Editörün SeçtikleriEkolojiHayvan Haklarıİklim KriziManşet

Marmaris yangınlarının görünmeyen kurbanları: Semenderler

0
Fotoğraf: Eyüp Başkale.

Dosya Haber: Songül KARADENİZ

*

Marmaris’te 2021 yılında çıkan ve Muğla’nın sekiz ilçesine yayılan dev yangında, yaklaşık 60  bin hektar ormanlık alan zarar gördü. İçmeler karayolu üzerindeki Armutalan Mahallesi Siteler mevkisinin üst kısımlarındaki kızılçam ağaçlarıyla kaplı ormanlık alanda, 29 Temmuz 2021’de başlayıp 6 Ağustos’ta kontrol altına alıncaya kadar süren yangın, binlerce ağacın ve onlarca yapının kül olmasının yanı sıra yaban hayatına da büyük zarar verdi.

Geyikler, kaplumbağalar, kurbağalar, sürüngenler, bölgeye endemik tür olan karakulaklar, ağaç ve meyve yarasaları, kaya yediuyuru,  sazlık kedisi, yaban keçişi gibi türlerin yanı sıra, yangınların en çok zarar verdiği türlerden biri de Uluslararası Doğayı Koruma Birliği’nin (IUCN) kırmızı listesinde yer alan Marmaris semenderi (Lyciasalamandra flavimembris) oldu.

Yangında, dünyada sadece Muğla ilinin nem tutan çam ormanı açıklıkları ve makiliklerde yaşayan Marmaris Semenderi’nin yaşadığı 242,54 hektarlık alan da, içinde yaşayanlarla birlikte yok oldu.

Semerderler için temel risk, iklim krizi ve habitat kaybı

Son 10 yıllarda yaşanan habitat kaybının en büyük nedenleri arasında, artan insan etkisinin iklim değişikliği kaynaklı yaşanan aşırı sıcaklarla birleşmesinin sonucu olarak meydana gelen dev yangınlar yer alıyor. Bu yangınlarda gözle görülen kayıplar dikkati çekmiş olsa da büyük zarar gören amfibiler pek konuşulmadı.

Bilim dergisi Nature’da yakın zamanda yayımlanan makalede, amfibilere yönelik tehditler nedeniyle, sayılarında küresel boyuttaki azalma eğilimi değerlendiriliyor.  Buna göre, kurbağalar, ayaksızlar ve semenderler olarak üç gruba ayrılan amfibiler için en büyük risk kaynakları habitat kaybı ve iklim krizi.

IUCN’nin “Kırmızı Liste”sinde ”salamender” araması yapıldığında da listelenen 716 semender türünün yüzde 26.5’una denk gelen 190 tür “tehlikede olmayan” (LC), yüzde 9,1’ine denk gelen 65 tür “tehlike sınırında” (NT), yüzde 15,6’sına denk gelen 112 tür “hassas” (VU), yüzde 23,7’sine denk gelen 170 tür “tehlikede” (EN), yüzde 17,9’una denk gelen 128 tür “yüksek tehlike altında” (CR), yüzde 0,4’üne denk gelen üç tür ise “nesli tükenmiş” (EX) olarak kategorize edilmiş. Hayvanların yüzde 6,7’sine denk gelen 48 tür için ise yeterli veri bulunmuyor. (DD)

Aynı aramadaki diğer verilere göre ise, türlerin bulunduğu habitatın yüzde 52,8’i karasal, yüzde 25,2’si tatlı su, yüzde 21,9’u karasal ve tatlı su olarak sıralanıyor. Semenderlerin karasal ağırlıklı bir tür olması nedeniyle orman yangınları en büyük tehdidi oluştururken, tatlı su habitatında yaşayanlar için en büyük risk; kuraklık ve kirlilik…

Büyük yangınlardan en çok etkilenenler arasında bulunan Marmaris semenderi; EN yani “tehlikede” kategorisinde yer alıyor ve azalma eğilimi gösteren nesli tehlikede olan türler arasında.

Kırmızı listede yaşam alanı haritalandırılan Marmaris semenderinin aşağıdaki haritadan dağılım alanı detaylıca incelediğinde Kötekli’den Ula ve Akyaka’ya uzanıp Marmaris’e kadar yayıldığı görülüyor. Yaşam alanının büyük bölümünün Marmaris’te bulunan semenderlerinin saklanma, beslenme, üreme ve doğum süreçleri tamamen karada gerçekleşiyor.

‘Yangın sonrası müdahale, popülasyonda çöküşe yol açtı’

2021 yangınlarında Marmaris semenderinin yaşadığı alanların büyük zarar gördüğünü, ancak popülasyonlarının “doğrudan” zarar görmediğini belirten Ege Üniversitesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kerim Çiçek, şunları anlatıyor:

“Ancak yangınlardan sonra orman yenileme, ölü orman materyalinin ortadan kaldırılması, iş makinesi ile yapılan müdahaleler gibi uygulamalar, Marmaris semenderinin hem saklanma alanlarını hem beslendiği omurgalı ve omurgasız hayvanları doğrudan yok ettiğinden bu endemik hayvanlar için büyük risk oluşturdu. Popülasyonlarında önemli ölçüde azalma olduğunu düşünüyorum. Akdeniz Koruma Derneği’nin bünyesinde orman yangınlarının tür üzerindeki etkilerini araştırıyoruz. Şu ana kadar olan gözlemlerimiz ormana müdahale olmayan yerlerdeki popülasyonların genel olarak iyi durumda oldukları yönünde. Fakat yangından dolayı müdahale yapılan alanlarda maalesef ciddi çöküşler tespit ettik.”

Yangınların, Marmaris semenderlerinin yaz uykusu (estivasyon) nedeniyle toprağın yarım metre kadar altındaki yarıklara kaçtığı yaz aylarında meydana geldiğini belirten Pamukkale Üniversitesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Eyüp Başkale ise bu nedenle yangınlarda “birey ölümlerinin” fazla sayıda olmadığını ifade ediyor:

“Diğer yandan yaz uykusundan sonra ekim, kasım ayları civarında Marmaris semenderinin aktif dönemi başlıyor. Yanan alanlardaki özellikle tek yıllık bitkilerin, ağaçların ve çalı formlarının tamamen yok olması bulundukları alan içerisindeki nemin ve bitki örtüsünün bozulmasına neden oldu. Aynı zamanda uyandıklarında beslendikleri böcek, tırtıl ve eklem bacaklılar gibi canlıların da yok olması nedeniyle bölgelerinden göç etmek zorunda kaldılar ya da kısıtlı miktarda besine ulaşabildikleri için popülasyonları seyreldi.” .

‘Ekosistemin kendi kendini onarması için zamana ihtiyaç var’

 İnsan müdahalesiyle yanan alanların onarılmaya çalışılmasının suni bir yapılaşmaya neden olduğunu belirten Başkale, orman ekosistemi için bunun doğru bir yöntem olmadığını şöyle açıklıyor:

“Suni yapılaşmada özellikle teraslama yöntemiyle var olan toprağın sürülmesi doğal olmayan başka yapıları da beraberinde getiriyor. Hatta bu teraslama yöntemleri hayvanların üreme dönemi içerisine denk gelebileceği için bunun kontrollü bir şekilde yapılması konusunda yetkililerle görüştük.

Orman yangınlarında doğal olan habitatların yanması insanlar tarafından büyük baskıya neden oluyor. Bu nedenle de o bölgeyi eski haline getirebilmek için hızlı bir çalışmanın olması gerekiyor ama doğal süreçler açısından bakarsak bu doğru bir yaklaşım değil. Ekosistem ekolojisine göre civarlardan gelen tohumların tekrar yeşermesi, önce tek yıllık bitki formuna daha sonra çalı formuna daha sonra ise ağaç formuna ve en sonunda da tekrar orman formuna gelmesi minimum 30-40 yıl içerisinde hatta daha kısa veya uzun da sürebiliyor. Kendiliğinden eski haline gelmesi gerekiyor ki sağlıklı bir şekilde ekosistem yaşayabilirsin. Sadece ağaçlandırma ya da bitkilendirme yapılması değil, bitki ekosistemi gelişirken hayvan ekosisteminin de beraberinde gelişmesi sağlanıyor. Müdahaleyle yapılan gelişmeler suni bir gelişme meydana getiriyor. Bu sefer alana yabancı olan türlerin katılması ve doğal olan türlerin de kısmen yok olmasına sebep olabiliyoruz. Bu nedenle müdahale edilmeden ekosistemin kendi kendini onarabilmesi için gerekli zamanın ayrılması konusunda ortak görüş bildiriyoruz.”

Fotoğraf: Eyüp Başkale.

Göç ya da ölüm arasında bir yaşam

Kış aylarında yeryüzüne çıkan Marmaris semenderinin nemli alanları tercih etmesiyle ilgili türün yaşadığı bölgedeki dağların kuzey yamaçlarını örnek veren Eyüp Başkale iklim krizinin semenderler üzerindeki etkisine dair de şu bilgileri veriyor:

“İklim krizi içinde bulunduğumuz bir gerçek. Sıcaklıklarda öngörülen 1.5 ila 3 derecelik derecelik bir artışın yüzyılın ortasına doğru nasıl bir değişim meydana getireceğini kesin olarak bilemesek de sıcaklıkların arttığını, nem seviyesinin düştüğünü, toprağın kuruduğunu biliyoruz. Bunlara bağlı olarak besin zincirindeki bazı canlılar ya yok olacak ya da göç etmek zorunda kalacak. Yaptığımız çalışmalarda Marmaris semenderinin Ege Bölgesi’nin güney kısımlarına, merkez bölgelerine kadar göç ettiğini görüyoruz, sayısal olarak modellemelerde de tespit edebiliyoruz. Semenderlerin iklimdeki değişimleri takip ederek kuzey bölgelerine doğru göç etmesini bekliyoruz. Ancak dağların kıyıya paralel olarak uzandığı Ege ile Akdeniz sınırlarına baktığımızda, coğrafik izolasyonun sıra dağlarını kesmesi ve o bölgelerdeki ovalık alanlar nedeniyle bu göç esnasında büyük miktarda birey, bu göçü ü başaramayacak. Bu durumun gerçekleşmesi halinde de büyük ihtimalle nesilleri yok olmaya yüz tutacak.”

Prof. Dr. Çiçek ise iklim krizinin Marmaris semenderini doğrudan etkilediğine dair güncel verilere henüz sahip olmadıklarını belirtirken yaptıkları modellemelerin sonuçlarını da şu şekilde aktarıyor:

“Ancak mevcut yaşam alanının gelecekte benzer iklimsel koşullara sahip olup olmadığına yönelik yaptığımız modellemelerde, uygun habitat ve iklim koşulları doğrultusunda popülasyonların kuzey enlemlere, daha yüksek alanlara kayma eğilimi göstereceği tahmin ediliyor. Bu, “doğrudan göç ile sağlanır demek yanlış olabilir. Çünkü Marmaris semenderinin bir göç hareketi şimdiye dek bilinmiyor. Ancak yakın gelecekte bahsi geçen alanlarda şu an yaşayan popülasyonları sayılarında artma; geri kalan yerlerdeki popülasyonların sayılarında ise azalma veya yok olma durumu söz konusu olabilir.

Günümüz iklimi, iki buzul çağı arası dönem olarak adlandırılıyor fakat dünya tarihinde şimdiye dek hiç görülmeyen bir değişim insan eliyle gerçekleşiyor. Buzul çağları arası dönemlerde atmosferdeki nem artar. Gelecek 50 ila 100 yılda dünyada kurak alanların daha kuraklaştığı, yağış alan alanların ise daha çok yağış alacağı tahmin ediliyor.  İklim bilimciler, Ege bölgesinin önümüzdeki 50-100 yılda geçmiş iklim rejimlerine göre ortalamanın altında yağış alacağını tahmin eden modeller konusunda hemfikir görünüyor.  Yıllık yağış miktarının daha kısa zamanda daha yoğun yağış ile karakterize olması Marmaris semenderi gibi neme bağımlı türlerin yıl içindeki içerisinde aktif olabildiği zamanı da daraltacaktır.”

Yangından bir sene sonra Marmaris (Haziran 2022)

Risk ve tehditlerin sadece semenderler için değil, tüm kurbağa türleri için de geçerli olduğunu belirten Prof. Başkale de IUCN’nin Kırmızı Liste değerlendirmeleri kapsamında 1980’den 2004’lü yıllara kadar yapılan araştırmalarda habitat kaybının en büyük tehdit olarak gösterildiğini; 2004’ten bugüne kadar yapılan çalışmalarda ise  iklim krizinin etkilerinin büyük bir rol oynadığının ortaya çıktığını kaydediyor. Hayvanların toplanması, evcil hayvan olarak satılması, yollarda meydana gelen ölümler, pestisit ve herbisit kullanımı, yaşam alanlarının imara açılması gibi durumlar da amfibilerin popülasyonunu olumsuz etkiliyor.

En önemli faktör, insanların bilinçlendirilmesi

 Biyolojik döngüde önemli yeri olan amfibileri  korunmasındaki başlıca faktörün insanların bilinçlenmesi olduğunu vurgulayan Prof. Başkale, önerilerini şöyle sıralıyor:

“Küresel iklim krizinin etkilerini azaltmaya çalışmak , habitatların kirlenmesini engellemek, bireylerin yanlışlıkla öldürülmesi ya da bilinçli şekilde toplanmış gibi faaliyetlerin önüne geçmek çok önemli. Bununla ilgili çok fazla çalışma yapılıyor aslında: Bilgilendirme toplantıları, el broşürlerinin dağıtılması, tarım sektörüyle ya da bölgedeki tarımsal ilaç satanlarla görüşülmesi, belediyelerle, bölgede yaşayan tüm paydaşlarla görüşülmesi, Milli Eğitim Bakanlığı eliyle öğrencilerin bilinçlendirilmeye çalışılması vb..

Çözüm önerisini tek bir başlık altında toplayamayız ama türü korumaktansa habitatı, ekosistemi korumaya odaklanmak en doğrusu olur. Özel olarak  Marmaris semenderi için  türün dağılım bölgesindeki doğal sit alanları, özel çevre koruma alanları, Milli Parklar mevcut. Bu alanlardaki canlıların iyi bir şekilde korunduğunu görebiliyoruz. Koruma alanı dışındaki bölgelerde ise yapılaşmanın yoğun olması ve tarımsal alanlar nedeniyle yok olma tehdidi yüksek.”

Akdeniz Koruma Derneği’nin (AKD) uzun yıllardır Marmaris semenderinin popülasyonlarını izlediğini vurgulayan Prof. Kerim Çiçek de Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün de türe yönelik tür koruma ve eylem planı hazırladığını hatırlatıyor:

“Planlanan faaliyetler yeterli olsa da uygulama süreçleri maalesef kısıtlı kalıyor. AKD türün ekolojisi ve popülasyon eğilimlerine yönelik bilimsel çalışmaların yanı sıra, yöre halkının tür ile ilgili bilgilendirme çalışmaları da yürütüyor. Türe ait bilimsel çalışmalar genel olarak yeterli olsa da farkındalık çalışmalarının daha da artan bir şekilde devam etmesi gerekiyor.  Bu çalışmalar için kamu kurumları ve STK’ların sıkı iş birliği çok önemli.

Marmaris semenderi maalesef turizm ve yapılaşmanın çok yüksek olduğu bir coğrafyada yaşayan bir tür. Bunun yanında son yıllarda gün geçtikçe artan orman yangınları doğrudan ve dolaylı olarak türün yaşam alanına zarar veriyor. Bu nedenle de acilen yardımımıza ihtiyacı var. Koruma çalışmaları için en önemli nokta ne kadar iyi faaliyetler planladığınız değil, yöre halkından ne kadar çok destek aldığınızdır. Yöre halkının desteği olmadan hiçbir koruma çalışması sağlıklı yürütülemez. Marmaris semenderi Marmaris’in simgesi olabilecek bir canlı. Gelecekte Marmaris’te bir heykelini görmek beni çok mutlu eder.”

*

(*) Bu haber Avrupa Birliği finansal desteği ile üretilmiştir. Haberin içeriği tamamıyla yazarının ve Yeşil Gazete’nin sorumluluğu altındadır ve hiçbir durumda Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmamaktadır.

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.