Türkiye

Kocaeli Üniversitesi öğrencileri kararlı

0

Kocaeli Üniversitesi öğrencilerinden sözde eğitim ve öğretimde AB ile eşitliğin sağlanması ve daha kaliteli eğitim gerekçesiyle uygulamaya konulan Bologna Süreci’ne tepki.

1 Mart günü yaklaşık 800 öğrenci yağan yoğun kara rağmen rektörle görüşme talebiyle Kocaeli Üniversitesi’nde yürüyüş düzenlemişti.

Rektörlük binası önünde toplanan öğrenciler, Kocaeli Üniversitesi Rektörü Sezer Komsuoğlu’nun kendilerine açıklama yapmasını istedi. Uzun bir süre kapı önünde görüşmeyi bekleyen öğrencilere cevap geldi. Rektör yardımcısının yaptığı açıklama şöyle: “Üniversitemizde ve tüm Avrupa ülkelerinde Bologna süreci 2010 yılında sona ermiştir. Geçme notunun 65 olması 2010 yılından bu yana yürürlükte olan yönetmelik gereğidir. Yürürlükteki yönetmelik; öğrenci merkezli eğitim, not ötelemeleri gibi avantajları ile öğrencilerin yararınadır. Bu yönetmelik ile sınıf tekrarı yapacak öğrencilerin oranı sadece yüzde 7’dir. Eski yönetmelik dolayısıyla son sınıflarda bekleyen hala mezun olamamış öğrenci sayısı ise okula giren öğrenci sayısının yüzde 70’i gibi büyük bir bölümüdür” dendi.

Metin üzerinde geçerli bir imza bulunmamasına binayen öğrencilerden gelen “bu metnin hukuki bir geçerliliği yok” iddiasına gelen yanıtsa “her şey hukiki olmak zorunda değil” oldu…

Rektörlüğün kendilerini sudan sebeplerle kandırdığını belirten öğrencilerin basın açıklaması: “Değerli Arkadaşlar
1999 yılında çalışmalarına başlanan Avrupa Yüksek Öğretim Alanı oluşturma süreci, yani meşhur Bolonya sürecine YÖK 2001 yılında katıldı. O yıldan itibaren yayımlanan tüm bildirilerin altında YÖK’ün imzasını görebiliriz. YÖK’ün güya ”Öğrenci yararına” altına imza attığı amaç ve kararları göz ucuyla dahi okuduğumuzda kimin yararı için yapıldığı açıkça anlaşılmaktadır.

Nedir o amaçlar?

-Avrupa’yı “dünyanın en rekabetçi bilgiye dayalı ekonomik gücü” haline getirmek!
-Öğrencileri “ABD ve Japonya’nın ekonomik gelişimiyle rekabet etmek üzere” çalıştırmak ve bunun için öğrencileri , “Avrupa iş dünyasının beklentilerini karşılayacak düzeyde” eğitmek!

Bu amaçlarda Türkiye’nin hiçbir ihtiyacı yer almamaktadır. Türkiye’nin ihtiyaçlarına göre değil, Avrupa sermayesinin zenginleşmesi ihtiyacına göre düzenlenen bu eğitim sistemi ve müfredatlar, bize geleceksizlikten başka bir şey sunmamaktadır.
Adına Bolonya denilen bu süreç üniversitelerde pek çok soruna sebep olmaktadır:

İlk olarak henüz altyapısı yokken “50 olan geçme notunun 65 e yükselmesi, ezbere dayalı olan sistemimizi daha ezberci hale getirmiş, notların hesaplanışını karışık hale getirmiş ve üretimi kenara itip daha bireyci insan tiplemesinin yaratılmasına ön ayak olmuştur.

İkincisi, bütünleme uygulamasının kaldırılması ve 1-3 sitemi, sınıfların daha kalabalık olmasına bu yolla öğrencilerin zor ve eksik bir eğitim hayatı yaşamasına sebep olmuştur.

Bir diğer mesele ise eğitimin sömürüye ortak edilmesidir. Üniversitelerimiz Bologna yeniden yapılandırma heyeti adı altında, iş adamları, belediye başkanları, vali, sanayi ve ticaret odaları temsilcileri tarafından yönetilmektedir. Şimdi soruyoruz o heyette iş adamlarının ne işi var ve heyette bulunan bu gruba neden paydaş deniliyor, neyi paylaşıyorlar? Şimdi soruyoruz, o heyette öğrenci ya da öğrenci haklarını savunanlar nerede? Aslında cevaplar ortadadır. Yasaları, makamları, kullanarak öğrenciyi müşteri haline getiren o heyette elbette biz olmayacağız. Elbet, daha da zengin olmak öğrenciyi daha da soymak adına o heyette iş adamları olacak. Üniversitemiz şirketlerin ve piyasanın tekeline artık tamamen girmiştir özgür bilim daha da zorlaşmıştır.
Şimdi! Şimdi asıl meseleye geliyoruz. Bizler öğrenciler olarak bilimin özgürce yapıldığı, öğrencilerin üniversite ile ilgili alınacak kararlarda daha fazla söz hakkına sahip olduğu, ezberci değil, rekabetçi değil; üreten, tartışan, toplumsal meselelerde konuşan nitelikli bir üniversite istiyoruz.

Bu amaçla ilk olarak 65 geçme notu uygulamasının kaldırılmasını, bütünleme uygulamasının yeniden hayata geçirilmesini,1-3 uygulamasının kaldırılmasını bu süreçte yaşanan mağduriyetlerin giderilmesini istiyoruz.

Buradan tüm öğretim görevlilerimize, KOÜ rektörüne ve en önemlisi KOÜ öğrencilerine sesleniyoruz. Gelin üniversiteyi öğrencilerin ihtiyaçlarına göre yeniden yapılandıralım. Bologna sürecine karşı biz öğrenciler; 1 Marttan itibaren özgür ve nitelikli Üniversite yaratma sürecini başlatıyoruz.”

Şimdi öğrenci arkadaşlarımız madem 2010’da Bologna Süreci kaldırıldı o halde bu ödülü açıklayın diyerek seslerini rektörlüğe duyurmak istiyor.

Rektörlükten gelen mesajla tatmin olmayan öğrencilerin eylemi basın açıklamaları ile yaklaşık1.5 saat sürdü. Daha sonra rektörlükten 3 öğrenci temsilcisiyle görüşme kabul edildiği söylendiyse de bunu kabul etmeyen öğrenciler 6 Mart Salı günü öğrencilerin rektörle bir araya gelerek sorunun konuşulabilmesi ve isteyen her öğrencinin katılabilmesi için forum oluşturmayı talep etti. Tekliflerinin kabul olmadığı takdirde öğrenciler, Salı günü yine aynı saatte buluşup daha organize ve daha çok öğrenci ile rektörlük önüne gelerek eylemlerini sürdüreceklerini ve rektör gelene kadar oradan ayrılmayacaklarını söyleyerek eylemi sonlandırdılar.

Bologna’ya neden karşıyız?

1.Üniversite har(A)çları yüksek rakamları bulacak !
-Üniversite harçları 5 katına varacak oranlarda arttırılması sebebiyle eleştirilmiş ve öğrenciler başta olmak üzere, akademisyen ve emekçilerce de eylemlerle protesto edilmiş ve hatta Barcelona’da eylemler sebebiyle öğretime 4 ay ara verilmiştir.

2.Bologna, öğrencilerin sosyal, siyasal, kültürel ve sportif yaşamdan uzakta, insanlığının getirisi ilgi ve mücadelelerinden kopuk sadece ders çalışmaya programlı robotlar haline getirmeyi hedeflemektedir !
-Bologna Süreci’nde, hayat boyu eğitim iddiaları vardır. Bu eğitimin dayatıldığı öğrencilerin sosyal hayatları açık bir şekilde, derslerin arttırılan kredileri ve işleyiş şekilleri ile absorbe edilmektedir. Bunun asıl amacı eğitim alan gençleri düşünmek, araştırmak ve sosyal hayattan uzak tutma isteği midir?

3.Tüm dünya ülkeleri bu sistemi yoğun eleştiriler ve öğrenci eylemleri sonucu teker teker terk ederken neden bizim üniversitelerimiz bu kobaylığı tercih etmektedir?
-Üniversitemizde uygulayan öğretici ve atanan danışmanların dahi bilgilerinin kısıtlı olduğu, altyapısı bu kadar boş ve mesnetsiz olan bu “oturmamış” sisteme öğrenciler neden tabi tutulmuştur?

4.Çoğunluğun arzusu doğrultusunda olmayan bu dayatılmış sistem ne derece verimli olabilir?
-İleri demokrasi söylemlerinin haykırıldığı şu günlerde gençliğe dayatılan bu sistem neden demokratik bir şekilde üniversite öğrencilerin oylamasına sunulmamış, tepeden inmeci bir şekilde dayatılmıştır?

(redhaber)

More in Türkiye

You may also like

Comments

Comments are closed.