İstanbul SözleşmesiKadınManşetTürkiye

EŞİK: Avrupa Konseyi, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme sürecini incelesin

Eşitlik İçin Kadın Platformu, (EŞİK) Avrupa Konseyi‘ne Türkiye‘nin İstanbul Sözleşmesi‘nden çekilme kararının iç hukuk sistemine aykırı olduğunu belirtti ve yapılan bildirimin yasallığıyla birlikte uluslararası hukuk açısından etkilerini incelemesi için bir çağrı mektubu kaleme aldı.

Mektupta, 2020 yılında yapılan ‘Türkiye’nin Nabzı’ araştırmasına göre, katılımcıların yüzde 64’ünün Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden ayrılmasını onaylamadığı da belirtildi.

‘Çekilme kararı toplumsal desteğe sahip değil’

Mektupta, Cumhurbaşkanı kararıyla sözleşmeden çekilmenin birçok kesim tarafından tepkiyle karşılandığı belirtilirken, sözleşmeden çekilme kararının iddia edildiği gibi toplumsal desteğe sahip olmadığı belirtildi:

Cumhurbaşkanı Kararı’nda ‘Sözleşme’den çekilme’ işlemine dair herhangi bir gerekçe sunulmadığı için, Karar’ın ardında yatan sebepler halk tarafından bilinmiyordu. Karar’ın gerekçesi daha sonra, 21 Mart tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından açıklandı. Bu açıklamada ‘Başlangıçta kadın haklarının güçlendirilmesini teşvik etmeyi amaçlayan İstanbul Sözleşmesi, Türkiye’nin toplumsal ve ailevi değerleriyle bağdaşmayan eşcinselliği normalleştirmeye çalışan bir kesim tarafından manipüle edilmiştir’ deniliyordu.

Son birkaç yıl içinde hükümetin çeşitli temsilcileri tarafından mütemadiyen buna benzer beyanlarda bulunulmuş olduğu içindir ki, bu ifadeler Türkiye’deki kadın ve LGBTİ+ hareketleri açısından hiç de şaşırtıcı değildir. İşin esası, bu iddianın aksine, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı toplumsal desteğe sahip değildir.

Temmuz 2020’de Metropoll Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi tarafından yapılan ‘Türkiye’nin Nabzı’ araştırmasına göre, katılımcıların yüzde 64’ü Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesini onaylamazken, fikri olmayanların oranı yüzde 19, çekilmeye açıkça destek verenlerin oranı ise yalnızca yüzde 17 idi.

Bundan bir ay sonra ise, büyük oranda kadın hareketinin başını çektiği farkındalık kampanyaları sayesinde, çekilmeye destek verenlerin oranı yüzde 7’ye düşmüştür.”

‘Diğer sözleşmelerden çekilmenin yolunu açabilir’

Mektupta, böyle bir kararın Lanzarote Sözleşmesi, CEDAW, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gibi sözleşmelerden çekilmenin önünü açabileceği ifade edildi:

EŞİK’in açıklamasında işaret edildiği üzere, bu karar Türkiye’nin Lanzarote Sözleşmesi, CEDAW ve hatta Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gibi kritik öneme sahip diğer sözleşmelerden ve dolayısıyla bu belgeler kapsamında korunmakta olan temel insan haklarından çekilmesinin yolunu açabilir.

Nitekim, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararında rol oynamış olan dar fakat siyasi olarak etkili çevreler, Lanzarote Sözleşmesi ve CEDAW karşıtı savunuculuk da yapmaktadırlar. Böyle bir girişim, sadece Türkiye’de hukukun üstünlüğüne ve demokrasinin geleceğine yıkıcı bir darbe vurmakla kalmamakta, Avrupa Konseyi’ne üye devletlerin, Konsey’in ve uluslararası insan hakları sisteminin temel prensiplerine bağlılığı üzerinde de son derece olumsuz bir etki yaratma potansiyeli taşımaktadır.”

Fotoğraf: sendika.org

‘TBMM’nin onayı alınmadı’

Avrupa Konseyi, süreci inceleyerek bu işlemin hukuka uygunluğu ve uluslararası hukuk açısından yaratacağı etkileri sorgulamaya davet edildi:

Çok taraflı uluslararası sözleşmelerden çekilme kararı, bu sözleşmelerin imzalanması ve onaylanması sürecinde izlenen ulusal hukuki usul yollarına ve süreçlerine bağlı kalınarak alınmak zorundadır. Bu yüzdendir ki, Türkiye’nin bu girişimini, yani bir devletin temel insan haklarını ilgilendiren bir uluslararası sözleşmeden kendi Anayasası’nı açıkça ihlal ederek tek taraflı olarak çekilmesini daha önce emsali olmayan bir örnek olarak görmek mümkündür.

Dahası, uluslararası hukuk alanında uzmanlaşmış önde gelen hukukçuların görüşüne göre, Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi’nin 5. Kısmı’nda yer alan ve devletlerin İstanbul Sözleşmesi gibi hayati nitelikteki uluslararası insan hakları sözleşmelerinden tek taraflı olarak çekilmesini zorlaştıran maddelere de bu noktada başvurulabilir.

Avrupa Konseyi’nin, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin onayı olmaksızın alınmış bu Karar’ın hukukiliğini incelemeden Türkiye’nin çekilme bildirimini kabul etmiş olmasını büyük bir üzüntüyle karşılıyoruz. Avrupa Konseyi’ni süreci inceleyerek bu işlemin hukuka uygunluğunu ve uluslararası hukuk açısından yaratacağı etkileri sorgulamaya çağırıyoruz.”