TürkiyeEkolojiManşetVideo

‘Orman yangınlarının sayısı da etkisi de arttı, bitki göçü başladı’

Video Haber: Nalin Öztekin

2020 yılının ilk aylarından itibaren Türkiye’nin hemen hemen her bölgesinde orman yangınları meydana geldi. Kamuoyuna bu konuda yansıyan resmi açıklamalar kimi zaman tartışmalara neden oldu kimi zaman da konu özünden koparılarak polemiklere sıkıştırıldı.

Peki son bir yılda yaşanan bu yangınların sonuçları gezegenimizi ve bireysel yaşamlarımızı nasıl etkileyecek? Uzmanlar neler söylüyor?

2021 yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda orman yangınları, ormancılık faaliyetleri ile bu alandaki hedeflere yer verilirken şu veriler paylaşıldı: Orman yangınlarında zarar gören alan miktarı bu yıl 2019’a göre arttı. Geçen yıl meydana gelen 2 bin 668 orman yangınında 11 bin 332 hektarlık alan tahrip olurken, bu yıl ekim ayı itibarıyla 2 bin 957 yangında toplam 16 bin 441 hektarlık alan zarar gördü. İstanbul Orman Bölge Müdürlüğü verilerine göre ise İstanbul ormanlarında 2020 yılının ilk 10 ayında 143 yangın çıktı. Geçen yıl bu dönemde 158 yangın ve 35 hektar ormanlık alan yanmıştı. Bu yıl ise 143 adet orman yangını çıktı, toplamda 62 hektar alan ormanlık alan zarar gördü.

Türkiye’de son beş yılda yanan orman alanlarının büyüklüğünün 55 bin futbol sahasına eşit olduğu bu veriler ışığında belirtilen bilgilerden biri. Yanan bir alanın eski haline dönmesi ise yaklaşık 20 yıl sürüyor. Yangınların çıkış sebebine baktığımızda ise istatistikler şöyle:

Orman yangınlarının yüzde 17’si ihmal ve dikkatsizlik, yani mangal ateşi ya da söndürülmemiş ateş kaynaklı. Yüzde 3’ü kasıtlı, yüzde 80’ni de faili meçhul yangınlar. Ancak uzmanların bu noktada hem itirazları hem de uyarıları var.

Yanan alanlar 3000 hektarı geçti

İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi öğretim görevlisi Prof. Dr. Doğanay Tolunay söz konusu rakamların çok daha büyük olduğunu söyledi:

“Ekim sonu veya kasımın ortasına kadar çıkan yangınların etkilediği alanların 3000 bin hektarı geçtiğini söyleyebilirim. Tam rakamları Orman Genel Müdürlüğü de henüz açıklamadı. Geçen yıl yanan alanların kabaca iki katı yandı diyebiliriz. Üstelik bu yıl yangınlara uçakla da müdahale edildi, ki geçen yıl bu yapılamamıştı. Buna rağmen çok sayıda yangın çıktı. Özellikle Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde ciddi yangınlar görüyoruz. Hatta Hatay yangını evlere kadar sıçradı.”

Nedenleri kuraklık, aşırı sıcak ve orman içi tesisler

Tolunay, bu sene yaşanan ekstrem durumunun başlıca sebebinin kuraklık olduğunu, hava sıcaklarının mevsim normallerinin çok üzerinde seyrettiğini belirtti. Kuraklık nedeniyle ağaçların zamanından önce de kuruyarak yanıcı madde yükünü arttırdığına işaret eden Tolunay’a göre, orman yangınlarının çıkış nedenleri ve müdahale sistemleri konusunda doğru bilinen yanlışlar ise şöyle:

“Yangın çıkış sebeplerine baktığımızda büyük çoğu yine insan hatasından kaynaklanıyordu. Mesela Gelibolu yangını anızdan çıkmıştı. Yangınların yaklaşık yarısının çıkış nedeni fail meçhul diye geçiyor; bu da kafa karıştırıcı. Aslında orman içinde RES, çöplük, elektrik nakil hattı ve hidroelektrik santral gibi birçok tesis var. Bunlardan çıkan yangınların izmaritten, piknikten daha fazla olduğunu görüyoruz. Orman içindeki tesislerde çıkabilecek yangınlarda belki can kayıpları göreceğiz.

Bir yandan da yangın personeli dediğimiz işçilerin sayısında da ciddi azalmalar var. Bu kişilerin mayıs ayından önce alınması gerekiyor ki yangın sezonunda hazır olsunlar ama bu sene bazı illerimizde ağustos ayında yangın mevsiminin ortasında alınabildiler. Nedeni belki pandemi belki mali krizler bilemiyoruz.”

“Her metrekare yaşamdan giden bir değer’

Sene boyunca meydana gelen orman yangınlarının uzun vadedeki etkilerini değerlendiren, aynı fakültenin bir diğer öğretim görevlisi, Yüksek Orman Mühendisi Doç. Dr. Cihan  Erdönmez de şunları kaydetti:

“Orman yangınlarının çok büyük maliyeti var. Bir ekosistem yok oluyor, sadece ağaç, odun kaybı olarak bakmamak gerekiyor. Her kaybettiğimiz metrekare yaşamımızdan giden bir değer anlamına geliyor. İklim değişikliği ile orman yangınlarının artışı bununla da bitkilerin göçü başlayacak, hatta başladılar bile. Sıcaklık arttıkça bitkiler Kuzey’e ve yüksele doğru göç ediyorlar.”

‘Artık bütün yıl yangın sezonu sayılır’

Resmi verileri ve yangın çıkış nedenlerini değerlendiren Erdönmez, 2019 yılında çıkan yangınların 46’sının kaynağının sigara, 28’inin kaynağının piknik faaliyetleri,  94’ünün kaynağının ise enerji tesisleri olduğunu belirtti.

Orman Genel Müdürlüğü’nün artık yangın sezonu kavramını bir kenara bırakması gerektiğini de söyleyen Erdönmez, bütün bir yılın artık yangın sezonu olarak tanımlanabileceğini ve ayrıca bir yangın filosu edinilmesi gerektiğini vurguladı

Çevre sorunları Türkiye’de hiçbir zaman öncelik olmadı’

Türkiye’nin ekoloji politikalarını değerlendiren Erdönmez, şöyle konuştu:

“Çevre politikalarıyla kalkınma politikaları daha doğrusu ekonomik büyüme politikaları çelişiyor. Dünyadaki birçok ülke bunu göze alamıyor; Türkiye hiç göze alamıyor. Çevre sorunları Türkiye’nin son 20-30 yılında hiçbir zaman öncelik olmadı. İklim politikaları açısından baktığımızda Türkiye hala kömürle çalışan santralleri teşvik ediyor. Dünya’nın nükleerden vazgeçtiği süreçte biz nükleer enerjiye yatırım yapıyoruz. Ormanlara dönecek olursak orman ekosisteminin bu kadar yaşamsal olduğu açıkken üç kuruşluk madencilik faaliyetleri devam ediyor. Bakın Kazdağları örneği.. Altın olmasa ölür müyüz? Ama orman olmazsa ölüyoruz, gezegenin sonu geliyor.Ayrıca Türkiye gibi 83 milyondan vergi toplayan bir ülke için 5-10 bin orman işçisini çalıştırmak dert değil ama bakış açısı önemli.”

Kategori: Türkiye