İklim KriziManşet

İklim hesabında unutturulan kalem: Ordular ve Sera Gazı Emisyonları

6 UH-60L Black Hawks and 2 CH-47F Chinooks bir gündüz görevindeler - Tarin Kowt, Afghanistan, 18 Jan. 2013

Nick Buxton tarafından New Internationalist blog‘da yayınlanan haberi Yeşil Gazete yazarı Ali Serdar Gültekin‘in çevirisiyle paylaşıyoruz.

***

Paris’teki korkunç saldırıdan sonra askeri müdahaleler yeniden sahneye çıkıyor.

Kasım sonunda Paris’te gerçekleşecek Birleşmiş Milletler iklim müzakereleri son belgesinde kelimelerden yana bir eksik yok. 32,731 ve artıyor. Buna rağmen tuhaf bir şekilde bulamayacağınız bir kelime var, “Ordu”. Amerika Birleşik Devletlerinin ordusunun tek başına dünyadaki en büyük petrol tüketicisi ve küresel petrolün on yıllardır ana zorlayıcısı olduğundan tuhaf bir unutkanlık olmuş.

Ordunun karbon muhasebe kayıtlarından kaybolma tarihi

6 UH-60L Black Hawks and 2 CH-47F Chinooks bir gündüz görevindeler - Tarin Kowt, Afghanistan, 18 Jan. 2013

6 UH-60L Black Hawks and 2 CH-47F Chinooks bir gündüz görevindeler – Tarin Kowt, Afghanistan, 18 Ocak 2013

Ordunun nasıl karbon muhasebe kayıtlarından kaybolduğunun tarihi 1997 Kyoto Birleşmiş Milletler ilkim konuşmalarına kadar gidiyor. Ordudan generaller ve dış politika şahinleri ABD askeri gücü üzerindeki potansiyel her türlü kısıtlamaya itiraz etmiş ve ABD müzakere takımı orduyu gerekli olan sera gazı emisyonlarından muaf tutmayı başarmıştır. ABD’nin Kyoto protokolünü onaylamamasına rağmen ordu için istisna, imzacı her ülke için de geçerli hale gelmiştir. Bugün bile emisyonları için Birleşmiş Milletlere raporlama yapan tüm ülkeler orduları için satın alınan ve orduları tarafından deniz aşırı kullanılan yakıtı hariç tutmaktadırlar.

Bir yılda 117 milyon varil akaryakıt

Sonuç olarak dünyanın askeri kuvvetlerinin sera gazı emisyonlarındaki sorumluluklarını tam olarak hesaplamak zordur. 2012 ABD Kongre raporu ABD Savunma Bakanlığının 2011 yılında 117 milyon varil akaryakıt tükettiğini söylemektedir. Bu rakam Büyük Britanya’daki tüm araçların tükettiği petrol ve dizelden biraz azdır. Bu akaryakıtı tüm gezegendeki iştahlı hummerlar, jetler ve insansız uçaklara sağlamak NATO askeri stratejistlerini daha çok meşgul etmektedir.

Fakat ordunun iklim krizindeki sorumluluğu kendi fosil yakıt tüketimlerinin çok ötesine geçmektedir. Şahit olduğumuz üzere Irak’ta ordu, silah şirketleri ve güçlü siyasi destekçileri sürekli şekilde (ve saldırganca zorlayarak) petrol ve enerji kaynaklarına silahlı müdahalelerde bulundular. Ordu sadece iyi bir akaryakıt kullanıcısı değil, küresel fosil yakıt ekonomisinin ana payandalarından birini oluşturur. Bugün Ortadoğu, Körfez ya da Pasifik olduğuna bakmaksızın, modern zaman askeri konuşlandırmalar petrol zengini bölgeleri kontrol ediyor ve dünyanın petrolünün yarısını taşıyan kilit tedarik rotalarını savunuyor ve tüketim ekonomimizi sürdürüyor.

25 milyar sterlini Savunma Bakanlığı’na 1.5 milyar sterlin ise Enerji ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na

Çatışmanın küresel anlamda genişlemesi askeri harcamaların sürekli olarak artmasına sebep olmaktadır. 2014 küresel askeri harcamaları 1.8 trilyon ABD dolarıdır. Bu para yenilenebilir enerjiye ya da iklim değişikliğinden en çok etkilenenlere harcanabilecek kamu kaynaklarının büyük bir kısmını oluşturmaktadır. 2014 yılı bütçesinde Britanya hükümeti 25 milyar sterlini Savunma Bakanlığı’na 1.5 milyar sterlini Enerji ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na ayırdığında aslında önceliğinin ne olduğunu da göstermiş oldu.

20

İronik olarak iklim krizindeki rollerine rağmen iklim değişikliğinde önlem alınması konusunda en yüksek ses ordudan çıkmakta. Britanyalı Tuğamiral Morisetti, iklim değişikliğini bu yüzyılın en önemli güvenlik meselesi olarak tanımlayan ordu generalleri korosunun tipik bir örneği. İklim değişikliği için eyleme bunun “kalkınma terörizmi”ni kızıştıracak bir “tehdit çarpanı” olduğunu tartışmaktadır. Tartışma iklim değişikliğinin güvenlik imaları üzerine konuşan siyasetçiler tarafından çoktan benimsendi.

Bu bir “hoş geldin” gelişmesi olarak görülebilir. Kim insanlığın gelmiş geçmiş en büyük sorunuyla mücadele en büyük güçlerin yanında olmasını istemez ki? Fakat kiminle yatağa girildiği konusunda temkinli davranmak için de iyi sebepler var. Ordu iklim değişikliği stratejilerine yakından bakıldığında asıl dertlerinin sınır güvenliğini sağlamak, şirketler için ticaret rotalarının güvenliğini sağlamak, kaynakların etrafındaki çalışmaları ve aşırı hava olaylarından ötürü oluşan düzensizliği kontrol etmek, toplumsal huzursuzluğu bastırmak olduğu anlaşılıyor. İklim değişikliğinin kurbanlarını kontrol edilmesi ve savaşılması gereken “tehditlere” çevirdiler. Şirketler tarafından yönlendirilen fosil yakıt ekonomisinin yarattığı iklim krizini dikte eden ordunun kendi rolü üzerine ciddi hiçbir kritik inceleme bulunmamaktadır.

“Terörizmle Savaş”ta yeni bir finansal refah kaynağı: İklim Değişikliği

Gerçekte bu şirket-ordu-güvenlik-endüstri bağı içindeki birçok oyuncunun iklim değişikliğini bir tehdit değil bir fırsat olarak gördüğüne dair kanıtlar bulunmaktadır. Silah ve güvenlik endüstrileri çatışma ve güvensizlikten kazanç sağlar ve iklim değişikliği devam etmekte olan “Terörizmle Savaş”ta yeni bir finansal refah sağlamayı garanti etmekte. Britanyalı silah devi BAE Systems, yıllık raporunda “Yeni tehditler ve çatışma alanları askeri kuvvetler için eşi görülmemiş bir talep yaratmakta ve BAE Systems’e yeni zorluklar ve fırsatlar sunmaktadır” diyerek şaşırtıcı şekilde bu konuya açıklık getirmekte. 2011 yılındaki bir Enerji Çevre Savunması ve Güvenlik (E2DS) konferansında adeta mutluluktan uçarak iddia edilmiştir ki “havacılık ve uzay savunma, güvenlik sektörleri yaklaşık on yıl önce ortaya çıkan ülke savunması işinden bu yana en önemli market haline gelecek bu konuya hazırlanmaktadır.”

Paris’teki korkunç saldırıdan sonra askeri müdahaleler tekrar sahneye çıkıyor. 14 yıllık bombalama, insansız hava aracı saldırıları, işgallerin sağladıkları başarı konusunda delil yetersizliğine rağmen askeri-güvenlik yıkımı için bir engel bulunmuyor. Aynı güçlerin gelecek on yıllar boyunca milyonlarca insanı etkileyecek iklim değişikliğine cevabımıza egemen olmasını istiyor muyuz? Artan miktarda sosyal hareket iklim değişikliğiyle mücadele hepimizi etkileyecek olan bir krize kolektif bir sorumlulukla cevap verebilmemiz için şiddet sarmalının kırılması gerektiğini söylüyor. Paris iklim görüşmeleri odanın içindeki askeri file dikkat çekilmesi için ve iklim değişikliğine uyum sağlamak için militarizm ve ticari kârlar yerine insan hakları ve dayanışma prensiplerinin talep edilmesi için bir fırsat.

Bu konular Secure and Dispossessed – Challenging the Militarization of Climate Change (Güvenli ve Mülksüz – İklim Değişikliği Askerileşmesiyle Mücadele) isimli bu ay yayımlacak kitap için bir seri etkinlikte irdelenecektir. Londra açılışı 25 Kasım’da ücretsiz olarak 18.30’da Free Word Centre’de, Amsterdam açılışı 1 Aralık’ta 19.30’de Pakhauis de Zwijger ve Paris açılışı iklim forumu toplantıları sırasında 5 – 6 Aralık’da yapılacaktır. Bu makalenin eski bir versiyonu Global Justice Now’da yayımlanmıştır.

 

Haberin İngilizce orjinali

Haber: Nick Buxton

Yeşil Gazete için Çeviri: Ali Serdar Gültekin

(Yeşil Gazete, New Internationalist blog)

Kategori: İklim Krizi