dünyada meydana gelen nükleer kazalarda, kaza sonrası insanların ve çevrenin karşı karşıya kaldığı zararın karşılanmasına ilişkin mekanizmaların eksikliği açıkça ortaya çıktı. Bunun son örneği de Fukuşima’da yaşananlar. Japonya’da Fukuşima’dan etkilenen 100 binlerce insan hala evlerinden uzakta, tazminatlarını alamıyor. Eğer Akkuyu santrali onaylanırsa, burada da benzer şeylerin yaşanması kaçınılmaz” dedi.

Boğazlar risk altında
Aksoğan sözlerine şöyle devam etti “Raporda atık sorunu da büyük bir eksiklik. Akkuyu Nükleer Santrali’nden çıkacak atıkların korunması ve özellikle deniz yolu ile nakliyesine ilişkin risklerle ilgili hiçbir açıklama yok. Kullanılmamış yakıtların boğazlardan transferi sırasında oluşacak bir kaza İstanbul ve çevresini büyük risk altına sokacak. İki yıldır bu raporun bu konulara açıklık getirememiş olması aslında nükleerin temelde ne kadar kirli, riskli ve pahalı bir teknoloji olduğunu bir kez daha gösteriyor. ÇED Şirketi, santralin devreden çıkartılması ve sökümüne dair henüz net bir karar verilmediğini, bu konunun ayrı bir ÇED ile değerlenirileceğini belirtti. Santalin sökümünde oluşacak etkiler nükleer santrallerin ayrılmaz bir parçası ve ayrı değerlendirelemez. Hükümet bir an önce bu gerçeği görüp nükleerle vakit kaybetmeyi bırakmalı, Türkiye’de büyük potansiyele sahip olduğumuz güneş ve rüzgara yönelmelidir.”

ÇED için Rosatom firmasının hazırladığı 3000 sayfanın üzerindeki raporu değerlendiren Greenpeace Akdeniz, rapordaki eksik noktaları tespit etti ve İnceleme Değerlendirme Komitesi’ne bir dosya haline sunmuşu.

Greenpeace’in sunduğu değerlendirmede başlıca şu noktalara değiniliyor:

Sorumluluk kime ait?: Türkiye Hükümeti, Proje şirketi ve yüklenici Rus firma olası bir nükleer kazanın sorumluğunu ancak sınırlı olarak alıyor. Sigorta ve kazazedelerin tazminatları, risk yönetimi ve mali kalemler içinde yer almıyor.

Atık sorunu: Akkuyu Nükleer Santrali’nden çıkacak atıkların korunması ve nakliyesine ilişkin risklerle ilgili hiçbir açıklama yok. Kullanılmamış yakıtların boğazlardan transferi sırasında oluşacak radyoaktiviteye dair parametreler belirtilse de, kullanılmış atık çubuklarını taşıyan gemilerin bekletilmesi gibi durumlarda Boğazlar’dan geçiş sırasında oluşabilecek risk faktörleri ve bu risklerin nasıl ortadan kaldırılacağına ilişkin bilgi verilmiyor. Bu durum tüm İstanbul ve bölgeyi risk altına sokuyor.

Denenmemiş bir santral: Akkuyu NGS için planlanan VVER1200 modeli dünyanın hiçbir yerinde daha önce işletmeye alınmadı. Bu durumda Akkuyu NGS, ÇED raporu ölçütlerinde yer alan ‘sınanmışlık’ maddesini ihlal etmiş oluyor.

Koruyucu önlem yetersiz: Mevcut ÇED raporunda acil koruyucu önlem alanının her bir Akkuyu NGS ünitesinin etrafında 5 km yarıçaplı bir alan olması öneriliyor.  

Ancak özellikle yüksek risk taşıyan alanlarda afet yönetimi, 10 km’lik bir yarıçap alanında olmalıdır. Terör saldırılarına karşı ise tesisten 15 km. uzaklığa kadar bir alanda yaşayan insanların tahliyesine ilişkin plan yapılmalıdır.

Akdeniz canlı yaşamı tehdit altında: Nükleer santralde soğutma suyu olarak saatte binlerce ton deniz suyu kullanılacak; bu su ısındıktan sonra tekrar denize boşaltılacak. Sıcaklıktaki oynamalar su ekosistemi için hayati önem taşıyor. Zira, en ufak bir değişim bile denizdeki canlı hayatını mahvediyor. Akdeniz’de yaşayan iki kaplumbağa türü caretta caretta ve chelonia mydas yumurtalarını bu deltada bırakıyor. Santralle birlikte, sadece Göksu Delta’sında yaşayan bitki ve havyan varlığı (özellikle su kuşları) tehlikeye girecek. Yine aynı bölgedeki Akdeniz foklarının yaşam alanı da tehlikede.

ÇED toplantısı sivil toplum temsilcilerinin gıyabında devam ediyor.

Yeşil Gazete

Kategori: Manşet

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.