Köşe Yazıları

Almanya genel seçimlerinin Alman medyasına yansımaları – Dilara Çatak

24 Eylül 2017’de Almanya’da 19. genel seçimler gerçekleşecek. 22 Eylül 2013’te gerçekleşen genel seçimlerin sonucu olarak Almanya’da şu anda Angela Merkel’in başkanlığını yürüttüğü merkez sağ CDU ve Sosyal Demokrat SPD’den oluşan büyük koalisyon yönetimi sürdürmekte. Yaklaşan seçimlerde CDU başkan adayı olarak Angela Merkel ile yoluna devam ederken, SPD Simon Gabriel’e veda edip Avrupa Parlamentosu eski başkanı Martin Schulz’u başkan adayı olarak öne çıkardı. Yeşiller Partisi (die Grünen) eş başkan adayları Cem Özdemir ve Katrin Göring-Eckardt ile seçim yarışına katılırken, Sol Partisi (die Linke) eş başkan adayları olarak Sahra Wagenkecht ve Dietmar Bartsch ile, radikal sağ parti olarak ön plana çıkan Neonazi temsilcisi olarak görülen Alternatif Almanya Partisi AfD ise Alexander Gauland ve Alive Weidel ile seçime hazırlanmaktalar. Liberaller Partisi FDP ise Christian Lindner’in adaylığı ile meclise geri dönüşlerini hedeflemekte. Seçime sayılı günler kala Almanya medyasının da ana gündemi genel seçim haberlerinden oluşuyor. Bu yazı özellikle yazılı basında yaklaşan seçimlerle ilgili çıkan haberlerin küçük bir değerlendirmesidir.

Yeşiller Partisi (die Grünen) 24 Eylül’de gerçekleşecek seçim yarışına eş başkan adayları Cem Özdemir ve Katrin Göring-Eckardt ile katılıyor

Yaklaşan genel seçimlerle ilgili ana basında çıkan haberlere bakıldığında ilk öne çıkan şey seçim kampanyasının en güçlü iki adayı olarak gösterilen, şu anda da Almanya’nın şansölyesi olarak görevini sürdüren Merkel ve partisi CDU ile SPD’nin adayı Schulz’un her türlü açıklamalarının bir haber değeri olarak görülmesinin yanında, şu anki hükümette bulunan diğer iki parti die Linke ve Yeşiller’in medyada aynı ilgiyi görmemesi. Sol Parti ve Yeşiller’in seçim kampanyalarına dair çok kısıtlı haberler yapılmakta ve daha çok eleştirel yazılar görülmekle beraber oy oranlarında düşüş olacağı da çıkan haberler arasında yer alıyor. Bir diğer önemli tema da AfD’nin büyük tartışma yaratan aşırı sağcı seçim kampanyası ve gitgide artan popülerliği. AfD’nin yükselişinin önemli sebebi Merkel’in mülteci konusundaki yaklaşımı ve Almanya’ya kabul edilen mültecilerin sayısının çokluğu olarak gösteriliyor. Seçim anketlerine göre CDU’da da bir düşüş beklenmekte, ve bu düşen oyların AfD’ye kayacağı düşünülüyor. FDP ise 2013 seçimlerinden sonraki geri dönüşü ile merak uyandırmakta. Büyük ve önemli seçim anketlerine bakıldığında CDU/CSU yaklaşık yüzde 35 civarındaki oyları ile liderliği sürdürürken, onu yüzde 20 dolaylarıyla SPD takip etmekte. AfD, die Linke, FDP ve Yeşillerin ise artı eksi yüzde 9 civarında oy alması bekleniyor.

Seçim tartışmaları ve gazetelerin köşe yazıları arasında en çok öne çıkan konu mülteci ve göç politikları ve partilerin bu konudaki yaklaşımları. Ekonomik tartışmalar, Almanya’daki işsizlik oranı gibi meseleler ise arka planda. Medyanın ilgisini çeken bir diğer önemli konu da özellikle SPD ve CDU’nun Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilişkiler konusundaki yaklaşımları. Martin Schulz şansölye olarak seçildiği takdirde Türkiye ile AB görüşmelerini durduracağını söylerken, Merkel bu konuda SPD ile aynı duruşta olmadığını ifade ediyor. Bunun yanında Martin Schulz’un da beklenen yükselişi gösteremediği bir diğer önemli tartışma konusu. Gabriel’in yerine Schulz’un gelişi en başta bir heyecan yaratsa da, bir süre sonra Schulz’un da beklentileri yerine getirmediği  ortaya çok fazla yenilik koymadığı ve Merkel’in gerisinde kalacağı düşünülmeye başlandı.

Yaklaşık 10 gün sonra gerçekleşecek seçimin sonuçlarının neler getireceği, hangi partinin kiminle koalisyona gireceği belirsizliğini koruyor. Seçim yarışına katılan hiçbir parti AfD ile işbirligi yapmak istemiyor. Bu da AfD’nin meclise girse bile oluşacak olası koalisyonlarda yer alamayacağını gösteriyor. Anket sonuçlarına göre yapılan tahminlerde FDP ve Yeşillerin beraber hareket edeceği ihtimali ve CDU ile yönetime katılacakları düşünülüyor. FDP’nin mülteci ve göçmen konusundaki açılımı ile iki partinin uzlaşabileceği bir köprü olduğu belirtilen görüşler arasında yer alıyor. Fakat FDP adayı Lindner ve Yeşiller de açıklamalarında iki partinin CDU ile birlikte bir koalisyona girmelerinin özellikle mülteci, çevre koruma ve enerji politikaları konusundaki uzlaşmazlıklardan ötürü çok zor göründüğünü belirtiyor.

 

Dilara Çatak

Humboldt Üniversitesi Sosyal Bilimler Master Öğrencisi

ManşetYeşillerden

Almanya Yeşiller’inden eğitimde vejetaryen yemek önerisi: ‘Veggie-Day’

Almanya’da Yeşiller Partisi okul yemekhanelerinde öğrencilere haftada 1 gün vejateryen yemek verilmesini önerdi. Yeşiller, eylül ayında yapılacak federal meclis seçimlerinin ardından iktidara gelmeleri halinde, ‘Veggie-Day’ olarak adlandırdıkları et ve et ürünlerinin yer almadığı menülerin hazırlanacağı yemekhane gününü uygulamaya koymayı hedeflediğini açıkladı.

Yeşiller Partisi’nden Katrin Göring-Eckardt, perşembe günleri okul yemekhanelerinde öğrencilere vejetaryen yemek sunulmasını önerirken, birçok kent ve şirkette bu yönde uygulamalar olduğunu anlatırken, “Her gün iki hamburger yemeye gerek yok” dedi. Göring – Eckardt, bir Alman vatandaşının yılda ortalama 60 kilogram et tükettiğini, bu oranın azaltılmasının endüstriyel hayvancılık ve gıda skandallarının azaltılması bakımından da önemli bir adım olacağını vurguladı.

Öte yandan Yeşiller’in bu önerisine diğer siyasi partiler kuşku ile yaklaştı. Hıristiyan Sosyal Birlik Partili (CSU) Almanya Tarım ve Tüketiciyi Koruma Bakanı İlse Aigner, dengeli bir beslenmeye ihtiyaç bulunduğunu, et tüketiminin de sağlıklı beslenmenin önemli bir parçası olduğunu söylerken Hür Demokrat Parti’nden Rainer Brüderle de, Yeşiller Partisi’nin önerisini eleştirirken, bu önerinin arkasından “Elyaf günü, bisiklet günü ve yeşil tişört gününün mü geleceğini sordu.

Katrin Göring-Eckardt

Almanya’da Sağlık sigortası Techniker Krankenkasse, şubat ayında yayımladığı raporunda Almanya’da vatandaşların, özellikle de erkeklerin önerilen miktarın üzerinde et ve et ürünleri tükettiğine dikkat çekmişti. Çevre örgütleri, et tüketiminin yüksek düzeyde olmasının yalnızca insan sağlığı ile ilgili olmadığı, hayvancılık için daha fazla arazi kullanımına yol açtığı ve atmosfere zararlı sera gazı salınımını da tetiklediği uyarısında bulunduğu hatırlatıldı.

 

Kategori: Manşet