Editörün SeçtikleriEkolojiManşetYerel

Kuraklık Koçerler’i de vurdu: Yayla yolculukları öne çekildi

Haber: Metin Yoksu

*

Kışın, Siirt, Mardin, Batman gibi kentlerde konaklayan Koçerlerin yayla yolculukları Muş, Van, Erzurum, Ağrı’nın yüksek rakımlı yaylalarına doğru sürüyor.  Son gruplar da kısıtlamaların ardından bulundukları alanlardan çıktı. Batman’ın Sason İlçesi‘nde kışı geçiren Kılaguz ailesi de diğerleriyle birlikte yola koyuldu.

Normal koşullarda, diğer kentlerden farklı olarak bulundukları yerde mera alanlarının fazlalığı ve bölgenin de serin olması nedeni ile diğer gruplara göre daha geç yola koyulan aile,  bu yıl bölgede yaşanan kuraklık yüzünden daha erken yola çıkmak zorunda kaldı.

Kılaguz ailesinin son gününde yolculuk hazırlıklarını izlemek üzere yanlarına gittiğimizde, bizi kurumuş bir dere yatağı karşılıyor. Her yıl Sason’un 2 bin 500 metreye varan karlı zirvelerinden eriyen kar sularının gürül gürül akmasını sağladığı dere bu yıl, kuraklık sebebiyle kurumak üzere.

İlk kez böyle bir kuraklığa şahit olduk

İlk olarak  25 yaşındaki Ozan Kılaguz ile tanışıyoruz. Muş‘un Zozanlarına (yayla) çıkmak üzere son hazırlıklarını yapan Ozan elindeki oğlu Ömer‘in mavi bebek yürütecini gösteriyor: “Geride bir şey kalmaması gerekiyor. Hem kendi oğlumun hem de yeğenimin ortak oyuncağı bu. Başka oyuncakları da var ama en çok bunları seviyorlar.”

Zaman Koçerler için değerli. Modern yaşamın hem uzağında hem de yakınındaki, ara durakta yaşamlarını sürdürüyorlar. “Şehirden uzağız ama şehir olmadan da bu işimizin anlamı kalmıyor, Şehir olmasa bu kadar peyniri, sütü, hayvanı kime satarız. İrtibatta olmak gerekiyor” diyen Ozan, bir yandan da güneş enerji panellerini ve diğer alet edevatı topluyor:

” Hızlı hareket etmemiz gerek. Zozanları hem biz hem de hayvanlar çok özledik. Ama asıl, bu yıl görülmedik bir kuraklık var bölgede. Çocukluğumdan beri böylesini ilk kez görüyorum.” Kaldıkları bölgede ne insan ne de hayvan için su olmadığını söyleyen Ozan, “Geç bile kaldık, hayvanlar susuzluktan ölüyor” diyor.

Veriler doğruluyor

Ozan bunları anlatırken biz de dere yatağına doğru ilerliyoruz. Kuraklığa karşı direnen derenin neredeyse can çekiştiği görülüyor.  Çamur ve yosunlaşmalar nedeniyle kirli bir görüntünün hakim olduğu suyu, hem koyunlar, tavuklar hem de insanlar kullanıyor.

Ozan’ın “gördüğü en büyük kuraklık olduğu”na ilişkin sözlerini Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün aylık çalışma raporu da doğruluyor. Türkiye genelinde yaşanan kuraklığın en sert şekilde yaşandığı Diyarbakır, Siirt, Batman, Urfa gibi kentlerde bu yıl nisan ayı yağışı 7.1 mm olarak gerçekleşmiş.  Normali ise mali 60.2 mm. Geçen yılın nisanında ise yağış miktarı 72.7 mm. olmuş. Yağış normaline göre yüzde 88, 2020 yılı nisan ayı yağışlarına göre ise yüzde 90 azalma gerçekleştiği bölge genelinde nisan ayı yağışları son 50 yılın en düşük seviyesi olarak kayıtlara geçmiş durumda.

‘Yağış olmayınca, kıtlıktır’

Ozan’ın ardından can çekişen derede kap kacağı yıkayan Ozan’ın annesi 60 yaşındaki Nurhan Kılaguz ile tanışıyoruz. O işini yaparken biz de sohbetimizi sürdürüyoruz. Suyun dağlardan geldiğini ve geçtiğimiz yıllarda su sıkıntısı çekmediklerini anlatan Kılaguz şunları anlatıyor:

“Koçerlik bu yıl yağış olmadığı için güzeldi. Ama yağış olmayınca da kıtlıktır. Yağış olmazsa buğday olmaz, yem olmaz . İşte bu kadarcık suda çamaşırımızı, bulaşığımızı yıkıyoruz. Suyumuz olsa biz de burada yıkamayız neyse ki temizdir” diyerek suyu gösterip yorumu bize bırakıyor. Ardından çadırın önüne gidiyoruz hep birlikte. Salıncakta keyif süren Ozan’ın küçük oğlu Ömer’i gösteren Nurhan Kılaguz, “Tüm bu zorluğu torunlarım bebeklerim unutturuyor. Neyse ki şimdi Zozanlara gidiyoruz orada yeşillik de vardır su da her şey vardır” diyor.  “Ya kuraklık oraya da gelirse dediğimizde” ise “Dağlara kuraklık gelmez” diyerek toz kondurmuyor ömrünü geçirdiği Zozanlar’a…

‘Afet olarak ilan edilsin’

Günemir Kılaguz ise, taleplerini “kameraya” söylerse, daha etkili olacağı kanısında. Taleplerinin hayvancılığın özellikle  bu süreçte daha fazla desteklenmesi olduğunu söyleyen Günemir Kılavuz, “Sadece kendimiz için değil. Kuraklık herkesi etkiliyor ve bu yüzden devletin yardımcı olması gerekiyor. Kuraklık afettir” diyor.

Kılaguzlar gibi, yüzlerce aile yazın yüksek rakımlı yaylalara çıkarak, kuraklığın yarattığı sorunlara şimdilik geçici bir çözüm bulabilir. Ancak, yazın 50 dereceyi bulan sıcaklıklarda halen yüzlerce aile ve kişi Diyarbakır, Batman, Siirt gibi kentlerin köylerinde hayvancılık yapmaya devam ediyor.  Koçerlerin ve özellikle de bölgede hayvancılık yapanların zor durumda kaldığı şu günlerde herkesin ortak talebi ise kuraklığın afet olarak ilan edilmesi.