İklim KriziManşet

COP21 ve terörle mücadele bağlamında Paris saldırıları

Sebastián Núñez, Flickr (CC BY-SA).

Oliver Tickell‘ın The Ecologist‘de yayınladığı yazıyı Yeşil Gazete gönüllü çevirmeni Özge Geyik‘in çevirisiyle sunuyoruz.

***

Paris’teki terörist saldırısının tam da 2009’dan bu yana gerçekleşecek olan en geniş kapsamlı iklim zirvesi olan COP21 öncesinde meydana gelmesi bir tesadüf mü? Belki de öyle. Yine de, bu koşullar altında elle tutulur iklim kararlarının alınması ihtimali zayıflıyor ve bu ihtimalin sonucu da diğer petrol üreticilerinin yanısıra IŞİD’in de ekmeğine yağ sürecek cinsten (IŞİD, petrol satışından yılda yaklaşık 500 milyon dolarlık gelir elde ediyor).

Sebastián Núñez, Flickr (CC BY-SA).

Sebastián Núñez, Flickr (CC BY-SA).

13 Kasım’da yaşanan Paris saldırılarıyla ilgili söylenebilecek ilk şey en ağır cezayı hak eden tüyler ürpertici bir eylem olması. Saldırganlar, kendini askeri mühimmatla savunma imkanı olmayan ve bu sebeple kolay hedef olan sivilleri hedef aldı ve insan yaşamını hor gördü. Fakat, Neden Paris? ve Neden şimdi? soruları önemli. Fransa’nın Suriye sınırlarında IŞİD’e karşı hava saldırıları düzenlediği doğru. Paris ve benzeri diğer büyük şehirlerin etrafını çevreleyen yoksul mahallelerde sosyal yaşamdan dışlanmış banliyö gençleri arasında önemli boyutta durumundan memnuniyetsizlik ve öfke olduğu ve IŞİD’in bu şartlar altında arasına katılacak üyeler bulmasının daha kolay olduğu da doğru.

Yine de, tüm sebep bu mu? Altı yıl önce Kopenhag’da gerçekleşen COP15’ten bu yana iklim zirvelerinin en büyüğü olacak olan COP21 zirvesi yalnızca birkaç hafta sonra Paris’te gerçekleşecek. Bu etkinlikte ivediyetle ihtiyaç duyduğumuz küresel karbon salımını düşürmek ve küresel ısınmayı 2 dereceyle sınırlandırmak için önemli adımlar atılması bekleniyor. Bu da IŞİD üyeleri veya en azından kumandanları tarafından biliniyor olması gereken bir durum.

COP21 ve Saldırılar Arasında Bağlantı Olabilir mi?

Bu soruyu yanıtlamak için öncelikle bu saldırıların COP21 için ne anlama gelebileceğine bakmamız gerek.

Müzakerelerin gerçekleşeceği Le Bourget’teki konferans merkezinin Paris merkezine ve sivil halkın erişimine normalde olacağından daha da kapalı hale gelecek olması tahmini oldukça kolay bir sonuç  Le Bourget, Paris’in ana havalimanlarından birine ev sahipliği yapan ve VIP’lerin havaalanı ve konferans merkezi kompleksinin dışına çıkmasına gerek bırakmayan bir nokta.

Fransa’nın Le Bourget için halihazırda yüksek güvenlik önlemleri aldığı şüphesiz. Fakat Paris saldırılarından sonra bu önlemler daha da katlanacaktır. Barikatlara hazırlıklı olun.

Gazetecilerin, aktivistlerin ve hatta bazı iş adamları/kadınlarının bile bile daha sıkı güvenlik aramalarından geçmelerine, uzun kuyruklarda beklemelerine ve uzun yollardan iklim için gelenlerin keyfi geri çevrilmelerine hazırlıklı olun.

Liderlerin, politikacıların, müzakerecilerin Paris’in merkezine gitmek yerine konferans merkezinin güvenli sularında kalacak olmalarına hazırlıklı olun.

Ya Sivil Toplum?

Daha güçlü ve etkin kararlar alınması veya iklim hareketinde kendi yol haritalarını çizebilmek için yaklaşık on bin iklim aktivistinin dünyanın çeşitli yerlerinden Paris İklim Zirvesi’ne gelmesi beklenmekte.

Sadece Le Bourget’te değil, tüm Paris genelinde gerçekleşmesi planlanan pek çok etkinlik, konferans ve eylemin daha sıkı güvenlik önlemleriyle karşı karşıya kalacağı neredeyse kesin.

Polisin aktivistler arasında teröristlerin de barınmasından korktuğu kesin ki zaten çoğu polise göre de barışçıl göstericilerle teröristler arasında çok büyük bir fark yok. İki grup da düşman olarak görülmeye yatkın.

Aynı zamanda aktivistlerin kendileri de terörizmden haklı olarak korkabilir. Paris saldırıları bize herkesin hedef haline gelebileceğini gösterdi. İklim eylemcilerinin daha güvende hissetmesini gerektirecek bir sebep yokken Paris sokaklarına doluşan binlerce insanın tehdide açık bir hedef oluşturabilecek olması da bir gerçek.

Yukarıda belirtilen sebeplerden ötürü Paris saldırılarının COP21 üzerinde soğutma etkisi yapması muhtemel. Terörizm tehdidi ve yoğun polis gözetimi altında öncesinde katılması tahmin edilen bu binlerin sayısının düşmesi ve politik etkisinin azalması da aynı şekilde.

Odaktan Uzaklaşan İklim

Konferans dahilinde ortaya çıkması muhtemel bir diğer sonuç da iklimin odak merkezi olmaktan çıkması ve terörizm ile güvenlik meselelerinin yeniden ana konu haline gelmesi.

Müzakereciler elbette ki her zaman yaptıkları gibi köşeli parantezler içinde tartışmaya devam ediyor olacaklar. Dünya liderleri büyük ihtimalle güvenlik meselelerini tartışmak için COP21 fırsatını kaçırmayacağından hükümetlerin de altına imzalarını atacağı “büyük resmi” görme ihtimali her zamankinden daha düşük görünüyor.

İklim bütçesinden çevre mevzuatlarına, zirvede gündem maddesi olan pek çok konunun hükümetler arası anlaşmaya bağlanması iklim odağından uzaklaşan dünya liderleriyle sekteye uğrayacaktır.

Bütün bu olanlar elbette bir rastlantı da olabilir. Paris belki de sadece IŞİD’e yönelik gerçekleşen Fransız müdahalelerinden ötürü seçilmişti. Belki de COP21, sadece değişen güç dengeleri yüzünden başarısız olacak.

IŞİD Kurumsal Çıkarlarını mı Savunuyor?

Financal Times’in geçtiğimiz hafta yazdığı IŞİD A.Ş.: Petrol Cihatçıları Nasıl Besliyor? başlıklı yazısında belirttiği gibi, “Petrol, IŞİD’I besleyen altın madeni -savaş teçhizatları ve elektrik sağlamakla kalmayıp fanatik cihatçıların komşu ülkelerde gücünü korumasında da kalırdaç görevi görüyor. “

“Yerel tüccarların ve mühendislerin tahminine göre IŞİD kontrolündeki yerlerde ham petrol üretimi 34.000-40.000 varil arasında. Varil başına fiyatı 20-40 ABD doları arasında değişen petrolün örgüte getirisi yaklaşık 1,5 milyon ABD dolarını buluyor.”

“Dış desteğe bağımlı terörist örgüt El Kaide’den farklı olarak IŞİD, ekonomik gücünü bölgede büyük miktarlarda kullanılan petrolün tekelini elinde bulundurmaktan alıyor. Irak ve Suriye pazarı IŞİD’e ithalata gerek duymadan kazanç sağlamasını mümkün kılıyor.”

IŞİD’in istekleri elbette bununla bitmiyor. İşgal ettiği bölgelerdeki konumunu sağlamlaştırırken, etki alanını diğer bölge ve ülkelere genişleterek petrol temelli ekonomiye dayalı halifeliği kurmak istiyor. Bu yüzden isteyeceği son şey fosil yakıt tüketimini sınırlandıracak küresel bir iklim anlaşması olacaktır.

Varil başı petrol fiyatları 50 ABD doları gibi düşük bir düzeyde. Uluslararası Çevre Ajansı, varil başı fiyatı 2011-2014 yılları arasında 100 ABD doları seviyesinde olan petrolün günümüz değerine düşmesinin, OPEC (petrol ihraç eden ülkeler; Cezayir, Angola, Ekvator, İran, Irak, Kuveyt, Libya, Nijerya, Katar, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Venezuela) ülkelerinin gelirlerinde yaklaşık yarım trilyon dolarlık düşüşe sebep olduğunu belirtiyor. Bu durum, 4 Aralık’ta Viyana’da toplanacak olan bu ülkeler arasında gerginliğe sebep oluyor.

Başlıca sorun Suudi Arabistan’ın ABD, Kanada, Birleşik Krallık vb. ülkelerin ihtiyacını karşılamak için aşırı üretim yapıyor olması ve bu aslan payının gelecek yıllarda artmaya devam etmesini beklemesi.

Bu yüzden OPEC ülkeleri 2040 yılına kadar petrol talebinin günde 111’den 132 milyon varile artmasını öngörüyor. Fakat, Uluslararası Çevre Ajansı, en esnek karbon sınırlamalarıyla dahi talebin günlük 100 milyon varile düşeceğini ve doğal olarak daha sıkı düzenlemelerle bu sayıdan da az olacağını belirtiyor. Bu da yalnızca IŞİD’in değil tüm petrol ihracatçısı ülkelerin korktuğu ve kaçındığı bir durum.

Bağlantı Var mıydı Yok muydu?

Paris saldırılarını IŞİD’in yaptığı düşünüldüğünde, COP21’de alınması muhtemel etkin iklim kararlarının önüne engel koymak azmettirici bir unsur muydu? Böylece gelecekte de petrol talebini garantilemek ve bolca paranın tadını çıkarmak?

Diğer alternatifler arasında, yer ve zamanı açıklayabilecek ihtimallerden biri diyelim. IŞİD’in yalnızca kendi çıkarlarına göre hareket etmesi de şart değil. IŞİD ile petrol üreticisi diğer ülkeler arasında bir ihtilaf olduğunu iddia etmesem de ortak çıkarların olabileceğini görmek çok da zor değil.

Sebep bu olsun olmasın, bu saldırılardan çıkarmamız gereken bir sonuç var. Küresel enerji bağlamında fosil yakıtların payını azaltma çabaları artık yeni bir boyut kazandı.

Evet, elbette hala iklimle alakalı bu çaba. Fakat artık ulusal ve küresel güvenliği sağlamak da fosil yakıt talebinin Uluslararası Çevre Ajansı’nın tahminlerinden daha da hızlı düşürülmesi gerekliliği için önemli etmenler.

Bunu sağlamadaki en önemli adımlardan biri gelecek ay Paris’te etkili anlaşmalara varılması ve enerji kuruluşları ile yatırımcılara petrolün akıllı bir yatırım olmadığı mesajının net bir şekilde verilmesidir. Bunun yerine kaynaklarını geleceğin temiz, yeşil ve yenilenebilir enerji kaynaklarına ayırabilirler.

Sonuç olarak, Paris halkıyla dayanışmanın yanısıra güçlü ve etkili bir iklim anlaşması için liderlere sesimizi duyurmalıyız.

Yazının İngilizce Orijinali

Yazar: Oliver Tickell

Yeşil Gazete için çeviren: Özge Geyik

(Yeşil Gazete, The Ecologist)

Kategori: İklim Krizi