Türkiye

BDP’de kazan kaynıyor: Olağanüstü kurultay çağrısı

0

Kapatılan DEP eski milletvekillerinden BDP üyesi Mahmut Alınak, BDP Merkez Yürütme Kurulu’nun, (MYK) Kürt sorununun demokratik çözümü için AKP’yi baskı altına alamayacağının ortaya çıktığını ifade etti. Alınak, BDP MYK’yı istifaya davet ederken Aralık ayı içinde kurultaya gitme çağrısında bulundu.

Alınak, “BDP üyesi” imzasıyla yaptığı yazılı açıklamada PKK’nın süren eylemsizlik kararı ile Kürt sorununun demokratik çözümü için büyük bir fırsat doğmasına karşın BDP MYK’nın geçen zaman içinde basın açıklamaları dışında herhangi bir varlık gösteremediğini savunarak “Yürütme Kurulu’nun sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik projelerle sistemi kilitleyerek Kürt sorununun demokratik çözümü için AKP’yi baskı altına alamayacağı ve savaşın önüne geçemeyeceği artık gün ışığına çıkmıştır. Bu durum karşısında Aralık ayı içinde seçimli kurultay yapılması tarihi bir görev ve zorunluluk haline gelmiştir” dedi.

-“İÇİŞLERİ BAKANI’NI İSTİFA ETTİRMELİYDİK, AYAĞINA GİTTİK”-

BDP’nin yakın tarihi hakkında değerlendirmelerde bulunan Alınak, PKK’nın eylemsizlik kararına karşın operasyonların sürdüğünü, buna karşın BDP’lilerin sadece demeç verdiğini ifade ederek iki defa “canlı kalkan olma kararı verildiğini ve ikisinin de yüzlerine gözlerine bulaştırdıklarını” kaydetti. Aynı durumun Hatay Dörtyol’a gidişte de yaşandığını, BDP’nin Dörtyol’a girişine izin verilmeyince geri dönüldüğünü anımsatan Alınak, “Ya hiç yola çıkmamalıydık ya da o barikatın önünde çadır kurup günlerce, gerektiğinde aylarca beklemeliydik” dedi.

Güler Zere’yi dava arkadaşlarının başlattıkları kampanya ve oluşturdukları kamuoyu desteği ile hapishaneden çıkarmayı başarmalarına karşın Meclis’te grubu olan ve milyonlarca insanın oyunu alan bir parti olan BDP’nin, bugüne kadar tek bir hasta insanı cezaevinden çıkartamadığına da dikkat çeken Alınak, BDP Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır’ın koltuk değnekleriyle Meclis grup toplantısına katıldığını da hatırlatarak “Peki biz ne yaptık? Biz demeç verdik. Oysa ne pahasına olursa olsun o İçişleri Bakanı’nı istifa ettirmeliydik. Dünyayı dar etmeliydik AKP’ye. Biz bunu yapmadık, o cılkı çıkmış diyalog adına defalarca İçişleri Bakanı’nın ayağına gittik, elini sıktık, çayını içtik” dedi.

-“BELEDİYE BAŞKANLARIMIZ TOPBAŞ’A OY VERDİ, BU NASIL SİYASET?”-

BDP MYK’nın, BDP’li belediyelere “devrimci projeler” koyamadığı eleştirisinde bulunan Alınak, “Belediyecilikte dünya belediyecilik tarihine geçerek, ezilen öteki dünya halklarına örnek olabilirdik. Peki biz ne yaptık? Geçenlerde Meksika’da yapılan Dünya Belediyeler Birliği Başkanlık seçiminde belediye başkanlarımız genel merkezin talimatı ile gidip AKP’li Kadir Topbaş’a oy verdiler. Bu nasıl bir siyaset, nasıl bir muhalefet anlamak mümkün değil” görüşüne yer verdi.

Kürtçe’nin kullanılması için ortaya çıkan imkanların da değerlendirilmediğini kaydeden Alınak, “Meclis kürsüsünde Kürtçe konuşabilmek için tüm dünyanın sempatisini kazanacak ve ‘Haksızlığın bu kadarı da fazla’ dedirtecek projeler geliştirebilirdik. Ama yapmadık. Aynı şey milletvekili yemini için de yapılabilirdi, ama yapılmadı” dedi.

-“DEVRİM PARTİSİ DEĞİL SEÇİM PARTİSİ OLDUK”-

Alınak, BDP’de parti içi demokrasi bulunmadığını, Genel Başkan ve yöneticileri kurultayın değil üç-beş kişinin belirlediğini ifade ederken “Parti için demokrasi olmadığı için binlerce yetişkin kadro atıl hale gelmiştir. Parti ve halk iradesini hiçe sayan bu uygulama en başta partiye ve halka zarar vermektedir. Bu haliyle olsa olsa köle bir toplum yaratabiliriz ki, buna hakkımız yoktur” değerlendirmesinde bulundu. Alınak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Açıktır ki, biz devrim partisi değil seçim partisi olduk. Bu haliyle birkaç ay sonra yapılacak seçimde 150-200 milletvekili çıkarsak bile devlete ve hükümete adım attıran bir güç olmayacağız. Çünkü biz epeyce bürokratlaştık; mücadele ederek ve kurumlaşarak haklarımızı tesis etmek gibi bir siyasal gelenek yaratmadık, yaratmak istemedik. Bu haliyle seçimden sonra tekrar silahlar patlayacak, siyaset yeniden kana bulanacak. Bunun devletten sonra ikinci derecede sorumlusu da biz olacağız.”

Diyarbakır’daki KCK davasındaki sanıkların BDP tarafından “kaderleri ile baş başa bırakıldığına” işaret eden Alınak, “Peki biz ne yapıyoruz? Biz Diyarbakır’a gidiyoruz, basına demeç veriyoruz. Bıçağın kemiğe dayandığı bu cebelleşmede ya bıçak kırılacak ya da kemik” dedi.

-“BU DİRİ POTANSİYEL BAŞKA ÜLKEDE OLSA DEVRİM OLURDU”-

Alınak, açıklamasını şöyle tamamladı: “Ben bilmiyorsam lütfen siz söyleyin; bizim hükümeti sıkıştıracak kaç projemiz var? Hükümeti hangi konuda kıskaca alabildik? Geride bıraktığımız dört yıl içinde hükümeti sallayan hangi pratiği sergileyebildik? Yaşanmakta olan devrimci duruma ve arkamızdaki büyük halk desteğine rağmen hükümete hangi demokratik adımı attırabildik? Bir tek örnek gösterebilir miyiz?

Dediğim gibi şimdiki politik tarzımız değişmeden sürerse, medyada haber olmaktan başka bir şey olmayız. O zaman da etkileyen, değişime zorlayan, değiştiren ve baskıları gerileten bir güç çıkmaz ortaya. Sayıları neredeyse iki bini bulan partili arkadaşımız hala cezaevinde ise, bunda bizim caydırıcı bir güç olmayışımızın çok etkisi vardır. Siyasetin anayasası güçtür. Gücünüz yoksa her türlü haksızlığa açık hale gelirsiniz.

Ama tarzımızı demokratik radikalizm ve her alanda kurumlaşma yönünde değiştirirsek şimdi hayal bile edilmeyen değişim ve dönüşümlere imza atabiliriz. Şu sözümü ister bir eleştiri, ister bir sitem olarak kabul edin: Değişim isteyen bu diri potansiyel başka bir ülkede olsaydı devrim olurdu. Ama bizde olmuyor. Peki neden? İşte soracağımız ve cevabını mutlaka bulmamız gereken soru budur.

Zaman düğümü çözme zamanıdır. İç ve dış dengeler elverişlidir. Gelgelelim merkez yürütme kurulumuz bu tarzı ve kapasitesi ile bu büyük dönüşümü gerçekleştiremez, başaramaz. Tüm bu nedenlerle Yürütme Kurulu’nun istifa etmesi ve Aralık ayı içinde seçimli kurultay toplanması tarihi bir ihtiyaç ve ödev haline gelmiştir.” (ANKA)

Kategori: Türkiye

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.