Editörün Seçtikleriİklim KriziManşet

Rapor: Gelişmiş ekonomilerde insanlar, iklim değişikliği nedeniyle alışkanlıklarını değiştirmeye hazır

Bu yaz, iklim değişikliğine bağlı aşırı yağışlar Avrupa’yı da vurdu. Sel felaketinde Almanya’da 200’e yakın kişi öldü, bini aşkın insan yaralandı.

Yazarlar: James Bell, Jacop Poustter, Moira Fagan, Christine Huang 

Yeşil Gazete için çeviren: Esin İleri 

*

Pew Araştırma Merkezi’nin Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya- Pasifik bölgelerini kapsayan ve 17 gelişmiş ekonomiye sahip ülkede yaptığı yeni bir araştırma, kişisel davranışların küresel iklim değişikliği üzerindeki etkisine dair yaygın bir endişeyi ortaya çıkardı. Yurttaşların çoğu, küresel ısınmanın etkileriyle mücadele etmek adına, yaşama ve çalışma biçimlerini değiştirmeye istekli olduklarını söylüyor. Bununla birlikte, bu çabalarının bir etki yaratıp yaratmayacağı belli değil.

Görüşme yapılan yurttaşlar, toplumlarının iklim değişikliğini nasıl karşıladıklarına dair farklı değerlendirmelere sahip. Birçok kişi de küresel bir çevre kriziyle baş etmek üzere gösterilen uluslararası çabaların etkinliğini sorguluyor.

Geçtiğimiz baharda, yani yeni orman yangınları, kuraklıklar, seller ve normalden daha güçlü fırtınalarla başlayan yaz mevsiminden önce yürütülen bu çalışmanın ortaya koyduğuna göre, ankete katılan birçok kişi iklim değişikliğinden dolayı artan bir kişisel tehdit hissediyor. Örneğin, Almanya’da, küresel ısınmanın kişisel sonuçları hakkında “çok endişeli” olanların oranı 2015’ten bu yana 19 puan arttı (yüzde 18’den yüzde 37’ye çıktı).

Araştırmada, yalnızca Japonya’da iklim değişikliği konusunda derin endişe duyan vatandaşların oranında önemli bir düşüş olduğu (-8 puan) ortaya çıktı. Amerika Birleşik Devletleri’nde ise 2015’ten bu yana görüşlerde önemli bir değişiklik olmadı.

Ankete katılan birçok ülkenin halkları arasında,  son yılların önde gelen iklim protestolarının bazılarının ön saflarında yer alan genç yetişkinler, kişisel davranışların ısınmakta olan gezegenin üzerindeki etkisi konusunda kendilerinden yaşça büyük yurttaşlardan daha fazla endişe duyuyor. En büyük fark, 18 ila 29 yaşındakilerin yüzde 65’inin, 65 yaş ve üzerindekilerin ise sadece yüzde 25’inin yaşamları boyunca iklim değişikliğinin kişisel etkileri konusunda en azından biraz endişe duyduğu İsveç’te. Yeni Zelanda, Avustralya, ABD, Fransa ve Kanada da endişeli yurttaşlar arasında belirgin yaş farklılıklarının bulunduğu diğer ülkeler.

Kamuoyunun iklim değişikliğine dair endişesi, kişisel adımlar atarak değişikliğin etkilerini azaltma isteğiyle birlikte ortaya çıkıyor. Ankete katılan gelişmiş ekonomilerin her birinde, insanların çoğu küresel ısınmanın yarattığı tehdide karşı nasıl yaşadıkları ve çalıştıkları konusunda en azından bazı değişiklikler yapmaya istekli olduklarını ifade ediyor. Ankete katılan 17 halkın tamamının ortalama yüzde 34’lük bir kesimi, iklim değişikliğine yanıt olarak günlük yaşamlarında “çok sayıda değişikliği” göze almaya istekli.

Siyasal yelpazenin solundakiler, değişime daha açık

İklim değişikliğinin etkilerini azaltmaya yardımcı olmak konusunda, siyasi yelpazenin solundakiler sağdakilere nazaran kişisel adımlar atmaya daha açıklar. Bu durum, yaşama ve çalışma biçimlerini değiştirmeye hazır olan ve kendilerini solda tanımlayan yurttaşların sayısının sağdakilere göre iki kat daha yüksek olduğu (yüzde 94’e karşı yüzde 45) ABD’de özellikle çok belirgin. Sol ve sağdakilerin küresel ısınmaya yanıt olarak hayatlarını ve çalışma biçimlerini değiştirip değiştirmeyecekleri konusunda ikiye bölündüğü diğer ülkeler arasında Kanada, Hollanda, Avustralya ve Almanya yer alıyor.

Bu çalışma, iklim değişikliğine yönelik bireysel eylemlere nazaran daha geniş ve toplu bir tepki verilmesi konusunda karışık görüşler olduğunu ortaya koyuyor. Ankete katılan 17 halkın 12’sinde, insanların yarısı ya da daha fazlası kendi toplumlarının küresel iklim değişikliği ile mücadelede iyi bir iş çıkardığını düşünüyor. Ama sadece Singapur (yüzde 32), İsveç (yüzde 14), Almanya (yüzde 14), Yeni Zelanda (yüzde 14) ve Birleşik Krallık’ta (yüzde 13) görüşülen kişilerin onda birinden fazlası yapılan bu çalışmaları “çok iyi” olarak nitelendiriyor. Bununla birlikte, Japonya (yüzde 49), İtalya (yüzde 48), ABD (yüzde 47), Güney Kore (yüzde 46) ve Tayvan’da (yüzde 45) kişilerin yarısından azı ülkelerinin iklime karşı tutumunu olumlu buluyor.

Dünya halkları ABD ve Çin’in tutumuna eleştirel bakıyor

Yurtdışında, ABD’nin iklim değişikliğine karşı tutumu genellikle yetersiz görülüyor. Ankete katılan diğer 16 gelişmiş ekonomiden yalnızca Singapurlular, Amerika’nın çabalarını değerlendirirken biraz olumlu bir bakışa sahip (yüzde 53’ü ABD’nin iklim değişikliğiyle mücadelede “iyi bir iş” çıkardığını söylüyor). Diğer yerlerde daha sert yargılar söz konusu: Avustralya, Yeni Zelanda ve birçok Avrupa ülkesi halkından ankete katılanlar arasında on kişiden altısı veya daha fazlası, ABD’nin küresel ısınmayla başa çıkmakta “kötü bir iş” çıkardığını söylüyorlar. Bununla birlikte, Çin uluslararası kamuoyu açısından ABD’den çok daha kötü pozisyonda: 17 ülkedeki insanların ortalama yüzde 78’i, Çin’in iklim değişikliğini ele alış biçimini “kötü” olarak, yüzde 45’i ise Çin’in tutumunu “çok kötü” olarak nitelendiriyor. Bu, Amerikalıların tepkisini “kötü” olarak değerlendiren yüzde 61’lik toplulukla başa baş olduğu anlamına geliyor.

Ülkeler arası düzeyde, Avrupa Birliği’nin iklim değişikliğine karşı duruşu, ankete katılan gelişmiş ekonomilerin Almanya hariç tamamında (Almanya’da yüzde 49 iyi, yüzde 47 kötü buluyor), çoğunluk tarafından olumlu karşılanıyor. Bununla birlikte, iyileştirilecek daha çok nokta var zira ankete katılan kişiler arasında yalnızca yüzde 7’lik bir kesim AB’nin çabalarını “çok iyi” olarak nitelendirmiş. Birleşmiş Milletler’in küresel ısınmaya yönelik eylemleri de genel olarak olumlu karşılanıyor: Yüzde 56 BM’nin iyi bir iş çıkardığını ifade ediyor. Ancak karışık görüşler mevcut; BM’nin iklim değişikliğine tepkisini “çok iyi” olarak nitelendirenlerin oranı yalnızca yüzde 5.

Küresel mücadeleye ‘kötümser’ bakış 

Ankete katılan gelişmiş ekonomilerdeki insanlar, uluslararası toplumun eylemlerinin küresel ısınmanın etkilerini başarılı bir şekilde azaltıp azaltamayacağı konusunda ikiye bölünmüş durumda. Genel olarak ifade etmek gerekirse, ulusların birlikte çalışarak iklim değişikliğinin etkilerine karşı gelebilecekleri konusunda iyimser olan yüzde 46’lık kesim ile karşılaştırıldığında yüzde 52’lik bir kesim de çok taraflı bir müdahalenin başarılı olacağına dair güvenden yoksun durumda. Çok taraflı çabalara yönelik şüpheciliğin en yüksek olduğu ülkeler Fransa (yüzde 65), İsveç (yüzde 61) ve Belçika (yüzde 60) olurken, iyimserliğin en yüksek olduğu ülkeler ise Güney Kore (yüzde 68) ve Singapur (yüzde 66).

Bunlar, Pew Araştırma Merkezi’nin 1 Şubat-26 Mayıs 2021 tarihlerinde, 17 gelişmiş ekonomide 18 bin 850 yetişkin arasında gerçekleştirdiği yeni bir anketinin bulguları arasında yer alıyor.

İnsanlar iklim değişikliğinden yaşamları boyunca etkilenmekten endişe duyuyor

17 gelişmiş ekonomideki birçok insan, küresel iklim değişikliğinin yaşamlarının bir noktasında kendilerine kişisel olarak zarar vereceğinden endişe duyuyor. İnsanların yüzde 72’si, bundan az da olsa endişeli olduklarını dile getirirken, insanların sırasıyla yüzde 19’u bu meseleyle pek ilgilenmediğini, yüzde 11’i ise bu konuyla hiç ilgilenmediğini söylüyor. İklim değişikliğinin kendilerine zarar vereceğinden çok endişeli olduğunu ifade edenlerin payı ise değişken. Bu oran İsveç’te yüzde 15 iken, Yunanistan’da yüzde 57.

Kaba bir hesapla, Kanadalıların yaklaşık üçte ikisi ve on Amerikalıdan altısı, iklim değişikliğinin yaşamları boyunca onlara zarar vereceğinden endişe ediyor. Kanadalıların yalnızca yüzde 12’si, Amerikalıların ise yüzde 17’si ise küresel iklim değişikliğinin kişisel etkisi ile hiç ilgilenmiyor.

Akdeniz ve Asya-Pasifik ülkeleri daha endişeli

Avrupa’daki katılımcılar, iklim değişikliğinin neden olduğu potansiyel zarar konusunda çeşitli derecelerde endişelerini dile getiriyor. Yunanistan, İspanya, İtalya, Fransa ve Almanya’dakilerin dörtte üçü veya daha fazlası, bunun hayatlarının bir noktasında kendilerine zarar vereceğinden endişe duyduğunu ifade ediyor. Sadece İsveç’te, yetişkinlerin yarısından azı endişeli görünüyor. Nitekim, iklim değişikliği ile ilgili kişisel zararlardan endişe duymayan İsveçlilerin oranı yüzde 12.

Diğer bölgelere nazaran Asya-Pasifik halkları “kişisel zarar görmekten” çok daha fazla endişeli: Avustralya’dakilerin yüzde 64’ü ve Güney Kore’dekilerin yüzde 88’i bu endişeyi dile getiriyor. Güney Kore, Singapur ve Avustralya’dakilerin yaklaşık üçte biri veya daha fazlası ise çok endişeli.

İklim değişikliğinin hayatlarının bir noktasında onlara kişisel olarak zarar vereceğinden çok endişe duyanların payı, trend verilerinin bulunduğu hemen hemen her ülkede 2015’ten bu yana önemli ölçüde arttı. Örneğin, Almanya’da çok endişeli olduklarını söyleyenlerin oranı son altı yılda yüzde 19 arttı. İngiltere (+18 puan), Avustralya (+16), Güney Kore (+13) ve İspanya’da da (+10) çift haneli değişiklikler mevcut. 2015’ten bu yana iklim değişikliğinin yarattığı zarara ilişkin endişenin önemli ölçüde azaldığı tek ülke ise Japonya (-8 puan).

İnsanların birçoğu iklim değişikliğinin gelecekte kendilerine zarar vereceğinden endişe etse de, iklim değişikliğinin zaten çevrelerindeki dünyayı etkilediğine dair yaygın bir kanı mevcut. Pew Araştırma Merkezi’nin 2019 ve 2020’de yaptığı anketlerde, ankete katılan 20 ülkenin ortalama yüzde 70’i, iklim değişikliğinin yaşadıkları yeri büyük ölçüde veya bir miktar etkilediğini söyledi. Ayrıca, 2018’de 26 ulustan oluşan bir ankete katılan birçok ülkede nüfusun büyük çoğunluğu, küresel iklim değişikliğinin kendi ülkeleri için büyük bir tehdit olduğunu ifade etti (aynı şey 2020’de ankete katılan 14 ülkenin tümü için de geçerli).

Kendilerini ideolojik yelpazenin solunda tanımlayanlar, kendilerini sağda tanımlayanlara nazaran küresel iklim değişikliğinin yaşamları boyunca onlara kişisel olarak zarar vermesinden daha fazla endişe duyduğunu belirtti. Bu örüntü, ideolojinin ölçüldüğü 14 ülkenin tamamında aynı şekilde. Ancak bu 14 ülkenin 10’unda, politik olarak hem solda hem merkezde hem de sağdakilerin çoğunluğu, iklim değişikliğinin kendilerine kişisel olarak zarar vereceğinden endişe ediyor.

En büyük fark ABD’de göze çarpıyor: Liberaller, muhafazakârlardan yüzde 59 daha fazla endişelerini dile getiriyor (Liberaller yüzde 87, muhafazakârlar yüzde 28). Bununla birlikte, büyük ideolojik farklılıkların mevcut olduğu başka ülkeler de sırasıyla şu şekilde: Avustralya (liberallerin bunu söyleme olasılığı 41 puan daha yüksek), Hollanda (+35), Kanada (+30), İsveç (+30) ve Yeni Zelanda (+23).

Kadınlar ve gençler daha endişeli

Ankete katılan birçok ülkede, kadınlar iklim değişikliğinin kendilerine kişisel olarak zarar vereceği konusunda erkeklerden daha fazla endişe duyuyor. Almanya’daki kadınların endişe duyma olasılığı erkeklere göre 13 puan daha fazla (Kadınların yüzde 82’sine karşın erkeklerin yüzde 69’u endişeli). ABD, İsveç, Birleşik Krallık, Güney Kore, Singapur, Tayvan, Avustralya ve Hollanda da dahil olmak üzere çeşitli ülkelerde bu farklar çift haneli rakamlara ulaşıyor.

Bu soru 2015’te ilk kez sorulduğunda, ABD, Almanya, Kanada, Japonya, İspanya ve Avustralya’daki kadınların iklim değişikliğinin kendilerine zarar vereceği konusunda erkek meslektaşlarına göre endişelerini ifade etme olasılıkları daha yüksekti.

İklim değişikliği konusunda hükümetin harekete geçmesini isteyen gençler geçmişteki protestoların ön saflarında yer aldı. Anket yapılan sekiz yerde, 18 ila 29 yaşları arasındaki genç yetişkinlerin, yaşamları boyunca iklim değişikliğinin kendilerine zarar vereceği konusunda endişe duymaları yaşı, 65 ve üzerinde olanlardan daha fazla. Aradaki en büyük fark, genç iklim aktivisti Greta Thunberg’in anayurdu olan İsveç’te. Genç İsveçlilerin, iklim değişikliğinin zararlarından endişe duyduklarını söyleme olasılıkları, yaşlı yurttaşlarına göre 40 puan daha yüksek. Yeni Zelanda’da (genç yetişkinlerin bunu söyleme olasılığı 31 puan daha yüksek), Avustralya’da (+30) ve Singapur’da da (+20) büyük yaş farklılıkları söz konusu. Ayrıca, Amerikalılar, Fransızlar, Kanadalılar ve İngilizler arasında genç olanların iklim değişikliğinin yaşamları boyunca kendilerine kişisel olarak zarar vereceğini söyleme olasılıkları diğer yaş gruplarına göre daha yüksek.

Yunanistan ve Güney Kore’deki her yaş grubunda, insanların büyük çoğunluğu, iklim değişikliğinin kendilerine kişisel olarak zarar vereceğinden endişe duysa da, 65 yaş ve üzerindekilerin bu düşünceye sahip olma olasılığı 30 yaşından küçüklere göre daha fazla.

 Dünya çapında pek çok kişi, iklim değişikliğinin etkilerini azaltmak için yaşama ve çalışma biçimlerini değiştirmeye istekli olduğunu ifade ediyor.

Ankete katılanların çoğunluğu, iklim değişikliğinin etkilerini azaltmak için yaşama ve çalışma biçimlerinde, en azından birtakım değişiklikler yapmaya istekli olduklarını ifade ediyor. 17 ülkede yüzde 80’lik bir ortalama, hayatlarında en azından bazı değişiklikler yapacaklarını söylerken, yüzde 19’luk bir ortalama ise birkaç değişiklik yapacaklarını ya da hiç değişiklik yapmayacaklarını söylüyor. Hayatlarında çok değişiklik yapmaya hazır olanların oranı Japonya’da yüzde 8’den Yunanistan’da yüzde 62’ye kadar uzanan bir yelpazede yer alıyor.

Kuzey Amerika’da hem Kanadalıların hem de Amerikalıların yaklaşık dörtte üçü veya daha fazlası, iklim değişikliğinin etkilerini azaltmak için hayatlarında değişiklik yapmaya istekli olduklarını söylüyor.

Ankete katılan Avrupa halklarının tümünde, büyük çoğunluk iklim değişikliğini ele almak için kişisel davranışlarını değiştirmeye istekli olduklarını söylüyor. Hayatlarında çok fazla değişiklik yapmaya istekli olduklarını söyleyenlerin oranı ise önemli bir şekilde değişkenlik gösteriyor. Yunanistan, İtalya ve İspanya’dakilerin yaklaşık yarısı veya daha fazlası hayatlarında birçok değişiklik yapacaklarını söylerken, Belçika, Almanya ve Hollanda’dakilerin üçte birinden azı bu yönde beyan veriyor.

Ankete katılan Asya-Pasifik ülkelerinin tümünde ise, insanların çoğunluğu (Güney Kore, Singapur, Avustralya ve Yeni Zelanda’da insanların dörtte üçünden fazlası) nasıl yaşadıkları ve nasıl çalıştıkları konusunda birkaç veya birçok değişiklik yapacaklarını söylüyor. Bununla birlikte, Japonya’dakilerin tam olarak yüzde 44’ü, iklim değişikliğine karşı yaşam ve çalışma biçimlerinde yalnızca çok az değişiklik yapmaya istekli ya da hiç değişiklik yapmamak istediklerini ifade etmiş; bu anketin yapıldığı ülkelerdeki en yüksek oran.

Ankete katılan sekiz ülkede, 18 ila 29 yaşları arasındakilerin, iklim değişikliğinin etkilerini azaltmaya yardımcı olmak için nasıl yaşadıkları ve çalıştıkları konusunda en azından bazı değişiklikler yapmaya istekli olduklarını söyleme olasılıkları 65 ve üzerindekilere göre daha yüksek. Örneğin Fransa’da, 30 yaşından küçüklerin yaklaşık onda dokuzu iklim değişikliğine tepki olarak hayatlarında değişiklik yapmaya istekliyken, bu durum 65 yaş ve üzerindekilerin yalnızca yüzde 62’si için geçerli.

İdeolojik olarak kendilerini solda tanımlayanların küresel iklim değişikliğinin etkilerini azaltmaya yardımcı olmak için davranışlarını değiştirmeye istekli olduklarını ifade etme olasılıkları, kendisini sağda tanımlayanlara nazaran daha yüksek. İdeolojik kutuplaşmanın en belirgin olduğu ABD’de, liberallerin yüzde 94’ü, muhafazakârların yüzde 45’ine kıyasla, en azından bazı değişiklikler yapmaya istekli olduklarını söylüyor. Solcu ve sağcılar arasında büyük ideolojik farklılıkların olduğu diğer ülkeler arasında Kanada (yüzde 26 puan), Hollanda (25 puan), Avustralya (23 puan) ve Almanya’yı (22 puan) da sayabiliriz.

Eğitimli kesim davranışlarını değiştirmeye daha istekli

Ülkelerin çoğunda, daha fazla eğitime sahip olanların iklim değişikliğinin etkilerini hafifletmek için yaşam tarzlarını değiştirmeye istekli olduklarını söyleme olasılıkları, daha az eğitimli olanlara göre daha yüksek. Örneğin, Belçika’da bu oran, lise veya üzeri eğitim derecesine sahip olanlarda ortaöğretim veya altı eğitime sahip olanlardan 14 puan daha fazla. Fransa, Almanya, Yeni Zelanda, Hollanda ve Avustralya’da da daha fazla eğitimli ve daha az eğitimli olanlar arasında çift haneli farklılıklar bulunuyor.

Ve ankete katılan çoğu ülkede, ortalama gelirin üzerinde gelire sahip olanların iklim değişikliğinin etkilerini azaltmak için hayatlarında en azından bazı değişiklikler yapmaya istekli olduklarını ifade etme olasılıkları, daha düşük gelirli olanlara göre daha yüksek. Örneğin, Belçika’da, bu kişilerin  yaklaşık dörtte üçü (yüzde 76), daha düşük bir gelire sahip olanların yüzde 66’sına kıyasla hayatlarında değişiklik yapacaklarını söyledi.

Birçok kişi, ülkelerinin iklim değişikliğini ele alışı konusunda genel olarak olumlu bir tutuma sahip.

Kendi ülkelerinin iklim değişikliğiyle nasıl başa çıktığı konusunda düşünmeleri istendiğinde ankete katılanlar çoğunlukla olumlu yanıtlar veriyor. Çoğu yerde insanların yaklaşık yarısı veya daha fazlası, ülkelerinin “en azından biraz iyi” bir iş çıkardığını söylerken, 17 gelişmiş ekonomide insanların ortalama yüzde 56’si bu görüşü benimsiyor.

Kanadalıların yaklaşık üçte ikisi (yüzde 64) ülkelerinin iyi bir iş çıkardığını söylerken, Amerikalıların neredeyse yarısı bu düşünceye sahip.

Ankete katılan Avrupa halklarının çoğunluğu, kendi ülkelerinin tavrının “en azından biraz iyi” olduğuna inanıyor. İsveç ve Birleşik Krallık’takiler özellikle iyimser bir duruşa sahipler ve bu ülkelerde her on kişiden yedisi iklim değişikliğiyle mücadelede ülkelerinin iyi bir iş çıkardığını söylüyor. Ülkelerinin performansını en çok eleştirenlerin İtalyanlar olduğunu görüyoruz: İtalyanların yüzde 20’si toplumlarının çok kötü bir iş çıkardığını söylüyor; bu ankete katılan tüm ülkeler arasında en büyük oran.

Singapur ve Yeni Zelanda’da yaklaşık on kişiden sekizi, ülkelerinin iyi bir iş çıkardığını söylüyor; bu da ankete katılan tüm ülkeler arasında en yüksek seviye. Buna Singapur’un çok iyi bir iş çıkardıklarını söyleyen Singapurluların yaklaşık üçte biri (yüzde 32) dahil. Ankete katılan diğer Asya-Pasifik toplumlarındaki yetişkinler daha ihtiyatlı bir duruş sergiliyor; katılımcıların yaklaşık yarısı veya daha azı ülkelerinin iyi bir iş çıkardığını ifade ediyor.

İnsanların kendi ülkelerinin iklim değişikliğini ele alış biçimini değerlendirme şekillerinde siyasi görüşlerin önemli bir yol oynadığı görülüyor. 10 ülkedeki yetişkinlere baktığımızda, sağcılar ülkelerinin iklim değişikliği konusundaki performansını daha olumlu değerlendirme eğiliminde. En belirgin fark ise Avustralya’da: Sağcıların yüzde 69’u Avustralya’nın iklim değişikliğiyle iyi başa çıktığını söylerken, solcuların yalnızca yüzde 19’u aynı görüşte; bu da 50 puanlık bir fark anlamına geliyor. Muhafazakârların, ABD’nin iklim değişikliğiyle mücadelede iyi bir iş çıkardığını söyleme olasılığının liberallerden 41 puan daha fazla olduğu ABD’de de çarpıcı bir fark ortaya çıkıyor.

Bu değerlendirmeler, aynı zamanda, insanların iktidardaki partileri nasıl gördükleriyle de bağlantılı. Ankete katılan 17 ülkenin 10’unda, iktidar partisine olumlu bakanların, partiye olumsuz bakanlara göre iklim değişikliğinin iyi yönetildiğini düşünme olasılığı daha yüksek. Demokratların ve Demokrat Parti’ye eğilimli bağımsızların yalnızca yüzde 33’ünün ABD’nin iklim değişikliğini iyi idare ettiğini söylediği ABD’de ise bunun tam tersi geçerli.

Uluslararası toplumun eylemlerinin iklim değişikliğinin etkilerini azaltıp azaltmayacağına dair farklı görüşler mevcut.

Ankete katılan insanlar arasında yalnızca yüzde 46’lık bir ortalama, uluslararası toplum tarafından atılan adımların iklim değişikliğinin etkilerini önemli ölçüde azaltacağından emin. İnsanların ortalama yüzde 52’si ise pek emin olmadığını söylüyor.

Kanadalılar, genel olarak konuyla ilgili ikiye ayrılmış durumda. Ayrıca, Amerikalıların yüzde 54’ü uluslararası toplumun iklim krizine vereceği tepkiye güvenmiyor.

Avrupa’ya baktığımızda, Almanya ve Hollanda’dakilerin çoğunluğu uluslararası iklim eyleminin iklim değişikli konusunda başarı elde edebileceğine inanıyor. Buna karşın, Fransa, İsveç, Belçika ve İtalya’daki insanların çoğunluğu, bunun yararlı olup olmadığından emin değil.

Güney Koreliler ve Singapurlular, uluslararası iklim eylemine güvendiklerini söylüyorlar. Ancak Asya-Pasifik bölgesinin başka yerlerinde, kamuoyu ya bölünmüş durumda ya da uluslararası çabalar konusunda karamsarlığa meyilli.

Birleşmiş Milletler gibi uluslararası kuruluşlar hakkındaki görüşler, uluslararası topluluk tarafından atılan adımların küresel iklim değişikliğinin etkilerini önemli ölçüde azaltacağına dair duyulan güven ile bağlantılı. BM hakkında olumlu görüşe sahip olanlar, uluslararası topluluk tarafından atılan adımların iklim değişikliğinin etkilerini önemli ölçüde azaltacağı konusunda, BM hakkında olumsuz görüşe sahip olanlara göre daha eminler. Bu noktadaki görüş farlılığının en yüksek olduğu ABD’de, BM’ye olumlu bakanların yüzde 61’i uluslararası eylemin iklim değişikliğinin etkilerini azaltacağını söylerken, örgüt hakkında olumsuz görüşe sahip olanların sadece yüzde 22’si bu görüşte. Ankete katılan her toplulukta çift haneli farklılıklar mevcut.

Benzer şekilde, ankete dahil olan her AB üye ülkesinde, blok hakkında olumsuz görüşlere sahip olanlara nazaran olumlu görüşlere sahip olanların iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik uluslararası çabalara güvenme olasılıkları daha yüksek.

Uluslararası iklim eyleminin yerel ekonomilere zarar verip vermeyeceği konusunda fikir birliği çok düşük,

Ankete katılan gelişmiş ekonomiler arasında nispeten az sayıda ülke kamuoyu, Paris İklim Anlaşması gibi uluslararası topluluk tarafından iklim değişikliğini ele almak için atılan adımların, çoğunlukla kendi ekonomilerine fayda sağlayacağını veya zarar vereceğini düşünüyor. 17 ülke arasında ortalama yüzde 31’lik bir kesim, bu eylemlerin ekonomilerine iyi geleceğini söylerken, yüzde 24 zarar vereceğine inanıyor. Yüzde 39’lük bir kesim ise, Paris İklim Anlaşması gibi eylemlerin ekonomik bir etkisi olmayacağı görüşünde.

İsveç’te insanların yaklaşık yarısı (yüzde 51) fayda sağlayacağı kanısında. Öte yandan Fransa’dakilerin yalnızca yüzde 18’i, toplumlarının uluslararası iklim anlaşmalarından ekonomik olarak faydalanacağı görüşünde.

Hiçbir ülkede, kamuoyunun üçte birinden fazlası uluslararası eylemin ekonomilerine zarar vereceğini düşünmüyor. Ancak eski Başkan Donald Trump yönetimindeyken anlaşmadan çekilen ve kısa süre önce Başkan Joe Biden yönetiminde yeniden katılan ABD’de, insanların üçte biri uluslararası iklim anlaşmalarının ekonomiye zarar vereceği kanısında. (Uluslararası kamuoyunun Biden’ın uluslararası politika eylemlerini nasıl gördüğü hakkında daha fazla bilgi için şu kaynağa başvurabilirsiniz:

Ankete katılanlar arasında daha yaygın olan görüş, iklim eylemlerinin yerel ekonomiler üzerinde hiçbir etkisi olmayacağı yönünde. Sekiz ülkede, on kişiden dördü veya daha fazlası, Fransa’da ise insanların yarısı bu görüşe sahip. İki ülkede ise- Japonya ve Tayvan– insanların beşte biri veya daha fazlası bu konuda hiç görüş bildirmemeyi tercih etti.

AB, BM, ABD ve Çin’in iklim değişikliğine karşı tutumlarının değerlendirilmesi

Katılımcılardan kendi kamuoyuna yansıtmanın yanı sıra, dört uluslararası kuruluş veya ülkenin küresel iklim değişikliğiyle nasıl başa çıktığını değerlendirmeleri istendi. Ankete katılan 17 kamuoyunda yüzde 63’lük bir ortalamayla Avrupa Birliği,  hakkında soru sorulan kuruluşlar arasında en iyi notu aldı. Yüzde 56’lık bir ortalama Birleşmiş Milletler için aynı şeyi söylerken, çok daha azı, karbondioksit emisyonlarında önde gelen iki ülke olan ABD veya Çin’in iyi bir iş çıkardığına inanıyor.

AB, Avrupa içinde de dışında da yüksek not alıyor

Ankete katılan toplumların ikisi hariç tamamında insanların çoğunluğu AB’nin iklim değişikliği konusunda iyi bir iş çıkardığını düşünüyor. Ancak katılımcıların çoğu AB’nin çabasının “azçok iyi” olduğu görüşündeyken, yalnızca az sayıda katılımcı AB’nin çabasının “çok iyi” olarak tanımlıyor.

Ankete katılan Avrupa ülkeleri arasında blokun iklim değişikliğine verdiği tepkiyi övenler ise yaygın. İspanya ve Yunanistan’da, insanların yaklaşık onda yedisi, AB’nin “en azından biraz iyi” bir iş çıkardığını ifade ediyor. İngiltere, İtalya, İsveç ve Fransa’daki katılımcıların ise yaklaşık onda altısı veya daha fazlası aynı fikirde.  Hollandalılar ve Almanlar, AB’nin iklim değişikliğine karşı duruşu konusunda daha çeşitli bir görüş yelpazesine sahip. Ankete katılan her Avrupa ülkesinde, AB’nin iklim değişikliğiyle mücadele konusunda çok kötü bir iş çıkardığını söyleyenlerin oranı yüzde on iken, bu oran İsveç sadece yüzde 5.

On Kanadalıdan yedisi, AB’nin iklim değişikliğiyle mücadelede iyi bir iş çıkardığına inanıyor. ABD’dekilerin ise yüzde 62’si aynı görüşü ifade ediyor.

Ankete katılan Asya-Pasifik halkları, AB’nin iklim planları hakkında benzer şekilde olumlu görüş beyan ediyor. Avustralyalı ve Singapurluların yaklaşık onda yedisi, AB’nin iklim değişikliğine tepkisini “en azından biraz iyi” olarak değerlendiriyor. Yeni Zelanda, Güney Kore, Japonya ve Tayvan’da yaklaşık on kişiden altısı veya daha fazlası da aynı şekilde düşünüyor.

BM’nin eylemlilik notu ‘iyi’

Çoğu toplumdaki çoğunluk, BM’nin iklim değişikliğine verdiği yanıtı da iyi buluyor. Ankete katılan tüm toplumlarda ortalama yüzde 49, BM’nin eylemlerinin “bir şekilde” iyi olduğunu ve yüzde 5’lik bir ortalama da eylemlerin çok iyi olduğunu söylüyor.

Kanadalılar, BM’nin iklim konusundaki performansını Amerikalılardan daha olumlu değerlendiriyor. Ülkede yaklaşık on kişiden altısı, çok taraflı kuruluşun iklim değişikliği konusunda en azından “biraz iyi” bir iş çıkardığını söylüyor. ABD’dekilerin yaklaşık yarısı bu değerlendirmeye katılıyor ve yüzde 43’ü BM’nin iklim değişikliğiyle mücadele konusunda kötü bir iş çıkardığını düşünüyor.

Avrupa’da İspanya, İsveç, Birleşik Krallık, Yunanistan ve İtalya’daki çoğunluk, BM’nin iklim değişikliğiyle başa çıkma yöntemlerini onaylıyor. Hollanda, Fransa ve Belçika’daki yetişkinlerin yarısından daha azı bu değerlendirmeye katılıyor ve Almanya’da sadece yaklaşık üçte biri aynı şeyi söylüyor.

BM’nin iklim değişikliğini ele alışını iyi gören Singapur’da, ankete katılanlar arasında yetişkinlerin payı en yüksek oranda. Bu, ankete katılan diğer tüm toplumlardaki payın en az iki katı olan ve BM yanıtının çok iyi olduğunu söyleyen yüzde 14’ü içeriyor. Avustralya ve Yeni Zelanda’daki çoğunluk da benzer şekilde BM’nin iyi bir iş çıkardığını söylüyor.

Çoğunluk, ABD’nin iklim krizine yaklaşımını eleştiriyor     

Ankete katılan toplumların çoğunda, ABD’nin iklim değişikliğiyle başa çıkma konusunda iyi bir iş çıkardığını söyleyen yetişkinler azınlıkta. Yüzde 33’lük bir ortalama, ABD’nin biraz iyi bir iş çıkardığını söylüyor. Bununla birlikte yalnızca katılımcıların ortalama yüzde 3’ü, bu ülkenin çok iyi bir iş çıkardığına inanıyor.

Amerikalıların ise yaklaşık yarısı, kendi ülkelerinin küresel iklim değişikliğiyle mücadelede iyi bir iş çıkardığını söylüyor. Bununla birlikte on Kanadalıdan yalnızca altısı güneydeki komşularının kötü bir iş çıkardığını ifade ediyor.

Avrupa genelinde, insanların çoğu ABD’nin iklim değişikliğini ele alma konusunda kötü bir iş çıkardığını düşünüyor. Buna Almanların ve İsveçlilerin yüzde 75’i de dahil. İngiltere ve Yunanistan dışında, ankete katılan tüm Avrupa ülkelerindeki insanların en az dörtte biri ABD’nin çok kötü bir iş çıkardığı kanısında.

Asya-Pasifik bölgesinde ve ankete katılan tüm ülkeler arasında en çok Singapurlular ABD’nin iklim değişikliğine yaklaşımını övüyor; insanların yaklaşık yarısı ABD stratejisini olumlu gördüklerini söylüyor. Bu bölgede en eleştirel olanlar ise Yeni Zelandalılar: Toplumun yalnızca dörtte biri ABD’nin “en azından biraz iyi” bir iş çıkardığını söylüyor.

Görüşmelere katılanlar arasında, siyasi ideoloji ile ABD’nin iklim stratejisi değerlendirme arasında bir bağ bulunuyor. 12 ülkede, siyasi yelpazenin sağındakilerin, ABD’nin küresel iklim değişikliğiyle mücadelede iyi bir iş çıkardığını söyleme olasılığı soldakilere nazaran önemli ölçüde daha yüksek.  Bu farkın en yüksek olduğu ülkelerse Avustralya, Kanada ve İtalya.

Çin’in puanı düşük

Ankete katılan insanlar, Çin’in iklim değişikliği ile başa çıkma yöntemleri konusunda  olumlu görüşlere sahip değiller. Yüzde 18’lik bir ortalama, Çin’in iyi bir iş çıkardığını söylerken, yüzde 78’lik bir ortalama bu görüşe katılmıyor. Yüzde 45’lik bir ortalama ise bu ülkenin  özellikle çok kötü bir iş çıkardığını düşünüyor.

Amerikalıların ve Kanadalıların sadece yüzde 18’i Çin’in iklim değişikliğiyle mücadelede iyi bir iş çıkardığına inanıyor.

Benzer şekilde, Avrupa’da çok az kişi Çin’in iklim değişikliğiyle etkili bir şekilde uğraştığını düşünüyor. Aslında, ankete katılan neredeyse tüm Avrupa ülkelerinde insanların onda dördünden fazlası Çin’in çok kötü bir iş çıkardığını söylüyor. Halkın üçte birinin Çin’e iklim değişikliği eylemi için olumlu notlar verdiği Yunanistan’da bu görüş daha az yaygın.

Asya-Pasifik bölgesindeki yetişkinler de iklim değişikliğiyle mücadele konusunda Çin’e genellikle düşük puanlar veriyor. Güney Koreliler son derece eleştirel; toplumun yaklaşık üçte ikisi Çin’in çok kötü bir iş çıkardığını söylüyor; bu da ankete katılan tüm halklar arasında en yüksek pay. Yeni Zelanda, Japonya ve Avustralya’da insanların yaklaşık onda dördü veya daha fazlası aynı fikirde. Singapur bu noktada öne çıkıyor: Singapurluların yarısı Çin’in iyi bir iş çıkardığını düşünüyor; bu oran Singapur’dan sonra gelen ülkeden yaklaşık yüzde 20 puan daha yüksek.

Ankete katılan dokuz ülkede, insanlar arasında daha az eğitimli olanlar, daha fazla eğitimli olanlara göre, Çin’in iklim değişikliğine karşı tutumuna daha olumlu bakıyor. Benzer şekilde, daha düşük gelire sahip olanlar, Çin’in iklim değişikliği yanıtına ilişkin olumlu değerlendirmeler yapmaya daha yatkın. Daha az eğitimli veya daha düşük gelirli olanların bu soruya yanıt verme oranı da daha düşük.

Pew Araştırma Merkezi’nin Küresel Tutum Anketi, İlkbahar 2021-MEtodoloji

Anket sonuçları, Gallup ve Langer Research Associates başkanlığında gerçekleştirilen telefon görüşmelerine dayanmaktadır. Sonuçlar, aksi belirtilmedikçe, ulusal örneklemlere dayanmaktadır. Uluslararası anket metodolojimiz ve ülkeye özel örneklem tasarımlarımız hakkında daha fazla ayrıntıyı burada bulabilirsiniz:

ABD anketinin sonuçları, Amerikan Eğilimler Paneli’nden alınan verilere dayanmaktadır.

Amerikan Eğilimler Paneli araştırma yöntemi

Pew Araştırma Merkezi tarafından oluşturulan Amerikan Eğilimler Paneli (ATP), rastgele seçilen ABD’li yetişkinlerin ulusal düzeyde yer aldıkları temsili bir panelidir. Panelistler, araştırmaya doğrudan kendileri tarafından doldurdukları internet anketleri aracılığıyla katılırlar. Evlerinde internet erişimi olmayan panelistlere tablet ve kablosuz internet bağlantısı sağlanmaktadır. Mülakatlar hem İngilizce hem de İspanyolca olarak yapılmaktadır. Panel, Ipsos şirketi tarafından yönetilmektedir.

Bu rapordaki veriler, 1-7 Şubat 2021 tarihleri ​​arasında gerçekleştirilen panel dalgasından alınmıştır. Örneklenen 2.943 kişiden toplam 2.596 panelist yanıt vererek yüzde 88’lik bir yanıt oranı elde etmiştir. Bu, son derece yüksek ret veya doğrusallık oranları nedeniyle verilerden çıkarılan bir panelist içermez. İşe alım anketlerine yanıt vermemeyi ve yıpranmayı hesaba katan kümülatif yanıt oranı yüzde 4’tür. Ankete giriş yapan ve en az bir maddeyi tamamlayan panelistler arasında kırılma oranı yüzde 2’dir. 2.596 katılımcıdan oluşan tam örneklem için örnekleme hatası marjı artı veya eksi 2,7 puandır.

Katılımcılara nasıl ulaşıldı?

ATP, hem İngilizce hem de İspanyolca olarak gerçekleştirilen büyük, ulusal, sabit hat ve cep telefonu rastgele haneli arama anketinin sonunda panele katılmaya davet edilen ilk panelist grubuyla 2014 yılında oluşturuldu. 2015 ve 2017 yıllarında aynı yöntemle iki ilave işe alım gerçekleştirilmiştir. Bu üç ankette toplam 19.718 yetişkin ATP’ye katılmaya davet edildi ve bunların 9.942’si (yüzde 50) katılmayı kabul etti.

ATP, Ağustos 2018’de telefondan adrese dayalı iletişim yöntemine geçti. Davetler, ABD Posta Servisi’nin Teslimat Sırası Dosyası’ndan seçilen rastgele ve adrese dayalı bir hane örneklemine gönderildi. Sırasıyla 2019 ve 2020 yıllarında aynı yöntemle iki ek katılımcı alımı gerçekleştirildi. Bu, adrese dayalı üç katılımcı oluşturma çalışmasında, toplamda  17 bin 161 yetişkin ATP’ye katılmaya davet edildi ve bunların 15 bin 134’ü (yüzde 88’i) araştırmaya katılmayı kabul etti ve bir ilk profil anketini tamamladı. Her hanede, doğum günü ana katılımcıdan sonra gelen ilk yetişkinden ankete cevap vermesi istendi ve sonunda o kişiler de panele katılmaya davet edildiler. ATP’ye katılan 25 bin 076 kişiden 13 bin 553’ü aktif panelist olarak devam etti ve söz konusu anketin yapıldığı sırada başka anket davetleri almaya devam ettiler.

ABD Posta Servisi’nin Teslimat Sırası Dosyası’nın nüfusun yüzde 98’ini kapsadığı tahmin ediliyor; ancak bazı araştırmalar bu kapsamın yüzde 90’lar civarında olabileceğini öne sürüyor. Amerikan Eğilimler Paneli, katılımcıları ek anketlere yönlendiren “breakout routers”ları veya zincirleri hiçbir şekilde kullanmamaktadır.

Örneklem tasarımı

Bu anketin genel hedef nüfusu, Alaska ve Hawaii dahil olmak üzere ABD’de yaşayan, 18 yaş üstü ve hastane, bakımevi, hapisane gibi ev dışı bir kurumda yaşamayan kişilerden oluşmaktadır.

Bu çalışma, ATP’tarafından yapılan, katmanlara ayrılmış ve rastgele oluşturulmuş bir örneklem içeriyor. Örneklem şu katmanlara göre dağıtılmıştır: Tablet haneler (Tablet households), ABD doğumlu Hispanikler, yabancı doğumlu Hispanikler, lise veya altı eğitim görenler, yabancı doğumlu Asyalılar, oy kullanmak için kayıtlı olmayanlar, 18-34 yaş arası kişiler, haftada bir ya da daha az internet kullananlar, Hispanik olmayan Siyah yetişkinler, gönüllü olmayanlar ve halihazırda yukarıdakilerin hiçbirine girmeyen diğer tüm kategoriler.

Anket geliştirme ve anket doğrulaması

Anket, Pew Araştırma Merkezi tarafından Ipsos şirketi ile istişare edilerek geliştirilmiştir. Web programı, Ipsos proje yönetim ekibi ve Pew Araştırma Merkezi araştırmacıları tarafından hem PC hem de mobil cihazlarda titizlikle test edilmiştir. Ipsos proje yönetim ekibi, anketi başlatmadan önce araştırma mantığın ve rastgele örneklem oluşturma özelliğinin amaçlandığı gibi çalıştığından emin olmak için SPSS programında analiz edilen test verilerini de doldurdu.

Veri toplama protokolü

Bu çalışma kapsamında kullanılan veriler 1-7 Şubat 2021 arasında toplandı. Kartpostal ile gönderilen bildirimler, ikamet adresi bilinen tüm ATP panelistlerine 1 Şubat 2021 tarihinde postalandı.

E-posta adresi var olan tüm panelistlere bir e-posta davetiyesi ve ankete yanıt vermedikleri takdirde en fazla iki hatırlatıcı e-posta gönderildi. SMS mesajlarına izin veren tüm ATP panelistleri bir SMS davetiyesi ve yine SMS ile gönderilen en fazla iki hatırlatıcı aldılar.

Veri kalitesi kontrolleri

Yüksek kaliteli verilere ulaşmak adına, araştırmacılar “satisficing” (Yeterli ve tatmin edici anlamına gelen, “Satisfy“ yani “tatmin etmek” ile “Suffice” yani “yeterli olmak” kelimelerinden oluşan kavram) özellikleri gösteren tüm katılımcıları belirlemek için veri kalitesi kontrolleri gerçekleştirdi. Soruları boş bırakma oranları ve katılımcıların sunulan ilk veya son cevabı seçmiş olup olmadığı da kontrol edilen noktalar arasındadır. Bu kontrolün sonucunda (ağırlıklandırma ve analiz öncesinde) anket veri setinden bir ATP katılımcısı çıkarılmıştır.

Ağırlıklandırma

ATP verileri, anket sürecinin farklı noktalarında meydana gelen birden fazla örnekleme ve yanıtsızlık aşamasını hesaba katan çok adımlı bir süreçte ağırlıklandırıldı. İlk olarak, her panelist, ilk işe alım anketleri için seçilme olasılıklarını (ve yalnızca bir katılımcı alt örneğinin davet edildiği durumlarda panele katılmaya davet edilme olasılıklarını) yansıtan bir temel ağırlıkla yola çıkar. Farklı yıllarda araştırma pratiğine dahil edilen panelistler için temel ağırlıklar, ait oldukları gruptaki tüm aktif panelistler için etkin örneklem büyüklüğü ile orantılı olacak şekilde ölçeklendirilir. İlk anketlerdeki cevapsızlığı düzeltmek ve kademeli panel yıpranmasını gidermek için, aktif panelistlerin taban ağırlıkları, tam panel ağırlığı oluşturmak üzere ekli tabloda tanımlanan popülasyon kriterleri ile uyumlu olacak şekilde kalibre edilir.

Son ağırlıklandırma adımında, anketi tamamlayan panelistler için dalgaya özgü temel ağırlıklar, yukarıda belirtilen popülasyon karşılaştırma ölçütlerine uyacak şekilde yeniden kalibre edilir. Bu ağırlıklar, ağırlıklardaki farklılıktan kaynaklanan hassasiyet kaybını azaltmak için (tipik olarak yaklaşık 1’inci ve 99’uncu yüzdelik dilimlerde) kırpılır. Örnekleme hataları ve istatistiksel anlamlılık testi, ağırlıklandırmanın etkisini dikkate alır.

Aşağıdaki tablo, anketteki farklı gruplar için yüzde 95 güven düzeyinde beklenebilecek, ağırlıklandırılmamış örneklem büyüklüklerini ve örneklemde ortaya çıkabilecek hata payını göstermektedir.

Örnekleme dair hatalara ek olarak, anketlerin sırasındaki soru üslubu ve pratik zorlukların kamuoyu yoklamalarının bulgularında hatalara veya yanlılığa sebep olabileceği de unutulmamalıdır.

Raporun orijinali için tıklayın