DünyaManşet

Avrupa Komisyonu üyesi Neelie Kroes, “Türkiye’de yargı bağımsızlığı yok”

0

Gezi Parkı Direnişi’nde 21. gün. Cumartesi akşamı polisin iki ayrı koldan yaptığı saldırı ile direnişçiler parktan çıkarıldı. Gelen son haberler muhtemelen kendisinin “çevrecilerin daniskası” olduğunu ispat etmek isteyen Erdoğan’ın emri ile parkın köşe bucak ağaçlandırıldığı yönünde.

Avrupa Komisyonu’nun sesi de gün geçtikçe daha sert çıkmaya başladı artan polis şiddeti ve gün geçtikçe dozunu yükselten hukuksuzluk üstüne.

Sesi en sert çıkanlardan birisi de, Avrupa Komisyonu üyesi sağ eğilimli liberal Hollandalı politikacı Neelie Kroes

Kroes, yazdığı bir mektupta Türkiye’de başını alıp giden hukuksuzluk örneklerini tabiri yerinde ise yerden yere vuruyor.

Neelie Kroes’un yazısını 3 ayrı dilde (Türkçe, İngilizce ve Flemenkçe) yayınlıyoruz.

Türkçe çeviriyi gerçekleştiren arkadaşımız Özde Çakmak’a teşekkürlerimizle

Türkçe

Türkiye’nin kritik anı

Bu hafta Hollandalı resmi bir gözlemciden Türkiye’de temel haklar ve adaletin nasıl ele alındığında dair endişe verici bir hikaye duydum.

Barolar Birliği başkanı, avukatların haklarının çiğnendiği konusunda hakime itiraz etmiş ve duruşma görülürken dilekçe sunmuştu.

Şüphesiz Türkiye’deki avukatlar gizlice dinleniyor, korkutuluyor ve fakat duruşmalarda işitilmiyorlar. Bu olayın hemen ertesinde, barolar birliği başkanının kendisi kabul edilemez biçimde savcıyı etkilemeye çalışmakla suçlandı.

Dehşet verici

Geçtiğimiz günlerde dava yüzlerce avukat mevcut olmasına karşın en fazla yirmi kişinin sığabileceği bir alanda görüldü.

Asıl caydırıcı olan ise “gerektiğinde müdahele etmek üzere” binanın içerisinde bekleyen coplu, zırhlı ve gaz maskeli polis ekibiydi. Mahkeme başkanı, hakimlerin ismini kaydettikten sonra alan yeterli olmadığı için oturumu kapattı. Duruşma 10 Ekimde devam edecek. Yargı bağımsızlığı bundan böyle yok gibi görünüyor. Türk basını bile bu yaklaşımla avukatların değil, yargının saygınlığını yitirdiğini yazdı.

Bu hikaye Türk toplumunda olup bitenleri yansıtıyor. Küçük bir oluşum, bir yanardağın harekete geçmesi için yeterli olabilir. İstanbul’daki yeni yapılanma planlarına itiraz olarak başlayan şey, iki hafta içinde Başbakan Erdoğan’ın otoriter politikalarına karşı geniş çaplı bir protesto hareketine dönüştü.

Öğrenciler ve sendikalar, vatandaşlar, askerler, gazeteciler ve avukatlar: değişim çağrısı toplumun her kesiminden çok sayıda şehirde duyulabilir. İslam dininin politika üzerinde giderek artan etkisi de bu duruma kısmen tuz biber ekmiştir.

Demokrasi

Tüm dünyanın gözü önünde gerçekleşen barışçı protestolara aşırı polis müdahelesi, protestocuların endişelerini doğruluyor.

Vatandaşı duyan yok, basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğü tanınmıyor. Tweet atanlar bile isyana teşvik, propaganda ve dezenformasyon yarattıkları gerekçesiyle tutuklanıyor. Bu, Türk yetkililerin kendi vatandaşlarından ne denli uzak olduğunu gösteriyor. Binlerce yaralı, çok sayıda ölü ve giderek büyüyen bir protesto hareketi karşılıklı diyalogu beceremediklerini doğruluyorlar. Hükümetin yapı planlarında referanduma gitme çözümü de vatandaşlarının değerlerine ve hislerine ne denli sağır olduğunu gösteriyor. Atatürk’ün tercihi bu olmazdı.

Erdoğan’ın “Demokrasi, sizi varacağınız yere götürdükten sonra indiğiniz bir trendir” ifadesi kabul edilemez. Demokrasi ve temel haklar, Avrupa Birliği’ne girme koşullarının olmazsa olmazıdır. Bu bize Türkiye’de reformları teşvik etmek için önemli bir vasıta sağlıyor.

Neelie Kroes- Avrupa Komisyonu üyesi”

İngilizce

Turkey’s crucial moment

This week I heard from a Dutch official observer a worrying story about how fundamental rights and justice are handled in Turkey.

The dean of the Bar Association had objected with the judge in court concerning a violation of the rights of the laywers and while the court was in session handed in a petition.

Lawyers in Turkey are indeed bugged, intimidated and not heard at sessions. Immediately thereafter, the dean himself was charged by the prosecution to try to influence the judge in an  unacceptable manner.

Intimidating

The case was recently handled in  a space suitable at most for   twenty people, this while hundreds of lawyers were present.

Downright intimidating was the platoon police with baton, shield and gasmask inside in the building, ‘to intervene when necessary’ After

It was downright intimidating platoon police with batons, shields and gas mask in the building, “to intervene when necessary. After the president of the court had recorded the names of his fellow judges he closed the session because the space was not suitable. The case will be continued on October 10. Of an independent judiciary  seems to be no more. Even the Turkish press wrote that with this approach the judiciary had lost his face,  not the legal profession.

This story reflects what’s going on in Turkish society.  A small occasion can be enough to erupt a volcano.  What started as  opposition to new construction plans in Istanbul, grew within two weeks into a broad protest movement against the authoritarian policies of the Turkish Prime Minister Erdogan.

Students and unions, citizens, soldiers, journalists and lawyers: from all levels of society and in several cities, the call for change can be heard. Partly fueled by the underlying concern of the growing influence of Islam on politics.

Democracy

The excessive police crackdown on peaceful protests for the eyes of the world confirms as clear as crystal the concerns of the protesters.

Citizens are not heard, press freedom and freedom of expression are not recognized. Even twitterers are arrested for sedition, propaganda and disinformation. This shows how far the Turkish authorities are from their own people.  With thousands injured, several deaths and a growing protest movement they confirm their inability to equal dialogue. The solution of the government to hold a referendum on the construction plans also illustrates deafness for the  values ​​and feelings of their citizens. This would not have been Atatürk’s choice.

Erdogan’s statement ‘Democracy is a train that takes you to your destination and then you get off ‘ is unacceptable. Democracy and fundamental rights are at the heart of the conditions for accession to the European Union. This gives us an important tool with which to promote reforms in Turkey.

Neelie Kroes European Commissioner”

Flemenkçe

” Turkijes cruciale moment

Deze week hoorde ik van een officiële Nederlandse waarnemer een zorgwekkend verhaal over hoe er in Turkije met grondrechten en rechtspraak wordt omgegaan.

De Turkse deken van de orde van advocaten had bij de rechter bezwaar gemaakt tegen een schending van de rechten van advocaten en overhandigde ter zitting een petitie.

Advocaten in Turkije worden namelijk afgeluisterd, geïntimideerd en op zittingen niet gehoord. Meteen daarop werd de deken zelf door het OM aangeklaagd wegens het op ontoelaatbare wijze van beïnvloeden van de rechter.

Intimiderend

De zaak werd onlangs behandeld in een ruimte die hooguit geschikt was voor twintig mensen, terwijl er honderden advocaten aanwezig waren. Ronduit intimiderend was het peloton politiemensen met wapenstok, schild en gasmasker in het gebouw, om ‘in te grijpen als het nodig was’. Nadat de voorzitter van het gerecht de namen van zijn mederechters had genoteerd, sloot hij de zitting omdat de ruimte niet geschikt was. De zaak wordt op 10 oktober vervolgd. Van onafhankelijke rechtspraak lijkt geen sprake meer te zijn. Zelfs de Turkse pers schreef dat de rechterlijke macht met deze aanpak zijn gezicht had verloren, en niet de advocatuur.

Dit verhaal weerspiegelt wat er breder aan de hand is. Een kleine aanleiding kan genoeg zijn om een vulkaan van ongenoegen te laten uitbarsten. Wat begon als verzet tegen bouwplannen in Istanboel, groeide in twee weken uit tot een brede protestbeweging tegen het autoritaire beleid van de Turkse premier Erdogan. Studenten en vakbonden, burgers, militairen, journalisten en advocaten: uit alle lagen van de samenleving en in meerdere steden klinkt de roep om verandering. Mede gevoed door de onderliggende zorg van de groeiende invloed van de islam op de politiek.

Democratie

Voor het oog van de wereld bevestigt het buitensporige politieoptreden tegen vreedzame protesten, glashelder de bezwaren van de demonstranten. Burgers worden niet gehoord, persvrijheid en vrijheid van meningsuiting worden niet erkend. Zelfs twitteraars worden gearresteerd wegens opruiing, propaganda en desinformatie. Dit toont aan hoe ver de Turkse autoriteiten af staan van hun eigen bevolking. Met duizenden gewonden, meerdere doden en een groeiende protestbeweging bevestigen zij hun onvermogen tot een gelijkwaardige dialoog. De oplossing van de regering om een referendum over de bouwplannen te houden, illustreert ook nog eens doofheid voor waarden en gevoelens van hun burgers. Dit zou Atatürks keuze niet geweest zijn.

Erdogans uitspraak ‘Democracy is a train that takes you to your destination and then you get off’ is onacceptabel. Democratie en grondrechten liggen in het hart van de voorwaarden voor toetreding tot de Europese Unie. Hiermee hebben we een belangrijk middel in handen om hervormingen in Turkije te bevorderen.

Neelie Kroes is eurocommissaris”

Türkçe’ye çeviren : Özde Çakmak

(Yeşil Gazete / Türkiye)

Kategori: Dünya

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.