Ana Sayfa Blog Sayfa 2162

Koronavirüs sebebiyle ziyarete kapatılan Salda Gölü’ne iş makineleri girdi

Salda Gölü çevresinde yapılması planlanan Millet Bahçesi inşaatına başladı. Koronavirüs salgını sebebiyle bir süredir ziyaretçi girişine kapatılan alanda iş makineleri görüntülendi. Göl çevresine 300 bin metrekare alana yayılan bir millet bahçesi yapılmak isteniyor.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum ve Emine Erdoğan Salda Gölü’ne yaptıkları ziyaret sonrasında bir açıklama gerçekleştirmişlerdi. İnşaat sırasında doğal malzemeler kullanılacağının sözünü veren Erdoğan “Hiçbir şekilde burayı betonlaştırmayacağız, asfaltlaştırmayacağız” demişti.

Geçtiğimiz ayda ise ihaleyi alan şirketin göl çevresinde konteynerler getirip yerleştirdiği, beyaz çizgilerle bazı alanları belirlediği bildirilmişti.

Göker: İş makineleriyle katliam

CHP Burdur Milletvekili Mehmet Göker, yaptığı paylaşımda “Korona salgınını gerekçe göstererek ziyarete kapatılan, doğallığına dokunmayacağız dedikleri Salda Gölü’nde iş makinaları ile katletmeye başladılar” diye tepki gösterdi.

https://twitter.com/drmehmet_goker/status/1249748129446080518

Karaca: Taşıdığınız o kumların tarihi 3.7 milyar yıl öncesine dayanıyor

CHP Doğa Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca da iş makinelerinin Salda Gölü’ne girmesine tepki gösterdi.

Salda Gölü’nün beyaz kumlarının iş makinalarıyla taşınmaya başlandığını söyleyen Karaca, ”Kamyonlarla, iş makinalarıyla girdiğiniz o beyaz kumlar, tarihi 3.7 milyar yıl öncesine dayanan, canlı organizmalar. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Saray’ın ‘Millet Bahçesi’ emrini yerine getirmek için cinayet işliyor” dedi.

‘Çıplak ayakla bile basılmaması gerekiyor’

Karaca ”Çıplak ayakla dahi basılmaması gereken Salda’nın beyaz kumlarında hafriyat kamyonlarının ne işi var? Doğal sit alanı statüsü taşıyan alanda, o güzelim beyaz kumlarda inşaat faaliyetinde bulunuluyor. 1. Derece Doğal Sit alanında ne inşaat yapabilirsiniz, ne kum alabilirsiniz, ne de buralara hafriyat boşaltabilirsiniz” uyarısında bulundu.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’a seslenen Karaca, “Geçen sene Kesin Korunacak Hassas Alan olarak ilan edeceğinizi söylediğiniz alanda, bugün kamyon ve kepçelerle binlerce canlının yaşam alanına saldırılıyor. Sayın Bakan ya sizi kandırıyorlar ya da siz bu milleti kandırıyorsunuz. Salda siz inşaat yapasınız diye değil corona virüsü tedbirleri gerekçesiyle ziyarete kapatıldı” dedi.

İnşaatın bir an önce durdurulması çağrısını yineleyen Karaca “Çıplak ayakla dahi basılmaması gereken o beyaz kumları, kamyon ve kepçeler kirletiyor, binlerce yılda oluşan doğal ve özel kıyıları geri dönülmez şekilde yok ediyorsunuz” ifadelerini kullandı.

Bembeyaz kumsallarıyla bir doğa harikası

Burdur’un Yeşilova ilçesinde bulunan Salda Gölü, 184 metreye ulaşan derinliğiyle Türkiye’nin en derin gölü olarak biliniyor. Mars yüzeyinde bulunan toprak yapısıyla benzer özellikler taşıdığı belirtilen Salda Gölü’nün hidromanyezit içeren bembeyaz kumsalları, benzersiz bir görsel şölen oluşturuyor.

Yüksek alkalin içeren ve ekolojik dengesini halen koruyan Salda, suyu en temiz göllerin başında geliyor. Endemik Salda yosun balığına da ev sahipliği yapan göl ve çevresi 110 kuş türünün de yaşam alanı. Bütün bu özellikleriyle dünyanın ender sulak alanlarından biri olan Salda Gölü ve çevresi, 1989 yılında 1. Derece Doğal Sit Alanı olarak koruma altına alınmasına karşın bugüne kadar korunmadı.

Tecrit koşullarında doğa kendine geliyor, ama ne zamana kadar?

Jonathan Watts’ın The Guardian’da yayınlanan yazısı Açık Radyo & Yeşil Gazete işbirliği kapsamında Nur Deriş tarafından Türkçeleştirilmiştir.

*

Koronavirüsün çevrede yol açtığı değişiklikler ilk kez uzaydan görünür hale geldi. Derken bir yandan hastalık, öte yandan da tecrit yaygınlaştıkça bu değişiklikler üzerimizdeki gökyüzünde, ciğerlerimizdeki havada ve hatta ayaklarımızın altındaki zeminde hissedilir oldu.

İnsan kaybı dehşet verici bir şekilde Wuhan’da bir tek vakadan başlayıp küresel bir salgına dönüşür ve şimdiye kadar 88 binden fazla insanın ölümüne yol açarken, öyle görünüyor ki doğa gittikçe daha rahat nefes alabilir oldu.

Otoyollardan araçlar eksilir ve fabrikalar kapanırken, peş peşe birçok ülkede tecridin başlamasını izleyen birkaç gün içinde şehirlerin ve sanayi merkezlerinin üzerini örten pis kahverengi kirlilik kuşakları seyrelmeye başladı. Önce Çin’de, sonra İtalya’da, şimdi de Britanya, Almanya ve onlarca başka ülkede karbondioksit ve nitrojen dioksit oranlarında yüzde 40’a varan geçici düşüşler kaydedildi. Bunun sonucu hava kalitesinde büyük ölçüde bir düzelme oldu ve astım, kalp krizi ve akciğer hastalıkları vakalarındaki risk azaldı.

Pek çok uzman için bu, fosil yakıtların olmadığı bir dünyanın neye benzeyebileceğinin ufak bir göstergesi. Ancak insanlığın bu dehşet verici durumdan daha sağlıklı, daha temiz bir dünyaya çıkabileceğine dair umutlar, virüsün kısa vadeli etkisine değil, bunun ardından alınacak uzun vadeli siyasi kararlara bağlı olacak.

Onlarca yıldır dur durak demeden baskısını artırdığı halde insan ayak izinin yeryüzü üzerindeki ağırlığı birdenbire hafifledi. Hava trafiği mart ortasına gelindiğinde geçen yıl aynı zamana kıyasla yarı yarıya azaldı. Geçen ay Britanya’daki kara trafiği yüzde 70’in üzerinde bir azalma gösterdi. Bu seviyeler en son Beatles hâlâ kısa pantolonla ortalıkta dolaşırken görülmüştü. Daha az insan hareketiyle birlikte, gezegen kelimenin tam anlamıyla sakinleşti: Sismologların raporlarına göre salgın öncesine kıyasla “kültürel gürültü” nedeniyle meydana gelen titreşimlerde azalma var.

Yarım yüzyılı aşkın bir süredir istikrarlı bir şekilde kötüleyen belli başlı çevresel göstergeler, ya durakladı ya da iyileşme gösterdi. Dünyanın en büyük karbon üreticisi Çin’de şubat başıyla mart ortası arasında emisyonlar yüzde 18 civarında azaldı – bu da 250 milyon tonluk bir azalma demek ki Britanya’nın yıllık emisyon üretiminin yarısından fazlasına tekabül ediyor. Avrupa’da bu sayının 390 milyon ton azalma göstereceği tahmin ediliyor. ABD’de anlamlı düşüşler beklenebilir – ülkedeki CO2’nin başlıca kaynağı olan yolcu aracı trafiği neredeyse yüzde 40 oranında azaldı. Tecride son verildiğinde durumun eskisine döneceği varsayılsa bile, 2008-9 malî krizinden bu yana gezegende küresel emisyonların ilk defa düşüşe geçmesi bekleniyor.

Fosil yakıtlar

Bu tecrit uygulamalarının fosil yakıt sanayisine darbe indirdiğine hiç kuşku yok. Yollarda daha az sürücüyle ve havada daha az uçakla birlikte benzin fiyatları geçen yıla göre neredeyse üçte iki oranında düştü. Araba satışları mart ayında yüzde 44, karayolu trafiği de yüzde 83 düşüş kaydetti. O kadar çok insan evlerinden telekonferans yöntemiyle iş yapmayı öğreniyor ki Britanya’daki Otomobil Derneği hükümete, altyapı yatırımlarını yol yapımından internet bant genişliğini artırmaya kaydırmasını önerdi.

Bu, iklim açısından nispeten iyi bir haber çünkü petrol, gezegeni ısıtan ve hava koşulları sistemini sekteye uğratan karbon emisyonlarının en büyük kaynağı. Bazı analistler bunun, emisyonlarda uzun süreli bir aşağı yönelimli eğrinin ve petrol için sonun başlangıcının işareti olabileceğine inanıyor. Başkaları ise geçtiğimiz yüzyıldan bu yana hayatlarımıza hakim olan ve atmosferimizi kirleten yakıt konusunda daha temkinli.

“Emisyonlardaki düşüş, dünya çapında ve daha önce eşi görülmemiş ölçüde diyor Global Carbon Project (Küresel Karbon Projesi) başkanı Rob Jackson. “Hava kirliliği pek çok bölgede hızlı bir düşüşe geçti. Virüs bize, yenilenebilir enerjilerle havamızı ne kadar hızlı temizleyebileceğimize dair bir fikir verdi.” Ancak bunun insanî maliyetinin çok yüksek olduğu ve çevresel kazanımların geçici olabileceği uyarısında bulunuyor: “On milyonlarca insanın işini kaybetmesine yol açan bir emisyon düşüşünü kutlamayı reddediyorum. Bizim, enerji altyapımızda sistemik bir değişime ihtiyacımız var, yoksa emisyonlar sonradan dörtnala geri gelir.”

Salgının daha temiz bir dünyaya geçişi hızlandıracağı yollu umutlar ise daha şimdiden siyasi bir duvara tosluyor: Yazar ve aktivist Naomi Klein’ın vurguladığı gibi bu, âfet kapitalizminin “şok doktrini”dir. Başlığında aynı kavramı taşıyan kitabında Kanadalı yazar, güçlü bir küresel elitin, çevreyle ve çalışan haklarıyla ilgili kabul görmeyecek, aşırı tedbirleri dayatmak için milli krizleri nasıl alet ettiğini anlatıyor.

İşte Amerika Birleşik Devletleri’nde ve başka yerlerde olup biten bu: Petrol şirketi yöneticileri Trump’ın kendilerini kurtarması için lobicilik yaptılar. Kriz bahanesiyle Beyaz Saray, yakıt ekonomisi standartlarını otomobil sanayisi için geriye çekti, Çevre Koruma Kurumu çevre yasalarını uygulamayı durdurdu, üç eyalet fosil yakıt protestocularını suçlu gibi gösterdi ve KXL Boru Hattı’nın inşaatına yeniden başlandı. ABD hükümetinin ekonomiyi canlandırmak için çıkardığı geniş kapsamlı yasanın içinde havayolu şirketlerini kurtarmaya ayrılan 50 milyar dolar var. Çevreci gruplar, Britanya’yı ve Avrupa Birliği’ni aynı şeyi yapmamaları için uyarıyor.

Eğer hükümetler, işleri eski tas eski hamam sürdürmek üzere ekonomiyi pompalamaya devam edeceklerse, çevre açısından kazanımlar muhtemelen geçici olacak ya da tersine dönecektir. Neler beklenebileceği konusunda Çin belli işaretler veriyor. Wuhan’da yeni vaka görülmeyince, sokağa çıkma yasağını hafifletiyorlar ve mart sonundan beri enerji kullanımı ve hava kirliliği yeniden yükselişe geçti.

Yaban hayatı ve biyolojik çeşitlilik

Her şeye rağmen, bizim türümüz sokağa çıkma yasaklarıyla geçici olarak inzivaya çekilmişken bu boşluğu yaban hayatı doldurdu. Şurası neredeyse kesin ki bu yıl otomobillerin ve kamyonların öldürdükleri hayvan sayısında önemli bir düşüş olacak. Sadece Britanya’da sırf bu yüzden her yıl 100 bin yaban domuzu, 30 bin geyik, 50 bin porsuk, 100 bin tilki ve bunların yanı sıra kukumav kuşlarıyla daha pek çok kuş ve böcek türü canından oluyor. Bir çok yerel yönetim yol kenarlarındaki yeşillikleri biçmeyi erteledi. Bu karar sayesinde, yabani çiçeklerin son tutundukları yer olan bu yeşilliklerin bulunduğu kırlık bölgelerde yazın rengarenk çiçekler görme şansımız olabilir ve böylece arılara daha fazla polen sağlanmış olur.

Normalde trafikten çekinen çakallara San Francisco’nun Golden Gate köprüsünde rastlandı. Washington’da Beyaz Saray’a birkaç kilometre uzaklıktaki evlerin civarında geyikler otluyor. Yaban domuzları, Barcelona’da ve İtalya’nın Bergamo’sunda daha cüretkâr olmaya başladılar. Galler’de de tavus kuşları Bangor’da, keçiler de Llandudno’da gezinmeye başladı ve Monmouthshire’da terk edilmiş bir oyun alanının göbeğindeki koyunları kameralar kaydetti. 

Bu, bizim trajedimizin komedisi gibi sunuluyor. Karikatürcüler, kafileler halindeki turist hayvanları ağzı açık şekilde şehirdeki pencerelerden, eve kapanmış insanları seyrederken çiziyorlar. Hatta bazı yorumcular “insan sonrası” çağdan söz ediyor, Antroposen çağına, gezegeni yeniden şekillendiren bir insan egemenliği dönemine alaycı bir karşılık vermiş oluyorlar. Mizahın daha karası can sağlığı. Kendi çöküşümüze gülüyor ve bunun semeresini doğanın toplayacağını varsayıyoruz.

Çevre savunucuları bunun tehlikeli ve yanıltıcı bir kavrayış olduğunu söylüyor. Eşitsiz dünyamıza baktığımızda gördüğümüz resim farklı. Zengin, sanayileşmiş ülkeler doğanın geçici olarak kendine geldiğine tanık oluyorlar çünkü zaten oralarda doğadan pek eser kalmamıştı. Öte yandan daha yoksul ülkeler ise, özellikle de güney yarımküredekiler, yaban hayatı açısından giderek artan bir tehditten endişe ediyorlar, çünkü onlar için salgın, tehlike altındaki türleri ve onların yaşam alanlarını korumak için daha az para ve daha az çalışan demek.

Amazon yağmur ormanlarında çevre yetkilileri, denetleme ve koruma operasyonlarını dizginliyorlar. Masai Mara’da ve Serengeti’de doğa rezervasyonlarının turistlerden elde ettiği gelir azaldı, bu da koruma görevlilerinin ücretlerini ödemekte yetkililerin zorlanması demek. Korumacı grupların korkusu, bunun daha fazla yasadışı avlanmaya, madenciliğe ve orman kesimine yol açması. Özellikle artık yerelde yaşayanların gelirinin azaldığı ve ailelerini doyurmak için yeni yollara başvurmak gereğini duymaları hesaba katılırsa bu korku yersiz değil.

“Kısa vadede ekonomik faaliyetin gerilemesinin doğaya yararlı olacağını düşünmek tehlikeli bir yaklaşım olur diyor Fauna and Flora International’dan Matt Walpole. “Çok anlamlı riskler var.”

Bunun karşısına pek çok doğal kaynağa olan talebin azalması konabilir ama dünya nüfusunun yarısının eve kapanması tüketim mallarına duyulan iştahı etkileyecek mi, bekleyip görmek gerek.

Yeni bir gelecek mi? 

Doğanın soluklanması, bundan sonra olacaklardan daha az önemli. Bununla ilgili kararlar ise, insanlar evlerine kapanmışken daha şimdiden kapalı kapılar ardında yapılan toplantılarda veriliyor.  Bu arada, COP26 gibi Birleşmiş Milletler’in bu yılın sonunda Glasgow’da düzenlemeyi planladığı iklim müzakereleri ve çevre sorunlarına çözüm bulması amaçlanan küresel toplantılar ertelendi.

Birleşmiş Milletler önderleri, bilim insanları ve aktivistler, mevcut durumun düzelmesiyle birlikte yeşil işlerle temiz enerjiye, yapılaşmada daha fazla işlerliğe, doğal altyapıya ve küresel müştereklerin güçlendirilmesine odaklanacak bir genel tartışmanın başlatılması için ısrarcılar.

Esas büyük siyasi mücadele bu diyor Laurence Tubiana, Avrupa İklim Vakfının Genel Müdürü ve Paris Anlaşması’nın mimarı. Dünyanın önde gelen bilim insanları, hükümetlerin toparlanma programlarını, işleri eski tas eski hamam sürdürmek yerine daha yeşil bir yöne çekecek şekilde düzenlemeleri için alenen bir çağrı yaptılar.

Nihai olarak en önemli çevresel etki, halkın algısında olacağa benziyor. Salgın, uzman uyarılarını görmezden gelmenin, siyasi gecikmenin ve insan sağlığını, doğal ortamları ekonomiye kurban etmenin ölümcül sonuçlarını ortaya koydu. Birleşmiş Milletler Çevre Programı‘na göre yeni enfeksiyonlu hastalıkların yüzde 75’i hayvanlardan kaynaklanıyor. Geçmişle kıyaslanacak olursa bu hastalıklar yaban hayatı kaçakçılığı ve ormansızlaştırma sonucu insanlara daha çabuk geçiyor, sonra da hava yolculuğu ve yolcu gemisi turizmiyle gezegene yayılıyor. Yabani hayvanlar açısından dünyanın en büyük pazarı olan Çin, canlı yaban hayatı yetiştiriciliğini ve tüketimini yasaklayarak bunu anlamışa benziyor. “Yaş pazarlar”ın toptan yasaklanması yönünde yapılan çağrılar giderek artıyor.

Salgın aynı zamanda kirliliğin de hastalığa karşı direncimizi zayıflattığını ortaya koydu. Harvard Üniversitesi‘nden bilim insanlarına göre trafikten kaynaklanan salımlara daha fazla maruz kalmak, daha zayıf akciğerler ve Covid-19 nedeniyle ölüm riskinin artması anlamına geliyor. Birleşmiş Milletler çevre başkanı Inger Andersen’in dediği gibi doğa bize bir mesaj yolluyor: Gezegeni ihmal edersek kendi sağlığımızı riske sokarız.

Salgının başından itibaren dünyanın farklı bir görüntü arz etmesi sadece uzaydan fark edilen bir durum değil. Eskiden düşünülemeyecek olan artık düşünülebilir oldu. Tavırlar değişiyor. Özgürlükçü hükümetler, savaş zamanı liderlerinkinden de daha sert bir şekilde özgürlükleri kısıtlıyorlar şimdi. Kemer sıkma yanlısı muhafazakârlar, sağlık bakımı ve acil durum harcamaları için şimdi trilyonlarca dolar harcanmasına onay veriyorlar. Devletin küçülmesini savunanlar geniş çaplı müdahalelerde bulunmaya zorlanıyor. İş dünyasının önde gelen yayınları kapitalizmin derin bir reforma tabi tutulması çağrısında bulunuyor. En önemlisi, siyasi odaklanma bireysel tüketimden kolektif refaha kaydı.

Bu 100 gün bizim değişim ile ilgili düşünme şeklimizi değiştirdi. Nihai olarak bu salgının çevre açısından iyi mi kötü mü olduğu meselesi virüse değil, insanlığa bağlı. Hükümetlere siyasi baskı gelmezse dünya, neyin normal olduğu konusunda daha sağlıklı bir anlayışla bu işten çıkmak yerine sürdürülemez iş dünyasının her zamanki işleyişine geri dönecek demektir.

Fransız feylesof Bruno Latour’a göre öğrendiğimiz bir şey varsa o da birkaç hafta içinde ekonomiyi yavaşlatmanın mümkün olduğu. Bu şimdiye kadar küreselleşmenin getirdiği baskılar nedeniyle asla düşünülemeyecek bir şeydi.

“İnanılmaz bir şey keşfedildi, aslında dünya ekonomik sisteminde, bütün gözlerden saklanan kıpkırmızı bir alarm sinyali, bunun yanında da çelikten bir kaldıraç kolu varmış ve her devlet başkanı bir anda bu kolu çekerek ‘ilerleme treni’ni kulakları tırmalayan bir fren sesiyle çekebilirmiş” diye yazıyor Latour.

Bu, sonu gelmez kaynak tüketiminin girmiş olduğu yoldan çıkması için yapılan çevreci çağrıları daha gerçekçi, hatta belki daha da istenilir kılıyor. Ancak Latour’a göre bu öngörülmemiş duraklama, iklim ve biyolojik çeşitlilikle ilgili çıkacak daha büyük savaşlar öncesinde güçlü çıkarların daha da çok kontrolü ele geçirmelerine imkân verebilir. “İşte bizim harekete geçmemiz gereken nokta da bu” diyor Latour. “Bu fırsat onlara yarıyorsa, bize de yarar.”

CNN Trump’ın yayınını “Sinirli Trump Brifing’i propagandaya dönüştürdü” diyerek kesti

ABD Başkanı Donald Trump, dün Koronavirüs’le Mücadele Görev Gücü üyeleriyle birlikte Beyaz Saray‘da düzenlediği günlük basın brifinginde muhabirlerle tartıştı. Trump tarafından sıklıkla hedef alınan ve “yalan haber” yapmakla suçlanan haber kanalı CNN, Trump’ın Brifing sırasında CBS muhabiriyle girdiği tartışmayı eleştirel bir dille aktardı.

Brifing sırasında muhabir Paula Reid Trump’ı şubat ayını iyi değerlendirmediği için eleştirdi. Trump ise bu eleştirileri öfkeli bir dille reddetti, demokratları eleştirdi ve salgınla çok iyi bir şekilde mücadele ettiğini savundu. CNN bu sırada alt bantları “Sinirli Trump Brifing’i propagandaya dönüştürdü”, “Trump koronavirüse karşı alınan önlemler konusunda tarihi yeniden yazmak için Görev Gücü Brifingi‘ni kullanıyor”, “Trump hatalarını kabul etmeye yanaşmıyor” şeklinde değiştirdi.

‘Yalan haber yaptığınızı biliyorsun’

Trump konuşmasında salgına karşı hazırlık yapmada ve gereken önlemleri almada geç kaldığı yolunda kendisine yapılan eleştirilere karşılık şunları söyledi:

Sadece şunu söylüyorum: Ortada tek bir vaka yokken, dünyanın en büyük ekonomisini nasıl dışarı kapatırsın? 17 Ocak… Tek ölüm yok. Tek vaka yok. 21’inde bir vaka var, ölüm yok. Bir düşünün. Ülkeyi dışarı kapatmak gerekiyordu ama ne oldu? 31 Ocak’ta yasağı hayata geçirdim ve Joe Biden delirdi, “Yasağa gerek yok… vs”- Hayır delirmedi, çünkü yasağın ne olduğunu bile bilmiyordu. Ama ne yaptı? Beni yabancı düşmanlığıyla suçladı. Beni ırkçılıkla suçladı…

Trump konuşmasının devamında ülkeyi dışarı kapatarak on binlerce hatta yüzbinlerce insanın hayatını kurtardığını ve Biden‘in daha sonra kendisinden özür dilediğini söyledi.

Reid buna karşılık hastanelerin hazırlanmadığını, bu yüzden 20 milyon kişinin işsiz kaldığını ve binlerce ABD’linin öldüğünü söyledi. Daha sonra ikili arasında şu diyalog yaşandı:

-Şubat ayı boyunca ne yaptınız?

-Tüm ülkede tek bir vaka yokken siz olsanız ne yapardınız?

-Şubatta vakalar vardı.

-Pardon ama siz kendiniz duyurdunuz, 17 Ocak, sıfır vaka, sıfır ölüm…

-Ocakta evet. Peki şubatta, seyahat yasağı uygulamasına kadar geçen süre boyunca ne yaptınız? 

-Bir sürü şey yaptık. Bir sürü! Hatta size bir listesini verebilirim. Çok şey yaptık… Bakın şimdi. Yalan haber yaptığınızı biliyorsunuz. Bunu biliyorsunuz. İçinde olduğunuz ağ tümüyle yalan haber yapıyor ve bir çoğunuz, hepiniz değil ama size akıl verenler…. Bu yüzden muhtemelen öncesine nazaran üçte bir daha az inandırıcılığınız var.

‘Harika bir iş yaptık’

Trump daha sonra Covid 19 krizini çok iyi yönettiğini savunarak, binlerce ABD’linin hayatının kurtulduğunu iddia etti:

Neden Biden özür diledi? Neden yazılı olarak özür diledi? Neden demokratlar fazla hızlı hareket ettiğimi söyledi? Biliyor musunuz neden? Çünkü gerçekten de fazla hızlı hareket ettiğimi düşündüler.

Harika bir iş yaptık. Bakın ülkeyi dışarıya açık tutabilirdim. Bazı başka ülkeler bunu yaptı ve bunun ağır sonuçları oldu. Ben de bunu düşündüm başlangıçta çünkü bu ülkeyi dışarıya kapatmak, örneğini görmediğimiz bir şeydi. Ama eğer böyle yapsaydım yüzbinlerce kişi ölürdü. Bu işi doğru yönettik. Problem şu ki basın bunları olması gerektiği gibi…

Trump‘ın konuşması bu sırada CNN tarafından kesildi.

BTP Genel Başkanı Haydar Baş koronavirüs sebebiyle hayatını kaybetti

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP)  Genel Başkanı Haydar Baş, yakalanmış olduğu yeni tip koronavirüse bağlı solunum sıkıntısı nedeniyle hayatını kaybetti.

Haydar Baş, Covid-19 testinin pozitif çıkmasının ardından dört gündür Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi görüyordu. Solunum sıkıntısı çekmeye başlayan Baş, dün yoğun bakıma kaldırılmıştı.

BTP Genel Başkanı, Trabzon’un Akçaabat ilçesinde toprağa verilecek. Haydar Baş ve ailesinin oturduğu Akçaabat ilçesine bağlı Sarıtaş Mahallesi, koronavirüs tedbirleri kapsamında karantinaya alınmıştı.

‘Başarılarına yer vermeyen basın ölümünün peşinde’

Tedavi olduğu süre boyunca basında pek çok babasına dair ölüm haberi görmesine tepki gösteren Hasan Baş dün yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullanmıştı:

Değerli arkadaşlar; babam koronavirüs sebebiyle hastanede. Ve sağlık durumu gayet iyi. Rusya meclisindeki konuşmasına yer vermeyen basın, mahkemeden beraatine yer vermeyen basın maalesef sağlık durumunu manipüle ederek servis ediyor. İtibar etmeyin.

Haydar Baş Duma Meclisinde

Haydar Baş 2015 yılında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin‘in daveti üzerine Duma Meclisi’ne katılmıştı.  Milli Ekonomi Modeli’ni anlatan Baş, Moskova’da ekonomi bilgilendirmesi veren ilk Türk siyasetçisi olmuştu.

Haydar Baş kimdir?

1947 yılında Trabzon’da doğan Haydar Baş, Kayseri Erciyes Üniversitesi’ne bağlı Yüksek İslam Enstitüsü’nden mezun oldu.

Bakü Devlet Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalıştı. 2011 genel seçimlerinden Demokrat Parti’den milletvekili adayı oldu. Bağımsız Türkiye Partisi’nin kurucusu ve genel başkanıydı.

İstanbul’da deprem

İstanbul’un Arnavutköy ilçesi açıklarında saat 02.56’da deprem meydana geldi.  Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’ndan (AFAD) depremin büyüklüğünü 3,8 olarak kaydetti ve depremin 7,03 kilometre derinlikte olduğunu açıkladı.

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi, İstanbul’da meydana gelen depremin büyüklüğünün 4,1 olduğunu bildirdi. Rasathane derinliği 17,6 kilometre olarak duyurdu.

Deprem, İstanbul’un birçok ilçesinde hissedildi. Deprem sonucunda herhangi bir can veya mal kaybı beyanında bulunulmadı.

 

 

 

Erdoğan: Hafta sonu sokağa çıkma yasağı sürecek

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün video konferans yöntemiyle yapılan Bakanlar Kurulu toplantısının ardından başta Covid-19 olmak üzere gündemdeki konularla ilgili aktarımda bulundu.

Salgınla mücadelede ekipman eksikliği olmadığını söyleyen Erdoğan, maske dağıtımında yaşanan sorunları kastederek “Önemli olan aksaklığın yokluktan kaynaklanmamasıdır. Pek çok ülkede maske gibi ürünlerin sağlık personelinin tedarikinde dahi sorunlar yaşanıyor. Bu bakımdan hamdedecek bir konumda bulunuyoruz” dedi.

İki yeni hastane

Erdoğan ayrıca Yeşilköy ve Sancaktepe‘de iki hastane yapılacağını açıkladıklarını söyledi ve “Bunların çalışmalarına başladık. Ayrıca Hadımköy‘de de 100, Derince‘de 250 yataklı yeni hastaneler kuruyoruz. İnşası tamamlanan ve yatak kapasitesi 2 bin 862 olan Başakşehir Şehir Hastanemizin ilk kısmını 20 Nisan, ikinci kısmını 15 Mayıs’ta hizmete açıyoruz. Marmara Üniversitemize bağlı Pendik Araştırma Hastanesi de hasta kabulüne başlamıştır” dedi.

‘Hamdolsun test oranımız aşağı yönlü’

Günlük test sayısının 34 bini geçtiğini belirten Erdoğan, Türkiye’nin günlük toplam test sayısında dünya sıralamasında en başlardaki grupta yer aldığını söyledi. Erdoğan, “Toplamda 410 binin üzerine çıktık. Test oranımız, vaka oranımız hamdolsun aşağı yönlü. Hasta sayısına göre ölüm oranının düşüklüğü bakımından da ön sıradayız” dedi.

‘İçişleri Bakanımızın hassasiyetini memnuniyetle karşıladım’

Geçen hafta sonu 31 kentte alınan sokağa çıkma yasağında yaşanan kargaşayla ilgili olarak da konuşan Erdoğan, “Yasağın açıklandığı ilk saatlerde kimi yerlerde yaşanan gereksiz kargaşanın yaşanmaması için gereken tedbirleri alacağız” ifadelerini kullandı.

Amaçlarının hafta sonu sokakları, parkları, sahilleri, piknik alanlarını dolduracak milyonlarca kişiyi virüs tehlikesinden korumak olduğunu söyleyen Erdoğan şu ifadeleri kullandı:

Cuma gecesi sokağa çıkma yasağının sadece cumartesi ve pazarla sınırlı olduğu açıkça belirtilmesine rağmen yaşanan olumsuzluklar bu gerçeği ortadan kaldırmıyor. İçişleri Bakanımızın bu konudaki sorumluluğu üstlenerek gösterdiği hassasiyeti takdirle karşıladım. Ancak istifasını kabul etmeyerek kendisinden görevini sürdürmesini istedim.

Hafta sonu yasakları devam

Hafta sonları yasak kararının devam edeceğini belirten Erdoğan, “Toplantıda salgınla mücadele kapsamında hafta sonları sokağa çıkma yasağını önümüzdeki dönemde de ihtiyaç duyuldukça sürdürme kararı aldık” dedi.

Buna göre, 17 Nisan Cuma gecesi saat 24.00’ten ve 19 Nisan Pazar gecesi saat 24.00’e kadar sokağa çıkma yasağı uygulanacak.

İnfaz düzenlemesi 51’e karşı 279 oy ile kabul edildi

İnfaz sürelerinde düzenlemeler içeren Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi.

Genel Kurul’da neredeyse bir hafta süren görüşmelerin ardından, yaklaşık 110 bin mahkumun hayatını etkileyecek infaz teklifi gece yapılan oylama sonucunda yasalaştı.

51 ret oyu

AKP ve MHP’nin imzasını taşıyan taslağa CHP ve HDP milletvekili ‘yargıda eşitlik’ ilkesinin ihlal edildiği gerekçesiyle karşı çıkıyordu. Oylamaya 330 milletvekili katıldı. 279 milletvekili kabul yönünde oy kullanırken reddeden milletvekili sayısı ise sadece 51 oldu.

Yasa Cumhurbaşkanı ve AKP Gene Başkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın onayının ardından Resmi Gazete‘de yayınlandıktan sonra yürürlüğe girecek.

Siyasi suçlular kapsam dışı

Pakette öldürme, cinsel taciz gibi suçlarda ceza indirimi devreye girerken terör suçlamaları ve örgüt propogandası gibi pek çok yazarın, gazetecinin, siyasetçinin ve askeri öğrencinin hüküm giydiği suçlarda herhangi bir indirim öngörülmüyor. 70 maddelik kanunda şu değişiklikler yer aldı:

  • ‘Kasten yaralama’ suçunun canavarca hisle işlenmesini suçun nitelikli halleri arasında yer alacak. Temel cezaya uygulanacak arttırım miktarının yarı oranı yerine, bir kat olacak.

Örgüt suçlarının alt ve üst sınırları arttı

  • ‘Örgüt kurmak, yönetmek’ ve ‘örgüte üye olmak’ suçlarının hapis cezalarının alt ve üst sınırları arttı. Buna göre, örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde 3 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olanlar, 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Örgütün silahlı olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza dörtte birinden yarısına kadar artırılır.
  • Tefecilik suçlarının hapis cezasının üst sınırı ile adli para cezasının altı sınırı arttırıldı. Suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde verilecek cezanın bir kat artırılacak.

Ağır hastalar için adli kontrol şartları

  • Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremediği tam teşekküllü devlet hastanelerinin, eğitim ve araştırma hastanelerinin, üniversite hastanelerinin sağlık kurullarınca düzenlenen rapor uyarınca tespit edilen şüpheli ile gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı yıl geçmemiş bulunan kadın şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol şartlarından yararlanabilecek.
  • Düzenlemeye göre, hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması hâlinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi de adli kontrol kararı verebilir.

Uymayanlar hakkında yakalama kararı

  • Adli kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili merci kararı hemen tutuklama kararı verebilecek. Şüpheli ve sanık huzurda ise tutuklama kararı, değil ise yakalama emri verilecek.
  • Niteliği itibariyle hafif olması nedeniyle istinaf kanun yolu kapalı olan mahkumiyet hükümlerinin, tekerrüre esas alınmayacak.
  • İnfaz Hakimliği Kanunu’nda değişiklik yapılarak infaz hakimliğinin mevcut görevleri arasına Cumhuriyet savcısının ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin verdiği kararlara karşı yapılan şikayetleri incelemek ve karara bağlamak, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin hakim veya mahkeme tarafından verilmesi gereken tüm kararları vermek ve işleri yapmak görevleri de ekleniyor.
  • Bu Kanun, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemlere veya bunlarla ilgili faaliyetlere ya da Cumhuriyet savcısının ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin verdiği kararlara yönelik şikayetleri incelemek ve karara bağlamak, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin hakim veya mahkeme tarafından verilmesi gerekli kararları almak, işleri yapmak ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek üzere kurulan infaz hakimliklerine ilişkin hükümleri kapsar” diye değiştirildi.

İnfaz hakimlikleri kurulacak

  • İnfaz Hakimliği Kanunu ve diğer kanunlarla verilen görevleri yerine getirmek amacıyla her il merkezi ile bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak, belirlenen ilçelerde Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) olumlu görüşü alınarak, Adalet Bakanlığınca infaz hakimliği kurulacak.
  • Ağır ceza mahkemeleri ile büyükşehir belediyesi bulunan illerde, büyükşehir belediyesi sınırları içerisindeki il ve ilçenin adı ile anılan infaz hakimliğinin yargı çevresi, il veya ilçe sınırlarına bakılmaksızın Adalet Bakanlığının önerisi üzerine HSK tarafından belirlenecek. Coğrafi durum ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak bir infaz hakimliğinin kaldırılmasına veya yargı çevresinin değiştirilmesine, Adalet Bakanlığının önerisi üzerine HSK tarafından karar verilecek.
  • İnfaz hakimliğinin yetkisi, hükmün infazına ilişkin işlemin yapıldığı yere göre belirlenecek. Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutuklular hakkında idarece yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlere ilişkin yapılan şikayetler bakımından işlemin yapıldığı veya faaliyetin gerçekleştiği ceza infaz kurumunun bulunduğu yerde infaz hakimliği yetkili olacak. İnfaz hakimliğinde bir yazı işleri müdürü ile yeteri kadar personel bulunacak.

İnfaz hakimlerinin kararlarına itiraz

  • Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemler veya bunlarla ilgili faaliyetlerin ya da Cumhuriyet savcısının ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin verdiği kararların kanun veya diğer mevzuat hükümlerine aykırı olduğu gerekçesiyle bu karar, işlem veya faaliyetlerin öğrenildiği tarihten itibaren 15 gün, her halde yapıldığı tarihten itibaren 30 gün içinde şikayet yoluyla infaz hakimliğine başvurulabilecek.
  • İnfaz hakiminin kararlarına karşı şikayetçi veya ilgili Cumhuriyet savcısı tarafından, tebliğden itibaren yedi gün içinde Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebilecek. Kanunlarda infaz hakiminin onayına tabi olduğu belirtilen hususlarda da bu hüküm uygulanacak.
  • İnfaz Hakimliği Kanunu ve Türk Ceza Kanunu ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’da infaz hakimliğinin kuruluş, görev, yetki ve işleyişine ilişkin yapılan değişiklikler veya infaz hakimliğine yeni görevler veren düzenlemeler, 1 Eylül 2020 tarihinden itibaren uygulanacak. Bu tarihe kadar mevcut hükümlerin uygulanmasına devam edilecek.
  • İnfaz hakimliğinin kuruluş, görev, yetki ve işleyişine ilişkin yapılan değişiklikler nedeniyle olağan veya olağanüstü kanun yolu incelemesinde bozma kararı verilemeyecek. Kanunla yapılan değişikliklerin uygulanacağı tarihe kadar, iş ve kadro durumu dikkate alınarak değiştirilen hükümlere göre infaz hakimlikleri kurulacak ve faaliyete geçirilecek.
  • Hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet savcılığınca yapılan tebligata rağmen 30 gün içinde seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmesine başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesi halinde, infaz hakimliği kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verecek ve bu karar derhal infaz edilecek. Hükmedilen seçenek tedbirin hükümlünün elinde olmayan nedenlerle yerine getirilememesi durumunda, infaz hakimliğince tedbir değiştirilecek.

Zararın ödenmesi durumunda ceza ertelemesi

  • Cezanın ertelenmesi, mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi koşuluna bağlı tutulabilecek. Bu durumda, koşul gerçekleşinceye kadar cezanın infaz kurumunda çektirilmesine devam edilecek. Koşulun yerine getirilmesi halinde, infaz hakimi kararıyla hükümlü, infaz kurumundan derhal salıverilecek.
  • Mahkum olduğu hapis cezası ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ya da koşullu salıverilen hükümlünün kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılamayacak.
  • İnfaz hakimi, hükümlünün talebi üzerine kasten işlenen suçlarda toplam bir yıl altı ay, taksirle öldürme suçu hariç olmak üzere taksirle işlenen suçlarda ise toplam üç yıl veya daha az süreli hapis cezasının, her hafta cuma saat 19.00’da girmek ve pazar günleri aynı saatte çıkmak ya da hafta sonları hariç, her gün saat 19.00’da girmek ve ertesi gün saat 07.00’de çıkmak suretiyle geceleri ceza infaz kurullarında çektirilmesine karar verebilecek.
  • Mahkumiyete konu suç nedeniyle doğmuş zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesine dair hukuki sorumlulukları saklı kalmak üzere; kadın, çocuk veya 65 yaşını bitirmiş kişilerin mahkum oldukları toplam bir yıl, 70 bitirmiş kişilerin mahkum oldukları toplam iki yıl, 75 yaşını bitirmiş kişilerin mahkum oldukları toplam dört yıl, veya daha az süreli hapis cezasının konutunda çektirilmesine infaz hakimi tarafından karar verilebilecek.
  • Salgının devam etmesi halinde bu süre, Sağlık Bakanlığının önerisi üzerine, Adalet Bakanlığı tarafından her defasında 2 ayı geçmemek üzere 3 kez uzatılabilecek.

Karar infaz hakiminin

  • Toplam 5 yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkum olan veya adli para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilen hükümlülerden maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyeceği tespit edilenlerin cezasının konutunda çektirilmesinde infaz hakimi tarafından karar verilebilecek.
  • Bu hükümlüler, açık ceza infaz kurumlarında barındırılacak. İlgili mevzuat uyarınca açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaya hak kazandıkları takdirde Covid-19 düzenlemesi kapsamında izinli sayılacaklar. Söz konusu sürenin tamamlanmasından sonra ise açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaya hak kazanıp kazanmadıklarına bakılmaksızın Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun kapsamında izin hakkından yararlanacak. Bu hüküm, 31 Aralık 2020’ye kadar uygulanacak.
  • Teklif, Çocuk Koruma Kanunu’nda da değişiklik yapıyor. Suça sürüklenen çocukların, yeniden suç işlemelerinin engellenmesini hedefleyen değişikliğe göre, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından takip edilen çocuk için adli kontrol süresince rehberlik edecek bir uzman görevlendirilecek ve çocuk hakkında yapılacak ihtiyaç değerlendirmesine göre iyileştirme çalışmaları yürütülecek.

Gece infazı

  • İnfaz hakimi, hükümlünün talebi üzerine kasten işlenen suçlarda toplam bir yıl altı ay, taksirle öldürme suçu hariç olmak üzere taksirle işlenen suçlarda ise toplam üç yıl veya daha az süreli hapis cezasının, her hafta cuma saat 19.00’da girmek ve pazar günleri aynı saatte çıkmak ya da hafta sonları hariç, her gün saat 19.00’da girmek ve ertesi gün saat 07.00’de çıkmak suretiyle geceleri ceza infaz kurullarında çektirilmesine karar verebilecek.
  • Mahkumiyete konu suç nedeniyle doğmuş zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesine dair hukuki sorumlulukları saklı kalmak üzere; kadın, çocuk veya 65 yaşını bitirmiş kişilerin mahkum oldukları toplam bir yıl, 70 bitirmiş kişilerin mahkum oldukları toplam iki yıl, 75 yaşını bitirmiş kişilerin mahkum oldukları toplam dört yıl, veya daha az süreli hapis cezasının konutunda çektirilmesine infaz hakimi tarafından karar verilebilecek.

Ağır hastalar

  • Toplam 5 yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkum olan veya adli para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilen hükümlülerden maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyeceği tespit edilenlerin cezasının konutunda çektirilmesinde infaz hakimi tarafından karar verilebilecek.
  • Doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçen ve toplam üç yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkum olan ya da adli para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilen hükümlü kadınların cezasının konutunda çektirilmesine infaz hakimi tarafından karar verilebilecek. Bu fıkra uyarınca talepte bulunulabilmesi için kadının doğurduğu tarihten itibaren bir yıl altı ay geçmemiş olması gerekecek. Konutta infaza karar verdikten sonra çocuk ölmüş veya anasından başka birine verilmiş olursa infaz hakimi konutta infaz uygulamasına ilişkin kararını kaldıracak.
  • Cezanın özel infaz usulüne göre çektirilmesi kararı, infaza başlandıktan sonra da verilebilecek.

Terör suçları ile örgüt üyeliği kapsam dışı

  • İnfaz hakimi talep üzerine, cezanın özel infaz usulüne göre çektirilmesi sırasında bu usulün uygulanmasına son verebilecek. Özel infaz usulünün gereklerine geçerli bir mazeret olmaksızın uyulmaması halinde ise bu usulün uygulanmasına son verilecek ve bu halde infaza açık ceza infaz kurumunda devam edilecek. Özel infaz usulüne göre geçirilen süre, infaz aşamasında mahsup edilecek.
  • Bu hükümler, terör suçları ile örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçlarından ya da örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlardan mahkum olanlar, cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan mahkum olanlar, adli para cezası infaz sürecinde hapis cezasına çevrilenler, koşullu salıverilme kararının geri alınması nedeniyle cezası aynen infaz edilenler hakkında uygulanamayacak.

Denetimli serbestlik 3 yıla çıkıyor

  • Bakıma muhtaç ve dışarıda korumasına bırakılacak kimsesi bulunmayan sıfır-altı yaş grubundaki çocuklar, tutuklu annenin yanında barınabilecek.
  • Ana, baba, eş, kardeş, çocuk, eşin anne veya babasından birinin yaşamsal tehlike oluşturacak hastalığı hallerinde tutukluya bir defaya mahsus olmak üzere verilen izin, asgari bir ay arayla toplam iki defaya çıkarılacak.
  • Denetimli serbestlikten yararlanma süresi 1 yıldan 3 yıla çıkacak. 30 Mart 2020’ye kadar işlenen suçlar bakımından kasten öldürme; üst soya, alt soya, eşe veya kardeşe, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumdaki kişiye karşı işlenen kasten yaralama ve sonucu nedeniyle ağırlaşmış yaralama, işkence, eziyet suçu ile cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar, özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar kapsam dışı kalacak.

Yaş düzenlemesi

  • Söz konusu tarihe kadar işlenen suçlardan, istisna sayılan suçlar hariç, 0-6 yaş grubu çocuğu bulunan kadın hükümlüler ile 70 yaşını bitirmiş hükümlüler için bu süre, 2 yıldan 4 yıla yükseltilecek.
  • Maruz kaldığı ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyen 65 yaşını bitirmiş hükümlülerin, koşullu salıverilmeleri için ceza infaz kurumlarında geçirmeleri gereken sürelerde azami süre sınırına bakılmaksızın denetimli serbestlik uygulanacak. ‘İyi halli’ olmak koşuluyla kapalı ceza infaz kurumlarındaki hükümlüler hakkında da bu süreler geçerli olabilecek.
  • Hükümlü hakkında denetimli serbestlik uygulanmaya başlandıktan sonra işlediği iddia edilen ve cezasının alt sınırı 1 yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suçtan dolayı soruşturma başlatılması halinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine infaz hakimince, hükümlünün açık ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verilebilecek. İnfaz hakimi, soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi halinde, hükümlünün cezasının, denetimli serbestlik uygulanarak devam etmesine karar verecek.
  • Teklifle, 30 Mart 2020’ye kadar işlenen suçlar bakımından tabi olduğu infaz rejimine göre belirlenen koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında, hükümlünün 15 yaşını dolduruncaya kadar ceza infaz kurumunda geçirdiği 1 gün; 3 gün olarak, 18 yaşını dolduruncaya kadar ceza infaz kurumunda geçirdiği 1 gün ise 2 gün olarak dikkate alınacak.

31 Mayıs’a kadar izinli

  • Denetimli serbestlik için iyi halin saptanmasına yönelik değişiklikler, 1 Ocak 2021’de uygulanmaya başlayacak. Hükümlünün denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurma süresi, Covid-19 nedeniyle 5 gün yerine, 1 Ocak 2021 tarihine kadar 25 gün olarak uygulanacak. Teklifin ilk halinde ‘1 Eylül 2020’ olan bu tarihler, önergeyle değiştirildi.
  • Ayrıca Covid-19 salgını nedeniyle açık ceza infaz kurumlarında bulunanlar ile kapalı ceza infaz kurumunda bulunup da açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaya hak kazanan hükümlüler, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezasının infazına karar verilen hükümlüler ve diğer denetimli serbestlik tedbirinden yararlanan hükümlüler, 31 Mayıs 2020’ye kadar izinli sayılacak.

İzin süresi üç kez uzatılabilecek

  • Salgının devam etmesi halinde bu süre, Sağlık Bakanlığının önerisi üzerine, Adalet Bakanlığı tarafından her defasında 2 ayı geçmemek üzere 3 kez uzatılabilecek.
  • Türk Ceza Kanu’nda yer verilen devletin güvenliğine karşı işlenen suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı işlenen suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar hariç olmak üzere, toplam hapis cezası 10 yıldan az olanlar 1 ayını, 10 yıl ve daha fazla olanlar ise 3 ayını kapalı ceza infaz kurumunda geçirmiş olan iyi halli hükümlülerden ilgili mevzuat uyarınca açık ceza infaz kurumlarına ayrılmalarına, 1 yıl veya daha az süre kalanlar, talepleri halinde açık ceza infaz kurumlarına gönderilebilecek.

Çocukları Koruma Kanunu’nda değişiklik

  • Bu hükümlüler, açık ceza infaz kurumlarında barındırılacak. İlgili mevzuat uyarınca açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaya hak kazandıkları takdirde Covid-19 düzenlemesi kapsamında izinli sayılacaklar. Söz konusu sürenin tamamlanmasından sonra ise açık ceza infaz kurumlarına ayrılmaya hak kazanıp kazanmadıklarına bakılmaksızın Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun kapsamında izin hakkından yararlanacak. Bu hüküm, 31 Aralık 2020’ye kadar uygulanacak.
  • Teklif, Çocuk Koruma Kanunu’nda da değişiklik yapıyor. Suça sürüklenen çocukların, yeniden suç işlemelerinin engellenmesini hedefleyen değişikliğe göre, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından takip edilen çocuk için adli kontrol süresince rehberlik edecek bir uzman görevlendirilecek ve çocuk hakkında yapılacak ihtiyaç değerlendirmesine göre iyileştirme çalışmaları yürütülecek.

Türkiye’de korona krizi: Bir günde 98 can kaybı, 4 bin 93 yeni vaka

Türkiye’deki yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgınıyla ilgili 13 Nisan tarihine ait güncel veriler Sağlık Bakanlığı‘nın internet sitesinden duyuruldu.

Buna göre son 24 saatte 4 bin 93 yeni vaka tespit edildi ve virüs sebebiyle 98 kişi daha hayatını kaybetti. Böylece, toplam vaka sayısı 61 bin 49’a, can kaybı sayısı ise 1296’ya yükseldi.   1786 kişinin yoğun bakımda tedavisi sürerken, entübe hasta sayısı ise 1063 oldu.

Test sayısı 500 bine yaklaşıyor

Yapılan açıklamada iyileşen hastaların durumuyla ilgili de bilgi paylaşımı yapıldı. Bir gün içerisinde 511 hasta iyileşirken toplam iyileşenlerin sayısı 511’e yükselmiş oldu. Toplam test sayısı da 34 bin 456 artış göstererek 410 bin 556’ya çıktı.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada  “Test sayımız yakında 500 bine ulaşacak. Artan test sayısına kıyasla beklenen vaka sayısındaki artış, hız olarak azalmaktadır. Erken tanı ve tedavi, iyileşen hasta sayımızı artırıyor” dedi.

Dünyada korona krizi: Asya durulmuyor, Avrupa gergin, ABD vitesi yükseltiyor

Covid-19 tüm dünyada yayılmaya devam ederken Asya’dan gelen haberler endişe veriyor. Virüsün ilk ortaya çıktığı ülke olan Çin’de ülkenin normale dönmeye başlamasının ardından vaka sayısında görülen ani artış, bu ülkeyi sınırlarında daha katı önlemler almaya itti.

Öte yandan Güney Kore‘den gelen haberlere göre, virüsü vücutlarından atanlar yeniden enfekte olmaya başladı. Uzmanlar bunun nedeni konusunda henüz görüş birliği etmiş değil, ancak tartışmalar dünyanın “normale dönmesinin” beklenenden daha fazla zaman alabileceği düşündürüyor.

Güney Kore’de yeniden enfekte olanlar endişe yaratıyor

Güney Kore’de Covid-19’dan arınan 116 kişinin testlerinin yeniden pozitif çıktığı öğrenildi. Bugün yalnızca 25 yeni vakanın bildirildiği ülkede virüsleri “yeniden aktive olan” hastaların sayısıysa giderek artıyor. Bir hafta önce bu doğrultuda 52 vaka bildirilmişken bugün bu sayı iki katının üzerine çıktı.

Bazı uzmanlar buna hatalı testlerin yol açtığını düşünüyor, bazıları ise bu durumun virüsün kalıntılarının hastanın siteminde kalmış olmasından kaynaklandığı görüşünde. İkinci durumda bulaş riski olmadığı belirtiliyor.

Öte yandan ülkenin hastalık kontrol ve engelleme merkezi direktörü Jeong Eun-kyeong, bu hastalara yeniden virüs bulaşmış olmasının, virüsün yeniden aktive olmasına nazaran düşük bir ihtimal olduğunu söyledi. Ülkede şu ana kadar toplam 10 bin 573 vaka görüldü, ölü sayısı ise 217.

ABD’de ölü sayısı 20 bini geçti

ABD’de vaka ve ölü sayıları hızla yükselmeye devam ediyor. Salgında hayatını kaybedenlerin sayısı son 24 saatte 1831 artarak 20 bin 608’e çıktı. Enfekte kişi sayısı ise 530 bine ulaştı. ABD Başkanı Donald Trump ise sosyal medya hesabından valilere seslendi:

Valiler, eyaletlerinizin test programlarını ve mekanizmalarını mükemmelleştirin. Hazır olun, büyük şeyler oluyor. Mazeret istemem! Federal hükümet arkanızda. Dünyada en çok test yapan ülkeyiz. Yüz maskelerinde de vitesi yükseltin.

İsrail’de solunum cihazlı sezaryen  

İsrail’de, Covid-19 hastası bir kadın, solunum cihazına bağlıyken sezaryenle doğum yaptı.

Hastane, kadının, Covid-19 hastaları için özel tasarlanan bir ameliyathanede sağlıklı bir erkek bebek dünyaya getirdiğini açıkladı. Açıklamada, “Anne solunum cihazına bağlıyken 2.7 kilogram ağırlığında bir oğlu oldu” denildi. Bebeğe yapılan testin sonucu ise negatif çıktı.

Dün akşamki verilere göre İsrail‘de 10 bini aşkın vaka var, 95 kişi de hayatını kaybetti.

Singapur’da müstehcenlik Zoom’u durdurdu

Singapur‘da uzaktan eğitim sırasında video konferans uygulaması Zoom kullanıldığı sırada ders, müstehcen görüntülerle hacklendi. Evden eğitimin ilk haftasında yaşanan bu olay üzerine uygulamanın kullanımı durduruldu.

Singapur Eğitim Bakanlığı teknoloji departmanında görevli Aaron Loh, bakanlığın güvenlik ihlalini araştırdığını söyledi ve, uygulamanın önlem olarak güvenlik sorunları giderilene kadar kullanılmayacağını duyurdu.

İngiltere’de ölü sayısı 10 bini geçti

“Sürü bağışıklığı” stratejisi nedeniyle salgının yayılmaya başladığı ilk günlerde herhangi bir önlem alınmayan İngiltere’de ölü sayısı 10 bin 612’ye yükseldi. Öte yandan Covid 19 teşhisiyle hastanede tedavi gören Britanya Başbakanı Boris Johnson, taburcu edildi.

Başbakanlık Ofisi’nin açıklamasında, Londra’daki St. Thomas Hastanesi’nden taburcu edilen Johnson’ın, Buckinghamshire bölgesindeki ‘Başbakanlık kır evi’nde dinlenmeye devam edeceği belirtildi. 55 yaşındaki başbakanın bir süre daha görevine dönmeyeceği açıklandı.

Buckingham Sarayı’nın önünde sevişen çifte sosyal mesafe uyarısı

İngiltere’de sosyal mesafe kuralına aldırmayan bir çift, başkent Londra’daki Buckingham Sarayı’nın karşısındaki yeşil alanda sevişti.

Yoldan geçenlerin şikayeti üzerine gelen polis çifti kovmak ya da gözaltına almak yerine, “Salgın var, sosyal mesafenizi koruyun” diyerek uyarıda bulundu.

Çin’de vaka sayısı yeniden yükseliyor

Son haftalarda yerel Covid 19 vakalarının neredeyse sıfırlandığı ve hayatın normale döndüğü Çin‘de, yurt dışından gelen vaka sayısında rekor artış yaşandı. Pekin yönetimi son bir günde 108 yeni vaka tespit ettiğini açıkladı. 108 yeni vakanın 98’inin ithal olduğu, 49 kişinin ise Rusya bağlantılı olduğu açıklandı.

Bu, Çin‘de son altı haftada açıklanan en yüksek sayı. 12 Şubat’ta bildirilen 15 bin vakanın artından enfekte olanların sayısında düşüş kaydedilmiş, ancak 12 Mart’ta ithal vakalarda rekor artış tespit edilmişti.

Rusya’da vaka sayısı yükseliyor

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkesindeki korona virüsü vakalarının giderek yükselmesini değerlendirdi. Putin, Rusya’da durumun kötüye gittiğini söyledi, krizi ele almak için Savunma Bakanlığı‘nın kaynaklarının kullanılabileceğini belirtti.

Rusya’da yeni tespit edilen Covid 19 vakalarının sayısı son günlerde düzenli olarak yükseliyor. Ülkede dünden bu yana 2 bin 558 yeni vaka tespit edildi. Toplam vaka sayısı, 18 bin 328’e yükseldi. Dünden bu yana 18 kişinin hayatını kaybetmesiyle, ölü sayısı da 148’e yükseldi.

Vietnam’da işsiz kalanlara pirinç ATM’si

Vietnam’ın en büyük şehri Ho Chi Minh‘de, Hoang Tuan Anh adlı bir iş insanı, salgın sürecinde işsiz kalanlara ve yoksullara yardım etmek amacıyla haftanın yedi günü 24 saat boyunca açık olan bir “pirinç ATM”si icat etti.

Devlet medyası bu ATM’lerin Hanoi, Hue ve Danang gibi farklı şehirlere de yerleştirildiğini belirtti.

Vietnam’da salgın nedeniyle henüz can kaybı yaşanmadı. Ancak 15 günlük sosyal tecrit uygulamasının hayata geçirilmesi pek çok küçük işletmenin kapanmasına, dolayısıyla çok sayıda insanın işsiz kalmasına yol açtı.

Belarus’ta maçlara devam

Dünya Sağlık Örgütü, futbol maçlarının devam ettiği Belarus’a uyarıda bulundu. Dr. Patrick O’Connor, “Elimizdeki verilere göre Belarus’ta her geçen gün pozitif test rakamı katlanarak artıyor. Bu sebeple tüm izolasyon önlemlerini arttırmalılar ve spor gibi kitlesel organizasyonları durdurmalılar” dedi.

Fransa’da ‘Korsan Paskalya’ya baskın

Fransa’nın başkenti Paris’te, Paskalya Bayramı’nda karantina kurallarına uymayan bir kiliseyi polis bastı. Dünya çapında birçok kilisede ayinler internetten yapılırken, Paris’te muhafazakâr tutumuyla bilinen Saint-Nicolas du Chardonnet Katolik Kilisesi’nde yaklaşık 40 kişinin katıldığı bir Paskalya ayini düzenlendi.

Fransa’da, 17 Mart’ta korona virüsü salgını nedeniyle dini toplantılar ve ayinler yasaklanmıştı. Ülkede salgın nedeniyle şu ana dek enfekte olanların sayısı 132 bin 591, ölenlerin sayısıysa 14 bin 393.

İran’da 3.877 kişinin durumu ağır

İran’da, son bir günde 111 kişinin öldüğü, toplam ölü sayısının 4 bin 585’e yükseldiği açıklandı. Ülkedeki toplam vaka sayısı da 73 bin 303’e çıktı. Enfekte olanların 3 bin 877’sinin durumunun ağır olduğu da belirtildi.

İspanya’da karantina önlemleri kalkıyor

Covid-19 nedeniyle ölenlerin sayısında düşüş yaşanan İspanya’da hükümet, karantina önlemlerini bu sabah itibarıyla hafifletmeye başladı. 27 Mart’tan bu yana devam eden bazı karantina önlemleri kaldırılırken, ‘uzaktan çalışamayan’ işletmelerin yeniden açılmasına izin verildi.

Hükümet, toplu taşıma araçlarında toplamda 10 milyon maske dağıtılacağını duyurdu. Ülkede son 24 saatte 517 kişinin yaşamını yitirdiği, ölü sayısının 16 bin 972’den 17 bin 489’a yükseldiği açıklandı.

Çarşamba Ovası’na kurulmak istenen Biyokütle Enerji Santrali’ne mahkeme engeli

Samsun’da tarımsal SİT alanı ilan edilmiş Çarşamba Ovası‘na kurulmak istenen Biyokütle Enerji Santralı (BES) projesine verilen “ÇED gerekli değildir” kararı Samsun 3’üncü İdare Mahkemesi tarafından iptal edildi.

Mahkeme gerekçe olarak ara kararında talep ettiği bilirkişi raporunun nesnel ve objektiflikten uzak olmasını gösterdi.  Birgün’den Gökay Başcan’ın haberine göre bilirkişi raporunun şirket tanıtım dosyasındaki verileri esas alarak hazırladığı ve şirketler lehine pek çok rapora imza attığı ortaya çıktı.

Mahkeme kararında bilirkişi raporuna ilişkin şu ifadeler yer aldı: “Bilirkişi raporunun dar ve kısıtlı bir bakış açısı ile hazırlanmış olması, doyurucu ve kapsamlı olmaması, çoğu noktalarda proje tanıtım dosyasındaki veriler esas alınarak raporun temellendirilmiş olması ve ayrıca bazı noktalarda nesnel ve objektiflikten uzak değerlendirmeler içermesi nedeniyle mahkememizce hükme esas alınabilecek nitelikte görülmemiştir.”

Ekim ayında binlerce kişi projeye itiraz için bir araya gelmişti

Bilirkişi değil ‘tanınmış kişi’

Mahkemenin niteliksiz olduğu gerekçesiyle reddettiği bilirkişi raporunun Serkan Nas, Kemal Çelik ve Turan Karadeniz ‘tanınmış kişiler’ tarafından hazırlandı.

Bilirkişilerin, Çanakkale’de Cengiz Holding’e ait olan CENAL Termik Santral, Karaburun Termik Santrali, Kirazlıdere I ve II Termik Santallari, Kirazlıtepe Madeni ve birçok çevre davasında şirketler lehine raporlar hazırladıkları ortaya çıktı.

Konuya ilişkin açıklama yapan Samsun Çevre Derneği (SAMÇEP) dönem sözcüsü Mehmet Özdağ “Bu kişilere bundan böyle bilirkişilik yaptırılmaması için Samsun Bölge Bilirkişilik Kurul Başkanlığı nezdine girişimde bulunacağız. Bağlı bulundukları üniversitelere yazlar göndererek akademik etiğe aykırı hakaret ettikleri konusunda bilgilendirmeler yapacağız. Projenin iptali için de gerekli girişimleri yapacağız” dedi.