Doğa Mücadelesiİklim KriziManşet

İklim kıyametçilerine neden kulak asmamalıyız?

0

Philippa Nuttall‘ın The New Statesman‘da yayımlanan bu makalesi, Yeşil Gazete tarafından (derlenerek) Türkçe’ye çevrilmiştir.

*

25 Nisan 2022’de Avustralya‘nın kamu radyo istasyonu, Amerikalı yazar Jonathan Franzen‘in ‘iklim krizine teslim olmamız gerektiğini’ söylediği bir röportajı tekrar yayımladı:

Röportajda “Kelimenin tam anlamıyla, bildiğimiz medeniyetin son zamanlarını yaşıyoruz… İklim felaketini önleme noktasını çoktan geçtik,” diyor Franzen, kaygı verici bir şekilde.

Franzen yalnız değil. İklim kıyametçiliği, bazı çevrelerde yeni iklim şüpheciliği haline geliyor.

Amerikalı iklim bilimci Michael E. Mann‘ın The New Climate War adlı mükemmel kitabında yazdığı gibi, ‘iklim değişikliğinin varlığını inkar etmek yerine, iklim değişikliğini kaybedilmiş bir dava, ümitsiz bir savaş olarak tasvir ediyorlar’.

Franzen bir iklim şüphecisi olmasa da bu tür karamsar argümanlar, yerleşik çıkar sahiplerinin ekmeğine yağ sürüyor ve her zamanki gibi işlerden kurtulmalarını kolaylaştırıyor.

Mann, temiz-teknoloji yazarı Ketan Joshi‘nin kıyameti “yeni fosil yakıt korumacılığı” olarak tanımladığını da kaydediyor: “Yeni mesaj, çaresizlik.”

Dünyanın sonu zaten gelmekteyse, politikacılar ve şirketler neden yeni teknolojileri ve çalışma biçimlerini desteklemeli?

İngiltere ve AB‘deki bazı sağcı politikacıların bu tutumdan en iyi şekilde yararlandıkları söylenebilir. Hayat pahalılığı krizini ve Ukrayna’daki savaşı da eklediğinizde, daha fazla fosil yakıt ve daha az iklim taahhütü savunusu için mükemmel bir zemin varken, aslında iklim değişikliğinin gerçekleştiğini inkar ediyor değiller.

Brexit yanlısı Nigel Farage ve benzer düşünceye sahip Muhafazakar milletvekilleri, şimdi İngiltere’nin net sıfır sera gazı emisyonu planlarının peşindeler. Enerji verimliliği önlemlerinin, rüzgar türbini ve güneş panellerinin kurulumunun çok maliyetli olduğunu iddia ediyorlar.

Enerji güvenliği için tercih ettikleri alternatif seçenekler ise yeni kömür madenleri, hidrolik kırma ve Kuzey Denizi‘nde yeni petrol ve gaz sahaları açmak… Bunların eninde sonunda herkes için, hele de toplumun en yoksul üyeleri için daha büyük maliyetlere yol açacağını ise boşverin.

Fransa‘da aşırı sağcı politikacı Marine Le Pen, cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında yenilenebilir enerji karşıtı politikalar konusunda kampanya yürüttü ve herhangi bir iklim eyleminin iklim biliminin dikte ettiği gibi değil, Fransa’nın şartları gereğince olacağı konusunda ısrar etti.

Bir araştırma ve savunuculuk kuruluşu olan Avustralasya Kurumsal Sorumluluk Merkezi’nin yönetici direktörü Brynn O’Brien, Franzen’in açıklamasını “Zengin ve beyaz felaket tellallarının bir klişesi” olarak nitelendirdi:

“Buna kananlar, herkes ve her şey gidene kadar kurtulacaklarını düşünen zengin beyazlardır. Durduğu yer bilimsel değil, ahlaki açıdan (en iyi ihtimalle) dikkatsiz ve at gözlüğü takmış.”

O’Brien küresel ısınmanın bir kriz olduğunu kabul ediyor ancak şöyle diyor:

İşler çok kötü ve daha da kötüye gidecek. Ancak bilimsel ve politik olarak, topyekün bir felaketten, ‘kıyamet zamanından’ kaçınmak için yapabileceğimiz ve yapmamız gereken çok fazla seçim var.

Bu seçimlerin birçoğu ve emisyon ve çevresel zararı azaltmak için harekete geçen insanlardan bazıları, Katharine Hayhoe‘nin Bizi Kurtarmak kitabında tartışılıyor.

Kanadalı iklim bilimci ve evanjelik bir Hristiyan olan Hayhoe, küresel ısınmanın seviyesi ve  potansiyel etkileri hakkındaki gerçeklerin, insanların zihinlerini değiştirmede ve onları iklim değişikliği konusunda harekete geçmeye motive etmede sadece küçük bir rol oynayabileceğine inanıyor.

Bunun yerine ortak değerler üzerine konuşmanın; iklim kıyametçiliği, inkarcılığı veya şüpheciliğini ortadan kaldırmak ve gelecek için umut yaratmanın anahtarı olduğunu savunuyor.

Kısacası, zihnimizi açmamız gerekiyor.

O’Brien, iklim eyleminin eksikliği ve değişime direnç konusunda benzer bir görüşe sahip:

“Bu, her şey kadar bir hayal gücü krizidir. Kaybediyoruz, çünkü çok fazla zengin ve güçlü insan daha iyi bir yol hayal edemiyor, veya etmiyor. Yani onların da, Franzen’ın da canı cehenneme.”

Temiz enerji geçişi kolay olmayacak olsa da değişim, kıyamet habercilerinin bizi inandırdığından daha az karmaşık.

Bilim, net-sıfır bir dünyada kömürün yeri olmadığını gösteriyor, ekonomi karada rüzgar ve güneş enerjisinin en ucuz enerji kaynakları olduğunu ortaya koyuyor ve veriler; dünyayı yenilenebilir kaynaklarla güçlendirmenin, fosil yakıtları kullanmaktan daha az arazi kaplayacağını gösteriyor.

Aktivistler ayrıca değişimin şimdi olması gerektiği konusunda da netler: İklim kıyametçiliği yalnızca temel eylemi geciktirecek. BM genel sekreteri António Guterres, şöyle dedi:

Dünya zamanla yarışıyor. Yavaş hareket edenlere, ediyormuş gibi yapanlara veya herhangi bir şekilde yeşil yıkamaya zamanımız yok.”

Mann, uyanmamız, “eylemsizlik güçleri” ile savaşmamız ve Walter Berglunds‘a dönüşmediğimizden emin olmamız gerektiği konusunda ısrar ediyor.

İklim kıyametçileri tamamen yanılıyor. Ölümümüz ancak onları takip edip teslim olursak garanti altına alınır.

Orta yaş kriziniz gelecekten vazgeçmenize neden olduysa, kenara geçip yoldan çekilin. Ama lütfen diğerlerinin savaşmak için adım atmasını engellemeyin.

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.