İklim KriziManşet

IPCC raporu: Metan salımını azaltmak iklim krizine karşı mücadelede önemli fırsatlar sunuyor

Fotoğraf: Shutterstock

Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) geçtiğimiz gün yayınlanan İklim Biliminin Temeli Raporu, ilk kez metan emisyonlarının azaltımına yönelik ek çalışmasını açıkladı.

Bu çalışma, 1,5°C derece hedefini geçmeye çok yaklaşmışken, hızla tırmanan metan emisyonlarını engelleyerek, 2040’larda 0,3°C ısınmanın önüne geçilebileceğini belirtiyor.

Metan neden önemli?

İnsan kaynaklı sera gazı emisyonları iklim değişikliğine sebep oluyor. Sanayi devrimi öncesi döneminden bu yana, çoğunlukla karbondioksit (CO2) salımından kaynaklan bu emisyonlar, dünyada gerçekleşen ısınmanın tamamından sorumlu tutuluyor.

CO2’den sonra iklim değişikliğine en büyük katkıyı metan (CH4) gazları sağlıyor. Metan gazı atmosferde yaklaşık dokuz yıl kalabilmesine rağmen, 100 yıllık zaman dilimi değerlendirildiğinde, karbondioksitten 28 kat daha fazla küresel ısınma etkisine sahip.

Yoğunluğu hızla artıyor

Metan gazı konsantrasyonları, 1980’lerden bu yana tarihte görülmemiş̧ bir hızla artıyor ve sanayi devrimi öncesindeki seviyesinin iki buçuk katından fazlasına ulaşmış̧ durumda.

Bu değerler, IPCC’nin 5. Değerlendirme Raporu’nda ele alınan güvenli sınırların oldukça üzerinde seyrediyor. Metan gazları, günümüzde küresel ısınmanın yaklaşık dörtte birinden sorumlu tutuluyor.

Bu sera gazı, bizleri, küresel ısınmayı 1,5°C ile sınırlama hedefinden uzaklaştırıyor. İnsan kaynaklı metan emisyonlarının azaltımı, küresel ısınma oranını hızla düşürmenin ve sıcaklık artışını 1,5°C ile sınırlamanın en maliyet etkin yollarından biri haline geliyor.

Fotoğraf: Shutterstock

Hangi sektörlerden kaynaklanıyor?

Metan emisyonlarının bir kısmı, sulak alanlar gibi doğal kaynaklardan oluşsa da toplam küresel metan emisyonlarının yarısından fazlası insan faaliyetlerinden kaynaklanıyor.

Başta tarım (insan kaynaklı emisyonların yüzde 40’ı), fosil yakıtlar (yüzde 35) ve atık (yüzde 20) sektörleri, insan kaynaklı metan emisyonlarının önemli kısmından sorumlu tutuluyor.

Tarımsal metan emisyonlarının yaklaşık üçte biri (yüzde 32) hayvancılıktan kaynaklanıyor. Petrol ve doğal gaz çıkarımının yanı sıra bu yakıtların işleme ve dağıtım süreçleri, fosil yakıt sektöründeki metan emisyonlarının yüzde 23’ünü oluşturuyor.

Fosil yakıtların payı

Kömür madenciliği ise fosil yakıt üretimi sebebiyle ortaya çıkan metan emisyonların yüzde 12’sini oluşturuyor. Atık sektöründeki metan emisyonlarının yüzde 20’si atık sahalarından ve atık sulardan meydana geliyor.

Doğal gaz tedarik zinciri boyunca yaşanan kaçakların azaltılması, katı atıkların daha etkin şekilde işlenmesi ve hayvancılık sektörü̈ ile tarımsal mahsullerin yönetiminin iyileştirilmesi gibi birçok maliyet etkin emisyon azaltım yöntemi hali hazırda mevcut.

Fotoğraf: Shutterstock

Büyük emisyon azaltım potansiyeline sahip

Üç sektör genelindeki emisyon azaltım seçenekleri, önümüzdeki 30 yıl boyunca küresel ısınmayı ve bu sektörlerin iklim üzerindeki etkilerini azaltmak üzere en etkin araçlardan bazılarını temsil ediyor.

Özellikle fosil yakıt endüstrisi, 2030 yılına kadar metan emisyonlarının azaltılması konusunda en önemli potansiyele sahip sektör olarak öne çıkıyor.

BM, petrol ve doğal gaz üretiminden kaynaklanan emisyonların azaltılmasını hedefleyen önlemlerin yüzde 80’i ile kömür üretiminden kaynaklanan emisyonların azaltılmasını hedefleyen önlemlerin yüzde 98’inin negatif maliyetle ya da düşük maliyetle uygulanabileceğini ortaya koyuyor.

Üç sektörde birden harekete geçilmeli

Ancak emisyonların 1,5 derece hedefiyle uyumlu hale getirilmesini, her üç sektörde de harekete geçilmesini gerektiriyor. Bu üç sektörün tamamının metan emisyonlarından arındırılması, 2030 yılına kadar insan kaynaklı metan emisyonların yüzde 45 azaltılması anlamına geliyor.

Böylece, 2040’lı yıllara gelindiğinde yaklaşık 0,3°C’lik küresel ısınma önlenmiş oluyor. Bu azaltım aynı zamanda, 255 bin kişinin erken ölümün önüne geçilmesini ve 26 milyon tonluk tarımsal mahsul kaybının önlenmesini sağlıyor. Bu azaltım, küresel ısınmayı 1,5°C ile sınırlandırmaya da katkı sağlıyor.

Metan ve tarım: Göz ardı edilen bir sorun

Tarımdan kaynaklanan metan emisyonlarının büyük bölüm, çiftlik hayvanlarının yetiştirilmesi süreçlerinden kaynaklanıyor. Bu emisyonlar, geviş̧ getiren hayvanların doğal sindirim surecinde oluşan enterik fermantasyon ve dışkılama yoluyla oluşuyor.

Emisyonların diğer önemli tarımsal kaynakları arasında, katı atık depolama alanları, atıklar ve pirinç̧ yetiştiriciliği yer alıyor. Dün kamuoyuna sunulan IPCC 6. Değerlendirme Raporu’nda, hayvancılık ile artan metan emisyonları arasındaki ilişki doğrulanıyor.

Gerekli adımlar atılmıyor

Ülkeler tarım sektörünü, metan emisyonlarının bir kaynağı olarak kabul etse de bu ülkelerin birçoğu belirtilen emisyonların azaltılmasına yönelik somut adımlar atmıyor. Özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerde et talebinin artmasıyla, tarım ve hayvancılık sektöründen kaynaklanan metan emisyonlarının artış̧ eğiliminin devamı bekleniyor.

Güçlü kanıtlara dayalı bulgular, gıda kaybının ve israfının azaltılmasıyla, gelişmiş hayvancılık yönetimleriyle ve daha az hayvansal ürün içeren beslenme biçimlerine geçilmesiyle, önümüzdeki birkaç on yıl içerisinde yıllık metan emisyonlarında 65 ila 80 milyon ton azaltım gerçekleşebileceği gösteriliyor.

Bu tür önlemlerin yaygın şekilde benimsenmesi, insan kaynaklı metan emisyonlarını, 1,5 derece senaryolarında sunulan hedeflerle uyumlu hale getirilebileceğini gösteriyor.

Endüstriyel tarımın getirdiği riskler

Ancak hükümetlerin politika seçimi dikkat gerektiriyor. Bunun nedenleri arasında, bazı modellerin bir kilogram protein başına atmosfere oldukça düşük emisyon salmanın yegâne yolunun, büyük ölçekli sanayileşmiş̧ tarım sayesinde gerçekleşmesi yer alıyor.

Endüstriyel tarım yöntemlerinin benimsenmesi, modellerde belirlenemeyen ve sera gazı emisyonlarını artırabilecek birçok sosyal ve çevresel riski beraberinde getiriyor.

Uzmanlar, bu olası etkilerin hesaba katılması durumunda, endüstriyel tarımın 1,5 derece hedefini ulaşılmaz hale getireceğini belirtiyor. Tarımsal ormancılık ve organik tarım gibi endüstriyel tarıma alternatif sistemler, yalnızca tüm sera gazlarının yarattığı emisyonların azaltılmasına yardımcı olmakla kalmıyor, aynı zamanda çiftçilerin geçim kaynaklarını, gıda güvenliğini ve biyolojik çeşitliliğini de iyileştiriyor.

Fotoğraf: Shutterstock

Hükümetler şu ana kadar ne yaptı?

Ülkelerin iklim hedeflerini içeren ve Ulusal Katkı Beyanları (NDC) olarak adlandırılan stratejilerde, metan gazları net bir hedef olarak ele alınmıyor.

Bu beyanlarda aynı zamanda metan emisyonlarının azaltımına yönelik stratejiler yer almıyor ve bu sera gazı genel olarak değerlendiriliyor. Sekretaryaya Ulusal Katkı Beyanları’nı sunan 174 ülkeden yalnızca dokuz tanesinde metan emisyonları için ayrı bir hedef belirtiliyor.

Metan emisyonlarını azaltmak amacıyla ölçülebilir hedeflerin eksikliği özellikle tarım sektöründe görülüyor. Beyanlarını sunan ülkelerin yaklaşık yüzde 80’i (189 ülkenin 148’i) tarım sektörünü içeriyor.  Ancak NDC’deki hedeflerinde belirsizlikler yer alıyor.

Ülkelerin çok azı metan için hedef sunuyor

Ülkelerin birçoğu (148 ülkenin 128’ine ya da ülkelerin yüzde 86’sına denk gelen bölümü) tarım ve hayvancılık sektörlerini genel ekonomi içerisinde ya da daha geniş hedeflere dahil ederek ele alıyor.

Ancak ülkeler, çiftçilikten kaynaklanan emisyonları azaltmak üzere somut eylemlerin ayrıntılandırılmasına yönelik bilgi sunmuyor. Ülkelerin çok azı, sürdürülebilir beslenme biçilerini benimsemek gibi, gıda sisteminin atmosfere yaydığı metan gazlarıyla ilgili hedefler sunuyor.

Ekonomileri karbondan arındırma stratejilerinin metan gazı özelinde politikalar içermemesi, küresel ısınmayı 1,5oC ile sınırlandırma hedefine ulaşmak için yetersiz kalıyor. Karbondioksit emisyonlarını hedefleyen bu stratejiler, örneğin 2 derecelik ısınma senaryosunda, önümüzdeki 30 yıl içerisinde ihtiyaç duyulan metan emisyonu azaltımının yalnızca yüzde 30’unu kapsıyor.

Eylemlerin gecikmesi maliyeti artırıyor

Eylemlerin gecikmesiyle küresel iklim değişikliğinin etkileriyle mücadele maliyetlerinin artması sebebiyle, metan emisyonlarının azaltımının günümüzde gerçekleşmesi daha maliyet etkin.

Ülkelerin 2030 yılına kadar metan emisyonlarını azaltmaları durumunda, birçok bölgenin, özellikle atık ve kömür sektörlerinin, metan gazı azaltım maliyeti ton başına 600 ABD dolarının altında gerçekleşebileceği öngörülüyor. 2050 yılındaki maliyetlerin, 2030 ile kıyaslandığında yaklaşık yüzde 50 artış göstermesi bekleniyor.

Aynı zamanda, geleceği göz önüne almadan, kanıtlanmamış karbon tutma teknolojilerinin büyük ölçeklerde hayata geçirilmesi, doğal gaz altyapısının artırılması ve hayvancılığın mevcut seviyesinde devam etmesi, küresel ısınmayı 1,5°C ile sınırlama hedeflerini imkansız hale getiriyor.

 

Kategori: İklim Krizi