İklim KriziDünyaManşet

Kuzey Kutbu’nu kurtarmak için son çareler

Kuzey Kutbu için zaman tükeniyor. Bölge küresel ortalamanın iki ya da üç misli hızla ısınmaya devam ediyor. Böyle devam ederse bilim insanlarına göre Kuzey Kutbu 2042 gibi yakın bir tarihte yok olabilir.

Halihazırda uygulanmaya devam eden emisyon azaltma çabalarının ve yenilenebilir enerji programlarının Kutupları kurtarmaya yetmeyeceğinin anlaşılmasıyla birlikte, bilim insanları son bir çıkış yolu aramaya başladı. Jeomühendislik projeleri bu çerçevede önem kazandı. Bunların bazıları kulağa gerçekdışı gelse de, savunucularının dediğine göre geride pek az seçenek var.

Yansıtıcı silika boncuklar

Kuzey Kutbu albedo etkisi denen döngüsünden mustarip: Kar ve buzların erimesiyle birlikte okyanusların rengi kararıyor, bu da güneşte daha fazla ısınmasına yol açıyor ve daha fazla erimeyi beraberinde getiriyor. Arctic Ice Project (AIP) adlı kar amacı gütmeyen kuruluş, bu etkiyi tersine çevirmek için, Kuzey Kutbu’nun yüzey yansıtıcılığını arttırmak üzere ince bir cam boncuk tabakasıyla örtülmesi, böylelikle sıcak hava döngüsünün kırılması önerisinde bulunuyor.

Yüzeyi kaplaması önerilen boncuklar silikadan yapılma, çapı 35 mikrometre olan oksijen ve silikon karışımı bileşenlerden oluşuyor; bu yapıları dolayısıyla güneşten gelen sıcaklığın yüzde 90’ını yansıtacağı öngörülüyor.

Kuruluş, boncukları daha önce Sierra Nevada dağlarında, Alaska‘da ve Minnesota‘da test etti; sonuçlar boncukların gerçekten de buzun yansıtıcılığını ve kalınlığını arttırdığını ortaya koydu. Kuruluşun kurucusu Leslie Field‘ın şimdi odaklandığı bölge ise Kuzey Kutbu’nun, Grönland ile Norveç‘in Svalbard adası arasında kalan kısmı. AIP’e göre bu bölgede yapılacak benzer bir operasyonun maliyetinin 300 milyon dolara yakın olacağı hesaplanıyor.

Dalgakıran

2018 yılında, Lapland Üniversitesi Arktik Merkezi‘nden John C Moore ve Rupert Gladstone, Batı Antarktika‘daki Thwaites buzulu ve Grönland’daki Jakobshavn buzulu gibi hızlı hareket eden buzulların erimesini yavaşlatmayı amaçlayan bir jeomühendislik projesi önerdiler.

Proje ayrıca bir dalgakıran inşasını ya da sıcak okyanus gel gitlerini eritmeyi engelleyecek yüzer-gezer bir buz tasarımını da içeriyor.

Yeniden yabanileştirme

Aile şirketi olan Pleistosen Park projesi, geçtiğimiz yirmi yılda mamutların Sibirya’nın kuzeyine gelerek yeniden ekosisteme dahil olmalarını sağladı. Proje, Kuzey Kutbu’nda metan, karbondioksit ve azot-oksitin dahil olduğu sera gazı salımını azaltmayı hedefliyor.

Yeniden yabanileştirme süreci, bizon, ren geyiği ve atlar gibi, ağaç fidanlarını çiğneyerek veya yiyerek çevreyi yeniden değiştiren büyük otlak hayvanlarının ortaya çıkmasıyla birlikte mümkün oldu. Pleistosen Parkı Projesi’nden ilhamla hazırlanmış bir ön çalışmaya göre, kuzeydeki ekosistemlerde büyük otçulların nüfusunu ve yoğunluğunu bu şekilde artırmak, dünyadaki permafrostun yüzde 80’ini koruyabilir.

Rüzgar enerjisiyle çalışan pompalar

Belki de bugüne kadarki en iddialı jeomühendislik önerisi ise, Kuzey Kutbu boyunca deniz suyunu daha sonra donmak üzere aşamalı olarak yüzey buzuna dağıtmak üzere rüzgar enerjisiyle çalışan pompaların inşa edilmesidir.

Bu fikir 2017’de araştırmacılar tarafından Amerikan Jeofizik Birliği‘nin Dünya’nın Geleceği adlı dergisinde önerilmişti. 2019’da ise araştırmacı Alfred Wegener Enstitüsü, bu yaklaşımı sınamak üzere bir iklim modeli geliştirdi. Bulguları rüzgar enerjisiyle çalışan pompaların yazın yaşanan toplam buzul kaybının birkaç on yıl bu şekilde ertelenebileceğini ortaya koydu, ancak bu kalıcı bir çözüm değildi.

Bazalt kayaya emisyon enjeksiyonu

Son yıllarda, güneş jeomühendisliği, Kuzey Kutbu ısınmasına karşı potansiyel ve tartışmalı bir çözüm olarak görüldü. Güneş jeomühendisliğinin arkasındaki ilke, volkanik patlamalar gibi doğal olayların, güneş radyasyonunu engelleyen partikülleri atmosfere salarken Dünya yüzeyinde yarattığı soğutma etkisine benzer.

Harvard Üniversitesi Stratosferik Kontrollü Pertürbasyon Deneyi (SCoPEx), şimdiye kadarki en itibarlı güneş jeomühendisliği programı. Deney kalsiyum karbonatı stratosfere salarak güneşin ısısını yansıtma fikrini keşfetmeyi amaçlıyor. Harvard’dan David Keith ve Frank Keutsch, yüksek irtifalara çıkabilen bir balon kullanmak suretiye belli miktarda aerosolü stratosfere salarak ilk testleri yapmayı planlıyor. Ancak aerosolün güneşin ısısını yansıtmada kullanılmak üzere stratosfere enjekte edilmesi düşüncesi, ozon tabakasına olası hasar da dahil olmak üzere birçok çevresel endişeyi beraberinde getiriyor.

İzlanda, Hellisheidi’deki bir jeotermal enerji santralinde araştırmacılar, tesisten emisyonları bazalt kayaya enjekte ederek benzersiz bir karbon yakalama biçimi ürettiler. CarbFix adlı proje Reykjavik Enerji tarafından yönetildi ve herhangi bir emisyon sızıntısı olmadan başarıyla tamamlandı. İlk projenin başarısından sonra, CarbFix2 girişimi, karbon tutmayı yılda birkaç yüz tondan yılda birkaç milyon tona yükseltmeyi hedefliyor.

Turba yosunu iyiye işaret

Öte yandan Kuzey Kutbu’ndaki ekosistemlerin küresel ısınma nedeniyle dönüşmesi tek başına Kuzey Kutbu’nun ısınmasına doğal bir çözüm olabilir.

Geçen yıllarda Kanada, Sibirya ve Alaska’nın kuzey kısımları daha yeşil hale geldi ve burada yetişen turba yosunu ve sfagnum olarak bilinen karbon yutağına ortam yarattı. Sfagnum, saldığından daha fazla karbonu emen bir bitki.

Yüksek çözünürlüklü karbon tarihleme yöntemiyle çalışan ve paleoekolojik kayıtlar kullanan araştırmacılar şu anda Kuzey Kutbu tundrasında turbanın genişlemesi ve gelişmesini izliyor ve turba yosunundaki artış üzerinden bölgedeki karbon döngüsünü takip ediyorlar. Daha yeşil bir Kuzey Kutbu; her ne kadar iklim değişikliğinin olumsuz bir sonucu olsa da, turba yosununun gelişmiş olması, bu bölgelerde iklim değişikliğinin belli başlı etkilerinin telafi edilme potansiyeline işaret.

Kategori: İklim Krizi