EnerjiManşet

Sağlık uzmanları kömür devinin devasa kazanç uğruna Ebola Krizi’ni sömürdüğünü belirtiyor

Bir hemşire Sınır Tanımayan Doktorlar Monrovia yerleşkesinde Ebola'ya yakalanmış küçük bir kızla yürürken. Fotoğraf: Pascal Guyot/AFP/Getty Images

Suzanne Goldenberg tarafından the Guardian‘da yayınlanan haberi Yeşil Gazete gönüllü çevirmeni Ruhisu Can Al‘ın çevirisiyle sunuyoruz.

***

Kurumsal kazanç için Ebola hastalığını sömürmeyi amaçlayan dünyanın en büyük özel girişimli kömür şirketinin tutumunu gülünç, aşağılayıcı ve fırsatçı bir girişim olarak niteleyen halk sağlığı uzmanları mevcut durumu kınadılar.

Bir hemşire Sınır Tanımayan Doktorlar Monrovia yerleşkesinde Ebola'ya yakalanmış küçük bir kızla yürürken.  Fotoğraf: Pascal Guyot/AFP/Getty Images

Bir hemşire Sınır Tanımayan Doktorlar Monrovia yerleşkesinde Ebola’ya yakalanmış küçük bir kızla yürürken. Fotoğraf: Pascal Guyot/AFP/Getty Images

Bir Halkla İlişkiler çalışması olarak kömürü, küresel yoksulluğu çözmeye yardımcı olabileceği düşüncesiyle 21.yy’ın yakıtı olarak piyasaya sürme çabası tam da Afrika’da Ebola etkisinin zirveye ulaştığı bir döneme denk geldi. PEABODY Enerji, ürünlerini Afrika’yı tahrip eden halk sağlığı krizine cevap olarak tanıttı.

ABD merkezli bir “çok uluslu şirket” olarak, dünya çapında maden çıkarlarına sahip PEABODY şirketinin CEO’su Greg Boyce, geçen sene Eylül ayında düzenlenen kömür endüstrisi konferansında yaptığı sunuma “Enerji” ve “EBOLA” slaytlarını dâhil etti. Söz konusu slaytlar farazi bir Ebola aşısının dağıtımı esnasında daha fazla enerjinin teşvik edildiğini bulaşıcı hastalıklar konusunda uzman Pensilvanya Üniversitesi delilleriyle iddia ediyordu.

Her ne kadar uluslararası ajanslar rakamların daha düşük olduğunu düşünse de Dünya Sağlık Örgütü, geçen yıl Afrika’da bir virüs salgını halinde yayılan Ebola hastalığına yaklaşık 27.000 kişinin yakalandığına ve 11.000 kişinin öldüğüne inanıyor.

Salgınla mücadele eden halk sağlığı uzmanları, kömür üretimiyle enerjiye erişimin ve enerji doğrultusunda üretilecek olan aşı katkısıyla Ebola salgınını önleyeceğini iddia eden PEABODY şirketine karşı tepkililer.

Durumla alakalı olarak PEABODY şirketi tarafından adına atıfta bulunulan üniversite tıp uzmanı, böyle bir şirketi daha önce hiç duymadığını belirtirken, Beyaz Saray’a Ebola konusunda danışmanlık yapan ve aynı zamanda Colombia Üniversitesi Afetle Mücadele Ulusal Merkezi müdürü Irwin Redlener söz konusu tezi destekleyecek herhangi bir kanıt olmadığını ifade etti. Sözlerini “PEABODY şirketinin belirli ve net kurumsal hedefleri var. Dolayısıyla kömür üretip satma meselesinin şirketi küresel krizden kurtarmak ve varlığını göstermek için yapılan abartılı bir deneme olduğunu düşünüyorum. Bu bakımdan fırsatçı ve kurumsal açıdan kitlesel bir halk sağlığı krizine karşı oldukça aciz ” şeklinde sürdürdü.

Harvard Üniversitesi Kamu Sağlığı Okulu’na bağlı Harvard İnsancıl İnisiyatifi bünyesinde çalışmalarını sürdüren kıdemli akademisyen Skip Burkle PEABODY’nin iddialarını gülünç bularak “ Biz kamu sağlığı altyapılarından bahsediyoruz. Enerji hususu bunun sadece bir parçası. Hâlbuki bu süreçte bambaşka faktörler de bir araya geliyor” diye konuştu ve akabinde “Kömür endüstrisi gün geçtikçe küçülüyor, bu duruma cevaplar elbet mümkün ama cevap Afrika’yı kömür çöplüğüne dönüştürmek değil. Bu o bölgenin toplumuna hakarettir” diyerek sözlerini sonlandırdı.

PEABODY, Ebola Krizi’ni kurumsal çıkarları için kullandığı iddiasını inkar ediyor. Şirketin küresel yatırımcı ve kurumsal ilişkiler birimindeki kıdemli başkan yardımcısı Vic Svec, Guardian’a: “ Bay Boyce basitçe anahtar ülkelerde elektrik azlığının Ebola ile mücadelede zararlara sebep olabileceğini ve elektrik gücünü jenaratörlerden alan hastanelerin bu zarardan etkileneceğini not etti” şeklinde konuştu.

Ancak PEABODY Şirketi’nin iddialarını haklı çıkarmak için ismine atıfta bulunulan doktor ise bu konuda iyimser. Pensilvanya Üniversitesi Bulaşıcı Hastalıklar Uzmanı Harvey Rubin “Kömür Endüstrisi hakkında bir fikrim yok” derken powerpointteki isim yanlışını düzeltmek için şirketle irtibata geçmeye niyetli olduğunu belirtti.

Hatırlanacağı üzere Boyce yaptığı sunumda, elektrik kesintilerinin Ebolayla mücadeleyi engelleyeceğini belirtmiş ve durumu “Elektrik azlığı Ebola vb. krizlerdeki savaşma kabiliyetimizi azaltıyor” şeklindeki sözleriyle özetlemişti.

Rubin – Harvey olarak değil Harry olarak yanlış tarif edilen-, kamunun genel aşılama çabalarında güvenilir ve bel bağlanabilir elektrik arzının ne kadar önemli olduğunu örneklerle belirtti.

Rubin sözlerini şöyle sürdürdü: “Haydi birisine Ebola aşısını geliştirmek yok diyelim. Aşının dağıtımı sürekli zincir soğutmayı gerektirecek.” Ama Guardian’a yaptığı konuşmada Rubin güç kaynağı hususunda “bilinemezci” (agnostik) olduğunu, fakat ayrıca Afrika’daki cep telefonu kulelerini kullanarak aşıların etkili dağıtımı için gereken elektrik miktarının zaten mevcut olduğunu ve bu iş için çıkacak masrafların karşılanabileceğini belirtti.

Ebola iddiaları PEABODY Enerji üzerindeki kömür darboğazından ve küresel apartheid karşıtı tarzı fosil yakıt tecrit kampanyasından kaynaklı büyüyen baskıları gün yüzüne çıkardı.

Son 2 yıldır, 200’ün üzerinde kurum ve ana yatırımcı tehlikeli boyutlara varması muhtemel bir iklim değişikliğini önlemek için dünya rezervlerindeki mevcut fosil yakıtların toprak altında kalmasının şart olduğu gerekçesiyle petrol, kömür ve doğalgaz stoklarını eritmeye karar verdi. Ancak Stanford Üniversitesi gibi bazı kuruluşlar sadece kömür kısmıyla ilgili taahhüde uyma kararı alırken, petrol ve doğalgaz konusunda çekimser kaldılar.

The Guardian’ın bu konudaki tutumu ise fosil yakıt tecrit kampanyasını desteklemek oldu ve düzenlediği “Toprağı Koruyun” kampanyasıyla dünyanın en büyük iki yardımsever kuruluşu olan “Bill ve Melinta Gates Kuruluşu” ile “Wellcome Trust”a çağrıda bulundu. Son edinilen bilgilere göre Gates Kuruluşu’nun PEABODY Şirketi’ndeki varlıkları 1,6 milyon ABD  Doları iken Wellcome Trust’ın şirket üzerinde doğrudan bir yatırımı bulunmuyor.

PEABODY Şirketi ise kampanyayı “Yanlış ve sembolik” olarak tanımlamakta. Ama geçmişte şirket “fosil yakıtlardan yatırımları  çekme” kampanyasının işleri etkilediğini ileri sürdü. 2014’te ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu ile ortak yayınladığı yıllık raporunda şirket “Bu ve benzeri girişimlerin, ilk önce toplum tarafından belirlenen talep ve fiyat güvenliğini, hemen ardından da sermaye ve finans piyasalarını etkileyeceğini” yazmıştır.

Fakat Svec de söz konusunu kampanyanın şirketin karlılığına bir tehdit olarak görülmesini reddediyor. Ona göre fosil yakıtlar dünyada kullanılan enerjinin %80’ini içeriyor ve yüzyıllar boyunca bu yakıt bizimle olmaya devam edecek.

Ancak söz konusu tecrit kampanyası kömürü yeniden markalaştırma hedefi güden PEABODY şirketinin kampanyasını kuvvetlendirdi. Yine de kömür, zehirlenme sebebiyle meydana gelen birçok ölümle ve iklim değişikliğini etkileyen özelliğiyle hala en kirli fosil yakıt olma özelliğini sürdürüyor.

PEABODY yöneticileri geçen yıl Haziran ayında dünyanın en zengin ulusal varlık fonu olan Norveç Hükümeti Emeklilik Fonu yöneticileri için hazırladıkları sunumda, kömürün 21.yy’ın en hızlı gelişen yakıt pozisyonunda olduğunu savundular.

O zaman Fon, 2010’daki 1,2 milyar Norveç Kronu’ndan 64 milyon Norveç Kronu’na düşen bir varlığı elinde tutuyordu.

Toplantıda, PEABODY şirketi 21.yy kömürünün dijital genişlemede ve gelişmekte olan ülkelerin kentleşme sürecinde ana rol oynayacağını savunurken, küresel bir refaha ulaşmak için kömüre erişimin çare olacağını belirtti.

Ancak bu çaba geçerli olmadı. Urgewald isimli ve fosil yakıt yatırımlarını çekme kampanyasını izleyen bir Alman STK’sına göre, 31 Aralık itibariyle Norveç Hükümeti Emeklilik Fonu başta PEABODY ve diğer tüm ABD şirketlerinin hisselerini tutmayı bıraktı.

Bir Urgewald savunucusu olan Heffa Schuecking “Açıkça anlaşılan o ki Norveçliler PEABODY şirketinin sunumuna ikna olmamış gözüküyor” diyerek durumu özetlemekte.

Haberin İngilizce Orjinali

Haber: Suzanne Goldenberg

Yeşil Gazete için çeviren: Ruhi Su Al

 

(Yeşil Gazete,  the Guardian)

Kategori: Enerji