Ana Sayfa Blog Sayfa 2167

Soma’da maden ocağında göçük: Bir kişi hayatını kaybetti

Manisa’nın Soma İlçesinde özel bir maden ocağında göçük meydana geldi. Olayda bir kişi hayatını kaybederken bir kişi ise yaralandı. İki kişinin ise kurtarılma işlemi devam ediyor.

Göçük, Soma İmbat Madencilik’e ait maden ocağında üretim faaliyetlerinin bulunmadığı galeri bölümünde yapılan bakım onarım faaliyetleri sırasında yaşandı. Yaşamını yitiren işçinin bir çocuk babası Ersin Özdoğan olduğu bildirildi.

İSİG: Tuttukları setin patlamasıyla yaşandı

İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) tarafından konuyla ilgili yapılan paylaşımda Soma İmbat Madencilik’te şılam denilen sulu çamurlu malzemeyi tuttukları setin patlamasıyla göçük altında kalıp yaşamını yitiren arkadaşımız Ersin Özdoğan. Ailesine ve mesai arkadaşlarına başsağlığı diliyoruz” ifadeleri kullanıldı.

Türkiye’nin önemli doğa alanları dijital olarak yayında

Doğa Derneği, pek çok kuruluşun ve bilim insanının katkısıyla hazırlanan Türkiye’nin Önemli Doğa Alanları kitabını dijital olarak yayınladı. Sekiz farklı canlı grubu için yapılan bu çalışmada bitkiler, kız böcekleri, kelebekler, iç su balıkları, çift yaşamlılar, sürüngenler, kuşlar ve memeliler ile ilgili veriler bulunuyor.

Derneğin “evdekal” hashtagiyle yayınladığı dijital yayına ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz. Kitapta Türkiye’nin yedi coğrafi bölgesinde bulunan 305 önemli doğa alanı ve içinde yaşayan canlılar hakkında bilgiler bulunuyor.

Fotoğraf: Tamer Zeybek

Önemli Doğa Alanları

Önemli Doğa Alanı (ÖDA) kavramı, hassas ve benzersiz doğal alanları belirlemek üzere kullanılan bir önceliklendirme yaklaşımını ifade ediyor. Bunun için başta nesli tehlike altında olan ve/veya kısıtlı bir coğrafi yayılışa sahip canlı türleri olmak üzere bir dizi ekolojik gösterge kullanılıyor.

ÖDA’lar, alan korumaya ihtiyaç duyan tür ve habitatların dağılım ve nüfuslarını esas alan standartlar,  küresel ölçekte uygulanabilir eşik değerlerine bağlı somut kriterler vasıtasıyla seçiliyor.

Doğa alanları içinde Abant Gölü de yer alıyor. Fotoğraf: Ali İhsan Gökçen

ÖDA’lar nasıl belirleniyor?

Dünya Doğayı Koruma Birliği (IUCN), ÖDA’ların belirlenmesinde 2016’da uluslararası standartlar ortaya koydu. Buna göre, öncelikli alanlar beş ana kriter ve bir dizi alt kriter ile belirleniyor:

  • Tehlike altındaki biyolojik çeşitlilik
    • Tehlike altındaki türler
    • Tehlike altındaki ekosistem çeşitleri
  • Dar yayılışlı biyolojik çeşitlilik
    • Dar yayılışlı tekil türler
    • Dar yayılışlı birden fazla türün birlikte bulunması
    • Dar yayılışlı tür toplulukları
    • Dar yayılışlı ekosistem çeşitleri
  • Ekolojik bütünlük
  • Biyolojik süreçler
    • Yoğunlaşan türler
    • Ekolojik sığınaklar
    • Çoğalma kaynakları
  • Sayısal analizler aracılığıyla eşsizlik, benzersizlik

OPEC ve OPEC dışı ülkelerden petrol üretimini azaltma kararı

Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve OPEC dışı bazı üretici ülkeler, günlük petrol üretimlerini toplam 10 milyon varil azaltma kararı aldı. Karar, telekonferans yoluyla düzenlenen 9’uncu Olağanüstü Balkanlar Toplantısı sonrasında alındı.

OPEC’in en büyük üreticisi ve G20 Dönem Başkanı Suudi Arabistan başkanlığında gerçekleşen toplantıya Rusya‘nın da dahil olduğu OPEC dışı ham petrol üreticisi ülkelerin enerji bakanları katıldı.

Üretim 10 milyon varil azaltılacak

Dün 17.45’te başlayan toplantının ardından bugün 06.50’de yapılan açıklamada, OPEC+ olarak bilinen grubun günlük ham petrol üretim miktarını 1 Mayıs’tan 30 Haziran’a kadar iki ay boyunca 10 milyon varil azaltma kararına varıldığı belirtildi.

Söz konusu kesinti miktarının 1 Temmuz-31 Aralık arasında 6 ay boyunca günlük 8 milyon varil, 1 Ocak 2021 ile 30 Nisan 2022 arasındaki 16 ay boyunca ise günlük 6 milyon varil olarak uygulanmasına karar verildi.

Rusya ve Suudia Arabistan arasındaki anlaşmazlıklar sebebiyle petrol fiyatları bu yılın başında büyük bir düşüş yaşamıştı.

10 Haziran’da durum değerlendirmesi

Kesinti miktarları için OPEC+ üyelerinin Ekim 2018 ham petrol üretim seviyeleri baz alınacak, ancak Suudi Arabistan ve Rusya’nın kesintileri günlük 11 milyon varillik üretim miktarı baz alınarak hesaplanacak.

OPEC+ üye ülkeleri 10 Haziran’da yine telekonferans yoluyla toplanarak küresel petrol piyasasının son durumunu değerlendirecek. Ayrıca, şu anki anlaşmanın uzatılıp uzatılmaması Aralık 2021’de yapılacak toplantıda yeniden ele alınacak.

Toplantı sonrası fiyatlar zayıf seyrediyor

OPEC+ toplantısının uzun sürmesi nedeniyle kararın gecikmesi ve yapılacak günlük 10 milyon varillik kesinti miktarının piyasa beklentisi olan 15-20 milyon varilin çok altında olması sonucunda ham petrol fiyatları zayıf seyrine devam ediyor.

Dünkü toplantı sırasında Brent türü ham petrolün varil fiyatı 33,87 dolara kadar çıkarak günü 32,84 dolardan tamamlarken, bugün 08.00’de ise yüzde 3,1 düşüşle 31,82 dolara geriledi.

ABD’nin Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün varil fiyatı da dün 26,45 dolara yükselerek günü 25,09 dolardan kapattı ve bugün aynı dakikalarda yüzde 7,5 azalışla 23,21 dolardan alıcı buldu.

Fiyatlar 24 dolara kadar gerilemişti

OPEC+ ülkeleri 6 Mart’ta Avusturya’nın başkenti Viyana’da düzenlenen toplantıda üretim kesintisi kararı alamamış, dünya genelinde hızla yayılan koronavirüsün (Covid-19) yarattığı düşük talep ve arz fazlası nedeniyle petrol fiyatları 30 Mart’ta 2002’den bu yana en düşük seviyelerine gerilemişti. Eylül 2018’de 82 doları gören brent petrol 24 dolar seviyelerine kadar düşmüştü.

 

UNICEF: Salgının çocuklar üzerinde kalıcı etkileri olabilir

UNICEF Genel Direktörü Henrietta Fore, yazılı bir açıklama yayınlayarak yeni tip koronavirüs salgınının çocuklar üzerindeki olası kalıcı etkilerine dikkat çekti.

Koronavirüs tedavisine ve önleme mekanizmalarına odaklanılırken sonrasında bizi tehdit edecek etkilerin düşünülmediğini söyleyen Fore “Bu durumun değişmesi gerekiyor” dedi.

Küresel eylem planı başlatıldı

UNICEF’in kırılgan durumdaki çocukları, salgının zararlı etkilerinden korumak için küresel bir eylem planı başlattığını duyuran Fore kaleme aldığı metinde şu ifadelere yer verdi:

Çocuklar ve gençler; COVID-19 tehlikesiyle karşı karşıya olmalarının yanı sıra, aynı zamanda salgından en çok etkilenen mağdurlar arasında yer alıyor. Salgının çocuklar üzerindeki etkilerine müdahale etmek için derhal harekete geçmediğimiz takdirde, COVID-19’un uzun vadeli etkileri, ortak geleceğimiz üzerinde kalıcı bir hasar bırakabilir.

‘Çocukların hareket alanı kısıtlandı’

Araştırmalarımıza göre, dünya çapında 18 yaşından küçük çocukların ve gençlerin yüzde 99’u (2,34 milyar çocuk) salgın nedeniyle hareketlerin bir şekilde kısıtlandığı 186 ülkeden birinde yaşıyor. Tüm çocukların yüzde altmışı, sokağa çıkma yasağının tamamen (yüzde 7) veya kısmen (yüzde 53) uygulandığı 82 ülkeden birinde bulunuyor. Bu oran, 1,4 milyar gence karşılık geliyor.

‘Çocuklar ve gençler orantısız etkileniyor’

Herhangi bir kriz döneminde, gençlerin ve kırılgan grupların orantısız bir şekilde etkilendiğinin hatırlatıldığı metinde bu salgının da diğer krizlerden farklı olmadığı belirtilerek şu noktalara değinildi:

Çocukların acı çekmesini önlemek, hayatlarını kurtarmak ve her çocuğun sağlığını korumak bizim sorumluluğumuz. Bunun yanı sıra, hasarın kalıcı olmasını önlemeye yönelik tedbirler almak ve oluşabilecek dolaylı zararları asgari düzeye indirmek amacıyla, COVID-19 ile ilgili kontrol önlemlerinin mevcut olan en iyi bulgulara ve risk değerlendirmelerine dayanmasını da sağlamalıyız.

Küresel durgunluk dönemlerinde, geleceğe yapılan yatırımları öncelikler listesinden çıkartma eğilimi gözlemlenebiliyor. Salgının etkilerinin kalıcı olmasını engellemek için, öncelikle bu tür eğilimlere direnç göstermek gerekiyor.

Eğitim, çocuk koruma, sağlık, beslenme, su ve sanitasyon alanlarına yapılan yatırımların arttırılması, bu krizin yol açtığı hasarı azaltmamıza ve gelecekteki krizlerden kaçınmamıza yardımcı olacaktır. Dünya tekrar eski haline döndüğünde, en zayıf durumdaki sağlık sistemlerinin dayanıklılığı, gelecekteki tehditlere karşı ne kadar güçlü olduğumuzun göstergesi olacaktır.

‘Çocuk odaklı hizmetleri güçlendirmeliyiz’

Dünyadaki ülkeler ve topluluklar, bu krize müdahale etmek için hep birlikte çalışmalıdır. Son iki ayda acı verici bir şekilde deneyimlediğimiz gibi, koronavirüs, bir aşı bulunana kadar, her yerde herkes için tehdit oluşturmaya devam edecek. Dünyanın her ülkesinde küresel kalkınma önceliklerini hayata geçirmek, sağlık sistemlerini ve çocuk odaklı diğer sosyal hizmetleri güçlendirmek için şimdi harekete geçmeliyiz.

‘Eylem planı altı ilkeye dayanıyor’

Fore, kaleme aldığı metinde UNICEF’in kırılgan durumdaki çocukları, salgının zararlı etkilerinden korumak için küresel bir eylem planı başlattığını da söyledi. Plan, altı temel ilkeye dayanıyor:

  1. Çocukların sağlığı korunmalıdır
  2. Kırılgan durumdaki çocukların su, sanitasyon ve hijyen olanaklarına erişebilmesi sağlanmalıdır;
  3. Çocukların öğrenmeye devam etmesi sağlanmalıdır;
  4. Aileler, çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamaları ve onlara bakabilmeleri için desteklenmelidir;
  5. Çocuklar; şiddet, sömürü ve istismardan korunmalıdır.
  6. Mülteci çocuklar, göçmen çocuklar ve çatışmadan etkilenen çocuklar korunmalıdır.

‘Acilen eyleme geçmeliyiz’

Acilen eyleme geçilmediği takdirde, bu sağlık krizinin çocuk haklarını ihlal eden en büyük krize dönüşebiliceği söylenen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

. Sadece hep birlikte çalıştığımız takdirde milyonlarca kız ve erkek çocuğunun öğrenmeye devam etmesini, sağlıklı ve güvende olmasını sağlayabiliriz.

Sağlık alanında, COVID-19 salgını, düşük ve orta gelirli ülkelerdeki zayıf sağlık sistemlerini daha da zorlayabilir ve son on yirmi yılda çocukların hayatta kalması, sağlığı, beslenmesi ve gelişimi alanlarında elde edilen kazanımların çoğunu baltalayabilir. Bununla birlikte, çok sayıda ülkede, ulusal sağlık sistemleri hâlihazırda güçlükler yaşamaktadır. Covid-19 krizinden önce, dünya genelinde zatürree belirtileri gösteren çocukların yüzde 32’si herhangi bir sağlık kuruluşuna götürülmüyordu. Covid-19 salgını, tüm gücüyle bastırdığında ne olacak? Şu an aşılama hizmetlerinde de aksaklıklar yaşandığını görüyoruz.

Bu aksamalar nedeniyle, hâlihazırda aşısı bulunan çocuk felci, kızamık ve kolera gibi hastalıklar da salgına dönüşebilir. Zaten büyük bir yük altında olan ulusal sağlık sistemleri bütünüyle çöktüğü takdirde, koronavirüsle ilgili olmayan nedenlerden dolayı daha çok sayıda yenidoğan, çocuk, genç ve hamile kadın hayatını kaybedebilir. Benzer şekilde, yetersiz beslenen çocukların erken tespitine ve tedavisine yönelik toplum temelli programların yanı sıra, çok sayıda beslenme programı da aksıyor veya durduruluyor, Dünyanın her ülkesinde sağlık ve gıda sistemlerini korumak ve güçlendirmek için şimdi harekete geçmemiz gerekiyor.

‘Çok sayıda çocuk suya erişemiyor’

Benzer şekilde, uygun el yıkama ve hijyen uygulamalarına özen göstererek kendimizi ve diğer insanları korumak artık hiç olmadığı kadar önemli. Öte yandan, dünyada çok sayıda çocuk temel su, sanitasyon ve hijyen olanaklarına erişemiyor.

Dünya nüfusunun yüzde 40’ı, diğer bir deyişle 3 milyar insan, evde su ve sabun bulunan basit bir lavabodan dahi yoksun durumda ve bu sayı, az gelişmiş ülke nüfuslarının neredeyse dörtte üçünü oluşturuyor. Her hanenin, okulun ve sağlık tesisinin hijyenik ve sağlıklı bir ortam için gereken araçlara sahip olmasının sağlanması gerekiyor.

‘Eğitim kesintiye uğradı’

Eğitim alanında, dünyadaki çocukların, tüm bir kuşağın eğitimi kesintiye uğradı. Dünya genelinde ülke çapında kapatılan okullar nedeniyle, 1,57 milyardan fazla öğrencinin (öğrencilerin yüzde 91’inin) eğitimi aksadı. Geçmişte uygulanan sokağa çıkma yasaklarından elde edilen bulgular; okula giden çocuklar arasında, özellikle uzun süre okula gitmeyen kız çocuklarının, sınıflar yeniden açıldığında okula geri dönme olasılıklarının daha düşük olduğunu gösteriyor.

Okulların kapatılması, aynı zamanda okul temelli beslenme programlarına erişimi durdurarak yetersiz beslenme oranlarını da yükseltiyor. Bu durum, ileride tüm öğrencilerin eğitim ve öğrenim potansiyeline zarar verme ihtimali taşıyor. Dolayısıyla eğitimle ilgili çalışmalarımızı ve yatırımlarımızı acilen iki katına çıkarmamız gerekiyor.

Türiyede de okullar uzaktan eğitim yoluyla devam ediyor.

‘Daha fazla sömürü, şiddet ve istismar riskiyle karşı karşıya’

Sağlık alanında daha önce görülen acil durumlardan da biliyoruz ki, okulların kapandığı, sosyal hizmetlerin kesintiye uğradığı ve hareketin kısıtlandığı durumlarda çocuklar daha fazla sömürü, şiddet ve istismar riskiyle karşı karşıya kalıyor.

Örneğin 2014 yılından 2016 yılına kadar Batı Afrika’daki Ebola salgını sırasında okulların kapanmasının çocuk işçiliği, ihmal, cinsel istismar ve genç yaşta hamileliklerde büyük artışlara neden olduğu biliniyor.

Çocukların karşılaştıkları en yaygın şiddet biçimleri evlerde meydana gelmektedir. Ülkelerin çoğunda çocukların üçte ikisinden fazlası bakım verenleri tarafından şiddet içeren disiplin yöntemlerine maruz kalmaktadır. Peki bu çocuklar evlerinden çıkamadıklarında, öğretmenlerinden, arkadaşlarından veya koruma hizmetlerinden uzak kaldıklarında ne oluyor?

‘Çevrimiçi zararlardan korumalıyız’

Ayrıca milyonlarca çocuk dış dünyaya erişmenin bir yolu olarak dijital teknolojileri kullanmaya başladığında onları çevrimiçi ortamlardaki riskler ve bunun olası zararlı sonuçlarından nasıl koruyabiliriz? Kadınların maruz kaldığı şiddeti ortadan kaldırmak için başlatılan hareketi örnek alarak çocuklara karşı şiddet ve istismarı ortadan kaldıracak bir toplumsal harekete ihtiyaç duyulmaktadır. Bu ne kadar erken başlatılırsa, dünyamız o kadar iyi bir yer olacaktır.

Sokağa çıkma yasaklarının konduğu bu dönemde bizler kendimizin ve sevdiklerimizin sağlığını korumaya odaklanmışken, bu salgının gizli mağdurları olma riski altındaki milyonlarca çocuğu unutmamalıyız. Bu çocukların dünyasının yarın neye benzeyeceği ve geleceklerinin nasıl olacağı bugün bizim sorumluluğumuzdadır.

İklim krizi biyoçeşitlilikte ani kayıplara yol açabilir

İklim krizinin biyolojik çeşitlilik üzerindeki etkisini farklı ısınma senaryolarına göre inceleyen yeni bir araştırma yayınlandı. Nature’de yayınlanan araştırmanın sonuçlarına göre önümüzdeki yıllarda yaban hayatında ani kayıpların meydana gelmesi oldukça mümkün duruyor.

Araştırmacılar, bu çalışmada belirli bir bölgedeki türlerin normal küresel deneyimlerinin dışındaki sıcaklıklara ne zaman maruz kalacakları sorusundan yola çıkıyor. Buradan elde ettikleri cevapları ise iklim krizinin küresel olarak organizmalar üzerindeki etkilerinin zamanlamasını ve senkronizasyonunu tahmin etmek için kullanıyorlar.

30 bin tür incelendi

Çalışmada içlerinde kuşlar, memeliler, sürüngenler, amfibiler, balıklar, deniz omurgasızları, mercanlar ve deniz çayları dahil olmak üzere yaklaşık 30 bin tür için coğrafi menzil haritaları derlendi. 1850 yılından 2005 yılına kadar yaşanan sıcaklığın ortalama sıcaklık olarak alındığı araştırmada sıcaklık projeksiyon modellemeleri üzerinden gelecek senaryoları üzerinde çalışıldı.

Araştırmada yer alan, University College London’da Biyoçeşitlilik ve Çevre Araştırmaları Merkezi’nden Alex Pigot, “İklim değişikliğinin yol açacağı biyoçeşitlilik kaybının yavaş yavaş gerçekleşmeyeceğini gördük. Kaygan bir zeminden ziyade uçurumun kenarında olmak gibi. Farklı zamanlarda farklı bölgeleri vuracak” dedi.

Tropikal okyanuslarda yer alan mercan resifleri ağarması

Ani biyoçeşitlillik kayıpları 2030’dan önce yaşanacak

Araştırmanın sonuçlarına göre, yüksek emisyon senaryosunda, ani biyolojik çeşitlilik kayıpları ilk olarak tropikal okyanuslarda 2030 yılından önce başlayacak. Sonrasında tropikal ormanlarda görülen kayıplar 2050 yılına kadar yüksek enlemlere yayılacak.

Küresel ısınmanın 2° C’nin altında tutulduğu senaryoda küresel yaban hayatı topluluklarının yüzde 2’si ani sıcaklık değişimlerine maruz kalacak. Ancak sıcaklık 4°C’ye yükseldiği durumda risk de artarak iklim krizi toplulukların yüzde 15’ini tehdit edecek.

Çalışma, iklim değişikliğinden kaynaklanan ani ve ciddi biyolojik çeşitlilik kayıpları riskini vurgulamayı ve bu olayların ne zaman ve nerede meydana gelebileceğini tahmin etmek için bir çerçeve sunmayı amaçlıyor.

 

Yeşil Oda’nın çevrimiçi toplantı etkinlikleri başlıyor

Yeşil Oda, interaktif toplantılara başlıyor. Doç. Dr. Ahmet Atıl Aşıcı ile Yeşil Yeni Düzen‘in konuşulacağı ilk toplantıda, mevcut sistemin koronavirüs ile testinden ve yeşil yeni düzenin daha yaşanabilir bir dünya için önerilerinden bahsedilecek. Ayrıca katılımcılar da soru sorabilecek.

Toplantı, bu akşam saat 20.30 da, zoom üzerinden şu adreste gerçekleştirilecek. Katılmak için tıklamanız ve programı açmanız yeterli.

Zoom hesabı olanlar için: Meeting ID: 114-837-727

Şifre: 091528

Yeşil Oda, Yeşiller Meclisi‘nin koronavirüs nedeniyle gerçekleştirilen izolasyon koşullarında, web üzerinden başlattığı bir interaktif girişim. İlk semineri bugün gerçekleştirilecek tartışmalar dizisi, bundan sonra da devam edecek.

Tayland’da ormanların tarım için yakılmasıyla çıkan yangınlar durdurulamıyor

Bir yandan orman yangınlarıyla diğer yandan koronavirüs salgınıyla boğuşan Tayland iki cepheli bir savaş yürütüyor. Yangınlardan etkilenen bölgeye bir yandan helikopterler ve dronelar gönderilirken, ayrıca 80 asker de yangınların olduğu bölgelere sevkedildi.

Ülkenin kuzeyinde mart sonunda başladığı sanılan yangında binlerce hayvan yerinden oldu. Yangından en çok etkilenen  Chiang Mai kentinin üzeri kalın bir duman tabakasıyla kaplandı. 29 Mart’ta, yalnızca burada hala söndürülememiş 400 yangının olduğu ve hava kirliliğinin kritik seviyede olduğu bildirilmişti.

IQAir isimli İsveçli kuruluş, sonraki gün de bir gelişme olmadığını ve hava kalitesinin “çok sağlıksız” ve zararlı olduğunu söyledi.

Tarla açmak için ormanları yakıyorlar

Tayland hükümet sözcüsü Narumon Pinyosinwat yangınlara ticari tarımın, özellikle de tarla açmak için ormanlık arazilerin yakılması gibi pratiklerin yol açtığını söyledi. Yetkillier Hang Dong sakinlerine bu pratiklerin 30 Nisan’a kadar yasaklandığını bildirdi.

Öte yandan Taylandlılar yangından etkilenen hayvanların fotoğraflarını sosyal medyada paylaştı.

https://www.instagram.com/p/B-j-aI2D5TR/?utm_source=ig_embed

 

Sadece koronavirüsü durdurmuyoruz, aynı zamanda yeni bir dünya kuruyoruz

Eric Holthause‘un The Correspondent için kaleme aldığı makale Açık Radyo & Yeşil Gazete işbirliği kapsamında Mert Gevrek tarafından çevrilmiştir. 

*

Son birkaç hafta içinde, toplumda geçen yıl akla bile gelmeyecek değişimler gördük. Koronavirüs salgını bizleri eve hapsetti, günlük rutinlerimizden mahrum bıraktı ve İkinci Dünya Savaşı’ndan beri görmediğimiz bir küresel iktisadi felaketle karşı karşıya kaldık. Kendimizi algılama biçimimizi dahi değiştirdi. Hızlıca değerlerimizi dönüştürürken, zaman ve mekanda gerçeküstü bir değişime neden oldu. Durup dururken, birden bire hayatta kalmamızın keskin gerçekliği ile kuşatıldık.

Her ne kadar içgüdülerimiz ve siyasi liderler aksini söylese de, bu acil durumda uzun vadeli düşünmek her zamankinden daha önemlidir. Eğer geleceğe dair düşünmek için bir an varsa, o da şu andır.

Koronavirüs dünyayı, hızlı bir biçimde iklim bilimcilerinin bizi on yıllardır uyardıkları şeylerin sıkıştırılmış bir versiyonu gibi birlik, dayanışma ve ani bir toplumsal değişim dönemine soktu. Canlı bir ekosistemin parçasıyız ve çok fazla ileri gitmemiz halinde, bundan ekosistem zarar görecektir.

Etrafımıza baktığımızda, toplum içindeki bazı yarılmaları görebiliyoruz. Statükonun artık zayıfladığını görüyoruz. İklim adaleti yazarı Mary Annaise Heglar, bu ani dönüşümlerin kolektif bir travma olduğunu savunuyor. Birden bire ortadan kaybolan tanıdık bir dünyanın yasını tutuyoruz. Eski dünya geri gelmiyor. Somut bir kayıp hissi ve keder var. Şimdi tüm gezegen için öncelikleri belirleme zamanıdır.

Jenny Odell’den Uydu Koleksiyonları projesinden 144 boş park yeri

İki yönlü görevimiz

Covid-19’a karşı bu kısa vadeli savaş ile istikrarlı bir iklim uğruna verilen mücadele arasında çarpıcı paralellikler var. Her şeyden önemlisi, çözümlerin neler olduğunu ve nasıl çalışacaklarını biliyoruz. Ayrıca çözümlerin, geniş kapsamlı hayata geçirilmesi gerektiğinin de farkındayız. Bu noktadan itibaren eylemlerimiz, düpedüz hayatta kalabilmenin dışında, daha şefkatli, daha umursayan, daha eşit ve adil bir küresel toplumu gerekli kılıyor.

Görevimiz bu aralar iki yönlü: Acilen toplumsal ve iktisadi çöküşü önlemek ve aynı zamanda yeni bir dünya inşa etmek zorundayız. İklim ve koronavirüs hakkında bilim insanlarına itimat ediyorsak eğer, bunların her ikisi de aynı derecede önemlidir.

Şu anda sadece bu salgının akışını değiştirmeyeceğiz, kolektif geleceğimizin önemli bir kısmını da şekillendireceğiz. Hedefimiz statükoyu eski konumuna geri getirmek olmamalı. İleriye dönük olarak daha istikrarlı ve daha müreffeh bir toplumu garanti altına almanın en iyi yolu, ekonomiyi karbondan arındırmak ve sosyal güvenlik ağlarını güçlendirmektir.

Jenny Odell’den Uydu Koleksiyonları projesinden 100 konteyner gemisi

“Jurassic Park” sorunu

En zor hakikat, bu krizin düzelmeden önce daha da kötüleşeceğini fark etmektir. Arkadaşlar arasında bunu Jurassic Park sorunu olarak adlandırıyorum. Söz konusu filmde, ana karakterlerden biri dinazorlarla dolu bir lunaparkın elektriğini kapatmayı deniyor ve bu sistem daha önce hiç kapatılmamıştı. Tekrar açtıklarında ise kaos başlıyor, dinazorlar kaçıyor ve şunu fark ediyoruz ki, kırılgan sistemler kesintiye uğradığında çabucak bozuluyorlar.

Dünyanın dörtte biri tecrit altındayken, tüm ekonomiyi online biçimde, eski sorunsuz haline geri döndürmeyi düşünerek aptallık ediyoruz. Yeni bir sistem yaratmak zorundayız.”

Hükümetler, koronavirüs salgınıyla mücadelede acil durum finansmanı için trilyonlarca dolar vaat ettiler ve bu planlar hızla hayata geçiyor. Halihazırda dünyadaki en kapsamlı ve en katı tecride ev sahipliği yapan Hindistan’da liderler, 1.3 milyarlık nüfusun her biri için 20 dolardan daha az bir miktar anlamına gelen 22 milyar dolarlık bir kurtarma planı ilan etti. Amerika Birleşik Devletleri’nde, yıllarca kendi hisse senedi fiyatlarını artırmak için vergi paralarını harcayan, dünyanın en büyük savunma sanayi yüklenicilerinden biri olan Boeing gibi şirketler için milyarlarca dolar dahil olmak üzere, 2 trilyon dolarlık teşvik paketi onaylandı. Hemen sonra Amerikalı milletvekilleri 2 trilyon dolarlık ek altyapı harcaması yapma planları üzerinde çalışmaya başladı.

Avrupa Birliği içinde Almanya ,şirketler için kurtarma paketi finansmanı hedefiyle ulusal borç limitini yükseltmek için olağanüstü hal yetkileri ilan etti. Turizme bağlı Karayipler, zengin turistlerin kaprislerine hitap eden bir ekonomi geliştirmek için onlara yıl harcadı. Kruvaziyer hattı sektörü kurtarma paketi istiyor fakat bunun ne kadarı Bahamalar ya da Jamaika’daki işçilere gidecek? İtalya ve İspanya şimdiye kadar salgının en kötü yanlarını gördü ve ayrıca bu iki ülke turizm gelirlerine oldukça bağımlı. Küresel hava yolculuğu kapalıyken, ekonomilerinin bunun üstesinden nasıl gelecekleri cevap bekleyen bir soru. Esas itibarıyla bütün bu para yalnızca bir teşvik veya kurtarma değil, statüko için bir yaşam desteğidir.

Jenny Odell’in Uydu Koleksiyonları projesinden 97 nükleer soğutma kulesi

Krizden kurtulmanın üç adımı

Covid-19 salgınını sona erdirmek sadece hayat kurtarmak ve normale dönmek anlamına gelmiyor. Sosyal güvenlik ağlarımızı yeniden inşa etmek anlamına da geliyor. İklim acil durumunun sona erdirilmesi sadece emisyonların azaltılmasıyla ilgili değil. Aynı zamanda birbirimize daha iyi davranmakla da ilgili.

Bu kolektif tepki nasıl olur?

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki pandemi, mevcut sistemimizde ne tür sosyal güvenlik ağlarının eksik olduğuna ve işçilere makine muamelesi yapan “başarısız” özelleştirilmiş-kapitalist düzen yerine ne tür bir sistem inşa edebileceğimiz tartışmalarına yeniden odaklandı. Sağlık hizmetlerini, barınmayı, istihdamı ve istikrarlı bir çevreyi evrensel bir hak olarak görmek ve kar amacı gütmek yerine toplumun ana örgütlenme ilkelerine odaklanmak bir ekonomi inşa etmenin çok daha istikrarlı bir yoludur. Sadece hayatta kalmamıza müsaade eden koronavirüs iyileştirme planlarıyla tatmin olamayız. Gelişmemize yardım edecek planlar da talep etmeliyiz. Gerici değil, ileri görüşlü olmalıyız.

Jenny Odell’in Uydu Koleksiyonları projesinden 77 atık ve tuz havuzu

Kısa vadeli kriz toparlanmamıza, uzun vadeli düşünmeyi zerk edebilmek için atabileceğimiz üç önemli adım şunlar:

1-Fosil yakıt ve hava yolu endüstrilerini kamulaştırmak

Petrol fiyatlarındaki düşüş, acil iklim durumunun sona erdirilmesi için önemli bir fırsat yarattı. Fosil yakıt endüstrisi, gezegenin yaşam destek sistemini sabote etmek ve şimdilerde çökme riski taşıyan kırılgan bir küresel ekonomik sistem kurmak için onlarca yıl harcadı. Hükümetler, petrol şirketleri, hava yolları ve kruvaziyer hatları gibi çevreyi en fazla kirleten endüstrilerde çoğunluk hisselerini satın almalı ve sıfır karbonlu bir gelecek için yeniden tasarlamalıdır. Çoğunluk hissedarı olarak biz (bu şirketlere sahip olacak vergi mükellefleri) onları kar amacı gütmeyen kuruluşlar olmaya zorlayabilir ve yenilenebilir enerji, elektrikli uçaklar, yolcu treni ve diğer düşük karbonlu seyahat biçimlerine yatırım yaparak, süratle ilerlemelerini geliştirebiliriz.

İtalya koronavirüsü savuştururken dahi, halihazırda önde gelen hava yolu şirketlerinden Alitalia’yı kamulaştırdı. Petrol fiyatlarının düşmesiyle, dünyanın en büyük beş petrol şirketinin kontrol hissesi – Shell, BP, ExxonMobil, Chevron ve Total– şu anda 2020 başındakinin yarısına, 400 milyar dolara satın alınabilir. Bu olursa, bilim temelli iklim hedefleri ve çalışanları için adalet doğrultusunda, onların faaliyetlerini yavaşlatabiliriz.

Jenny Odell’in Uydu Koleksiyonları projesinden nakliye gemileri

2- Geniş kapsamlı ve ölçekli imar projeleri

Büyük inşa projelerine yatırım, en iyi teşvik ödemelerinden biridir ama geniş bir ağ oluşturmalı ve herkesin yeni ekonomiye katılma şansı olduğundan emin olmalıyız. Mevcut yüzde 1’in altındaki uzun dönem faiz oranlarıyla (hatta birçok ülkede negatif faiz var) ihtiyacımız olan karbonsuz ekonomiyi oluşturmaya yarayacak imar projeleri için adeta sınırsız para bulunuyor.

Bir grup akademisyen, bu paranın nasıl harcanabileceğine ilişkin, her binanın güçlendirilmesi, şehirlere yeni kanalizasyon sistemleri inşa etmesi için faizsiz krediler ve çiftçilere yenileyici tarım uygulamaları için finansman sağlanması dahil düzinelerce fikri özetlediler. Bu fikirler halihazırda yüzlerce uzman tarafından onaylanmıştır ve Birleşik Devletler’de geniş bir kamu desteğine sahiptir. Tekliflerindeki ana fikir, bu yeni altyapı parasının kesinlikle başarısız fosil yakıt ekonomisini güçlendirecek yollar ve hava alanları inşa etmek için harcanmaması gerektiğidir, bunun yerine yüzyılın devamında dünyaya güç sağlayacak bir altyapının inşasına harcanmalıdır.

İşsizlik oranlarının artmasıyla beraber, insanların büyük ölçekli altyapı projelerinde çalışması için mükemmel bir zamandır. Yeşil bir teşvik planına yatırım yaparak,, bu haftaki Amerikan kurtarma planını maliyetinin yarısına, önümüzdeki on yıl boyunca milyonlarca yeni iş imkanı yaratmak mümkün olacaktır.

Jenny Odell’in Uydu Koleksiyonları projesinden 39 depolama sahası

3-Sosyal güvenlik ağlarını güçlendirmek

Geçen yıl, Amerika Birleşik Devletleri’nin yakın bir zamanda evrensel bir temel gelir tayin etmesi, düşünülemezdi. Şimdi ise gerçekleşmek üzere

Başkan adayı Andrew Yang, söz konusu fikri Amerika’da ana akıma taşıdığından beri, Donald Trump dahil birçok politikacı bu fikir üzerine düşünmeye başladı.

Bir sonraki adım, sağlık hizmeti, barınma ve istihdam gibi diğer ihtiyaçları bir insan hakkı olarak ilan etmek olacaktır. Bunlar iklim politikası için Yeşil Yeni Düzen Anlaşması çerçevesinin temel parçalarıdır ve koronavirüs krizi bunlara yakın vadede ulaşılamayacağını kanıtladı.

Ekonomik büyüme yerine yaşamı desteklemeyi önemseyen bir toplumun inşa edilmesi, bu krizi doğru şekilde çözmenin anahtarı olacaktır. Büyük Buhran, Franklin D. Roosevelt tarafından hayata geçirilen New Deal anlaşmasına götürdü. Eğer doğru olanı yaparsak, yani iklim acil durumunu ele alıp enerji arzımızı yayarsak ve dağıtırsak, gelecekteki felaketlere daha dayanıklı bir dünya yaratırız.

Bu fikirlere dönük isteksizlik yalnızca statükonun gücünü tehdit ettikleri için vardır. Ancak son birkaç gün içinde, birbirimizin hayatlarını kurtarmak için, birbirimiz için, toplumun büyük bir bölümünü dayanışmayla kurtardık. Daha ne yapabiliriz?

Jenny Odell’in Uydu Koleksiyonları projesinden 964 yuvarlak atık su arıtma tesisi parçaları,

Makalenin İngilizce orijinali

Genç nüfusta işsizlik oranı yüzde 24.5

Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) Ocak ayı işgücü istatistiklerini açıkladı. Buna göre,  Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı 2020 yılı Ocak döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 306 bin kişi azalarak 4 milyon 362 bin kişi oldu.

İşsizlik oranı 0.9 puanlık azalış ile yüzde 13.8 seviyesinde gerçekleşti. Tarım dışı işsizlik oranı 1.1 puanlık azalış ile yüzde 15.7 oldu.

İstihdam oranı yüzde 44

İstihdam edilenlerin sayısı 2020 yılı Ocak döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre 109 bin artarak 27 milyon 266 bin kişi, istihdam oranı ise 0.5 puanlık azalış ile yüzde 44 oldu.

Bu dönemde, istihdam edilenlerin sayısı tarım sektöründe 242 bin, inşaat sektöründe 68 bin kişi azalırken, sanayi sektöründe 257 bin, hizmet sektöründe ise 161 bin kişi arttı. İstihdam edilenlerin yüzde 16‘sı tarım, yüzde 20.7‘si sanayi, yüzde 5.2‘si inşaat, yüzde 58.1‘i ise hizmet sektöründe yer aldı.

İşgücüne katılma oranı yüze 51

İşgücü 2020 yılı Ocak döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre 196 bin kişi azalarak 31 milyon 629 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 1.2 puanlık azalış ile yüzde 51 olarak gerçekleşti.

Mevsim etkisinden arındırılmamış temel işgücü göstergeleri, 15+ yaş, (Bin kişi), Ocak 2019, Ocak 2020

Kayıt dışı çalışanların oranı yüzde 31

Ocak 2020 döneminde herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmadan çalışanların toplam çalışanlar içindeki payını gösteren kayıt dışı çalışanların oranı, bir önceki yılın aynı dönemine göre 2.1 puan azalarak yüzde 31 olarak gerçekleşti. Tarım dışı sektörde kayıt dışı çalışanların oranı bir önceki yılın aynı dönemine göre 1.6 puan azalarak yüzde 20.9 oldu.

15-64 yaş grubunda işsizlik oranı bir önceki yılın aynı dönemine göre 0.9 puan azalışla yüzde 14.1, tarım dışı işsizlik oranı ise 1.1 puanlık azalışla yüzde 15.8 oldu. Bu yaş grubunda istihdam oranı 0.4 puanlık azalışla yüzde 48.6, işgücüne katılma oranı ise 1.1 puanlık azalışla yüzde 56.5 oldu.

Mevsim etkisinden arındırılmamış temel işgücü göstergeleri, 15-64 yaş, (%), Ocak 2019, Ocak 2020

Genç nüfusun dörtte biri işsiz

15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki yılın aynı dönemine göre 2.2 puan azalışla yüzde 24.5, istihdam oranı ise 0.2 puan azalarak yüzde 31 oldu. Aynı dönemde işgücüne katılma oranı 1.5 puanlık azalışla yüzde 41.1 seviyesinde gerçekleşti. Ne eğitimde ne de istihdamda olanların oranı ise bir önceki yılın aynı dönemine göre 0.2 puanlık artışla yüzde 25.7 seviyesinde gerçekleşti.

Mevsim etkisinden arındırılmamış temel işgücü göstergeleri, 15-24 yaş, (%), Ocak 2019, Ocak 2020

Mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik yüzde 12.6

Mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı bir önceki döneme göre 0.4 puan azalarak yüzde 12.6 oldu. İşsiz sayısı bir önceki döneme göre 155 bin kişi azalarak 4 milyon 60 kişi olarak gerçekleşti.

Mevsim etkisinden arındırılmış istihdam oranı bir önceki döneme göre 0.2 puan azalarak 45.3 oldu. İstihdam edilenlerin sayısı 101 bin kişi azalarak 28 milyon 90 bin kişi olarak tahmin edildi.

Mevsim etkisinden arındırılmış işgücüne katılma oranı bir önceki döneme göre 0.5 puan azalarak 51.8 oldu. İşgücüne katılan sayısı 256 bin kişi azalarak 32 milyon 150 bin kişi olarak tahmin edildi.

Ekonomik faaliyete göre, mevsim etkilerinden arındırılmış istihdam, tarım sektöründe 32 bin kişi, sanayi sektöründe 50 bin kişi, hizmet sektöründe 20 bin kişi azalırken, inşaat sektöründe 2 bin kişi arttı.

Sektörel istihdam (1.000 kişi), Ocak 2018-Ocak 2020

 

Sayan: Salgının etkisi yazın da sürerse yılı kötü kapatırız

Öte yandan TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serdar Sayan, koronavirüs salgınının istihdama etkilerini değerlendirdi. Savran, Türkiye tarihinde görülmemiş işsizlik oranlarının gündeme geleceğini belirterek, “Yüzde 25-30’luk işsizlik kimseyi şaşırtmasın” dedi.

Bloomberg HT televizyonunda canlı yayına katılan Sayan, salgının işsizlik oranına etkisinin Temmuz ayında açıklanacak olan Nisan ayı verileriyle görülmeye başlanacağını belirtti. Salgının etkisinin yazın da sürmesi durumunda turizmde de büyük istihdam kaybının gerçekleşeceğini vurgulayan  Sayar, “Bu durumda yılı istihdam ve ekonomi açısından çok kötü bir noktada kapatırız” diye konuştu.

Dünyada korona krizi: Karantina altında paskalya hazırlıkları

Hristiyanlıktaki en eski ve en önemli bayramlardan kabul edilen Paskalya Bayramı geldi. Geçmiş yıllarda pek çok kişi bu tatilde kilise hizmetlerine katılıyor ya da Pazartesi gününe kadar süren Paskalya bayramlarında aile ve arkadaşlarını ziyaret etmek için gezilere çıkıyordu.

Ancak bu yıl yeni tip koronavirüs salgını sebebiyle bayram, pek çok ülkede evlerde veya yoğunlaştırılmış önlemler altında kutlanacak. Avustralya’da ve Birleşik Krallık’ta tedbir gereği bayramın evde kutlanması gerektiği belirtilirken Bulgaristan ise kilise faaliyetlerinin bayram için devam edeceğini açıkladı.

Vaka sayısı bir buçuk milyonu aştı

11 Aralık’ta ilk vakanın Çin’in Wuhan kentinde bildirilmesinden bu yana dünya genelinde tespit edilen Covid-19 vaka sayısı bir milyon 605 bin 809’a yükseldi. Virüs salgını sebebiyle 95 bin 767 kişi hayatını kaybetti. 357 bin kişinin ise iyileştiği belirtildi.

Morrison: Paskalya’da evdeyiz

Covid-19 salgını nedeniyle tüm dünyada olduğu gibi Avustralya’da da bu Paskalya bayramı evde kutlanacak. Paskalya mesajında, bugünden itibaren 4 günlük resmi tatile giren Avustralyalılara dışarı çıkmamaları çağrısı yapan Başbakan Scott Morrison, “Seyahat etmek, bir yere gitmek yok. Bu Paskalya’da evdeyiz” ifadelerini kullandı.

Ülkede şu anda 6 bin 152 vaka bulunuyor. Toplamda 53 kişi ise hayatını kaybetti. Önlemler kapsamında ibadet yerleri, yüzme havuzları, müzeler, kütüphaneler, plajlar gibi halkın toplanma alanlarının kapatıldığı Avustralya’da, sağlık ihtiyacı, egzersiz, temel yiyecek ve ihtiyaç malzemelerinin temini, işe veya okula gitmek haricinde evden çıkılmaması kuralları yürürlükte bulunuyor.

Cenazelerde 10, düğünde beş kişi sınırlaması

Yurt dışından gelenlerin zorunlu karantinaya alındığı ülkede, açık veya kapalı alanlarda hane halkı dışında ikiden daha fazla kişinin bir araya gelmesinin yanı sıra acil durumlar haricinde akraba ve ev ziyaretleri de yasaklanmış durumda.

Cenaze defin işlemlerinin 10, düğünlerin 5 kişiyle yapıldığı Avustralya’da, yasak, kısıtlama ve karantina kurallarına uymayanlar para ve hapis cezasına çarptırılıyor.

Birleşik Krallık’ta Paskalya uyarısı

Birleşik Krallık’ta koronavirüs sebebiyle 5 Nisan’dan bu yana tedavi gören ve sonrasında yoğun bakıma alınan Başbakan Boris Johnson‘ın yoğun bakımdan çıktığı belirtildi.

Johnson, 23 Mart akşamı yaptığı açıklama ile işe gitmek zorunda olan kişiler dışında herkese sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini duyurmuştu. Guardian’da yer alan habere göre hükümet yetkilileri o günden bu yana sürdürülen yasağa Paskalya tatili boyunca da uyulması için tavsiyede bulundu.

Bulgaristan’da kiliseler açık

Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov ise diğer ülkelerden farklı olarak ülkenin Ortodoks kiliselerinin ve tapınaklarının salgına rağmen geleneksel Palm Pazar ve Paskalya hizmetlerine açık olacağını söyledi.

Bulgaristan’da şu ana kadar 624 yeni tip koronavirüs vakası görüldü. 24 kişi ise virüs sebebiyle hayatını kaybetti.

İspanya’da OHAL uzatıldı

Bir yandan Paskalya hazırlıkları devam ederken bir yandan da koronavirüse karşı alınan tedbirler sıkılaştırılmaya devam ediyor.  Koronavirüs ile mücadele kapsamında 14 Mart’ta olağanüstü hal (OHAL) ilan eden İspanya süreyi 26 Nisan’a kadar uzattı.  Sol koalisyon hükümetinin, OHAL’i ikinci kez uzatma kararı, meclis genel kurulunda görüşülüp oylandı.

26 Mart’taki olağanüstü halin ilk uzatıldığı oylamada vekiller 321 “evet” ve 28 “çekimser” kararı vermişlerdi. 25 Nisan gece yarısına kadar uzatılması için yapılan oylamada ise karar,  270 “evet”, 54 “hayır” ve 26 “çekimser” oyla kabul edildi.

Fotoğraf: AA

Vox ve CUP’tan hayır oyu

Ülkede üçüncü büyük siyasi parti konumundaki aşırı sağ görüşlü Vox ile Katalonya’daki ayrılıkçı ve sol görüşlü siyasi partilerden Halk Birliği Adaylığı (CUP) hayır oyu kullandı.

İspanya, 153 bin 222 vaka sayısıyla Avrupa’da koronavirüs sayısının en yüksek olduğu ülke. Dünya genelinde ise ikinci sırada. Ülkede şu ana kadar 15 bin 447 kişi hayatını kaybetti.

Irak’ta üst düzey komutan öldü

Irak Savunma Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, Tuğgeneral Muhammed Mehdi el-Hamdani Covid-19 nedeniyle hayatını kaybetti. Böylece üst düzey komutanlar arasında Covid-19 kaynaklı ilk ölüm gerçekleşmiş oldu.

Ülkede şu ana kadar bin 232 kişinin koronavirüs testinin pozitif çıktığı belirtildi. Bu vakalardan 69’u ise can kaybıyla sonuçlandı.

ABD’de en az altı bin göçmen sınırdan çevrildi

ABD Gümrük ve Sınır Koruma Birimi’nin (CBP) verilerine göre, Donald Trump yönetimi, 21 Mart’tan bu yana ülkeye Meksika sınırından giriş yapan 6 binin üzerinde göçmeni sınır dışı etti. ABD Başkanı Trump ise mart ayında salgının yayılmasını önlemek amacıyla Meksika ile sınırları zaruri olmayan geçişlere kapatma kararı almıştı.

Fotoğraf: AA

Ekonomik destek paketinde uzlaşılamadı

ABD’deki yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Amerikan halkının üzerinde oluşturduğu ekonomik etkiyi azaltmak amacıyla Senatoya sunulan yeni teşvik paketleri anlaşmazlık sebebiyle ertelendi.

İlk olarak Cumhuriyetçi Senato Çoğunluk Lideri Mitch McConnel tarafından sunulan ve küçük işletmelere 250 milyar dolar ek destek verilmesini öngören Cumhuriyetçilerin tasarısı Demokratlar tarafından bloke edilirken, buna gerekçe olarak söz konusu desteğin hastane ve yerel yönetimlere verilmesi gerektiği gerekçe gösterildi.

Bunun üzerine McConnel öncülüğündeki Cumhuriyetçi senatörler de Demokrat Parti’nin sunduğu tasarıyı engelleyerek, general kurulun anlaşma sağlanmadan dağılmasına neden oldu. Müzakerelerin pazartesi günü yeniden devam etmesi bekleniyor.