LGBTİ+ManşetYerel

Aydın LGBTİ+ Dayanışması ilk eylemini nefret söylemine karşı yaptı

Koronavirüs salgınına karşı tedbirlerin sıkılaştırılmasından çok değil birkaç gün önce Aydın merkezde ilk LGBTİ+ örgütü kuruldu: Aydın LGBTİ+ Dayanışması.

16 Mart’ta kurulan örgüt ilk toplantısını kurulduğu gün yaptı, hemen ardından gelen sokağa çıkma yasakları ve karantina tedbirleri dolayısıyla ikinci toplantılarını planladıkları tarihte yapamadılar, ancak geçtiğimiz gün yaptıkları son eyleme kadar etkinliklerini çevrimiçi ortamda sürdürdüler. Bugün, yalnızca gönüllülerinin sayısı 22’ye ulaştı, aralarında öğrenciler, psikologlar ve hukuk danışmanları da var. Sivil toplum örgütleriyle, derneklerle ve kuruluşlarla iletişim içinde salgın elverdiği kadar faaliyetlerine devam ediyorlar.

Yeşil Gazete olarak Ege‘nin bu muhafazakar sayılabilecek kentinin ilk LGBTİ+ örgütünü selamladık.

Renkli Güvercin’den Aydın LGBTİ+ Dayanışması’na

Aydın LGBTİ+‘dan Damla, nasıl bir araya geldiklerini şöyle anlatıyor:

2019 yılının şubat ayında Kuşadası‘nda Renkli Güvercin LGBTİ+ örgütü kurulmuştu. Kuşadası’nda örgütlülük gösteriyordu; yeri geldi homofobik, transfobik söylemlere maruz kaldık, yeri geldi çok güzel ilgi gördük, acısıyla tatlısıyla 1.5 seneyi geride bıraktık.

Aydın LGBTİ+ Dayanışması’ndan Damla sorularımızı yanıtladı

Renkli Güvercin hala var ama yeri Kuşadası merkezde olduğu için Aydın merkezdeki LGBTİ+ arkadaşlarımız oraya gitmede zorlanıyordu. Çünkü hem yol bir saat sürüyor hem de pek destek alamıyorlardı arkadaşlar; dahası herkesin maddi durumu iyi olamayabiliyor arkadaşların çoğu da öğrenciydi.

İlk eyleme 30’un üzerinde katılım

Renkli Güvercin içinde örgütlü olanlar, Aydın LGBTİ+’yı kurmaya hemen karar vermemişler, toplumsal dokunun Kuşadası’na göre daha az yeniliklere ve farklılıklara açık olması kendilerini düşündürmüş. Bir sene boyunca tabanı yokladıktan sonra bunun olabileceğine karar vermişler, ilk toplantılarını da 16 Mart’ta yapmışlar. İlk toplantılarına gelen dokuz kişinin kendilerini çok sevindirdiğini söyleyen Damla’nın anlattığına göre, sokakta yaptıkları ilk eylemlerine ise 30-35 civarı kişi katıldı. Damla bu sayıya yalnızca çevrimiçi faaliyetleriyle ve sosyal medya çalışmalarıyla ulaştıklarının altını çiziyor:

Bu eylem pandemi sürecinde LGBTİ+’lara yönelik nefret söylemlerine ve hedef göstermelere karşı yapıldı. Diğer örgütlerden, HDP Kadın Kolları, CHP Kadın Kolları, Alevi Derneği, Aydın Kadın Dayanışması Platformu gibi pek çok farklı örgütten, dernekten ve milletvekillerinden destek aldığımızı gördük.

Peki Aydın’da LGBTİ+ hak mücadelesine katılacak olanları neler bekliyor? Aydın’da yaşamasa da çok sık gidip geldiğini söyleyen Damla, kentin LGBTİ+’lara yönelik tutumunu genel olarak şu sözlerle anlatıyor:

Aydın’da, Kuşadası’nda “rahat” yaşayabiliyoruz evet, ama nefret söylemlerine çok maruz kalıyoruz. Yoldan geçerken laf atanlar, gözle şiddet uygulayanlar, psikolojik şiddet uygulayanlar, sözlü taciz, “top”, “ibne”, “yuvarlak” gibi sözler… Yani bizim aslında LGBTİ+fobi ve yobazlık dediğimizde kastettiğimiz esas olarak bu: Söylenenler ve gözleriyle nefret kusanlar.

‘Bir minibüs dolusu polis…’

Aydın LGBTİ+’nın son eylemi, aslında eylemlilik yasağı sürecine denk gelmiş. Damla’nın anlattığına göre kolluk kuvvetleri kendilerine, kent meydanında eylem yapamayacaklarını; eylemlerini açık alanda yapmak istiyorlarsa tarihini değiştirmelerini ya da derneğin önünde yapmalarını söylemiş. Nitekim grup kent meydanına gittiğinde alanda polislerin olduğunu görmüş. Bunun üzerine İHD’nin önünde gittiklerinde ise karşılarında bir minibüs dolusu polisi görmüş ve anlam verememişler. Damla hissettiği duyguyu “Terörist değiliz yasadışı bir şey yapmıyoruz bir minibüs silahlı polis bir grubun karşısında durması ne kadar doğru bilemiyorum” diyerek anlatıyor.

Polisler Damla’nın isim ve soyismini aldıktan sonra koronavirüsü gerekçe göstererek eylemi içeride yapmalarını istemiş. Grup buna itiraz edince -“Beyan ettiğiniz sebep koronavirüs ve bu kadar insanın bir ofise tıkılıp orada basın açıklaması yapmasını mı istiyorsunuz?”- polis de üstelememiş, Aydın LGBTİ+ da böylece ilk eylemini kazasız belasız yapabilmiş. 

Artan nefret söylemi

Kendisine son olarak pandemiyle birlikte artan nefret söylemiyle ilgili neler düşündüğünü de sorduk. Damla da, bu alanda hak mücadelesi yürüten pek çok kişi gibi LGBTİ+’larla alakası olmayan sorunların bu kesime mal edilmesinden ve hedef haline getirilmesinden şikayetçi:

Diyanet’in sözleriyle başladı nefret söylemi dalgası: “Nesli çürütüyor… Hastalıkları beraberinde getiriyor… HIV virüsünü çoğaltıyor…”

HIV’in eşcinsellere özel bir virüs olmadığını hatırlatan Damla, Kur’an kurslarında çocuklara tecavüz edilmesine sessiz kalan bir kurumun böyle bir çıkış yapmasına anlam veremediğini söylüyor:

Eğer ki Müslüman bir ülkede yaşıyorsak ve Diyanet İşleri Başkanlığı‘nın bizim dinimizi temsilen orada olduğunu düşünüyorsak, ki sözde öyle (böyle olmaması gerekir) Ben şu halde Diyanet İşleri Başkanlığı’nı din temsilcisi olarak görmüyorum.

‘İstanbul Sözleşmesi’ni kaldırtmayacağız’

Sosyal medyada dalga dalga yayılan nefret söylemi ise yabancısı oldukları bir şey değil; ancak vazgeçmeye niyetleri yok:

Yüzyıllardır yaşadığımız şeyler bu nefret söylemleri. Bunlar bizi yıldıramaz. Yüksek mertebelerdeki kişilerin söylemlerine gelirsek… Bu kişilerin 18 yıl önce nasıl bizlerin haklarının savunulması gerektiğini söylemişlerse yine aynı söylemleri onlara hatırlatıyoruz ve uygulamalarını istiyoruz.

İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılması için çalışılıyor. Onlar istedikleri kadar bunu istesin, kaldırtmayacağız. Eğer bu yapılırsa ben eminim ki Türkiye’deki tüm örgütler, kadın örgütleri, LGBTİ+ örgütleri, sivil toplum kuruluşları, partiler ve dernekler ayağa kalkacaktır.

Böyle şeyler bizi yıldıramaz. Her zaman olduğu gibi ayaktayız ve örgütlü mücadelemize devam ediyoruz. Asla da vazgeçmeyeceğiz.

Kategori: LGBTİ+