İklim ve EnerjiManşet

İklim kampanyacıları fosil yakıt şirketleriyle ilişki kurmaya olan inancını yitiriyor

0
Fosil yakıt şirketlerinin iklim değişikliği riskiyle yüzleşmesi için en etkili yol onlarla ilişki kurmak mı yoksa yatırımdan vazgeçmek mi? Fotoğraf: Corbis

Suzanne Goldenberg tarafından The Guardian‘da yayınlanan yazıyı Yeşil Gazete gönüllü çevirmeni İrfan Özdabak‘ın çevirisiyle paylaşıyoruz.

***

The Guardian gazetesi ve 350.org’un yürüttüğü fosil yakıt yatırımlarından vazgeçme kampanyası ilerledikçe, bu kampanya lehinde hareket edenler sektör reformunun etkili bir yolu olarak yatırımcı baskısının ‘faydasız’ olduğunu ileri sürmeye başladılar. Fakat bazı uzmanlar bütün yumurtaları bir sepete koymanın riskli bir strateji olduğunu söylüyorlar.

Fosil yakıt  şirketlerinin iklim değişikliği riskiyle yüzleşmesi için en etkili yol onlarla ilişki kurmak mı yoksa yatırımdan vazgeçmek mi? Fotoğraf: Corbis

Fosil yakıt şirketlerinin iklim değişikliği riskiyle yüzleşmesi için en etkili yol onlarla ilişki kurmak mı yoksa yatırımdan vazgeçmek mi? Fotoğraf: Corbis

Yatırım aktivistlerinin petrol şirketlerinin iklim değişikliği riskiyle yüzleşmesini sağlama çabalarına başlamasının üzerinden 23 yıl geçti. Kaydedilen ilerleme oldukça yavaş ve elde edilen kazanımlar çok az oldu. Şimdi birçok kampanyacı bu yöntemin pek de hızlı bir sonuç vermediğinde karar kılmış durumda: artık fosil yakıtı üretimi yapan şirketlerle bağları koparmanın zamanı.

Ronald Reagan yönetimi esnasında ABD sermaye piyasası kurumunda görevli olan ve Harvard mezunları tarafından yürütülen, Harvard Üniversite’sine fosil yakıt yatırımlarını başka yere yönlendirme çağrısı yapan kampanyayı imzalayan Bevis Longstreth “şirketlerle ilişki kurmanın faydası yok” dedi. Petrol ve doğalgaz şirketlerinin, hissedarlarının önerileri nedeniyle ana ticari faaliyetlerini hiçbir zaman bırakmayacaklarını ileri sürdü.

“İlişki kurma sürecinin bazı etkileri olduysa da meselenin can alıcı yönüne ve ruhuna dokunamadı, müdür ve yetkililerin ajandasına girmeyi başaramadı.”

Fosil yakıt üreticen şirketlerin yapması gereken ciddi değişikliklere gelince, Bevis Longstreth tütün sektöründen bir analojiye başvurdu. “Philip Morris’den sigara üretimini durdurmasını istediğinizde, aslında yanlış kapıyı çalmış olursunuz ve de üretimlerini durdurmazlar.”

Yirmi yılı aşkın bir süredir BP, ConocoPhillips, ExxonMobil, Shell ve diğer şirketlerle yapılan çalışmalardan kazanılan tecrübeler, Temiz Getirili Varlık Yönetimi savunuculuk yöneticisi Shelley Alpern’i benzer bir sonuca götürdü: şirketleri reform yapmaya zorlamakta yatırımcı baskısı oldukça yavaş işliyordu.

“Onlar yıllardır hem az sayıdaki hisseleriyle önergeler veren çok küçük hissedarları hem de yüzbinlerce hissesiyle gelen büyük yatırımcıyı aynı oranda ihmal etti,” dedi.

İklim değişikliğinin dayattığı aciliyetle birlikte artık zaman tükeniyor. “Benim iş tanımım bir hissedar aktivist olmak. Fakat fosil yakıt üreten şirketlerle şu anda kritik bir aşamadayız. Dünyadaki hükümetlerin anlamlı ölçüde karbon sınırlaması için kanun çıkarmaları gerektiği yönünde kuvvetli siyasal mesajı iletmeleri için herkesi göreve davet ediyoruz” dedi Alpern.

Yatırımcılar şirketlerin karbon ayakizlerini ve potansiyel yükümlülüklerini açıklamaya zorlamada –karbon-sınırlı bir dünyada zor durumda kalacak fosil yakıt sahipliği ya da deniz-seviyesinin yükselmesiyle risk altına girecek tesisler veya iklim değişikliğinin diğer etkileri bağlamında – ilerleme kaydettiler.

Şirketi 275m ABD Doları değerinde varlığı yöneten Alpern artık bunun da yetmeyeceğini söyledi. “Alınan kararlar çok hafif. Şeffaflığın daha da arttırılması ya da operasyonel salınımların azaltılmasında hedeflerin saptanması için çok çalışıldı. Şu anda hissedarların – ExxonMobil’le ilgili olarak benim farkında olduğum/bildiğim durum gibi- şirketin katranlı kum gibi yüksek-maliyetli ve riskli gelişmeye yönelik sermaye harcamalarını azaltmasını ve bu sermayeyi hissedarlara iade etmesini isteyen önerileri sunması gerektiğini düşünüyoruz.”

Alpern, enerji şirketlerinin yönetilmiş ve bilinçli bir küçülme planı sunmaları için onları sıkıştırmanın ise daha da büyük bir talep olduğunu belirtti. “Şimdiye kadar görülmemiş bir şeyi yapmaları gerekiyor. Neredeyse hiç zaman kaybetmeden ana iş modellerini değiştirmeleri lazım. Bilinen rezervlerin %80’inin üretime açılmasının tehlikeli olduğunu kabul etmeleri gerekiyor,” dedi.

“Herhangi bir sektör için örnek olsun diye şunu söylemek büyük bir meydan okumadır: ‘evet, dönem değişiyor ve biz de esas olarak işimizi bırakacağız ya da radikal bir reform yapacağız’.”

Gerçek bir ilerlemenin kaydedilmemesinden duyulan korku ve endişe fosil yakıtlarına yatırımdan vazgeçme hareketinin büyümesinde itici güç oldu. Şimdi üniversiteler, kolejler, kliseler ve değeri 50 milyar ABD Dolarının üzerinde olan hayırsever fonlar da dahil olmak üzere 200’ü aşkın organizasyon yatırımlarını kömür, petrol ve doğalgazdan başka alanlara çekme sözü verdi.

Geçen ay, the Guardian gazetesi dünyanın en büyük iki vakıf fonu olan Bill ve Melinda Gates Vakfı ve Wellcome Trust fonlarını kömür, petrol ve doğalgaz şirketi hisselerini geri çekmeye çağıran ‘Bırakın Toprakta Kalsın’ kampanyasının lansmanını yaptı.

Kampanya için verdiği cevapta Wellcome Trust’ın başı olan Jeremy Farrar şirketlerle ilişki kurmanın değişimi sağlamak için daha iyi bir yol olduğunu ileri sürdü: “Bizim görüşümüze göre enerji sektöründeki yatırımlara ve yatırım yaptığımız şirketlerle aktif bir şekilde ilişki kurarak tek tek vakalar bazında yaklaşmak daha yapıcı ve etkin bir yoldur. Düşük-karbonlu bir ekonomiye geçişi destekleyen daha şeffaf ve sürdürülebilir politikaları cesaretlendirmek için kurullara olan erişimimizi kullanıyoruz.”

Çoğu aktivist de aynı fikirde. Interfaith Center on Corporate Responsibility’e (Şirket Sorumluluğuna Dair İnançlararası Merkez’e) göre, geçen yirmi yıl boyunca, hissedar aktivistler fosil yakıtı üreten şirketlere 150’den fazla iklim önerisi ve diğer ticari kuruluşlara da 650’den fazla benzer öneri sundular.

Fakat altı yıl önce yatırımdan vazgeçen ve fonlarını fosil yakıtlardan çekmeleri için hayırsever kuruluşları mobilize eden Wallace Global Fund’ın başı olan Ellen Dorsey ilerlemenin çok yavaş olduğunu söyledi.

“Bilimle aynı paralelde ve eşzamanlı bir çerçevede hareket etmiyor,” dedi.

Dorsey şirketlerle etkin bir ilişki kurma stratejisinin net ve belirli hedefleri olması gerektiğini belirtti. Eğer şirketler belirlenen kıstasları yakalayamazlarsa bundan sorumlu tutulmalıdırlar dedi.

Yatırımdan vazgeçmenin bir taraftan şirketler üzerinde baskı yaratırken diğer taraftan da kamuoyunu motive ettiği için ilişki kurmaya göre daha çok ses getirdiğini ileri sürdü.

“İklim değişikliği hakkındaki tartışmayı değiştirmede ve okları bizzat sektörün kendisine yöneltmede çok etkili olabileceğini düşünüyorum” dedi. “Herkes iğneyi nasıl hareket ettirip nereye batıracağımızı bulmaya çalışıyor… Politika oluşturmada çaba üstüne çaba harcanıyor, fakat bir yerden sonra sistem cevap vermiyor.”

Çok önemli bir hamleyle, önümüzdeki Aralık ayında küresel iklim değişikliği anlaşması için yapılacak pazarlıklara rehberlik eden Birleşmiş Milletler geçenlerde – kömür şirketlerine “ ‘istediğinizi, istediğiniz zaman yakın’ çağının artık devam edemeyeceği” mesajını gönderdi ve yatırımdan vazgeçme lehinde ağırlığını koydu.

Fakat herkes aynı fikirde değil. Ceres Yeşil Ticari Ağı, Şirket Sorumluluğu için İnançlararası Merkez ve Carbon Tracker Initiative (Karbon İzleme İnisiyatifi) yatırımdan vazgeçmenin diğer bütün baskı yapma yolları tüketildikten sonra son çare olarak kullanılması gerektiğini ileri sürüyor.

Bu noktaya henüz gelinmediğini belirtiyorlar. Oysa ki gerçeklik karbon-sınırlayan bir geleceğe yöneldiğinden sektör şimdi hiç olmadığı kadar yatırımcı baskısına maruzdur.

Dünyanın bu fosil yakıtları yeraltında tutması gerektiği konusunda son derece kararlı olan ve bankadan sahip olduğu kömür, petrol ve doğalgaz hisselerini gözden geçirmesini isteyen Dünya Bankası başkanı Jim Yong Kim bu görüşü onaylamaktadır.

Jim Yong Kim, Mart ayında Georgetown Üniversitesi’nde yatırımların çekilmesini savunan aktivistlere yaptığı konuşmada bu kampanyanın iklim değişikliği tartışmasını yeniden alevlendirdiğini söyledi. Kampanyacılara “Geçen yılki tartışmaların dramatik bir şekilde değiştiğini düşünüyorum. Sizin kamuoyundaki tartışmaları değiştirmek için yaptığınız çok iyi bir şey” dedi. “Ben sadece şunu diyorum: ‘bütün yumurtalarınızı bir sepete koymayın’.”

Yatırım aktivistleri de işin peşini bırakmadı. Aktivistler, fosil yakıt üreten şirketlere iklim planları, fosil yakıt çıkarımının yüksek maliyeti ve petrolün demiryollarıyla nakledilmesinin riskleri hakkında sorular sorarak önümüzdeki yıllık genel kurul toplantıları sezonunun öncesinde en az 76 iklim teklifi sundular.

Geçen ay Proxy Preview (Vekâleten Önizleme) tarafından toparlanan listeye göre enerji şirketlerine de varlıklarını deniz seviyesinin yükselmesinden korumaları için ve iklimin-körüklediği diğer felaketlere karşı baskı yapılmaktadır.

Kampanyayı yürüten gruplar petrol fiyatlarındaki düşüşün de fosil yakıtlara yatırımdan vazgeçme yönündeki mali argümanı kuvvetlendirdiğini söyledi.

Son birkaç ay içerisinde, Shell ve Statoil Alberta katranlı kum bölgesinde petrol sondaj planlarından ve Chevron da Kanada Kuzey Kutup Bölgesi’ndeki arama faaliyetinden vazgeçti.

Carbon Tracker’den (Karbon İzleme) Jeremy Leggett’e göre sektör yaklaşık olarak 170milyar ABD Doları değerindeki yeni projeyi iptal etti. “Bunun patlamaya yaklaşan bir balon olduğunu gören gözler için bu yazı çok net bir işarettir” dedi. “Bırakalım iklim değişikliğini, dünyada bu maddenin topraktan çıkarılmasının ekonomik olarak hiçbir anlamının olmadığını gidip görebileceğiniz yerlere onlarca örnek verilebilir,” dedi.

Ceres’teki petrol ve gaz programını izleyip yöneten Andrew Logan, petrol ve gaz şirketlerini yeni petrol sondajlarından -özellikle de derin deniz sondajının yüksek maliyeti, katranlı kum çıkartılması ve Kuzey Kutup Bölgesi’ndeki aramalardan- vazgeçmeleri için ikna etmek ve daha temiz bir geleceğe düzenli bir geçişi yönetmek için hala vaktimiz olduğunu ileri sürdü.

Kömür için artık geç kalındığını, ancak petrol ve doğalgaz şirketleri için karbon-sınırlandırılması yapılan bir dünyada bile ticari bir gelecek olduğunu söyledi.

“Sektör hala eski, düşük-maliyetli projelerden ciddi miktarda nakit akışı sağlıyor,” dedi.

“Dünyamızdaki Exxons ve Chevrons’ların imkânları olduğu müddetçe o projelerden sağmal inek gibi faydalanma stratejilerini devam ettirdiklerini ve işlerini çok karlı ve uzun-döneme yayarak bırakacaklarını ya da o karları karbonun-sınırlandırıldığı bir dünyada daha sürdürülebilir bir yatırıma yöneltceklerini düşünüyoruz.”

Yönetilen küçülme ve düşüşün, örneğin, petrol şirketleri muazzam sermaye harcama bütçelerini temiz enerjiye yönelttiklerinde temiz enerji kaynaklarına geçişte ihtiyaç duyulan trilyonlarca yatırımın harekete geçirilmesine bile yardımcı olabileceğini ileri sürdü. Logan, “Yatırımdan vazgeçme kendi başına ve o haliyle ihtiyacımız olan etkiyi yapmayacaktır. Devasa sanayileri harekete geçirmeyecektir” dedi. “Basit gerçek şu ki petrol sektörünün sermayesini nasıl yatırıma dönüştürdüğü hakkında bir şey yapılmazsa dünyanın istediği iklim değişikliği hedeflerine ulaşmak mümkün olmayacaktır.”

Longstreth bu noktaya angajmanın petrol ve gaz şirketlerine kolay bir çıkış yolu sağladığını –hükümetlerin daha sıkı emisyon kesintileri uygulayacağı zamanları ileri tarihe atmalarında onlara yardımcı olduğunu söyleyerek karşı çıktı.

Eski üniversitesi Harvard’ın yatırımdan vazgeçmeyi reddederek bu petrol şirketlerine ek bir koruma sağladığını ileri sürdü.

Şu andaki tek işe yarar angajman noktasının, fosil yakıt üreten şirketleri devlet desteklerinin ortadan kaldırılması ya da daha kuvvetli düzenleme ve yönetmeliklerin yapılması için bizzat kendilerinin lobi yapmalarına ikna etmek olduğunu söyledi.

Endişe ve korkularına rağmen Alpern bu kadar ileri gitmedi. “Hissedarların karar önerileri sunmasından ümidimi tamamen kesmiş değilim.” dedi. Fakat yatırımcıların sahip oldukları fosil yakıt tahvili gibi araçların büyük bir kısmını yatırıma dönüştürmekten vazgeçmelerinin, hissedarlar olarak nominal bir miktarı bir iletişim kanalı olarak elde tutmalarının daha etkili olacağını düşündü.

“Yatırımdan vazgeçmeden şirketlerle ilişki kurmak yöntemini uygulamak,  kanunları uygulayacak polis olmadan kâğıt üstünde kanun yapmaya benzer.’ dedi. “ Haydi, biraz destek olalım.”

Yazının İngilizce Orjinali

Yazı: Suzanne Goldenberg

Yeşil Gazete için çeviren: İrfan Özdabak

(Yeşil Gazete, The Guardian)

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.