Manşetİklim Krizi

Greenpeace: Bu yıl iklim krizinin maliyeti 145 milyar dolar

Fotoğraf: Shutterstock

Greenpeace, 2020’nin son gününde yaptığı açıklamada bu yıl iklim felaketleri sebebiyle 350 bin kişinin hayatını kaybettiğini, en az 17 milyon kişinin de evlerini terk etmek zorunda kaldığını belirtti.

Krizin faturasının 2020 yılında 145 milyar olduğunu aktaran Greenpeace “İklim krizinin aşısı yok, değişmeliyiz” ifadelerini kullandı. Türkiye ve dünyadaki iklim krizi bağlantılı felaketlerin derlendiği açıklamada iklim krizinin 2021’in ana gündem maddesi olması gerektiği söylendi. Açıklamada şu olaylara yer verildi:

Karbondioksit seviyesi rekor kırdı

  • Hawai’de bulunan Mauna Loa Rasathanesi’nin çaldığı çanlar, iklim krizine dair kötü haberleri duyurdu. Atmosferdeki karbondioksit miktarı, mayıs ayında 417 ppm ile en yüksek seviyeye ulaştı.
  • 2020’deki aşırı hava olaylarının katlanarak gezegendeki yaşamı tehlikeye atmaması için bu değerin 350 ppm’yi geçmemesi gerekiyordu.

Avustralya yangınları 240 gün sürdü

  • 2020’ye, 2019’dan miras kalan ve kontrol edilmesi 240 gün süren Avustralya’daki yangınlarla başladık. Yangın ve neden olduğu kara duman bulutları yüzlerce kişinin yaşamına ve milyarlarca dolarla ifade edilen kabarık bir faturaya mal oldu.

  • California, Colorado, Arizona, Washington yangınları ise 2020’de cereyan eden en büyük yangınlardan bir diğeri idi. Kuzey Amerika’da yangın bulutlarının etkileri Kanada’da gözlemlendi ve çeşitli projeksiyonlar yangın ile ortaya çıkan hava kirliliği ve partikül maddelerin Akdeniz kıyılarına kadar taşındığını gösterdi. Farklı iklim modelleri, hava koşullarına bağlı yangın olasılıklarının yüzde 30 yükseldiğini anlatıyor.
  • 2020’de Afrika ve Asya’da aşırı yağışlar, Sudan, Pakistan, Japonya, Çin ve Hindistan’ın ülke tarihlerinin yıkımı en büyük ve maliyeti en yüksek sel felaketlerinden bazılarını beraberinde getirdi. Nil ve Nijer nehirleri rekor yükseklik seviyelerine ulaştı.

Yaşadığımız en sıcak 3 yıldan biri

  • Avrupa yıl boyunca fırtına ve kasırgalarla mücadele etti. Siklonların hortum, kasırga ve fırtınalara dönüştüğü durumlarda Bengal Körfezi’ndeki ülkelerde, Kuzey ve Orta Amerika ülkelerinde taş taş üstünde kalmadı.
  • Diğer yandan sayılar 2020’nin yaşadığımız en sıcak 3 yıldan birisi olma yolunda ilerlediğini söylüyor. Soğuk ve sert iklimi ile bildiğimiz Sibirya’da olağan dışı sıcaklık ortalamaları gerçekleşti.
  • Benzer şekilde, Türkiye’nin pek çok bölgesinde rekor sıcaklık seviyeleri yaşandı. Yılın sonuna doğru neredeyse her ayın ortalama sıcaklık değeri tarihi seviyelere ulaştı. Ülkenin farklı noktalarında sel felaketleri nedeniyle can kayıpları yaşandı.

İlk kez kum fırtınası gördük

  • Hayatımızda ilk kez Anadolu topraklarında kum fırtınasını tecrübe ettik. Büyükçekmece’de, Karaburun’da gün içinde birden fazla oluşan hortumları izledik. Metropollerimizin sel felaketleri karşısında çaresiz olduğunu gördük.
  • Araştırmalar ışığında 2020’de iklim krizinin küresel faturasının yaklaşık olarak 145 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor. Yaklaşık olarak 3500 kişi ise hayatını kaybetti. Bir salgının ortasında sadece iklim krizinin tetiklediği afetler neticesinde en az 17 milyon insan evlerini tahliye etmek veya başka bölgelere göç etmek zorunda kaldı. Türkiye’de ise faturanın ne kadar kabarık olduğuna dair net bir tablo çizemiyoruz. Çünkü aşırı iklim olayları sonucu yaşanan kayıplara dair net veriler mevcut değil.

Ersoy: Fosil yakıtlardan vazgeçmeliyiz

Greenpeace Akdeniz İklim ve Enerji Proje Sorumlusu Gökhan Ersoy, iklim krizinin Türkiye’ye maliyetini bilmenin mücadelenin önemli bir ayağı olduğunu vurgulayarak şunları dile getirdi:

Ne yazık ki iklim krizinin yıllar sonrasına ya da sadece Kutuplara özgü bir sorun olmadığını günlük hayatlarımızda acı şekilde deneyimlemeye başlayarak gördük. Keşke bu kadar geç kalmadan harekete geçilebilse ve gerekli adımlar atılsaydı. Ne var ki hala bu krizle mücadele edebilmek için bir şansımız var.

Kum fırtınaları, hortumlar, sel felaketinde canını kaybedenler, kuraklık ve su sıkıntısı hayatımızın normali haline gelmeden önce bu gidişe ‘dur’ diyebilmemiz mümkün.

‘İklim krizinin aşısı yok’

“Burada esas görevin hükümetlere değiştiğini belirten Ersoy, “Su kaynaklarını tüketen, havamızı kirleten, iklimimizi değiştiren fosil yakıtlar bir an önce terk edilmeli. Yenilenebilir enerji kaynaklarımızın farkına varılmalı” dedi.

Yarını kurtarmak için bugünden vakit kaybetmeden temiz enerji kaynaklarına geçmemiz gerektiğini belirten Ersoy, “Pandemi ile mücadelede umutlarımız bulunacak aşılarda idi, ne yazık ki iklim krizinin bir aşısı yok. Tedavisi de yok. Ancak ve ancak kriz tüm hayatımızı esir almadan önce gerekli adımlar atılarak daha yaşanabilir ve daha yeşil bir dünya inşa edebiliriz” ifadelerine yer verdi.

 

Kategori: Manşet