Kültür-SanatManşet

Oğuz Atay’ın dünyasından düşündüren 7 söz

Beyninde çıkan bir tümör nedeniyle  13 Aralık 1977’de aramızdan ayrılan Türk edebiyatının değerli yazarı Oğuz Atay’ı vefatının 40’ıncı yıl dönümünde kitaplarından alıntılarla anıyoruz.

Oyunlarla Yaşayanlar (1975)

“Kendimize isimler vermeyelim, yaptığımız işlerle varolalım, bunun dışında kalan bütün sahte unvanları, kurumları, insanın kendini üstün bir şey saymasına yol açan düzenleri yok sayalım…”

Eylembilim (1998)

“Paltonuzu giyerken, atkısı bile olmayan milyonları düşünüyordunuz. Bir kitap okurken -ya da yazarken- eğitim eşitliğine kavuşamamış yüzbinlerce küçük göz, öfke -ya da kızgınlıkla- sizi izliyordu.”

Tutunamayanlar (1972)

“Başkalarına söyleyecek bir sözüm olabilmesi için önce kendime söz geçirmem gerektiğine inanıyorum. Bana bugün, ne yapmalı? diye soracak olurlarsa, ancak, önce kendini düzeltmelisin, diyebilirim.”

Günlük (1987)

“Kimse dinlemiyorsa beni -ya da istediğim gibi dinlemiyorsa- günlük tutmaktan başka çare kalmıyor. Canım insanlar! Sonunda, bana, bunu da yaptınız.”

Bir Bilim Adamının Romanı (1975)

“…Derler ki meşhur fizikçi Einstein, bir toplantıda Şarlo’ya ‘Siz büyük bir adamsınız,’ demiş, ‘Herkes sizi anlıyor, herkes size hayran.’ Şarlo, ‘Siz daha büyüksünüz,’ diye itiraz etmiş: ‘Size herkes, hiç anlamadığı halde hayran.”

Korkuyu Beklerken (1975)

“Her şeye yeniden başlamak mümkün değildi. İstesem de mümkün değildi. Nerede kaldığımı unuttuğuma göre, baştan başlamak için de bir takım yetenekler gerekliydi; daha talihli doğmuş olmak gerekliydi mesela. Yeni bir dil öğrenebilmek için, hiç dil bilmemek gerekliydi.”

Tehlikeli Oyunlar (1973)

“Bu ülkede çocuklara yer yok. Başka ülkelerde varmış, her tarafı yeşil ülkelerde. Biz, büyük bir sabırsızlıkla çocukların büyümelerini bekliyoruz. Onların kafalarına vuruyoruz, adam olmaları için.”

Oğuz Atay hakkında

Oğuz Atay, 12 Ekim 1934’te Kastamonu’nun İnebolu ilçesinde dünyaya geldi. Babası Cemil Atay, 11 yıl milletvekilliği yapmış bir hukukçuydu. Annesi ilkokul öğretmeniydi. Kendisinden küçük bir de kız kardeşi var. Feminist yazar Ayşe Düzkan’ın dayısıdır. İçine kapanık bir çocuk olan Oğuz Atay, çocukluktan gençlik yıllarına kadar karikatürle ilgilendi. İlk ve ortaokulu Ankara’da okuyan Atay, 1951’de bugünkü adı Ankara Koleji olan Ankara Maarif Koleji’ni, 1957’de İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi’nden mezun oldu. Askerliğini 1957-59 yılları arasında yaptıktan sonra tamir ve kontrol elemanı olarak Kadıköy vapur iskelesinin yapımında çalıştı. Görevinden istifa ettikten sonra İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi (şimdiki Yıldız Teknik Üniversitesi) İnşaat Bölümü’nde öğretim üyesi oldu. 1975’te doçent olan Atay, Topografya adlı bir de mesleki kitap yazdı. Çeşitli dergi ve gazetelerde makale ve söyleşileri yayınlandı. Oğuz Atay, Tutunamayanlar’ın 1971-72’de yayınlanmasından sonra, önemli bir tartışmanın odak noktası oldu. Bu romanıyla 1970 TRT Roman Ödülü’nü kazandı.

Türk edebiyatının en önemli eserlerinden biri olan Tutunamayanlar, eleştirmen Berna Moran tarafından, “hem söyledikleri hem de söyleyiş biçimiyle bir başkaldırı” olarak nitelendirildi. Moran’a göre Tutunamayanlar’daki edebi yetkinlik, Türk romanını çağdaş roman anlayışıyla aynı hizaya getirmiş ve ona çok şey kazandırdı. Atay’ın büyük etki yaratan eseri Tutunamayanlar’ı 1973’te yayınladığı Tehlikeli Oyunlar adlı ikinci romanı izledi. Hikâyelerini Korkuyu Beklerken başlığı altında toplayan Atay, 1911-1967 yılları arasında yaşamış Prof. Mustafa İnan’ın hayatı konu eden Bir Bilim Adamının Romanı’nı 1975 yılında yayımladı. 1973 yılında yayımlanan Oyunlarla Yaşayanlar adlı oyunu Devlet Tiyatrosu’nda sahnelendi. Atay, beyninde çıkan bir tümör nedeniyle büyük projesi “Türkiye’nin Ruhu”nu yazamadan 13 Aralık 1977’de, İstanbul’da hayatını kaybetti. Edirnekapı Sakızağacı Mezarlığı’na defnedildi.

 

(Yeşil Gazete)

Kategori: Kültür-Sanat