Doğa MücadelesiEkolojiManşet

Ekoloji Birliği: Nükleer sevdasından vazgeçilsin

Fotoğraf: John Miller/ ABC News

26 Nisan Çernobil Nükleer Felaketi’nin 34’üncü yıl dönümünde Ekoloji Birliği bir metin kaleme aldı. Metinde, nükleer santrallerin tehlikeleri ve zararları anlatılarak Türkiye’de inşaatı süren Akkuyu Nükleer Santrali’nin inşaatının durdurulması çağrısında bulunuldu.

Meydana gelen patlamanın havayı, toprağı, suyu ve diğer canlıları etkilediği ve etkilerin Rusya sınırlarını aşarak ülkemize kadar yayıldığının hatırlatıldığı açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

 Çernobil’e en yakın yerleşim yeri olan, Kiev’in 132 kilometre doğusundaki 49.360 nüfuslu Pripyat şehrinde bulunan santralda yapılan bir deney sırasında gerekli ve yeterli önlem alınamadığı için patlama meydana geldi ve 100’den fazla radyoaktif madde atmosfere yayıldı.

‘Hava, toprak, su ve canlılar etkilendi’

Radyoaktif maddeyle kirlenmiş bölgelerdeki yerli halktan 67 bin kişi, devlet emriyle tahliye edildi ve yasaklı bölge 30 kilometreye dek genişletildi. Kaza sonucu insanlar yaşamını yitirdi, yüzbinlerce insan süreç içerisinde çeşitli hastalıklara yakalandı ve sakat kaldı. Hava, toprak ve su zehirlendi, diğer canlılar etkilendiler.

Kaza yalnız Rusya’yı değil, bir sürü ülkeyi etkiledi. Ülkemiz de bu kazadan hatırı sayılır bir şekilde nasibini aldı ve özellikle Karadeniz’de yaşayanlar ciddi şekilde zarar gördü.

‘Ülkemiz bu tehlikeye sürüklendi’

Çernobil dışında 1957’den bu yana bir dizi nükleer kaza meydana geldiği belirtilen açıklamada 2011’de yaşadığımız Fukushima Nükleer Santral kazası örnek verildi:

Binlerce insanın ölümü ve sakatlanasına yol açan, zehirli atıklarına hala çözüm üretilememiş, sınırlı bir kaynağa mahkum olan nükleer santrallarda ısrar eden anlayışları kabul etmek mümkün değildir. Sorumsuz iktidarlar ülkemizi de bu tehlikeli serüvenin içine sürüklemişlerdir. Mersin ve Sinop‘da iki adet nükleer santral planlanmış ve ne yazık ki tüm mücadelelere ve yasal kazanımlara rağmen Mersin Nükleer Güç Santralı‘nın inşaatına başlanmıştır.

Daha inşaat aşamasında temelinde oluşan çatlarlar vb. nedeniyle gündeme gelen Akkuyu NGS, şimdi de Kovid-19 sürecinde çalıştırdıkları 6000’in üzerinde işçinin sağlık sorunları ile gündeme gelmektedir. Sinop NGS‘nin süreci ise nükleer karşıtı mücadelenin uzun soluklu mücadelesi sonucu uzatılmış ve gelinen noktada da Japonlar projeden çekilmişlerdir.

‘Enerji açığı iddiası bir yalan’

Nükleer santral yapma gerekçesi olarak kullanılan enerji açığı iddiasının yalan olduğu belirtildiği açıklamada nükleer santral açmak yerine atılabilecek önlemler şöyle sıralandı:

Halkın enerji ihtiyacı gözden geçirilmeli, enerji verimliliği ve enerji tasarrufu uygulanmalı ve gerekli enerji doğaya zarar vermeyecek şekilde planlanacak tamamen yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanmalıdır. Kapitalizmin ekolojik talan ve yıkım projelerinin etkileri Covid-19 salgını ile birlikte daha fazla görünür oldu. İnsanlar can derdinde iken siyasi iktidar bu krizi fırsata çevirerek ekolojik yıkım projelerini uygulamaya ve ÇED süreçlerine devam ediyor.

Nükleer ölüm demektir, savaş demektir. Ülkemizde ve tüm dünyada nükleer sevdasından bir an önce vazgeçilmeli, Akkuyu Nükleer Santralı inşaatı durdurulmalı ve kaynaklar sağlık ve yoksullukla mücadelede için kullanılmalıdır.