Koronavirüs SalgınıManşetTarım-Gıda

Greenpeace: Virüs gıdamızı vurmasın

Greenpeace, yeni tip koronavirüs salgınının gıdanın üretimi ve teminiyle ilgili gözler önüne serdiği sıkıntılar ile ilgili bir açıklama yaptı. Salgının uzun sürmesi durumunda gıda krizi ile yüz yüze geleceğimizi belirten Greenpeace, bunun önüne geçmek için yapılması gereken adımları anlattı. 

Açıklamada “Salgın Türkiye de dahil olmak üzere hiçbir ülkenin uzun vadede tarım ve gıda erişimi konusunda stratejik bir planı olmadığını gözler önüne serdi” denildi.

Salgın devam ederse gıda krizi kapıda

Salgının devam etmesi durumunda 34 ülkenin ciddi boyutta gıda krizleri yaşayabileceğinin ve Türkiye’de de belli ürünlere erişimde sıkıntılar yaşanmasının olası olduğu belirtilen açıklamada şunlar söylendi:

Nitekim salgın nedeniyle başlayan karantinalar ve seyahat kısıtlamaları uzadıkça olası bir gıda krizi konusunda küresel kuruluşlardan da uyarılar gelmeye başladı. Bu uyarıların temelinde tedarik zincirinde yaşanabilecek aksaklıklar, artacak gıda fiyatları ve üretimde yaşanabilecek aksamalar bulunuyor. 

Ortaya çıkabilecek riskler

Türkiye’nin yıllık 44 Milyar ABD Doları üretimle hali hazırda dünyada en çok tarımsal üretim yapan ilk 10 -11 ülke içinde yer aldığı söylenen açıklamada buna rağmen gıdanın kırılgan bir yapıda olduğu belirtildi. 

Greenpeace Akdeniz’in hazırladığı “Türkiye’nin Salgın Kapsamında Gıda Güvenliği” başlıklı rapora göre salgının devam etmesi durumunda karşı karşıya kalınabilecek gıda riskleri şöyle; 

  • Salgın sırasında dolarda görülen artış nedeniyle soya ithalatçısı Türkiye’de, soya fiyatlarında  yüzde 26’lık bir fiyat artışı olası görülüyor. 
  • Marmara, özellikle de 370 bin ton ve yüzde 19’luk pay ile Tekirdağ, Türkiye’de ayçiçeği üretiminin en çok yapıldığı bölge. Kovid-19’un en çok etkilediği bölgenin İstanbul ve çevresi olması nedeniyle ayçiçeği veriminin etkileneceği tahmin ediliyor. 

Fiyatlar arttı

  • Dolarda ve fiyatlarda yaşanan artış nedeniyle Nisan 2019’da küresel pazarda 413 ABD Doları olan 1 ton pirincin Türkiye’deki fiyatı 2378 TL iken, Mart 2020’de fiyatının 494 ABD Dolarına yükselmesi ile Türkiye’deki fiyatı da 3245 TL’ye yükseldi, başka bir deyişle yüzde 36’lık bir artış yaşandı
  • Salgın nedeniyle bahar aylarında tarımsal işgücünün yeterince olmaması 2020 sonbaharı ve 2021 için sorunlara yol açabilir.
  • Salgının uzaması ve ikinci dalganın yaşanması durumunda yeni bir karantina gündeme gelirse, üretimin yoğun olduğu bölgelerden üretimin düşük olduğu bölgelere gıda ulaştırılmasında yaşanabilecek sorunlar bazı bölgelerin temel gıda ihtiyaçlarında sıkıntı yaratabilir. Özellikle Doğu Anadolu sonrasında İç Anadolu bu riskin yüksek olabileceği yerlerdir.  

Üretimden kopuşlar

  • Tarım çoğu meslek gibi evden çalışmayla yönetilemeyecek bir faaliyet olduğundan özellikle Türkiye’de tarımında 65 yaş üstü kesimin yüksek oranda olduğu çiftçilerin (çiftçi yaş ortalaması 56) ve mevsimlik işçilerin bahar aylarında tarlaya gidememesi, bu aylarda ekilmesi gereken sebze ve meyvelerin üretiminde sıkıntı yaratabilir. 
  • Doların yükselişi ile tarım-kimyasalları ve yakıt girdisi artacağından küçük ölçekte yılda tek ürün alabilen çiftçiler maliyetler yüzünden arazi işlemeyi bırakabilir. Bu terk ediş nedeniyle üretimin azalması sonucu ihtiyacın dış kaynaklardan karşılanması gerekebilir.
  • Gürcistan’dan gelecek mevsimlik işçiler, sınırların kapalı olması nedeniyle gelemedi, bu durum çay üretiminde de bir baskı oluşturdu

‘Yerel ihtiyacını karşılayacak arazi planlaması’

Tüm bu riskleri bertaraf etmenin mümkün olduğunu söyleyen Greenpeace Akdeniz, Tarım ve Orman Bakanlığı’na bir çağrıda bulunarak hızla bir “Kriz Dönemlerinde Tarım & Gıda” planı hazırlaması ve uygulamaya koyması gerektiğini söyledi. Buna göre Türkiye’nin kendine yeterli üretimi sağlayabilmesi için öncelikle atılması gereken adımlar şöyle;

  • İthal edilen ürünlerin yerel koşullarda üretiminin planlanması, 
  • Gençlerin tarıma özendirilmesi, 
  • Verimli arazilerin tarıma (geri)kazandırılması (özellikle İstanbul ve Ankara gibi büyükşehirlerin kendilerine yetebilecek üretimi yapabilmeleri açısından buralarda arazi geri kazanımı çok önemli), 
  • Her üretim bölgesinin yerel nüfusun gıda ihtiyacını karşılayacak arazi planları oluşturulması (ürün çeşitliliğinin bölgesel iklim ve arazi koşulları ile yerel kaynaklar gözetilerek planlanması),

‘Mevsimlik işçilerin koşulları düzeltilsin’

  • Mevsimlik işçilerin şartlarının salgın koşulları gözetilerek düzenlenmesi, 
  • Biyoçeşitliliğin korunması için gerekli tampon bölgelerin oluşturulması, 
  • Küçük üreticilerin üretime devam edebilmesi için gerekli koşulların sağlanması, üretici pazarlarının yaygınlaştırılması, 
  • Zengin protein muhtevası sebebiyle baklagil üretiminin öncelenmesi, 
  • Tarım ve Orman Bakanlığı’na ait toplam 35 adet Devlet Üretme Çiftlikleri’nde salgın zamanlarında gerekli olacak stratejik gıda ürünlerinin öncelikli olarak yetiştirilmesi…