EkolojiManşet

Kuraklığın şakası yok, yer altı su kaynakları tükeniyor

0

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Ziraat Fakültesi Biyosistem Mühendisliği Arazi ve Su Kaynakları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halim Orta, yer altı su kaynaklarının hızla tükendiğini belirterek, bir milli kuraklık merkezi kurulması gerektiğini söyledi.

“Biz hemen yaşıyoruz. Birkaç ay, sıkılıyoruz, sonra tekrar yağış düşüyor. Biraz rahatlar gibi oluyor ama asıl kuraklık böyle olmaz. Hep söylerim, böyle sinsi sinsi gelir. Geldiğinde çaresiz bırakır ve ne kadar süreceğini de kimse bilemez.”

Prof. Dr. Halim Orta

Yer altı suları için bir tehdit de taş, kum ve kireç ocakları

DHA’nın aktardığına göre; Prof. Dr. Halim Orta, Trakya’da Ergene ve Meriç havzasında yer altı su kaynaklarının hızla tükendiğine dikkat çekti.

Yer üstü kaynaklarının geliştirilemediğini aktaran Prof. Dr. Orta, baraj, gölet, yan su depolama yapısı yapılmadığı, yapılamadığı için hala bütün kullanıcıların, yani yerel yönetimlerin, sanayinin, çok yaygın olmasa da tarımın, suyu kullanmaya devam ettiğini ve dolayısıyla tablanın da hızla düştüğünü söyledi.

Yer altı suyunu besleyen Istranca ve Ganos dağlarındaki olumsuzluklar için taş ocakları, kum ocakları, kireç ocaklarını işaret eden Prof. Dr. Orta, su kaynaklarının çevresindeki taş, kum ve kireç ocaklarının tahribatına dikkat çekti:

“Bunlar Istrancalar’daki taş ocakları, kum ocakları, kireç ocakları bu alttaki rezervi bizim o tablayı dolduran su miktarı da azaldığı için bir taraftan çekim fazla. Bir taraftan kuzeyden gelen ve toprak içerisinden sızarak yer altı suyunu oluşturan miktar azaldığı için ne oluyor? Seviye düşmeye devam ediyor.”

Kuraklığa karşı kurum ve kuruluşların ayrı ayrı çalışmalar yaptığını söyleyen Prof. Dr. Orta, “Herkes bir şeyler yapıyor, kimin ne yaptığından hiçkimsenin haberi yok. Dolayısıyla bütün bunları entegre etmek için bir milli kuraklık merkezini ivedilikle kurmamız lazım” dedi.

Merkezin bağımsız bir kurum olması gerektiğini ifade edden Prof. Dr. Halim Orta, şunları söyledi:

“Şimdi bir toplantıya çağrılıyoruz, gidiyoruz. Sadece Tarım ve Orman Bakanlığı personeli var. Bir toplantıya gidiyorum Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı personeli var. Bir toplantıya gidiyorsunuz Sanayi Bakanlığı’nın personeli var. Bunların hepsi su kullanıcısı veya suya bir şekilde yön veren, talep eden kurumlar. Bir tarafta üniversiteler, bir tarafta araştırma kuruluşları ama kimin ne yaptığını elde edilen sonuçları uygulamaya aktaracak bir otorite, bir yönetim sonuçta bunların tamamının, tümünün taleplerini ve bulgularını bir araya getirerek derleyip toparlayacak yönlendirecek bir otorite yok.”

‘Bir kurumun hazırladığı eylem planından diğerinin haberi yok’

Böyle bir otoritenin derhal kurulması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Orta, “Tek elden ama çok sayıda insanı disiplinler arası bir çalışmayla ürettiği raporların uygulamaya aktaracak yönetmelik ve kanunlar oluşturulması lazım. Bu sürece giremezsek evet herkes bir şey yapıyor. İyi de bir kurumun hazırladığı eylem planından diğerinin haberi yok. Veya bir kurumun hazırladığı eylem planını soran yok” su kaynakları tehlike altındayken kurumlar arası ilişkinin dahi olmadığını aktarıyor ve ekliyor:

“Bir tarafta bakıyorsunuz bölgede yeni imar planları yapılıyor. Yeni alanlar oluşturuluyor, sanayi alanlar oluşturuluyor, lojistik alanlar oluşturuyor. Bu oluşturan bakanlığın diğer suyu yöneten ve koordine eden bakanlıktan bihaber, onların eylemlerinden bihaber. O bakanlık dönüp ona biz bunları yaptık yok. Dolayısıyla böyle bir sonuca varmak mümkün gözükmüyor.”

‘Kuraklığın şakası yok’

Kurulacak milli kuraklık merkezinde bilim insanlarının çalışmalarıyla hazırlayacağı raporları siyasi iradeye sunmaları gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Orta, kuraklığın şakası olmadığını belirtiyor.

Öte yandan bölgenin önemli su kaynaklarından Meriç ve Tunca nehirlerinde de su seviyeleri düşmüş durumda.

DSİ Edirne 11’inci Bölge Müdürlüğü‘nün verilerine göre, Tunca Nehri‘nin debisi altı metreküp/saniye olarak ölçüldü.

Debisi 50 metreküp/saniyeye düşen Meriç Nehri‘nin ortasında ise adacıklar oluştu. Meriç Nehri’nde düşüş yaşanan bölümler, martıların avlandığı adacıklar haline geldi.

Dünya Su Günü’nün teması da yer altı suları seçilmişti

Birleşmiş Milletler (BM), dünyadaki su krizi ve temel bir insan hakkı olan temiz suya erişim konusunda yaşanan sıkıntılara dikkat çekmek için 1993 yılında Dünya Su Günü olarak ilan edilen 22 Mart’ta bu yılın teması olarak yer altı sularını seçmişti.

Dünya Su Günü: Görünmezi görünür kılmak

2022 Dünya Su Gelişimi Raporu‘na göre yeraltı suyu kaynakları, iklim krizinin etkilerine karşı hassas bölgeler için büyük potansiyeller barındırıyor.

Öte yandan bu kaynakların doğru yöntemlerle korunması, gelecekte yaşanacak krizlerin önüne geçebilmek adına büyük önem arz ediyor.

Her yıl 22 Mart öncesi açıkladığı Dünya Su Geliştirme Raporu’nda (WWDR) 2022 yılı için yeraltı sularını ele alan Birleşmiş Milletler de, “Yeryüzündeki tüm sıvı tatlı suyun yaklaşık yüzde 99’unu oluşturan ve eşitsiz de olsa tüm dünyaya dağılmış olan yeraltı suyu; toplumlara iklim değişikliğine uyum da dahil olmak üzere muazzam sosyal, ekonomik ve çevresel faydalar sağlama potansiyeline sahiptir” açıklamasını yapıyor.

Rapora göre yeraltı suyu, küresel nüfus tarafından evsel kullanım için çekilen suyun hacminin yarısını ve sulama için çekilen tüm suyun yaklaşık yüzde 25’ini sağlıyor ve dünyanın sulanan arazisinin yüzde 38’ine hizmet ediyor.

Yine de muazzam önemine rağmen, bu doğal kaynak çoğu zaman yeterince anlaşılmıyor ve sonuç olarak, değersizleştirilip yanlış yönetiliyor ve hatta suistimal ediliyor.

Kategori: Ekoloji

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.