İklim KriziManşet

‘Kömürün terk edilmesi kaçınılmaz’: IDDRI ile İklim Stratejileri ‘kömürü terk edişi süreci’ raporunu yayımladı

Sürdürülebilir Kalkınma ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü (IDDRI) ile İklim Stratejileri adlı uluslararası düşünce kuruluşları, 26 Haziran 2017’de “Kömürü Terk Ediş Süreci” Raporu adlı çalışmayı yayınladı. Raporda, daha önce Hollanda, Birleşik Krallık, Çek Cumhuriyeti, Polonya, İspanya ve Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşanan kömürü terk etme süreçleri incelenerek, bu süreçlerden çıkan temel dersler ortaya konuluyor.

Kömür kullanımını kısıtlamadan ve kömürden enerji üretimini zamanında sonlandırmadan Paris İklim Değişikliği Anlaşması’nın amaçlarına ulaşmak mümkün değil. Rapor, kömürün terk edildiği coğrafyalarda, bu geçişin işgücü ve yerel topluluklar açısından nasıl sonuçlar doğurduğunu ve adil bir geçişin mümkün olup olmadığını inceliyor.

Rapora göre;

– Kömürün terk edilmesi kaçınılmaz.
– Doğru hazırlıklar yapıldığı takdirde, adil bir dönüşüm mümkün.
– Ancak, adil bir dönüşüm için de vakit giderek daralıyor.

Rapor’da yapılan değerlendirmeye göre, tamamen ekonomik bir bakış açısı ile ele alındığında bile, adil bir geçiş süreci yürütmek, konu hakkında hiç adım atmamaktan daha ekonomik olduğu ortaya çıkıyor.

Raporun basın bülteni şöyle:

“Israrla kullanılmaya devam eden kömürü küresel enerji sisteminden zamanında çıkarmadan Paris İklim Değişikliği Anlaşması hedefleri doğrultusunda iklim sistemini stabilize etmek mümkün değil. Her geçen gün daha fazla kabul gördüğü üzere, bu geçişin işgücü ve yerel topluluklar açısından da “adil” olması gerekmektedir. Sürdürülebilir Kalkınma ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü (IDDRI) ve Climate Strategies bugün yayımladığı raporda, kömür üreten bölgelerin geleceği hakkında bilgilendirme yapmak için daha önce Hollanda, Birleşik Krallık, Çek Cumhuriyeti, Polonya, İspanya ve Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşanan kömürü terk etme süreçlerinden çıkarılan temel derslerin altını çiziyor.

“Kömürün terk edilmesi kaçınılmaz. Paris Anlaşması’nı imzalayan büyük kömür tüketicisi ülkelerin iklim hedefleri, yerel hava kalitesi ve su kıtlığı sorunları, yenilenebilir enerji kaynaklarının ve enerji depolama maliyetlerinin düşmesi göz önünde bulundurulduğunda, karbon yakalama ve depolama teknolojilerinin geleceğine dair iyimser varsayımlarına rağmen, küresel kömür tüketiminin kademeli olarak terk edilmesi artık kaçınılmaz kılmaktadır. Kömür sektörü çalışanları, yerel madencilik toplulukları ve kömür tüketimine bel bağlayan şirketlerin tümünü zorlu bir adaptasyon süreci beklemektedir.

“Doğru hazırlıklar yapıldığı ve aktif şekilde yönetildiği takdirde, kömürü terk edildiği sürece geçişin adil olması mümkün. Gereken adaptasyonların büyüklüğü göz önüne alındığında, iş gücü, bölgeler ve şirketlerin mümkün olan ek kısa zamanda hazırlık yapmaları ve geçiş sürecine başlamaları çok büyük önem taşımaktadır. Climate Strategies Direktörü Andrzej Blachowicz’in görüşü şöyle:

‘Maden işçileri ve toplulukları açısından adil bir geçiş süreci, ekonomi size karşı dönmeden önce harekete geçmek anlamına geliyor. Bu geçiş sürecini erkenden kabullenmek ve ve hazırlıklı olmak, eski maden bölgelerinde çalışan yetişkinlerin %50’sinin iş bulamaması ya da hemen hemen %100’ün iş bulması arasındaki fark anlamına gelebilir.’

“Adil geçiş’ için vakit daralıyor. Geçiş süreçlerinin başarılı olabilmesi için, iş gücünün yeniden eğitilmesi ve alternatif işlere geçişlerinin yapılması, bölgesel ekonomilerin yeni ekonomik faaliyetlere yatırım yapmaları, şirketlerin hala kar ederken yeni faaliyet alanlarına yönelmeleri gibi, zorlu uyum süreçlerinin tamamlanabilmesi için vakte ihtiyaç vardır. IDDRI Uzman Araştırmacı Oliver Sartor’a göre:

‘Şoku hafifletmek ve değişimi yönetmek için, koşullar hala olumluyken, önümüzde ne kadar çok vakit olursa, sonuçlar herkes için o kadar iyi olacaktır. Ancak iklim politikaları hedeflerimiz açısından, fazla vakit kalmadı. Bu da adil bir geçiş sürecinin acilen ele alınması gereken bir konu olduğu anlamına geliyor.’

“Raporda adil bir geçiş sürecine olanak verecek temel önerilere yer veriliyor. Temel önerilerinden bazıları paydaşların kendi aralarında ‘geçiş olmalı mıdır ve neden olmalıdır’ gibi başlıca sorular konusunda temel fikir birliği oluşturmak, hükümetlerin yapıcı bir sosyal diyaloğu desteklemek için erkenden ağırlıklarını koymaları, paydaşların kendilerine ait ve yerel koşulları da yansıtan geçiş planı geliştirmeleri sayılabilir. Andrzej Blachowicz’in altığını çizdiği bir diğer nokta ise şöyle:

“Hükümetlerin ve paydaşların ‘adil geçişi’ sadece bir finansal bir tazminat konusu olarak görmekten imtina etmeleri, ve gelecek nesiller için ekonomik yenilenme ve öğretim fırsatlarına yatırım yapmaları gerekiyor.”

Tamamıyla iktisadi bir bakış açısıyla ele alındığında ise, yönetilen bir geçişin sürecinin maliyeti çoğu zaman hiç geçiş yapmamaktan daha düşük. Rekabet gücü olmayan bir sektörü desteklemenin maliyeti genel olarak çok yüksektir. Oliver Sartor bu konuyu şöyle açıklıyor:

“İş gücü ve topluluklar açısından adil bir geçişe yeterli kaynak yatırımı yapılmamış olması, hükümetleri çok büyük maliyet yükü altında bırakabilir. Bu maliyetlerin içinde çoğu zaman yüksek derecede uzun vadeli işsizlik ve iş göremezlik ödemeleri, bozulan çevrenin temizlenmesi ve nesiller arası sosyal ve ekonomik sakıncalar da bulunmaktadır.”

_____________________________________________________________________

Raporun tamamını okumak için tıklayın

_____________________________________________________________________

(Yeşil Gazete)

Kategori: İklim Krizi