İklim KriziManşet

Jeomühendislik çare değil: İklim için tek yol sera gazlarından vazgeçmek!

0
1991’de patlayan Pinatubo Dağı gezegeni iki yıl boyunca yaklaşık 0.5°C kadar soğutmuştu

Climate News Network’de Tim Radford imzasıyla yayınlanan makaleyi Yeşil Gazete gönüllü çevirmeni Cem Sabuncu‘nun çevirisi ile paylaşıyoruz.

***

1991’de patlayan Pinatubo Dağı gezegeni iki yıl boyunca yaklaşık 0.5°C kadar soğutmuştu

İnsanlık jeomühendislikten daha güvenli ve daha soğuk bir dünya bekleyemez. Tehlikeli küresel ısınma ve iklim değişikliğini yavaşlatmanın tek güvenilir yolu sera gazı salınımının kesilmesidir.

Biliminsanları iklim değişikliği tartışmasındaki önemli bir yanlışı tespit ettiler. Jeomühendislik daha soğuk bir dünya için garanti çözüm değildir. Bariz çözüm olan fosil yakıtları kullanmayı bırakmak hariç Dünya’yı soğutacak hiçbir pratik teknolojinin mevcut olmadığını söylüyorlar.

Bir araştırma, güneş ışınlarını engelleyerek küresel sıcaklıkları azaltmak veya iki yüz yıllık endüstriyel büyümenin ürettiği fazla karbondioksit gazını yakalayıp hapsetmenin mevcut ve yeni yollarını uygulamaya koymak gibi mevcut olarak test edilmiş ve gelecekte keşfedilmesi beklenen bütün mekanizmaları inceliyor.

Yazarlar küresel ısınmanın tehlikelerini azaltmanın ve gezegenin sıcaklık artışını 2100 yılına kadar 2°C veya altında tutmanın en güvenilir yolunun rüzgar ve güneş enerjili kaynaklara geçilmesi ve fosil yakıt emisyonlarının sert bir biçimde kesilmesi olduğunu söylüyorlar.

Bağımsız, ikinci bir araştırma jeomühendisliğin sıkça teklif edilen bir biçimi olan stratosfere sülfat ayresolleri enjekte edip güneş ışınlarını azaltmak ve gezegeni gölge altında bırakma yöntemini yakından inceliyor ve temkinli bir karara varıyor.

Evet, gezegen yüzeyindeki ısınmayı azaltabilir. Ancak aynı teknoloji okyanusların ısınmasının devamına ve buz kütlelerinin daha da hızlı bir şekilde kaybedilmesine yol açabilir.

İnsanlığın kömür, petrol ve doğal gaz yakmaya devam edebilmesi için teknolojik bir çözüm olan jeomühendislik, araştırmacıların defalarca belirttiği gibi belirsiz sonuçlar doğurması veya sonuçların potansiyel olarak zararlı veya politik açıdan tehlikeli olabileceğinden dolayı azledilmiştir.

Avrupalı iklim bilimcilerin Nature Communications dergisindeki raporunda 195 ülkenin 2015’te küresel ısınmayı 2°C’nin “oldukça altında” ve mümkünse kayda alınmış insanlık tarihi sıcaklık ortalamasının 1.5°C üstünde tutma konusunda anlaştığı Paris Anlaşması’nın hedeflerini inceliyorlar ve şu basit sonuca varıyorlar: teklif edilmiş hiçbir teknolojik çözüm sera gazı emisyonları şiddetli bir biçimde kesilmeksizin küresel ısınmaya ciddi ölçüde etki edemez.

Toprağı biochar ile tohumlayarak karbon depolama fikri büyük olasılıkla bütün ölçeklerde pratik bir çözüm değil. Atmosferden karbon çekmek adına seri olarak ağaç dikilmesi planlandığı gibi çalışmayabilir. Okyanuslarda fitoplankton patlaması yaratmak için suya besin katmak doğal besin döngülerini bozabilir ve başka bir sera gazı olan azot oksit emisyonlarını arttırabilir. Havadan direkt olarak karbon yakalama işi muazzam derecede pahalı olabilir, çünkü insanlık 2017 yılında fosil yakıt bazla 40 milyar ton karbondioksit emisyonuna neden oldu.

Gözle görülür bir etki yok

“Bahsedilen teklif edilmiş teknolojilerin hiçbiri önümüzdeki birkaç on yıl içerisinde küresel ölçekte gerçekçi olarak uygulanamaz. Yani bu teknolojilere ortalama sıcaklık artışını değil 1.5°C sınırında tutmak, 2°C’nin altında tutma konusunda bile güvenemeyiz.” diyor araştırmayı yürüten Almanya, Potsdam’daki Institute for Advanced Sustainability Studies’in bilimsel başkanı Mark Lawrence.

Boulder, Colorado’daki Amerikan Ulusal Atmosferik Araştırmalar Merkezi (US National Centre for Atmospheric Research)’ndeki biliminsanları belki de üzerinde en çok çalışılan ve en çok tartışmaya konu olan iklim mühendisliği yöntemi olan atmosferin üst tabakasına sülfat aerosolleri enjekte ederek gelen radyasyonu azaltma uygulamasını yakından incelediler.

Bu bir anlamda gezegenin kendini soğutma yoludur. Mesela 1991’de Filipinler’deki Pinatubo yanardağı patladıktan sonra stratosfere çıkan küller iki yıl boyunca gezegenin sıcaklığını 0.5°C düşürmeye yetecek miktardaydı.

Araştırmacıların Nature Geoscience’da çıkan raporuna göre bu yöntemin bir versiyonu çalışabilir. Bilgisayar modelleri gezegenin yüzey sıcaklık artışını minimum seviyeye indereceğini tahmin ediyor.

Denizlerin yükselmesi

Ancak bu aynı zamanda çok kuvvetli bir okyanus gücü olan Atlantik meridyen devrilme dolaşımını hızlandırarak kutuplarda ve okyanus derinlerindeki suyun artarak ısınmasına yol açabilir. Böylece buz kütleleri eriyip deniz seviyeleri yükselebilir. Hindistan, Güney Amerika ve Afrika bölgelerinde yağmur mevsimleri ve fırtına hareketlerinde öngörülemez değişikliklere neden olabilir.

“Dolayısıyla bu tip değişikliklerin meydana getireceği olası etkiler ve jeomühendislik uygulanmamış alanlara ne şiddette etki edeceği oldukça bilinmez bir alandır.” diye belirtiyorlar.

Biliminsanları, yapmış oldukları bu araştırmanın dikkat çektiği nokların, bu tip uygulamaların taşıdığı risklerin, gezegenin iklim sisteminin ne kadar karmaşık olduğunun ve jeomühendislik uygulanmış bir iklimin nasıl davranacağı emin bir şekilde öngörülmeden önce iklim sistemini daha iyi anlamamız gerektiğinin anlaşılması olduğunu söylüyorlar.

 

Makalenin İngilizce Orjinali

Yeşil Gazete için çeviren: Cem Sabuncu

 

(Yeşil Gazete, Climate News Network)

Kategori: İklim Krizi

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.