Köşe Yazıları

Çatılara güneş enerjisi sistemleri, hemen ve şimdi! – Alper Öktem

Çatıların üstüne  küçük ölçekli güneş elektriği sistemleri neden kurulmuyor. Eksik bir şey mi var?

Türkiye’nin güneş enerjisi gücü 31 Aralık 2015 itibari ile 248,8 MW, 30 Haziran 2016 itibari ile ise 505,9 MW’a ulaştı.6 ayda  %100’ü geçtik ama, ne bu artışta ne de toplam 505 MW içinde çatıların üstüne kurulan 10 kW‘a kadar kurulu gücü olan küçük ölçekli güneş elektriği sistemlerinin payı yok gibi. (http://solar.ist/turkiye- gunes-enerjisinde-5621-mwa- ulasti/)

Avustralya’nın küçük ölçekli güneş elektriği sistemlerinin (çatı üstü güneş elektriği) kurulu gücü 5 GW sınırına yaklaşmış durumda. Bu güç 1.558.689 adet kurulumdan oluşuyor. (http://solar.ist/avustralya- cati-ustunde-5-gw-sinirinda/)

19

Ne demiştik, yurttaşlar  evlerinin çatısına  küçük ölçekli bir Güneş Enerjisi Santrali (= G.E.S) kurunca bunun adı Y.E.S.olsun, Yurttaşın Enerji Santrali. Zaman zaman yurttaşların enerji santralı kavramına denk düşen halkçı enerji sözünü de kullanıyorum. Bu kavrama tabii kooperatifler ve başka türlü birlikler de giriyor.

Bir de yazının sonuna eklemiştim: Y.E.S.! Yapabiliriz.

Ama olmuyor. Günısı‘da dünyada 2’nciyiz ama çatılarda küçük ölçekli Güneş Enerjisi Santrali kurulmasında gelişme yok gibi. Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmelik ve Tebliğde 23 Mart 2016 tarihinde yapılan değişiklikler ile yurttaşların çatılarda güneşten elektrik üretmesinin önü esas olarak  açıldı, şikayet konusu olan hususlarda önemli düzeltmeler yapıldı. Ama Yurttaşın Enerji Santrali Y.E.S. olarak tanımladığım bu alanda hareket başlamadı. Belki aradan geçen 5 aylık süre çok kısa  sayılır ama bu noktada bir değerlendirme yapmak gerekiyor.

Yurttaşların enerji santrali kurmasının yolları

1)      Enerji Kooperatifi kurmak

2)      Tüketim birleştirme çerçevesinde apartman, site, köy, yazlık vs (çatılara) kurmak

3)      Kendi çatınıza kurmak  (x)

Yeni bir teknoloji var, çok yararlı, ekonomik açıdan anlamlı. Ne yapmalı? Bunu insanlara duyurmalı, bilgilendirmeli, sorulara cevap vermeli, örnekler göstermeli.

Nasıl yapmalı? Güneş enerjisi savunucuları bir araya gelip imkanları ölçüsünde kendi Y.E.S. lerini kurarken, doğrudan kendilerine yararlı olmasa da sosyal sorumluluk projeleri, örneğin ‘Herkese Güneş Enerjisi Santrali’ gibi bir özyardım programı hayata geçirebilirler. Bunun dışında pozitif örnek yaratmak için bağış kampanyaları ile mesela cemevlerine, camilere, okullara kurabilirler.

Kim yapacak? Nükleer ve termik karşıtı aktivistler, iklim aktivistleri demiştik.

Ama görülüyor ki bunları kim yapacak sorusuna daha fazla ve gerçekci cevaplar bulmalıyız. İlk adımların atılmasında öncülüğü kimler başarı ile üstlenebilir?

Bu noktada 2015 yılından bir önerimi yeniden ele almak istiyorum: Belediye-halk işbirliği. Bunu  yalnızca kooperatif yahut belediye iktisadi kuruluşu vb gibi yapılarla ortak yatırımlar gerçekleştirmek amacı ile sınırlamamak gerekiyor.Bu işbirliği Y.E.S. lerin yaygınlaşması için devlet  tarafından verilecek teşvikler kadar önemli ve daha politik çünkü toplumsal dinamizmi harekete geçirmek istiyor.

Özellikle belediyelerin danışmanlık hizmeti vermesi ve bu konuda gönüllülerden yardım almasını ve bu güçbirliğinin belediyelerin ve sivil toplumun  imkanları ile tanıtım yapmalarını öneriyorum. Keza yeni bina yapacak müteahhitlerin, mimarların ve mühendislerin ikna edilmesi, projelerine güneş enerjisinden elektrik üretmeyi almaları bu yolda önemli bir adım olacak. Güçbirliğimizin tüketim birleştirme noktasında Site ve apartman yönetimlerine sunumlar yapmak, çözümler önermekle teşvik edici olabileceğini düşünüyorum.

Belediye-halk işbirliğini bir yuvarlak masa yahut çalışma grubu gibi düşünebiliriz. Hangi görevle hangi kuruluşta olduklarının ötesinde Güneş Gönüllüleri diyebileceğimiz anlayış ve motivasyonla bu çalışmaya gelen insanlar, belediyeden görevliler, ilgili odalardan güneş enerjisi taraftarları, sektör temsilcileri ve aktif yurttaşlar bir çalışma grubu, eylem grubu oluşturabilirler. Kooperatif girişimcileri burada belli olur, bir sosyal proje olarak GES kurulumlarının finansmanı (bağıs toplamak) burada görüşülür. Kimi problemler burada çözülür, örneğin firmaların en küçük panel işini en büyük işten ayrı görmemesi anlayışı geliştirilir. Kurulum için gerekli kalifiye eleman yetiştirilmesinden gönüllü kalite kontrol mekanizmalarına dek tedbirler görüşülür. Kimbilir belki  bu çalışma grubu kentin karbondioksit emisyonunu düşürmek için yapılacak çalışmalarda strateji çalışmalarında yer alır, enerji  verimliliği (tasarrufu) dahil.

Sinnvoll: Vollst䮤ige Integration von Solarmodulen in die Dachkonstruktion

Sinnvoll: Vollst䮤ige Integration von Solarmodulen in die Dachkonstruktion

Mesele acilen gündem olmak, görünür olmak. Yurttaşlar bu neymiş desinler, ilgilerini çeksin, sorularına cevap verilsin ve kurulum sürecinde yardım görsünler. Herhalde belediyeleri maddi teşvik vermeye ikna edemeyiz, ama kolaylık göstermek, yardımcı olmak, bürokrasiyi üstlenmek, ödül vermek ve imar yasasının belediyelere verdiği yetkileri kullanarak güneş enerjisine yönelimi desteklemek belediyeler için mümkündür.Belediye imar dairesinde işini gören yurttaşların ve çalışanların başlıca konuştukları konunun güneş enerjisi olacağı günler yakın sanıyorum.

Aslında kısa süre önce Solarbaba platformunda okuduğum tweet’teki öneri uygulansa hızla sonuç alınır: “’Bundan sonra yapılacak her yeni binanın ruhsat alabilmesi için çatısına min 3kw (yaklaşık 30m2, her çatıda bu kadar alan var) güneş enerjisi sistemi kurulması mecburidir‘ şeklindeki tek cümlelik bir yasa-yönetmelik-tebliğ hem enerji bağımsızlığımda hem de istihdama uzun vadede çok önemli bir katkı sağlar.“

Benzer uygulamalar yerel düzeyde, örneğin Almanya’da mevcut – ancak Almanya’da da merkezi uygulamalara giden yol kolay değildi, önce gönüllüler ve aktivistler vardı.

Güneş enerjisinden elektrik üretilmesi için toplumsal dinamizmi harekete geçirmek üzere yeni yollar aramalıyız. Güneş Gönüllüleri bu çabanın önemli bir parçası olmaya devam edecek. Enerji politikalarıyla ilgilenen sivil toplum örgütleri ve aktivistler için bu görev bekliyor: Yüzbinlerce tüketiciyi kısmen ya da tümüyle, doğrudan güneş enerjisi sistemi kurarak yahut enerji kooperatiflerine ortak olarak elektrik üreticisi olmaya yönlendirmek. Bu politik bir eylemdir. Kimi belediyelerin  yenilenebilir enerjilerin yerelde üretilmesine gösterdikleri ilgiyi de politik tavır olarak değerlendiriyorum. Belediyelerin bu alanda mevcut toplumsal potansiyel ile birlikte yollar araması, birlikte yürümesi dileğiyle….

Y.E.S! Yapabiliriz

Yurttaşın Enerji Santrali

(X) G.E.S. kurmayı düşünüyorsanız önce gerçekci bir tahmin yapın, kac lira ayırabilirsiniz?  10 bin TL?,    o zaman firmaya “10 bin liralık bir GES” deyin. İhtiyacın tamamını karşılamayacak olsa da, şebeke bağlantısı sürdüğü için elektriksiz kalmayacaksınız. Mesele evinizi bir günde yüzdeyüz güneş enerjisi kullanır hale getirmek değil, bu dönüşüme acilen katkı sağlamak. Şimdi, hemen.

21-Alper-Öktem

 

Alper Öktem

Güneş Gönüllüsü

 

Köşe Yazıları

Bütün yollar güneşe gidiyor: Seferihisar örneği – Alper Öktem

Enerji üretiminde, üretim araçlarnda -mesela 30 yıl içinde diyelim- hızla bir değişiklik, bir devrim gerçekleşti. Bir şeyler oluyor, daha bir kaç ay önce Konya’da en büyük GES hizmete girdi. Kurulu gücü 22,5 MW. 200 tane böyle GES kurulsa Akkuyu nükleer santrali hayallerinden fazlası yapar. Bunları okuyucu biliyor.

Güneş Gönüllüsü ismiyle yazdığım yazılarda güneş enerjisinin başka bir yönüne dikkatinizi çekmeye çalışıyorum. Tekellerin devasa santrallerinin yanına yurttaşlar evlerinin çatılarına kurdukları pek mütevazi güneş santralleri ile geliyorlar. Öyle ki kimi ülkelerde kurulu güneş enerjisi santrallerinin kurulu gücünün yarısı şahıslara ait (Bu oran bunun için konulan sınıra bağlı tabii).

96

İşte ben bunun üzerinde duruyorum ve okuyucuyu ve tek tük yaptığım sunumlarda dinleyicileri, evet konuştuğum herkesi bu adımı atmaya teşvik ediyorum, toplumsal dinamizmi harekete geçirmeye çalışıyorum. Güneş enerjisinden elektrik üretmek politik bir eylemdir, diye yazdım. Bu sizin Soma’ya, Ermenek’e cevabınızdır dedim.

Güneş enerjisi teknolojisi bireyi üretici yaparken yepyeni bir kollektiviteyi beraberinde getiriyor. Bir köy düşünün, bütün evlerde GES ve akü var ve bütün evler bir networkk oluşturuyor, bir smart grid, akıllı şebeke. Elektrik cereyanı evden eve akıyor ama GES sahibi yurttaşlar bunu birbirlerine satmıyorlar, veriyorlar. (Ama köyün toplamda üretim fazlası şebekeye satılıyor.)

İşte heyecan veren güneş enerjisinden elektrik üretmenin getirdiği sosyolojik, ekonomipolitik, siyasi ve kültürel fırsatlar ve üretim proseslerinde, kullanımda ve organizasyonundaki çeşitlilik, “diversity”. Pek çok insan bi sürü şey düşünüyor. Başka ülkelerden de öğreniyoruz, bu arada Zihni Sinir projeler de çıksa da, bütün yollar güneşe gidiyor.

2015 yılı başlarında yaptığım seminerden sonra arkadaşlara belediye yönetimlerine sunulabilecek bir mektup iletmiştim ve kimi belediyeleri de kendim ziyaret ettim:

“GES alanında eksikler ve fırsatlar da görünür hale geliyor. Bizim dikkatimizi çeken bu alanda yaygın yurttaş katılımını öngören uygulamalar için zemin yaratılmamış olmasıdır. Çevre dostu ve katılımcı demokrasi anlayışlarını temel alarak size bazı önerilerde bulunmak istiyoruz.

Belediye-halk işbirliği ile kentimizde güneş enerjisinden yararlanmayı yaygınlaştırabiliriz. Bunun için şu imkanları görüyoruz: Belediye halk ortaklığı ile kentimizde irili ufaklı güneş enerjisi santralleri kurabiliriz. Bunun ideal biçimi enerji kooperatiflerinin kurulmasıdır ancak mevzuat bu konuda kolaylaştırıcı değildir. Halkın ortak olacağı belediye iktisadi kuruluşu konusu ilk elde ele alınır ve kooperatif kuruluşu için ise uygulanmanın netleşmesi beklenebilir. ….”

Lisansız Elektrik Üretim Yönetmeliğinde 23 Mart 2016 tarihinde yapılan değişiklikle belediye halk ortaklı kooperatifler de mevzuat değişikliğinden yararlanıyorlar. Birkaç gün önce de Avukat Arif Ali Cangı‘nın Facebook sayfasında haberi ve bu haber nedeniyle Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer ve beni kutladığını okudum:

Türkiye’nin ilk “sakin şehri” olan İzmir’in Seferihisar ilçesinde güneş enerjisinden elektrik üretimi için belediye öncülüğünde enerji üretim kooperatifi kurulması için girişim başlatıldı.

Güneş tarlası oluşturma ve binaların çatılarına yerleştirilecek panellerle enerji üretimini öngören çalışmayla ilk etapta 1 megavat elektrik üretilmesi planlanıyor.

Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer, yılın 300 günü güneş alan Ege’de güneş enerjisi yatırımlarının yetersiz olduğuna dikkati çekti.

Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer

Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer

Yenilenebilir enerji yatırımlarına küçük sermayenin de çekilmesi halinde bu potansiyelin hızla değerlendirilebileceğini inandıklarını dile getiren Soyer, güneşli gün sayısı çok daha az olan Almanya’da uygulanan kooperatif modelinin Türkiye için uygun olduğunu gördüklerini ifade etti“.
………………

Burada Belediyelere ve Güneş enerjisinin yaygınlaşması için çaba gösteren herkesi Seferihisar örneğini, belediye-halk işbiliğine (ortaklığına)  dayanan   Enerji Kooperatif   örneğini çoğaltmaya  çağırıyorum.

Güneş enerjisinde doğru olan bunun çatılara kurulmasıdır, katılımcı demokrasi ve milyonlarca insanın üretici olmasıdır, kendisini ifade etmesidir. Belediyeler öncülük etmeli , yol göstermelidir.

Ama tek yol kooperatif değil, tek yol güneş

Gelecek yazıda yeni önerilere yer vereceğim.

Y.E.S! Yapabiliriz

 

97-Alper-Öktem-300x194

 

Alper Öktem

Köşe Yazıları

Güneş Enerjisinden elektrik üretiminde önemli gelişmeler – Alper Öktem

Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmelikte Mart ayında önemli değisiklikler yapıldı. Mevzuat engellerle doluydu. Siyaset ilgilenmiyordu ama sektörden eleştiri geliyordu. Yapılan değişikliklerle özellikle çatılarda küçük ölçekli GES kurmanın önü açılıyor.

Çok önemli gelişmeler

1) Enerji kooperatiflerinin önü açılıyor. Kooperatif üyeleri, için aynı ikamet ve trafo şartı kalktı. Bu engel yok artık. Belediyeler de artık bu yenilenebilir enerji kooperatiflerine ortak olabilir ya da onları destekleyebilir.

2) Tüketim birleştirmek mümkün. (Ben söylemiş olayım, site yahut apartman toplantılarında insanlar enerji politikaları tartışacaklar bir yıl sonra) ve

3) 10 kW kurulu güce kadar çatılara GES kurmak sıfır bürokrasi ile olacak. (Biz Almanyada bu mücadeleyi çatılarda kazandık diyorum sık sık)

Heyecan verici gelişmeler

Uluslararası Güneş Enerjisi Topluluğu (International Solar Energy Society – ISES) – Türkiye Bölümü (GÜNDER), Yüzbin Çatı projesi var.

Almanya 1999 demektir bu! Almanya’da günes enerjisinin önü böyle 1999-2003 arasında uygulanan 100.000 çatı programı ve bunun için kamu desteği verilmesiyle açılmıştı. Yani ucuz kredi, ehven fiyat programı. Milyonlarca kişinin elektrik üreticisi olacağını düşünmek cok heyecan veriyor.

16

…………………………………………………………………

Proje ülkemizde bulunan yaklaşık 8 milyon GES kurulumuna uygun konut, ticari ve yaklaşık 85 milyon m2 sanayi çatısını güneş enerjisi için kullanabilmeyi amaçlamakta. Çatı kurumları için yasal mevzuatın düzenlenerek finansman modellerinin yaratılması, gerekli düzenlemelerin oluşturulması için zemin oluşturulacaktır. Proje durum raporunu buradan okuyabilirsiniz. www.gunder.org.tr

………………………………………………………………………

Ekonomipolitik

Tekelci kapitalizmde yaşıyoruz ve özellikle enerji sektöründe tekelleşme çok ileri noktalara ulaşmış durumda. Enerji sektörü ekonominin can damarı. Beri yanda enerji kaynakları çok çeşitli. Örneğin bugün nakliye için araba kamyon, uçak yahut gemileri fosil yakıt olan petrol ile çalıştırabilirsiniz veya (örneğin Almanya‘da temiz kaynaklardan elde edilen) elektrik enerjisi ile çalışan demiryolu taşımacılığını kullanabilirsiniz. Tercihiniz fiyat ve sürate bağlı olur. Beri yanda yeni teknolojiler giderek daha fazla motoru çalıştırır oldular, elektrikli araba buna bir örnek.

Enerji sektöründe fiyatların oluşumunun bu şekilde sürmeyeceğini de tahmin edersiniz. Örneğin ömrünü 40 yılda tamamlayan bir nükleer güç santralinin sökülmesi masraflarını bu 40 yıl boyunca biriktirmez iseniz nükleerden elde edilen elektrik şu an daha ucuz görünür (torunlarınızın ecdad hakkında ne düşüneceğinin nasıl olsa fiyatı yok). Fakat giderek daha fazla uzman santral sökmek başlangıçta planlandığından çok daha pahalı olacak diyor.

Tabii ileri görüşlü olmak zorunda olan bankacılar ve sigortacılar iklim değişikliğinin fosil kaynaklı yakıtlardan kaynaklandığını biliyorlar ve bunun faturasının termik santrallere çıkacağını görmeye başladılar.

Ama daha önemlisi : Tuhaf bir camın altında kumdan üretilmiş bir düzenek ile güneş enerjisinden elektrik elde ediliyor. Hammaddesi bedava ama bitmiyor, tükenmiyor, kirletmiyor. Ne var bunda diyeceksiniz ama bunu her isteyen yapabiliyor. Ruhları kapitalizmin devri krizlerinin ve fiyatların sürekli inip çıkmasının açtığı yaralardan kurtaracak, korkuları azaltacak yeni üretim aracı, insanla bir düşününce üretici güc.

Bütün yollar güneşe çıkıyor ama

HERKES güneş enerjisinden elektrik üretebiliyor ve bunu yapmak için çok farklı yapılanmalar var:

Güneşe giden yollar diyelim

1) Enerji Kooperatifi kurmak

2) Tüketim birleştirme çerçevesinde apartman , site , köy  vs (çatılara) kurmak

3)  Kendi çatınıza kurmak

4)  Herkese Güneş Enerjisi Santrali gibi bir özyardım programı

5) Pozitif örnek yaratmak, ikna ile, bağış ile, kampanya ile mesela cemevlerine, cami , kilise, sinagoglara, okullara

GES

Tabii bir de büyük ölçekli üretim tesisleri var, güneş çiftlikleri gibi. Bunlar Nükleer Güç Santralleri ya da termik santrallere oranla çok daha fazla istihdam sağlıyorlar.

Ama Güneş Gönüllüsü hesabı şöyle yapıyor:

100.000 çatı x 10 kW= 1milyon kW = 1000 büyük GES x 1000 kW (1MW) = 1000 MW = 1 milyon kW
Yani, bir kaç firma 1000 büyük santral mi kursun? Yoksa 100.000 yurttaş aynı üretimi yapıp, başta enerji politikaları, toplumsal meselelerde söz sahibi mi olsun?

İnsan ve kültür

Ama heyecan verici olan insan ve kültür faktörü. Herkesi üretici yapmak otonomi ile özgürlükler ile insanların bağımlılığını görece azaltıyor. Yabancılaşmaya karşı panzehir burada.

Kısa notlar :

Düzen insanları bağımlı kılıyor, hatta modern sosyal yardım yerine sadaka düzeni geçiyor acaba tersi yol var mı? Evet, desantralize enerji, kendisi üretsin  insanlar.

Niye yaşam alanlarını savunma konusunda aktif olan insan sayısı az? 15 Mayıs’ta termik santrallere karşı Aliaga’da yapılan mitingde niye göreceli olarak az kişi idik?

Yabancılaşma, tasarruf konularına girsek? Enerji konusunu konuşabilirsem, kömüre karşı yürüyüşe cağırabilirim belki, ne dersiniz?

Öztüketim, Bengladeş’te Hindistan’da elektriksiz köylerde olabilir, ama burada? Tabii burada da olur, diye düşündüm, olur mu? Yatırım ortaklığı düşünsek (senin paran benim çatım). GES kurmak orta tabakanın dışına çıkamaz diyorlar, acaba başka yollar yok mu?

Y.E.S! Yapabiliriz
Yurttaşın Enerji Santrali

17-alper_oktem
Alper Öktem
Güneş Gönüllüsü

Köşe Yazıları

Niçin güneşten elektrik, Niçin enerji kooperatifi? – Alper Öktem

Güneş gönüllüsü sizleri ısrarla güneşten elektrik üretmeye çağrıyor. Üstelik güneş enerjisinden elektrik üretmenin politik bir eylem oldğunu söylüyor. 30 Mart 2015 tarihli yazısında sizlerin çatınıza kuracağınız küçük bir panel ile, komşularınızla kuracağınız bir kooperatifle demokrasi arasında bağlantılar kuruyor.

4 m2 güneş paneli ile politika nasıl yapılır?

Almanya’da herşey önce nükleer enerjiyi reddeden insanların yenilenebilir, alternatif enerji aramaları ile başladı. Belki biraz doğrucu davutluk diyeceksiniz ama sokakta nükleer enerjiye hayır diyen insanlar devlet bu işe zorlanıncaya dek beklemek istemediler. Evlerine nükleer güç santralinde üretilen elektriği (nükleer cereyanı!) sokmak istemediler.

12Tabii fotovoltaik ve rüzgar enerjisi teknolojileri yeni yeni gelişmeye başlamıştı ve çok anlaşılır bir argümanları vardı: Güneş ve rüzgar her zaman var ve her zaman bedava.

Üzerinde ‘Nükleer? Hayır teşekkürler‘ yazılı olan ve gülümseyen güneş resmini biliyorsunuz. Karşı görüştekiler ise aynı resme ‘Taş çağına mı dönelim? Hayır asla!’ yazmışlardı.

Sonra Çernobil’de nükleer güç santrali çatladı patladı hem pahalıya mal oldu hem de yaşam alanlarını ve yaşayanları yok ettiği görüldü. Güneş ve rüzgarın hammaddesi bedava olduğu gibi tehlikesinin olmadığı da görülüyordu. Eskilerin deyimiyle, tecrübeyle sabit oluyordu günden güne. En önemli ise güneş panellerinin sayısı hızla artıyordu ve güneşten elde edilen elektrik miktarı böylece arttıkça kirli enerjiye, atom enerjisine gerek olmadığını anlayanların sayısı hızla arttı.

Gölgede 49 derece sıcaklık rekoruna Mersin yeter dedi!

Petrol, kömür ve doğal gazın enerji üretmek için yakılması ile duman çıktığını biliyorsununz. Bu dumanda karbondioksit var.

Dünyanın havasına yüz yıldır giderek artan miktarda karbondioksit ekliyoruz. Karbondioksit ise atmosferi ısıtıyor dünyada sıcaklık artıyor.

Bir yandan kuraklık bir yandan sel. Beri yanda artan sıcaklık yüzünden insanların nefes alamaz hale geldiği deniz kıyısı kentler. Mersin’de 49 derece sıcaklık rekoru haberimiz belki gerçek belki bu yakında gerçek olacak. Bunun kömür santralleri ile ilişkisi olduğunu düşünenler, anlayanlar artıyor. Enerji politikacıları, sorumluları ise daha fazla termik daha fazla nükleer santral cevabını veriyor. Yani devlet temiz enerji üretsin diye beklemek daha fazla iklim değişikliğini razı olmak demek.

(Nükleer temizdir diyenler bir gerçegi saklıyorlar: Nükleer santral için gerekli hammadde uranyum yeraltından çıkartılırken o bölgede çok büyük capta radyoaktif kirlilik yapıyor. Nükleer güç santrallerinin çalıştırılması için bir de başka enerji kaynaklarına mesela termik santrallere ihtiyaç var. )

Özetle

Güneş enerjisinden elektrik üretmekle nükleere termik santrallere gerek olmadığına toplumu ikna edebiliriz.

Milyonlarca yurttaş güneş enerjisinden elektrik üretebilir. Milyonlarca Güneş Enerji Santrali (GES) sahibi insanın olması demokrasiyi güçlendirir. Herkesin kolaylıkla elektrik üretebileceği teknoloji budur.

İsteyen -evi ve uygun çatısı varsa şahsen- bir GES kurar. Ama küçük miktarda paraları bir araya getirip kooperatif kurmak güneş enerjisi kullanımının yaygılaşması için daha uygun görünüyor.

Bielefeld nükleer karşıtları kentin elektrik şirketinin Grohnde nükleer santralindeki ortaklığına son vermesini istiyorlar.

Bielefeld nükleer karşıtları kentin elektrik şirketinin Grohnde nükleer santralindeki ortaklığına son vermesini istiyorlar.

Almanya’dan bildiğimiz, tecrübeyle sabit bir gerçek ise şudur: Enerji sektöründe en fazla işyeri güneş enerjisi alanında açılmaktadır. Nükleer santral iş verecek diyenlere yenilenebilir enerjiler daha fazla istihdam sağlayacak diyorum.

Son olarak belirtmek istiyorum, temiz enerjilerin üretiminin yaygınlaşması için bu enerjilere talep oluşması gerekiyor. Abonelere temiz enerji servis eden yeterince firma var ve fiyatlar yer yer konvensiyonel firmalara göre hatta daha ucuz.

Türkiye’de enerji piyasasında adım adım liberalizasyon gerçekleştiriliyor ancak % 100 temiz enerji (sertifikalı yeşil enerji yahut ekoceryan) henüz gündeme girmedi ama bu çok sürmeyecek. Burada gene Almanya’dan bir örnek vereyim. Bir zamanlar köylerine %100 temiz enerji sağlamak üzere kooperatif kuran Schönau (Şönauv) halkı bir başarı hikayesi yazdı. Bu kooperatif bugün tüm Almanya’da 140.000 aboneye %100 temiz enerji sağlıyor.

Bielefeld nükleer karşıtları kentin elektrik şirketinin Grohnde nükleer santralindeki ortaklığına son vermesini istiyorlar.

Bielefeld nükleer karşıtları kentin elektrik şirketinin Grohnde nükleer santralindeki ortaklığına son vermesini istiyorlar.

Bielefeld Nükleer Karşıtları facebook sayfası

EWS (Schönau Elektrik Tesisleri) adını taşıyan bu kooperatif kazandığı paranın bir kısmı ile müşterilerine kendi güneş santralini kurmaları için teşvik vermek dışında abonelerine bir de enerji verimliliği tedbirleri için destek oluyor, eski beyaz eşyanın az elektrik sarfeden cihazlar ile değiştirilmesine katkı sağlıyor. Tabii nükleere karşı, iklim değişikliğine karşı mücadeleye yaptığı destekler ayrı.

Güneş Gönüllüsü şimdilerde Türkiyelilere nükleer santral işleten elektrik şirketlerini terkedip mesela EWS abonesi olmaya (diğer alternatifler Greenpeace’e ait şirket, Lichtblick ve Naturstrom) çağırıyor.

15-alper_oktem

 

Dr. Alper Öktem

Güneş Gönüllüsü

EnerjiManşet

‘Çernobil’deki nükleer felaketin Türkiye’de de yaşanmasına izin vermeyeceğiz’

“Çernobil ve Fukuşima’dan sonra” Avrupa Eylem Haftası etkinlikleri kapsamında Almanya ve Ukrayna’dan gelen heyetin Türkiye’deki nükleer santral tehidi altındaki bölgeleri ziyareti devam ediyor. Nükleersiz.org’un kurucularından Dr. Angelika Claussen ve Dr. Alper Öktem’in daveti ile Türkiye’ye gelen Ukrayna’dan tasfiye memuru Yuriy Schumchenko, 24 Nisan’da Sinop’ta gerçekleştirdiği konuşmanın ardından 30 Nisan Cumartesi günü de Mersin’de nükleer tehlikesine karşı konuşma yapacak.

Yeşil Gazete – Hürriyet içerik işbirliği ile Hürriyet Gazetesi’nde yer alan haberimize göre 26 Nisan 2016, Çernobil Nükleer Felaketi’nin 30. yıldönümü. Bu kapsamda Avrupa çapında Belarus, Belçika, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya, Polonya, İspanya, Ukrayna ve Türkiye’den sivil toplum örgütlerinin katılımıyla Uluslararası Eğitim ve Değişim Derneği (IBB) çatısı altında oluşturulan Avrupa Çernobil Ağı nükleer karşıtı mücadele ve sağlıklı, sürdürülebilir yaşam hakkı gibi konular çerçevesinde panel, toplantı ve organizasyonlar düzenleniyor.

17

Avrupa Çernobil Ağı’nın Türkiye ayağındaki etkinlikleri ise bu ağın üyesi olan Yeşil Düşünce Derneği ve Nükleersiz.org “Avrupa Eylem Haftası için “Çernobil ve Fukuşima’dan sonra” konulu bir paneller serisi planlamış durumda.

Almanya’dan Türkiye’ye gelen Uluslararası Hekimler Birliği Avrupa Başkanı Dr. Angelika Claussen ve Güneş Gönüllüsü olarak da bilinen Dr. Alper Öktem‘in yanısıra 30 yıl önce Çernobil felaketinin yaşandığı dönemde radyoaktif bölgenin temizliği görevini de yürüten tasfiye memuru Yuriy Schumchenko da Çernobil felaketinin birebir tanığı olarak Sinop ve Ankara’da konuşmalar yaptı. Ankara Nükleer Karşıtı Platform’un ev sahipliğinde düzenlenen organizasyonda Nükleersiz.org koordinatörü Pınar Demircan da   2 yıldır katıldığı Fukuşima anma etkinlik ve organizsyonları üzerinden  Fukuşima’daki son durum hakkında sunum yaptı.

TBMM’DE BASIN TOPLANTISI

21

Heyet, Sinop’taki temaslarının ardından Ankara’ya geçti ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Mersin Milletvekili Prof. Dr. Aytuğ Atıcı‘nın daveti ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) görüşmelerde bulundu. Heyet ile birlikte TBMM’de bir basın toplantısı da düzenleyen CHP Mersin Milletvekili Prof . Dr. Aytuğ Atıcı, Çernobil nükleer faciasının yıldönümünde nükleer tehlikeye dikkat çekerken, “Çernobil’deki nükleer felaketin Türkiye’de de yaşanmasına izin vermeyeceğiz” şeklinde konuştu.

22

Aytuğ Atıcı’nın ardından söz alan Dr. Angelika Claussen ise Türkçe’de yeni yayınlanan “Nükleer Felaketlerle Yaşamak” kitabının içeriği hakkında bilgi verdi. Çernobil Nükleer Felaketi sırasında bölgede bulunan ve radyasyondan etkilenen Yuriy Schumchenko, meclisteki basın toplantısı sırasında sözlerine, “Sizlere Çernobil kazasının hemen ardından bölgenin 30 km çapındaki bölgede geçirdiğim iki haftayı anlatmak istiyorum” diyerek başladı ve “Mayıs 1986’de bölgede tasfiye memuru olarak bulundum, görevim radyoaktif bölgenin temizliği idi. Bir gün terk edilmiş bir köyde, diğer gün radyoaktif kirlilik nedeniyle yeşilliği birdenbire kıpkırmızıya dönmüş bir ormanda çalıştım.” şeklinde konuştu.

Meclisteki görüşmelerde ayrıca Türk Tabipler Birliği adına Dr. Kayıhan Pala da nükleer santrallerin sağlık alanında nelere mal olabileceğine dair bir konuşma yaptı.

Avrupa Çernobil Ağı’nın bileşenleri Yeşil Düşünce Derneği ve Nükleersiz.org’un daveti ile Türkiye’de bulunan heyetin son durağı ise Akkuyu Nükleer Santral’inin tehdidi altındaki Mersin.  Mersin’de 30 Nisan’da nükleer karşıtı bir konefaransa katılacak Dr Angelika Claussen, Dr Alper Öktem ve Yuriy Schumchenko’ya Dr. Umur Gürsoy da eşlik edecek. Gürsoy, Çernobil tanıklıklarının aktarıldığı “Çernobil Halk Mahkemesi” kitabını dilimize kazandırmıştı.

YENİ KİTAP: NÜKLEER FELAKETLERLE YAŞAMAK

Çernobil’in 30 yılı anması etkinliklerinde yeni bir kitap da yayınlandı. Yeni İnsan Yayınevi tarafından basılan ve Türkçe’ye Dr. Alper Öktem’in kazandırdığı kitabın yazarları ise Dr. Angelika Claussen ile Alex Rosen.

19

Kitabın Türkiye’de yayınlanmasını müteakip 4 Mayıs Çarşamba akşamı Yeryüzü Derneği’nin Kadıköy’deki ofisinde kitap tanıtımı ve kokteyl de düzenlenecek. Buluşma kapsamında Dr. Ümit Şahin’in kolaylaştırıcılığında gerçekleştirilecek, “Nükleer Felaketlerle Yaşamak: Çernobil ve Fukuşima’nın Sağlık Üzerine Etkileri” söyleşisinde ise kitabın yazarlarından Angelika Claussen ile çevirmeni Alper Öktem katılımcılar ile buluşacak.

 

(Yeşil Gazete, Hürriyet)

Kategori: Enerji