İklim KriziManşet

Afet riskinin ölümcül mayasında etkin bir madde: İklim Değişikliği

0
Paris İklim Zirvesi'nden bir kare. Görsel: Christophe Ena/AP

Helen Clark ve Robert Glasser tarafından The Guardian‘da yayımlanan haberi Yeşil Gazete gönüllü çevirmeni Merve Yavuz‘un çevirisiyle sunuyoruz.

***

2005’in Ocak ayında BM üyesi devletler tarafından kabul edilen Hyogo Çerçeve Eylem Planı (HFA) 10 yılı aşkın bir süredir insanların afetlerden kurtulmasını sağlayan ve geçimlerini devam ettirmelerini destekleyen eşi görülmemiş bir hareket oldu. Peki bir ilerleme katedildi mi?

Afet Epidemiyolojisi Araştırma Merkezi ve büyük sigorta şirketleri 2015 yılında ölen, etkilenen insan sayısının ve afetlerin sebep olduğu ekonomik kayıpların 10 yıllık ortalamanın altında olduğu konusunda aynı fikirdeler.

Ancak, afet yönetimi konusunda mı daha iyiye gidiyoruz yoksa afet riskini mi azaltıyoruz? Bu iki olgu arasında önemli bir fark var ve bu farkın kalkınma üzerinde ciddi bir etkisi mevcut.

Paris İklim Zirvesi'nden bir kare. Görsel: Christophe Ena/AP

Paris İklim Zirvesi’nden bir kare. Görsel: Christophe Ena/AP

Daha iyi afet yönetimi sadece afet riskini azaltmak ile ilgili ise temelinde yatan sebepleri ele almıyor olabiliriz. Afetlerdeki artışın tehdit haline geldiği bu dönemde daha iyi bir hazırlık ve müdahale gerekli ve övülmeye değer bir durum olsa da risk azaltımı da en az onlar kadar önemli.

İklim değişikliği afet riski  konusunda etkisi gittikçe artan güçlü bir unsur. Halihazırda doğal tahribatla ilişkili afetlerin en az %90’ı iklim ile ilişkili. Geçtiğimiz yıl Avrupa ve Asya’da binlerce insan sıcaklık dalgaları sebebiyle hayatını kaybetti. Kuraklık ve taşkın olayları da-etkisi hala süren güçlü El Niño gibi normal iklim değişkenliğinin şiddetlendiği durumlar dahil olmak üzere- artıyor.

Deniz seviyeleri ve yüzey sıcaklıklarının artması havada yüksek nem birikmesi ile sonuçlanıp daha yoğun kasırga ve  tayfun oluşumuna sebep olur. Bu durum, geçen yıl Hindistan ve Pasifik Okyanusu’nda gözlemlendi: Meksika’da toprak kaymasına sebep olan şimdiye dek görülmüş en kuvvetli kasırga meydana gelirken, Vanuatu ve diğer Güney Pasifik bölgelerini 5. kategori fırtına vurdu.

Hızlı kentleşme hem iklim hem de jeolojik tahribat riskini arttırıyor. Nüfus artışı, göç ve plansız/çarpık kentleşme ile olası zararlar hızlı bir şekilde artıyor.

Küresel ölçekte 2030 yılına kadar mevcut olacak kentsel çevrenin yarısından fazlası inşaat aşamasında. Eğer bu durum planlanmamış, imar kanunu ve çevresel etkiler önemsenmiyor ise afet riski büyüyecektir. Kuşkusuz can kaybı, geçim kaynağı ve altyapı problemlerini de beraberinde getirecektir. Kentsel gelişimde dikkate alınması gereken risk faktörü, meydana gelebilecek kayıpları belirleme, kaynakları ve insan yaşamını koruma potansiyeline sahip.

İklim değişikliği ile mücadelede Paris antlaşması ileriye doğru büyük bir adım olsa da, yükselen sıcaklıkların ve etkilerinin dizginlenmesi on yıllar alacaktır. İklim değişikliği uyumunun ve afet riski azaltımının öncelenmesi ihtiyacı hiç bu kadar açık ve acil olmamıştı.

Birçok yerde daha iyi afet yönetimi ve erken uyarı sistemlerinin daha etkili kullanılması sayesinde ölüm oranı azalıyor. Ancak riski azaltmak için yoksulluk ve eşitsizlik, hızlı ve plansız kentleşme, ekosistem tahribatı, zayıf risk yönetimi dahil olmak üzere ele alınması gereken pek çok konu var.

Eyleme geçme olanağı tanıyacak yasal ve usule uygun bir politik ortam ve daha iyi bir risk yönetimi gereklidir. Yatırımları yönlendirmek amacıyla daha fazla ulusal afet kaybı veritabanı oluşturulmalıdır.

Geçtiğimiz yıl Mart ayında Sendai Afet Riski Azaltma Çerçevesi kabul edildi. Bu çerçeve, kalkınma bağlamında afet riskinin çok faktörlü yönetimini teşvik ediyor ve afet risklerinin karmaşık yapısına dikkat çekiyor. Aynı zamanda bu riskler arasındaki -yeni risk oluşumuna ve kayıplarda artışa sebep olabilecek-  etkileşime değiniyor.

Bu çerçeve ayrıca sürdürülebilir kalkınma hedefleri, kalkınmanın finanse edilmesi için Addis Ababa eylem gündemi ve Paris Antlaşması’nın kabulünün yaşandığı yoğun geçen bir yılda kalkınma ilintili ilk büyük gündemi oluşturdu.

Şimdi bu anlaşmalar arasındaki bütünlüğü sağlamak ve böylece çevresel, teknolojik ve biyolojik tehditlere direnci güçlendirmek üzere iklim uyumu ve afet riski azaltım yöntemlerinin işbirliği içinde çalışmasını sağlamak için kaçırılmayacak bir fırsat var.

*Robert Glasser: BM Afet Riski Azaltma Dairesi Başkanı ve BM Genel Sekreteri Afet Riski Azaltma Özel Temsilcisi

 

Haberin İngilizce Orijinali

Yazı: Helen Clark ve Robert Glasser

Yeşil Gazete için çeviri: Merve Yavuz

(Yeşil Gazete, The Guardian)

 

 

 

 

 

Kategori: İklim Krizi

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.