DoğaManşet

Çin’de 28.000 nehir birden nereye kayboldu?

TheVerge.com’da Amar Toor imzasıyla yayınlanan haberi Yeşil Gazete gönüllü çevirmenlerinden Özde Çakmak‘ın çevirisiyle sunuyoruz.

***

Ürkütücü hükümet araştırması, Çin’in su krizine ışık tutuyor.

Yıllar boyunca Çin sınırları içinde yaklaşık 50,000 nehre sahip olduğunu iddia etti. Şimdi ise bu nehirlerin yarıdan fazlası aniden sırra kadem bastı.

Geçen hafta, Çin’in Su Kaynakları Bakanı ülkenin akarsu yatakları ile ilgili su kaynaklarındaki şaşırtıcı düşüşü gözler önüne seren üç yıllık bir araştırmanın sonuçlarını açıkladı. Yapılan sayıma göre, 2011 yılında Çin’de her biri asgari 100 kilometre kareyi kaplayan 22,909 nehir vardı. Bu durum, hükümetin önceki tahminlerinden yaklaşık 28,000 adetlik bir düşüşe işaret ediyor, çevreciler arasında korku yaratıyor ve Pekin’i savunma konumuna geçiriyor.

Son yıllarda Çin’in en uzun nehirlerinin, Yangtze ve Sarı, su seviyelerinde azalma görülmekteydi; fakat, hükümetin araştırması – bugüne kadarki en kapsamlı olanı – ülkedeki krizin büyüklüğü ve önemine dair yeni bilgiler sunabilir.

South China Morning Post’a göre, yetkililer düşüşü küresel ısınmaya ve önceki tahminlerin 1950lerden kalma eksik topografi haritalarına dayandığını söyleyerek geçerliğini yitiren haritalama tekniklerine bağladı. Buna rağmen, uzmanlar doğrudan rol oynayan daha çok faktör – patlak veren ekonomik gelişme ve kötü çevresel yönetim – olduğu görüşünde.

Pekin-merkezli Kamu ve Çevre İşleri Enstitüsü Başkanı Ma Jung güncellenen haritalama tekniklerinin nehir tahminlerindeki bazı farklılıkları açıklayabileceğini kabul ediyor, fakat hükümetinbulgularının bağımsız çalışmalarla doğrulandığına dikkat çekiyor.

“Araştırmamız, bazı bölgelerde, özellikle de Çin’in kuzeyinde, nehirlerin kuruduğunu ya da mevsime bağlı nehirlere döndüğünü göstermekte,” diyor Ma The Verge ile telefonda yaptığı bir röportajda. Bu doğa olayı için ormansızlaştırmadan bir ölçüde iklim değişimine kadar çok sayıda açıklama mevcut, fakat Ma öncelikli iki katalizörün kirlilik ve aşırı nüfus olduğunu söylüyor.

Birlikte potansiyel olarak yıkıcı bir kombinasyon meydana getiriyorlar. Çin’in mantar gibi çoğalan nüfusu, kısıtlı su stoğunu daha da azaltırken ülkede aşırı boyutlara varan sanayileşme çok sayıda nehri kirletiyor.

“An itibariyle kirlilik boşaltımı sahip olduğumuz sayılı temiz kaynağı da yok ediyor,” diyor Ma.

Çin’de kirlilik sorununun boyutu, geçen ay Şangay ve Jiaxng’de 12,000’den fazla domuzun cesedi kıyıya vurduğunda dehşet verici biçimde açığa çıktı. Ziraii ve sanayi atıkların sözde “kanser köyleri”nin – kanser oranlarının özellkle yüksek olduğu yerlerin takma adı – suları kirletmesiyle insanlar üzerinde de bariz etkisi var.


 

 

Bu vakalar, kontrolsüz ekonomik gelişimin çevresel maliyeti hakkında endişe uyandırırken Çin’deki su krizi de daha çok dikkat çekti. Oysa, Çinli meclis üyeleri yıllardır bu sorunlarla boğuşuyorlardı.

Çin’in modern su yönetimi sistemi, bir dizi yıkıcı sel felaketinin Mao Zedong’u birtakım baraj, rezervuar ve boşaltma kanalı siparişi vermeye zorladığı 1960lı yıllara dayanıyor. Mao’nun altyapısı sel felaketlerinin önlenmesine yardımcı oldu, ama aynı zamanda bir zamanlar Kuzey Çin Ovası’na dökülen nehirleri bloke ederek ekolojik dengesizlikler de yarattı. Sonuç olarak, bölgedeki göller ve dereler kurumaya, çiftçiler kuyu sularını tüketmeye başladı.

Nüfusun artması, Çin’in stok sorunlarını yalnızca arttırdı. Ekonomik İşbirliği ve Gelişme Organizasyonu’nun (OECD) 2006’da yaptığı bir çalışmaya göre, 1949 yılından beri Çin’de su kullanımının beş kat artması hükümeti daha katı önlemler almaya zorluyor.

Çin 2008’de Üç Geçit Barajı’nın – ülkenin mühendislik harikası diye müjdelediği muazzam bir hidrogüç projesi – açılışını yaptı. ölümcül toprak kaymaları ve yaklaşık 1.4 milyon insanın yerinden edilmesiyle sonuçlanan talihsiz ekolojik ve sosyal etkileri olsa da bugün dünyanın en büyük hidrogüç yapısı.

Hükümet, 2011’de bu tehlikeleri açıkça kabul etti, ama Güney-Kuzey Su Transferi Projesi’ni – New York Times’ın “Çin’in en hırslı doğayı zapturapt altına alma girişimi” olarak nitelediği daha da görkemli bir proje – inşa etme niyetini sürdürdü. 62 milyar dolarlık girişim tamamlandığında, Çin’in çoktan susuzluktan harap olan güney bölgesinin suyunu kuzeydeki Sarı ve Hai nehirlerine yöneltecek.

Ma, Su Transferi Projesi’ni “ilk yardım çabası” diye tanımlıyarak Çin’in kuzey bölgesindeki vahim duruma işaret etse de bunu uzun süreli geçerli bir çözüm olarak görmüyor.

“Bu proje olmazsa susuz kalabilirler,” diyor, “ama büyük ihtimalle yeniden yönlendirilen suyun mevcut hacmi bile talebi karşılamaya yetmeyecektir.”

Ma ve diğerleri Çin’in su ikmalini yeniden paylaştırmaktansa bunun yerine talebi kontrol etmeye ve kirliliği düzenlemeye odaklanması gerektiğini söylüyorlar.

OECD’nin Çevre Müdürlüğü’nde su ekibi başkanı Xavier Leflaive, Çin’in daha sorumlu su kullanımını teşvik etmek ve tarım arazilerindeki bozulumu engellemek için suni gübre desteğini aşamalı olarak azaltırken piyasaya dayalı reformlar uygulaması gerektiğini söylüyor.

 

 

Bu sorunlarla karşı karşıya kalan tek ülkenin Çin olmadığını kabul ediyor; önümüzdeki 30 yıl içinde küresel çapta su talebinin %55 artması bekleniyor, Hindistan gibi hızla gelişmekte olan ülkeler benzer krizlerle yüzleşmekte. Fakat, Pekin’in kendine has ekonomik ve sosyal gelişmeleri durumunu bir kat daha acil kılıyor. “Bu küresel trend, Çin’de şehirleşme ve ekonomik gelişmenin hızı ve çapı ile güçlü denetim, teftiş ve yaptırım imkanlarının eksikliği ndeniyle şiddetleniyor,” diyor Leflaive The Verge ile e-mail üzerinden yaptığı röportajda. “Bu eksik, diğer türlü aklı başında politikaların, yaaların ve düzenlemelerin etkisini sınırlıyor.”

Çin su kullanımı ve çevreyi kirleten maddeler – “üç kırmızı çizgi” deniliyor – ile ilgili daha sert düzenlemeler getirdi, fakat bunlar hızla gelişen, yayılmacı bir ekonomide zorla dayatılıp dayatılamayacağını göreceğiz.

 

“Suçluları acımadan cezalandır ve yasayı demir yumrukla uygula”

İyi haber şu ki Çin hükümeti çevre yönetimine daha sert bir tutum almaya istekli görünüyor. Pekin geçmişte seragazı emisyonlarını düzenlemesi çağrılarına dudak büker, ekonomik refahı için cezalandırılmaması gerektiğini ileri sürerdi. Ama Başbakan Li Keqiang geçtiğimiz haftalarda ülkesinin çevre sorunlarında daha şeffaf olma sözü vererek çevre bilinci daha yüksek bir ton tutturdu.

“Toplumda rahatsızlığa yıl açınca bu sorunları çözmek için geç kalıp sonra acele etmektense adımları şimdiden, bir an önce atmalıyız,” diye konuştu Li geçen ay.

Başbakan ayrıca Mart ayında düzenlediği ilk basın konferansında açıkladığı gibi kirlilik ile ilgili mevcut düzenlemeleri uygulama sözü verdi.

“Bu hükümet, bu tür kirlilikleri temizlemek için daha çok kararlılık gösterecek ve daha çok uğraş verecektir,” dedi Li. “Durumla yüzleşmeli, suçluları acımadan cezalandırmalı ve yasayı demir yumrukla tatbik etmeliyiz.”

 

Yeşil Gazete için çeviren: Özde Çakmak

Yazının özgün hali (ingilizce)

(The Verge, Yeşil Gazete)



 

 

Kategori: Doğa